29 Mayıs 2015 Cuma

Rönesans

Rönesans
‘Modern Felsefe’ deyimi geniş anlamda Rönesanstan yirminci yüzyılın ortalarına
kadarki süreyi, spesifik anlamda ise 17.-18. yüzyıl felsefesini ifade eder.

‘Modern’ terimi Latince, ‘modus’ teriminden gelmektedir. ‘Modus’ tarz, kip anlamlarına gelir. Bu terimden türetilen ‘modo,’ içinde bulunulan zaman ya da son zamanlar anlamına gelmektedir. Yine bu sözcükten türetilen ‘Mode,’ (Türkçesi moda) giyimde ve tutumlarda şu an geçerli olan tarz demektir. ‘Modern’ terimi ise en son tarzlar, yöntemler ya da fikirlerle yapmak, yapmayı sürdürmek anlamındadır ve sanat, müzik, edebiyat ve dansta belirli çağdaş eğilimlere ve okullara işaret eder. İkinci anlamı, Ortaçağın bitiminden günümüze dek gelen zaman aralığına ilişkin olan ya da bu zaman aralığında yer alan şeylere işaret eder. Üçüncü olarak, bir dilin gelişim sürecinin en son aşamasına göndermede bulunur. Dördüncü olarak kelimesi kelimesine alındığında, modern zamanda yaşayan bir kişiyi niteleyebilir.

Rönesansla birlikte tanrısal özne bir tarafa bırakıldı ve bireysel insan, düşünen ve eyleyen özne olarak tarih sahnesinde yerini aldı. Bu durum sanatta ve felsefede bir insancılık (hümanizm) akımının doğmasına yol açtı.

Rönesans’ terimi, ‘yeniden doğuş’ anlamına gelmektedir.  Yeniden doğan/doğması istenen ise Antik Yunan ve Roma’da egemen olan düşünce ve uygulamalardır.

Hümanizm
‘İnsancılık’ (hümanizm) terimi en genel anlamıyla insan aklını, etik ve adalet kavramlarını temele alan, batıl inanışları ve doğaüstü olan her şeyi yadsıyan bir dünya görüşüdür.

Erken Dönem İtalyan Hümanistleri
Rönesansın bir özelliği de Latin dilinden ana dillere dönüşte kendini gösterir. Eserlerini İtalyanca kaleme alan Dante (1265-1321) bunun ilk örneğidir. Floransa’da doğan Dante, Ravena’da sürgünde ölmüştür. Divina Commedia adlı eseriyle İtalyan dilinin babası sayılır. Eser, Dante’nin cehennemde başlayıp cennette sona eren yolculuğunu konu edinir. Yolculuğunda hayranı olduğu şair Vergilius ve sevdiği kadın olan Beatrice ona kılavuzluk eder.
Monarchia adlı eserinde siyasi görüşlerini ortaya koyar. Eserde evrensel barış ortamının tesis edilmesi için evrensel monarşiyi gerekli görür. Eserde Papa’ya kıyasla İmparatordan yana tavır almıştır. Ona göre imparatorun gücünün kaynağı Papa değil direkt olarak tanrıdır.

Doğaya hayranlık duyan Petrarca (1304-1374) Avrupa’yı dolaşarak ilk turist unvanını almıştır. Augustinus’a hayranlıkla Secretum adında, diyaloglara dayalı bir eser kaleme almıştır. De Vita Solitaria adlı eserinde yalnızlığa ve sessizliğe övgüler düzer. Felsefi eserlerinde insanın etik yaşamı üzerinde durur. Ruhun özgürlük ve dirliği onun için mutlulukla eş anlamlıdır. Ruhun dışsal kaygılardan ve arzulardan arınabilmesi için insanın yalnız kalması, içe dönük bir yaşam sürmesi gerektiğini söyler.

Boccaccio (1313 - 1371), Antik Yunancadan tercümeler yapmıştır. Decameron adlı profan öykülerden oluşan eseriyle meşhurdur. Genealogia Deorum Gentilium Libri adlı eseri, mitoloji araştırmacıları için dört yüz yıl boyunca temel başvuru kaynağı olmuştur.

Mirandola (1463-1494) İtalya’da Modena yakınındaki Mirandola’da doğdu. De Hominis Dignitate (İnsanın Değeri Üzerine Kehanet) adlı yazısı Rönesans hümanizminin temel metinlerinden biridir. Mirandola, insanı Tanrı’nın bu dünyadaki benzeri olan onurlu bir varlık olarak görmüş ve bilgiye ulaşmada sürekli araştırmanın önemini vurgulamıştır.

Erasmus (1466-1536) Rönesansın en ünlü hümanistlerindendir. Yeni Ahit’in Latince çevirisini yapmıştır. Martin Luther’in kiliseye karşı yönelttiği eleştirilerin temel noktalarını içtenlikle paylaşmıştır. Luther bir eylem adamı olarak davranırken, Erasmus bir düşünür, eleştirmen olarak kalmıştır.

Martin Luther (1483-1546) Alman bir köylünün oğludur. Hukuk okuduktan sonra papaz olmaya karar verdi. Papaz olduktan sonra Hristiyan dini içinde reform yapmaya girişti ve Protestanlık mezhebinin ortaya çıkmasını sağladı. Felsefi bakımdan Ockhamlı William’dan çok etkilenmiştir. Luther Tanrıyı anlama yolunda ussal güçlüklere dikkat çekti ve Tanrıya giden yolda imanın zorunluluğuna yer verdi. Dinsel reform girişiminde akla karşı iman tezinden güç alarak savaşımını sürdürdü. Luther’e göre, doğruluk, özgürlük ve Hıristiyan yaşam için tek şey zorunludur; o da İsa’nın İncilidir. Bunun dışında kilisenin istediği ya da zorladığı öteki kalıplaşmış uygulamaların hiçbirinin değeri yoktur.

Montaigne (1533-1592) hukuk eğitimi almış, Parlamentoda konsil olarak çalışmıştır. Denemeler adlı eseriyle felsefeci ve edebiyatçı pek çok insanı etkilemiştir. Eserinde “ne biliyorum?” sorusu ile yola çıkar ve bu soru ışığında kendi yargılama gücü aracılığıyla dünyayı sorgulamaya girişir. Onun için kuşkuculuk, insan hayatını olumlayıcı bir tutumun kaynağıdır.
---

Modern Felsefe I
Prof. Dr. Sara Çelik
Anadolu Üniversitesi Yayınları, Yayın No: 2588
Haziran 2012, Eskişehir



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder