9 Ağustos 2019 Cuma

Abdurrahman Velid Ebüzziya Dönemi ve gazeteciliği


Neslihan Kılıç - Abdurrahman Velid Ebüzziya Dönemi ve gazeteciliği – Doktora Tezi - Özet
(Lozan ve Boğazlar meselesi)

6 Temmuz 1923 tarihinde yayınladığı 79. Lozan Mektubunda: “Biz şimdiye kadar bir hayli defalar tayyareye bindiğimiz, ezcümle on sene evvel memleketimizde tayyarecilik yeni başladığı sıralarda Mısır yolunda şehit olan Fethi ve Nuri Beylerle de tayarân eden ilk gazeteci olduğumuz cihetle bu defa tayarândan bir endişe hissetmiyor, bilakis bir cevelân-ı havâî yapacağımızdan pek memnun oluyorduk” ifadelerine yer vermiştir.
…bu uçuş, 8 Kasım 1913 tarihli gazetede “Gazetemizin tayyarecilik muharriri Osman Vehbi Bey dün tayarân ederek 35 dakika İstanbul üzerinde cevelân eylemiştir” şeklinde yer almıştır (Tasfir-i Efkâr, Numara: 907-108, 1).
…havacılığın tüm dünyada henüz emekleme aşamasında olduğu bir zamanda Velid Bey, uçuş deneyimi yaşayan ilk Türk gazetecisidir (s. 44-45).

Velid Bey, İkinci Lozan heyetinde yer alan birkaç gazeteciden biridir. Yaklaşık dört ay süren müzakere sürecinde Velid Bey, havacılığa olan ilgisiyle de yine dikkat çekmiş ve Lozan’da bulunan sivil havacılığa ait bir tesisi ziyaret ederek Lozan şehri üzerinde bir uçuş gerçekleştirmiştir (s. 47).

İkinci Lozan görüşmelerinde Türk heyeti içinde yer alan gazetecilere, masrafları için günlük yevmiye ve yolluk şeklinde bir ödenek ayrılmış ancak Velid Bey, milletin hazinesinden ayrılan bu ödeneği kabul etmemiştir. Lozan’daki görüşmeleri gazeteci sıfatıyla takip edeceğini, bunu okuyucuya duyurarak, gazetenin satış yapacağını ifade etmiş ve diğer gazetecilerin aksine yüklü miktarda olan bu ödeneği kabul etmemiştir (s. 80-81).

Birinci Lozan görüşmelerinde yer alan gazeteci Hüseyin Cahit Bey, kendisine günlük 50 Frank kardeşine de aylık 400 Frank ödenek verilmesini talep etmiş, bu talebin kabul edilmemesi heyet içinde bir gerginliğe yol açmıştır. Ayrıca Hüseyin Cahit Bey, konferansın serencamını ilk elden takip eden bir kişi olması sebebiyle, konferanstaki kimi bilgileri kendi şahsi menfaati için kullanmış ve İstanbul’daki döviz spekülatörleriyle iş birliği yaparak İngiliz Lirasının Türk parası karşısındaki dalgalanmasından yararlanmaya çalışmıştır (Tevhid-i Efkâr, Numara: 3713-685, 1.). / s. 81

“İki Defa Tahsisat Alan Mebuslar” ve “Mebusların Tahsisatı Meselesi” başlıklı yazılarında Velid Bey, 1923 seçimlerinden dolayı bir kısım milletvekilinin çift maaş aldığını, ülkenin açlık ve sefaletten kırıldığı bir dönemde mebuslara ayrılan bu ödeneğin toplumsal vicdanı rahatsız ettiğini söylemiş (“İki Defa Tahsisat Alan Mebuslar”. Tevhid-i Efkâr, Numara: 3822-794, 1; “Mebusların Tahsisatı Meselesi”. Tevhid-i Efkâr, Numara: 3827-799, 1.)

…devletin kuruluşundan sonra modernleşme adı altında yapılan kimi uygulamaları eleştirmiştir: “Dans İptilası mı, Dans Belası mı?” başlıklı haberde Beyoğlu’nda son zamanlarda sayısı giderek artan bar ve pavyonlara üniversitedeki kız öğrencilerin sıklıkla gitmeleri eleştirilmekte ve Avrupai bir yaşam tarzının Türk gençliğinin felaketi olacağı dile getirilmektedir (Tevhid-i Efkâr, Numara: 4018-989, 1 - (24 Mart 1924).

Türk toplumunun kültür ve yaşayış tarzına uygun olmadığına inandığı bir takım uygulamaları eleştirmiş, bu nedenle (…) mürteci ve irtica suçlamalarına muhatap olmuşlardır.

Mudanya Konferansı, Milli Mücadele ve İkinci Lozan görüşmeleri Velid Bey’in doğrudan takip ettiği olaylardır.

Türk tarafının kendisine dayatılmak istenen konulardaki tavizsiz tavrından dolayı Avrupa gazetelerinde sıklıkla atıfta bulunulan bir cümle “Türkler mağlup olduklarını unutuyorlar” şeklindedir. Velid Bey’e göre batı basınında bu cümlenin bu kadar sıklıkla dile getirilmesi Türk delegasyonunun Lozan’da taleplerinin azaltılması amacına yöneliktir (s. 171).

Patrikhane Mondros Mütarekesi sırasında Türk’ün en büyük düşmanı olan, Anadolu’da her türlü canavarlıklara imza atmış olan Yunanlılarla iş birliği içinde bulunmuş İstanbul’daki bütün Rum kiliseleri düzenli olarak her Pazar Yunan bayrağını çekerek Yunan ordusunun başarısı için dua etmiştir.

“Bugün Lozan sulhunu akdetmekle bu muazzam İmparatorluğun beşte dördünü resmen terk etmiş oluyoruz.
(…)
Bugün Lozan Ahitnamesi ile bütün bu yerler elimizden çıkmış ve koca İmparatorluğumuz küçük bir Türkiye’ye inkılâb etmiş bulunuyor. O cihetle, Avrupa’nın bize sekiz aylık insafsızca müzâkerât ile pek pahalıya sattığı sulhun bir de bu netâyicini düşündükçe derin teessür duymamak kâbil değildir.
(…)
Lozan sulhuyla koca bir İmparatorluk küçük Türkiye hâlini almış oluyor. Fakat bu küçük Türkiye hiç olmazsa bundan sonra hür, müstakil, her türlü esbâb-ı inkişafa mâlik, mukadderatına sahip bir devlet olacaktır. Eğer müthiş fedakârlıklar, havsalasız ziyâ‘lar mukabilinde ihraz ve istirdâd ettiğimiz bu istiklal ve hürriyetin kıymetini bilerek kendimizi bundan sonra hüsn-i idâreye muvaffak olursak, bu küçük Türkiye yine cihânın siyaseti ve mukadderâtı üzerinde en nâfiz te’sirleri icra edecek pek kuvvetli ve satvetli bir devlet olabilir.” / Velid Ebüzziya. (22 Temmuz 1923). “Lozan Mektupları – 90. Mektup”. Tevhid-i Efkâr, Numara: 3789-761, 1.

“Her halde Lozan muahedesi, Şark meselesini esasından halleden, Türk milletinin mevcudiyetinde yeni ve pek mühim bir devre açan, bütün âlem-i İslâm için mebde’-i fevz ve felâh olan ve edvâr-ı âlemi ikiye bölerek tarihin mühim bir dönüm noktasını teşkil eyleyen bir vesikadır.” / Velid Ebüzziya. (23 Temmuz 1923). “Lozan Mektupları – 91. Mektup”. Tevhid-i Efkâr, Numara: 3790-762, 1.

Musul meselesi ve Boğazlar’ın statüsü Lozan’da nihai çözüme kavuşturulmamış iki önemli meseledir. Musul konusu, Cemiyet-i Akvama havale edilmiş, Boğazlar meselesi de 1936’daki Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi ile nihai şekline kavuşmuştur.

Anlaşmanın imza törenine ait olan bir fotoğrafın gazetede yayınlanması dikkat çekicidir. Ancak Velid Bey bu fotoğrafın kendisi tarafından çekildiğini fakat Ali Naci’nin bu fotoğrafı kendisinden çaldığını iddia etmiştir.

“…Daha sabahtan bir Yahudi fotoğrafçı peylemiştim. Vadettiğim üç misli paraya mukabil bütün işlerini bırakacak benim resimlerin camlarını on beş dakikada yıkayıp çekiverecekti. Hınzır Yahudi vaadine rağmen beni iki saatten fazla oyaladı. Nihayet elime bir kaç resim tutuşturdu. Ben keyiften heyecandan ve telaştan hangi camları çektiğini, hangilerini de vermediğini tetkike imkân bulamadım. Ve doğru postanın yolunu tuttum.
Birkaç gün sonra gelen gazeteleri elime alınca bir de ne göreyim. Benim resimlerin en iyileri en güzelleri, hem de benim gazetemden evvel “Akşam” da çıkmamış mı? Tabi Ali Naci’nin keyfine son yoktu. Kâfir meğer salonda resim çektiğimi görünce peşimi takip etmiş. Ve fotoğrafçıyı benim verdiğim paranın birkaç misli vaatle kandırmış. Resimlerin en canlılarını kendine ayırtmış. Yahudi bu parayı görünce dayanır mı?” / 190

…Mustafa Kemal 14 Ocak 1923’te Ankara’dan Eskişehir’e hareket ederek bir Anadolu gezisine çıkmaya karar vermişti.
…annesi Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923’te İzmir’de vefat etmiş, bu durum kendisine 15 Ocak tarihinde bildirilmiştir. Annesinin cenaze törenine bile katılmaması Mustafa Kemal’in bu geziye ve basın mensuplarıyla görüşmesine verdiği önemi göstermesi açısından dikkat çekicidir (s. 192).

16 Ocak 1923 tarihinde Mustafa Kemal’in özellikle İstanbul basınının önde gelen isimleriyle İzmit’te görüşmesi İzmit Kasrı’nda gerçekleşmiştir.

Mustafa Kemal, başta Hilafetin kaldırılması olmak üzere gerçekleştirmeyi planladığı bir dizi inkılabın mevcut meclis yapısıyla güç olduğunu görmüş ve Meclisin yenilenmesi amacıyla seçim kararı almıştı. Büyük Millet Meclisi üç yıllık bir aradan sonra genel seçime gitmek için 16 Nisan’da kendi kendini feshetmişti. Temmuz’da yapılan seçimler ile 11 Ağustos 1923’te üyeli yeni bir Meclis oluşmuştu. Birinci Mecliste bulunan ikinci grubun muhalif üyeleri Meclis dışında kalmıştı. 763 Nitekim Birinci Lozan görüşmeleri sonrası Mecliste yapılan görüşmelerde de Meclis, Hükümeti, Misak-ı Millî’den taviz vermekle suçlamıştı. İkinci Lozan görüşmelerinin yapıldığı bir sırada Meclis yenilenmiş ve Lozan Anlaşması’nı yenilenen Meclis onaylamıştı.

“Türk’ün dünyaları titreten ve şaşırtan kudretinin, kendi mezâyâyı ırkiyesinden başka bir menbaı daha vardır ki, o da İslâm menba’ıdır.
(…)
İslam kuvveti hem güneşlerinden parlak, hem de onu göremeyenler için pek esrarengiz bir kudrettir. Türk milleti işte en büyük mâya-i satvet ve kudretini bu menba‘dan alır, Türk milleti yeryüzündeki bütün Müslümanların nasıl dest-gîri ise İslam kitle-i müttahidesi de onun dest-gîridir.” / Velid Ebüzziya. (20 Temmuz 1923). “89. Mektup”. Tevhid-i Efkâr, Numara: 3787-759, 1.
Mudanya Mütarekesini takip edip kamuoyuna güven aşılayan, İkinci Lozan görüşmelerinde Türk Delegasyonu içinde yer alan, Milli Mücadele’de gerek gazeteci gerekse milis kuvveti olarak büyük yararlılıklar sergileyen ve İstiklal Madalyasıyla taltif edilen ilk ve tek gazeteci olan Velid Bey, Şark İstiklal Mahkemesinde yapılan yargılamada berat etmiş ancak İzmir Suikastı davasıyla bu sefer Ankara İstiklal Mahkemesinde sorguya çekilmiştir.
Yaşanılan bu olaylar Velid Bey de büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı meydana getirmiş ve uzun süre gazeteciliğe ara vererek Matbaa-i Ebüzziya’da basım-yayım faaliyetlerini sürdürmüştür.

Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder