25 Ağustos 2019 Pazar

İtilaf Devletleri’nin Türk-Yunan Savaşı’nda Tarafsızlık İlanı (13 Mayıs 1921)


Abdurrahman Bozkurt - İtilaf Devletleri’nin Türk-Yunan Savaşı’nda Tarafsızlık İlanı (13 Mayıs 1921)
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın akabinde (…) Yunanlılar Osmanlı topraklarını işgal ederken Atina’da (…) Kral Alexander’in ölümünden sonra müttefikler tarafından desteklenen Venizelos hükümeti iktidardan düşmüş, Kral Konstantin tahtına dönmüştü. Bu gelişmelerin ardından İtilaf Devletleri Yunanistan’a verdikleri desteği kesmeye başlamışlardı.
Bundan sonra İngiltere’nin teklifi doğrultusunda İtilaf Devletleri, Türk-Yunan Savaşı’nda tarafsızlıklarını ilan etmişlerdi.

Sevr Antlaşması’nı yürürlüğe koymakta sıkıntı yaşayan İtilaf Devletleri, Yunanlıları harekete geçirerek Anadolu’da gelişen Milli Hareketi yok etmeyi hedeflemişlerdi.

Milli Mücadele sadece askeri bir direnişten ibaret değildi. Yürütülen mücadelenin milli vasfı, İtilaf Devletleri açısından başlıca endişe kaynağıydı. Milli Hareketin geniş bir yelpazede milli ve dini tezlerle desteklendiğini düşünen
İtilaf Devletleri’nin endişeleri daha da artmıştı.

I. Dünya Savaşı başladığında (…) Başbakan Venizelos İtilaf Devletleri saflarında savaşa girilmesini savunduğu halde Kral Konstantin ülkesinin savaşa girmesine taraftar değildi.

Venizelos, 29 Eylül 1916 tarihinde Selanik’e giderek burada Etnik-i Amina (Milli Savunma) adlı bir ihtilal hükümeti kurdu.
Yunanistan’da artık iki hükümet vardı.
İngiltere ve Fransa Venizelos’a destek olmak amacıyla Atina hükümetini denizden ablukaya almıştı.
Atina hükümeti sonunda görevden çekilmek zorunda kalmıştı. Konstantin de tahtından feragat ederek yerini oğlu Aleksadr’a bırakmış, Yunanistan’ı terk etmişti.
Venizelos hükümeti, 1 Temmuz 1917 tarihinde Osmanlı Devleti’ne savaş açmıştı. Çalkantılı bir dönemden geçen Yunanistan, 1918 yılı Eylül ayında Makedonya Cephesi’ndeki çatışmalara fiilen katılabilmiş, kısa bir süre sonra da savaş sona ermişti.
Venizelos hükümetinin Türk topraklarını işgal etmek için yaptığı harcamalar mali sıkıntıları daha da arttırmıştı.
14 Kasım 1920 tarihinde yapılan seçimlerden Venizelos büyük bir hezimetle çıkmış, yapılan halkoylaması sonucunda Kral Konstantin tahtına dönmüştü.
İngiltere ve Fransa, Yunanistan’a verdikleri mali desteği kesmişlerdi…

Yunanlılar, işgal altındaki İstanbul’u askeri bir üs ve iaşe kaynağı olarak kullanıyorlardı. Patrikhane’nin ve İstanbul’un işgalinden sonra şehre gelen Yunan denizcilerinin çabalarıyla kurulan Yunan Milli Müdafaa teşkilatı başta İstanbul olmak üzere Anadolu’nun muhtelif bölgelerindeki Rum gençlerini Yunan ordusuna kazandırmak için çaba sarf ediyordu.

Yunanlıların Boğazlara doğru ilerleyen gemilere yönelik tutumları Müttefik Orduları Başkumandanı Harington’u tedirgin etmekteydi.
Harington, İstanbul’un Yunanlılar tarafından askeri bir üs olarak kullanılmasına karşıydı.

Harington ve Rumbold’un önerileri, İngiltere’nin izlediği politikalarda yaşanan değişimi hızlandırmıştı.

13 Mayıs 1921 tarihinde ilan edilmek üzere hazırlanan beyanname:
İngiltere, Fransa ve İtalya işgali altındaki bölgelerde tarafsızlık prensiplerinin uygulanacağı netleşmişti.
İşgal edilen bölgelerde savaşan taraflar, asker toplayamayacak ve ordu teşkil edemeyeceklerdi. Yunanistan uyruğu şahıslar Yunanistan’a, Türk uyruğunda bulunanlar işgal bölgesi dışındaki Türk topraklarına rahatça gidebileceklerdi.

Müttefik temsilcileri tarafından alınan tarafsızlık kararının, mezkûr bölgede Yunan askerlerinin bulunmasından dolayı hayata geçirilmesi zordu. Yunanlılar yaptıkları operasyonlarda Boğazlar bölgesini askeri üs olarak kullanmaya devam ediyorlardı.
Müttefiklerin tarafsızlık kararının ardından Boğazlar bölgesindeki Yunan birlikleri İngiliz kumandasına girmek istemişlerse de İngiliz hükümeti bu teklifi kabul etmemişti.

10 Ağustos 1921 tarihinde Paris’te toplanan Yüksek Konsey tarafsızlık kararına yeni bir boyut getirmişti. İngiliz Başbakanı L. George, müttefiklerin tarafsızlık meselesini “katı bir şekilde” yorumladıklarını belirterek özel şirketlerin savaşan taraflara ihraç yapmalarına izin verilmesini önermişti.

Yüksek Konsey son olarak Sevr Antlaşması ve Boğazların güvenliği meselelerini ele almıştı.
Boğazların serbestliğini garanti etmek üzere gerekli kuvvet meselesi ise hava, kara ve deniz temsilcileri ile müzakerede bulunacak şekilde Versay’daki askeri temsilcilere havale edilmişti.

…zehirli gazlar dışındaki savaş malzemeleri özel şirketler tarafından Yunanlılara ve “Kemalistlere” satılabilecekti.
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Yıl: 2010, Cilt: 26, Sayı: 76 (s. 27-53)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder