2 Ağustos 2019 Cuma

Sevr ve Lozan Antlaşmaları hakkında karşılaştırmalı bir değerlendirme


Sevr ve Lozan Antlaşmaları hakkında karşılaştırmalı bir değerlendirme

Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S. 58, Bahar 2016, s. 21-37
Temuçin Faik Ertan

Birinci Dünya Savaşı’nın genel sonuçlarına bakıldığında çok uluslu imparatorlukların ve savaşı kaybeden monarşilerin yıkıldığı, yerlerine ulusal devletler ile cumhuriyet rejimlerinin kurulduğu görülür. Osmanlı Devleti de savaşı kaybeden devletlerden biri olarak benzer sonuçla karşı karşıya kalmıştır.

Sevr Antlaşması genel olarak Birinci Dünya Savaşı’nın bir sonucu iken, özelde ise Mondros Mütarekesi sonrasında ortaya çıkan sürecin bir parçasıdır.
Buna karşılık Lozan Antlaşması (…) Türk Kurtuluş Savaşı’nın ve bu savaş sonucunda imzalanan Mudanya Mütarekesi’nin bir parçasıdır.

Mondros Mütarekesi sonucunda başlayan işgallerin devam ettiği günlerde toplanan Paris Barış Konferansı Sevr’e giden süreçte önemli bir kilometre taşıdır. …konferansta, Osmanlı ülkesinin paylaşılması konusunda tartışmalar yaşanmış ve ileriye dönük kararlar alınmıştır.
…savaş yıllarında 1915-1917 yılları arasında yürütülen gizli diplomasi sonucunda Osmanlı toprakları İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya arasında paylaşılmış ve savaş sonrasına dair işgal planları yapılmıştır.
Paris Barış Konferansı’nda esas olarak Osmanlı topraklarının paylaşılması ele alınmıştır. İtalya bu paylaşımda istediğini alamazken onun yerine Yunanistan, Anadolu’dan pay isteyen yeni bir güç olarak paylaşım listesine adını kaydettirmiştir.
Ayrıca başta Araplar olmak üzere, Ermeni ve Kürt unsurlara yakın geleceğe dönük vaatlerde bulunulması da ihmal edilmemiştir.

Paris Barış Konferansı’nda belirlenen esaslar çerçevesinde savaşın öteki mağlup devletleri olan Almanya, Avusturya ve Bulgaristan ile 1919 yılı içerisinde, Macaristan ile de 1920’nin başlarında antlaşma imzalanmasına karşın, Osmanlı Devleti ile imzalanması düşünülen antlaşma gecikmiştir.
Misak-ı Milli’nin ilanını cezalandırmak isteyen İtilaf Devletleri, İstanbul’un işgaliyle yetinmemişler ve daha sonra Sevr’de imzalanacak olan antlaşmanın esaslarını görüşmek üzere 18-26 Nisan 1920 tarihinde San Remo’da bir araya gelmişlerdir.
Osmanlı Hükümeti temsilcisi eski sadrazam Tevfik Paşa’ya 11 Mayıs 1920’de koşulları açıklamışlardır.
Haziran 1920’de başlayan Yunan ileri harekâtı karşısında çaresiz kalan Damat Ferit Hükümeti, İngilizleri kızdırmamak üzerine inşa ettiği genel politikasının da bir gereği olarak antlaşmayı imzalayacağını açıklamıştır.

Sevr, Mondros Mütarekesi ve Anadolu’da yaşanan işgallerinin bir sonucu, Lozan Antlaşması’nın ise işgallere karşı gelişen direnişin ve Mudanya Mütarekesi ile sonuçlanan askeri başarıların bir sonucu

Sevr 433 madde, Lozan ise 143 maddeden oluşan bir antlaşmadır.

Sevr Antlaşması Osmanlı Mebusan Meclisi’nin dağıtıldığı bir dönemde imzalandı.
Osmanlı temsilcileri tarafından imzalanmıştır.


…ilginç olan konu, hem Sevr’de hem de Lozan’da imzası bulunan tek devlet adamının Venizelos olmasıdır.
Megali İdea’nın en önemli savunucularından biri olan Eleftherios Venizelos, Sevr Antlaşması’nı Yunanistan Başbakanı olarak imzalarken, Lozan Barış Konferansı’na herhangi bir yetkili makamda bulunmamasına karşın Yunan heyetinin başkanı olarak katılmıştır.

Sevr ve Lozan antlaşmalarındaki benzerliğin Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı ilgilendiren hükümler içermeleri olduğu söylenebilir.

Sevr Antlaşması’nın Mısır, Sudan, Kıbrıs, Fas, Tunus, Bingazi, Adalar Denizindeki Cezayir ile ilgili maddelerinin hulasası Osmanlı Devleti’nin tüm bu topraklardaki haklarından vazgeçmesi üzerinde toplanmıştır.

Lozan Antlaşması’nda 17-21. maddeleri Mısır, Sudan, Kıbrıs ve Libya ile ilgili olup, Türkiye’nin bu topraklardaki haklarından 5 Kasım 1914 tarihi itibariyle vazgeçtiğine ilişkindir.

Sevr Antlaşması’nın 27-35. maddelerinde düzenlenen sınırlara göre Türkiye’nin Trakya sınırları Çatalca yakınlarındaki Podima-Kalikratya çizgisinden geçerken, Lozan Antlaşması’na göre Karaağaç Türkiye’de kalmak üzere Meriç Nehrine kadar genişletilmiştir.

Sevr’de İzmir, Ege Bölgesi ve Trakya bölgesi Yunanistan’a verileceğine; Antalya ve Konya civarının İtalyanların nüfuz bölgesi olacağına; Çukurova bölgesi ile Malatya-Sivas-Mardin bölgesinde Fransızlara nüfuz alanı oluşturulacağına dair koşullar bulunurken, Lozan’da bu hükümler tümüyle çıkarılmıştır.

Suriye sınırıyla ilgili olarak Sevr’de Karataş burnundan başlayarak Osmaniye, Bahçe, Gaziantep, Birecik, Urfa, Mardin ve Nusaybin’i güneyde ve Suriye topraklarında bırakan bir sınır çizilmişken, Lozan Antlaşması’nda 20 Ekim 1921’de TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması’ndaki sınır kabul edilmiştir.

Sevr Antlaşması’na göre Türkiye-Irak sınırı Musul’un kuzeyinden geçerken, Lozan Antlaşması’nda yapılan görüşmelerde uzlaşma sağlanamamış ve bu nedenle de sınırın tespiti antlaşmanın imzalanmasından 9 ay sonra yapılacak Türk-İngiliz görüşmelerine bırakılmıştır.

Sevr’de Doğu Anadolu’da bir Ermeni devletinin kurulacağına ve bir Kürt özerk bölgesi oluşturulacağına dair koşullara da Lozan Antlaşması’nda yer verilmemiştir.

Sevr’e göre; Boğazlardan geçiş serbest olacak ve uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecektir. Yasama ve yargı yetkisine sahip olan komisyonun kendi polis örgütü, bütçesi ve bayrağı da olacaktır. Buna karşılık Lozan Antlaşması’nda İtilaf Devletlerinin işgali tümüyle kalkacak ve Boğazlar Türkiye’nin başkanlığındaki uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecekti. Bu komisyonda Türk temsilcinin yanı sıra Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan’ın temsilcileri bulunacaktı. Ayrıca Çanakkale mıntıkasında sahilden 20 kilometrelik bir bölge ile İstanbul Boğazı’nın her iki tarafının 15 kilometrelik mıntıkası asker ve silahtan arındırılacaktı.

Sevr Antlaşması’nda İstanbul Constantinople’dur. Türkiye’nin başkenti Constantinople’dur ve Sultan burada oturacaktır.

Sevr Antlaşması’na göre; padişahın korunması için 700 kişilik bir güç oluşturulacaktır. Türkiye’nin sadece 35.000 kişilik ve top kullanmayan bir jandarma gücü olacaktır. Subay ve diğer yöneticilerin sayısı bu sayının 1/12’sini geçemeyecektir. Osmanlı ordusundaki toplam asker sayısı 50.700 olacaktır. Ayrıca Türkiye’yi askerlik konularında denetlemek için müttefikler arası düzenleme ve denetleme komisyonları kurulacak ve Türkiye’nin hava kuvvetleri ve uçakları olmayacaktır.

Sevr’de kapitülasyonlar ve diğer imtiyazlarla ilgili olarak azınlıklar ve yabancılar lehine düzenlemeler yapılırken, Lozan Antlaşması’nda kapitülasyonlar -beş yıllık geçiş süresi saklı kalmak koşuluyla- bütün sonuçlarıyla kaldırılmış ve imtiyazların tasfiyesi yoluna gidilmiştir.

Sevr Antlaşması’na göre Türkiye’nin kabotaj hakkı olmayacaktır. Müttefikler Türk limanlarında istedikleri gibi insan ve eşya nakledebileceklerdir. Türkiye 1600 tondan yukarı gemilerini müttefiklere teslim edecektir.

Sevr Antlaşması’nda Türklerin cezalandırılmasının amaçlandığı görülür. Buna karşılık Lozan Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin yerine kurulan yeni Türk devletinin varlığını tescil eden bir sözleşme niteliği taşımaktadır

Sevr savaşa, Lozan barışa yol açmıştır.

Lozan Antlaşması ile Türkler, istedikleri bazı toprakları alamamışlardır, fakat askeri ve siyasi açıdan kontrollerinde bulunan hiçbir toprak parçasını da terk etmemişledir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder