3 Mayıs 2015 Pazar

Philip Roth - Karşıt Hayat

Philip Roth - Karşıt Hayat

Roman, bir olayın (olay adına bir şey de yok aslında romanda) farklı kurgularını içeriyor. Aynı şeyi başka türlü anlatmak, olaylar öyle değil de böyle olsaydı kurgu nasıl olurdu diye düşünmek yerine bu düşünceleri yazmak gibi. Her olasılık farklı bir bölümün içeriğini oluşturuyor ve sonuç olarak edebi bir saçmalık çıkıyor karşımıza. Neden saçmalık diyorum; çünkü bu tastamam postmodern roman kategorisi için yazılmış bir metin (yani moda olan akım postmodernizm olduğu için bu şekilde yazılmış bir roman).
Okura neler sunuyor; bu tekniğin başarılı bir uygulamasını görüyoruz. Bunun yanı sıra Nathan Zuckerman karakteri aracılığıyla yoğun şekilde Siyonizm var satır aralarında. Bunlara ek olarak anlatacak hikâyesi olmadığı halde roman yazmak (doğrusu, popüler olmak için yazar etiketiyle varolmak) isteyen elemanlar için yazmak hakkında üstü örtülü çok fazla detay mevcut bu romanda.

Birinci bölüm, Basel
Nathan Zuckerman’ın kardeşi Henry Zuckerman; bir diş hekimi, asistanıyla (Wendy) ilişkisi var. Henry kalp rahatsızlığı geçiriyor. Tedavi sürecinde kullandığı ilaçlar onu iktidarsız yaptı. Henry için erkeklik sorunu kalp rahatsızlığından çok daha önemlidir. Bu mutsuzluk romanın ilk bölümünün hâkim temasıdır.

Henry, ilaç tedavisinin berbat yan etkilerinden mustarip,
Henry artık sabah ereksiyonuyla uyanamıyor, karısı Carol’la ya da (…) asistanı Wendy’yle ilişkiye girebilecek cinsel gücü kendinde bulamıyordu.

…geriye kalan son tesellisi Nathan’ı tekrar aradı…

Henry bu sorunun çözmek için operasyon geçirir ancak masadan kalkamaz. Cenazesinde şöyle bir aldatmaca gelişir; erkeklik sorunu yaşayan Henry eşini mutlu edebilmek için operasyon geçirir ve eşinin mutlu etmek pahasına hayatını kaybeder! Ne kadar da dokunaklı… Hâlbuki bütün bunlara sebep metrese olan seksüel arzudur.

…bir erkek için diş kaybetmek ağır bir deneyimdir. Erkek için bir diş, küçük bir penistir.

…bir an olsun bile bırakmazdı senin elini.
Şimdi bıraktı ama. Hepimiz burada onun evindeyiz, oysa Henry orada, mezarlıkta.

İkinci bölüm, Yahudiye
Henry bu defa operasyon geçirmemiş bunun yerine İsrail’de yaşamaya karar vermiştir. Eşi Carol, Nathan’dan kardeşini geri dönmeye ikna etmesini ister. Nathan kardeşini dönmeye ikna edemeden tek başına geri döner.

Ayakları yere âşık olamayacak adar sağlam basıyor.

Üçüncü bölüm, Havada
Nathan bindiği uçakta İsrail’de tanıştığı Jimmy ile karşılaşıyor. Jimmy uçağı kaçırmaya teşebbüs ediyor. Nathan’la birlikte tutuklanıyor.

Jimmy: “Sır tutabilir misin? (…) bu uçağı kaçıracağım” diye fısıldadı kulağıma.
“Öyle mi? Tek başına mı peki?”
“Hayır, seninle”

Jimmy daha silahı çantasından çıkaramadan, biri koltuğunun arkasından üstüne çullanıp onu kafakola aldı.
Beni koridor boyunca yerlerde sürüklenirken, insanlar koltuklarından kalkıyor, bazıları da “gebertin şunu!” diye bağırıyordu.

Jimmy: “Nathan dedi ki… bana dedi ki “Bunu al.” Ben de aldım ve uçağa soktum. Onu baba gibi görüyorum… bu yüzden yaptım.”

T.S. Eliot’ın nefis şiirindeki purolu küçük Yahudi kimdi?

Dördüncü bölüm, Gloucestershire
Burada roller değişir, kalp rahatsızlığı olan kişi bu defa Nathan’dır. Nathan, tıbbi bir operasyona girmeyi düşünür. Yanında yaşadığı Maria ile evlenip İngiltere’ye yerleşmeyi planlıyor. Operasyon sırasında ölerek yazarı bu kurgudan kurtarıyor.

Nathan’ın cenazesindeyiz. Henry, Nathan’ın tüm aileyi rencide eden bir romanından dolayı kızgın ve de kırgındır. Cenazeden sonra Henry, Nathan’ın dairesine gider. Günlüğünü bulur ve yok eder. Burada Nathan’ın yazdıkları aracılığıyla romanın bütününe dair bir değerlendirme okuyoruz.

…bir sürü ağaç ve kırlık… Yeşil, Gloucestershire demektir.

Onu gömdüler
Nathan’dan geriye en fazla kabartma tozunun konulduğu bir kutuya boşaltılacak kadarı kalmıştır.

Nathan’ın masasının ortasında, üzerinde “Taslak No. 2” yazılmış bir kutu duruyordu.

“Basel” başlıklı ilk bölümde onun adını kullanmış, güya onun başına gelmiş şeyleri konu almıştı.

Herkese ismiyle yer verilmişti.

…hikâyedeki her şey ya kuyruklu bir yalan ya da gerçeklerin gülünç bir parodisiydi.

“Basel” Henry’nin kalp rahatsızlığı üzerine… Nathan’ın değil… (s. 226-227)

İkinci bölüme “Yahudiye” başlığını vermişti.

Bir başka sorunlu, değersiz “Henry” örneği daha… (s. 228-229)

“Hıristiyaniye” başlıklı son bölüm, bütün bunlardan kaçış hayali gibiydi.

“Taslak No. 1”i bulmak için etrafa bakınarak bir saat daha geçirdi.
…bulabildiği tek şey (…) Nathan’ın (…) Kudüs’te (…) tuttuğu günlük…

Beşinci bölüm, Hıristiyaniye
Nathan ve Maria evlidir. Çift İngiltere’ye yerleşmiştir. Maria’nın annesi anti-semitisttir. Yahudilik vs. konular etrafında geyiklerle bu bölüm devam eder. Kayınvalidesiyle tartışan Nathan, Maria’nın da bu tartışmaya dâhil olmasıyla birlikte mutlu birlikteliğini kaybeder.
Bu son bölümde Maria, romanın bir kahramanı olarak Nathan’a sitemler eder ve romanı terk ettiğini söyleyerek sahneden çekilir.

Maria ve ben (…) aramızdaki yaş farkından dolayı (Maria 28 yaşında Nathan onun babası olacak yaşta) uyumsuz bir çift gibi görünüyorduk muhakkak.

…herkesin Yahudileri sevdiğini sandığın Amerika’ya geri dön!

(Maria)
Sevgili Nathan,
Ben çıkıyorum. Ben çıktım. Hayatından çıkıyorum; ben kitaptan çıkıyorum… (s. 313)

The Counterlife
Türkçeleştiren: Burç İdem Dinçel
Yapı Kredi Yayınları

Ocak 2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder