2 Ağustos 2019 Cuma

Esaretten Kurtuluş İtilâf Devletlerinin İstanbul’u Tahliyesi


Esaretten Kurtuluş İtilâf Devletlerinin İstanbul’u Tahliyesi

Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (İLKE), Sayı 23, 2009
Bülent Bakar

Mondros Mütarekesi’nde başkent İstanbul’un işgal edilebileceğini gösteren bir ifade göze çarpmamaktaydı.
İstanbul’a ilk ayak basan yabancı askerler 8 Kasım 1918’de Galata rıhtımına yanaşan Adrian gemisinden çıkan iki Fransız subayıydı.
İşgal kuvvetleri ilk anda çoğu Beyoğlu bölgesinde olmak üzere kışla, yabancı okul, hastahane gibi kurumlarla, bazı otel ve özel binalara yerleştiler.
Beyoğlu bölgesinde 83 subay ve 712 askerden oluşan bir Yunan kuvveti bulunmaktaydı. Ayrıca, İngilizlerin 894 subayı ve 26.525 askeri; Fransızların 572 subay ve 18.497 askeri; İtalyanların 210 subayı ve 3.782 askeri vardı. Bu tarih itibariyle, İstanbul’da İtilâf Devletleri kuvvetleri toplam 1.759 subay ve 49.516 askerden ibaretti (5 Kasım 1919).

İtilâf Devletleri’nin baskıları sonucunda 3 Mart 1920’de Ali Rıza Paşa Hükümeti istifa etti ve yerine 8 Mart’ta Salih Paşa Hükümeti kuruldu.
16 Mart 1920 sabahı İstanbul işgal edildi. Aslında, İstanbul 13 Kasım 1918’den beri fiilen işgal altındaydı. Şimdiyse resmen işgal edilmişti ve bundaki amaç, işgali şiddetlendirmekti.

9 Eylül 1922’de Türk ordusu İzmir’e girdi. İstanbul’daki Fransız Yüksek Komiseri General Pellé, İzmir’e gelerek 19 Eylül 1922’de Mustafa Kemal Paşa’yla görüştü ve tarafsız bölgenin geçilmesinin İngilizlerce savaş nedeni sayılacağını belirtmişti. Mustafa Kemal Paşa ise verdiği cevapta, TBMM hükümetinin tarafsız bölge tanımadığını ve Mondros Mütarekesi’nin de İtilâf Devletleri tarafından bozulduğunu ifade etmişti (Belen, 1983: 520).

İtilâf Devletleri 20-23 Eylül 1922 tarihleri arasında Paris’te yaptıkları görüşmelerde Trakya’nın tahliyesini dikkate alacaklarını belirten bir muhtırayla konferans toplanmasını kabul ettiler. Türk tarafı 29 Eylül’de verdiği cevapta, Edirne dâhil Doğu Trakya’nın tahliyesini ve Türk idaresine teslimini isteyerek, 3 Ekim’de Mudanya’da konferansın toplanacağını bildirdi.
11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı.
14 maddelik Mütarekeyle, Doğu Trakya geri alınıyordu. Antlaşmanın 11 ve 12. maddelerine göre de, barış antlaşması görüşmelerinin sonuna kadar boğazlar bölgesinde ve İstanbul’da işgal kuvvetleri kalabilecekti.
TBMM, 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırdı. Refet Paşa, Yıldız Sarayı’na giderek Padişah Vahdettin’e bu kararı bizzat tebliğ etti.

TBMM Hükümeti tarafından 5 Kasım 1922’de İtilâf Devletleri’ne verilen notada “İtilâf Devletleri’nin İstanbul’u boşaltmaları ve ordularının Türk bayrağını selâmlayarak gitmeleri” istendi. İşgal Kuvvetleri Komutanları yaptıkları toplantı sonunda Türk Hükümetinin Mudanya Mütarekesi’nden vazgeçip geçmediği soruldu. Refet Paşa’nın cevabı, Mütarekeyi reddetmedikleri fakat İstanbul’un işgalini de istemedikleri şeklinde oldu.

Padişah Vahdettin’in 17 Kasım 1922’de Malaya adlı bir İngiliz zırhlısıyla İstanbul’dan gitmesiydi. Bunun üzerine TBMM tarafından 18 Kasım’da Veliaht Abdülmecid Efendi Halife seçildi.

Başvekil Rauf Bey’in 7 Ocak 1923 tarihli telgrafında Maçka kışlasında ve İstanbul’daki depolarda bulunan silahların İngilizlerce götürüldüğü belirtiliyordu. 8 Ocak tarihli bir başka telgrafta ise İngilizlerin Haliç’te bulunan Türk motorlarındaki alet ve edevatları aldığı ifade ediliyordu (Şimşir, 1990: I, 349-351).

Mart ayında Londra’da Avam Kamarası’ndaki tartışmalarda İstanbul işgalinin İngiliz vergi mükelleflerine yük getirdiği ve şark meselesinin acilen halledilmesi gerektiği ifade edilmekteydi.

23 Nisan 1923’te görüşmelerin ikinci safhası başlarken, bu süreçte İstanbul’un tahliyesi meselesi Türk heyetinin ilk andan itibaren üzerinde hassasiyetle ve ısrarla durdukları bir konu olmuştu.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı bu konunun erken vakitte görüşülmesini ve çözülmesini istemiyordu. Çünkü, görüşmeler devam ederken Türk topraklarının tahliyesi meselesini ellerindeki “tek güçlü koz” olarak görmekteydiler.

Haziran ayı sonuna doğru İstanbul’daki İngiliz yetkilileri bazı malzemelerini vapurlara yüklemeye başlamışlardı.

17 Temmuz 1923’te gerçekleşen toplantı ve açıklanan Tahliye Protokolü tasarısıyla İtilâf Devletleri donanmalarının İstanbul, Çanakkale ve Marmara denizinden gitmeleri kabul edildi.
İstanbul’daki İngiliz kuvvetlerinin aylık masrafı 142.000 İngiliz lirasıydı.

İngilizler 23 Ağustos’ta Bostancı bölgesinde nakliyat yapmaya başladılar ve buradan 27 top ile bazı silah ve mühimmat gemilere nakledildi.

27 Ağustos tarihli bir gazete haberine göre, Mütareke esnasında Üsküdar, Kadıköy ve bu mıntıkanın değişik yerlerinde İtilâf Devletleri’nce işgal edilmiş olan 13 ev, 1 istasyon, 4 arsa, 1 çiftlik, 1 taş mektep ve 1 gazino tahliye edilmişti (İleri, “Tahliye edilen binâlar”, 27 Ağustos 1923.).

3 Eylül 1923’te İngilizler, Ermeni yetimhanesi olarak kullandıkları Ortaköy’deki Tabya kışlasını tahliye ve teslim edip, Ortaköy’deki bazı baraka ve evlerin de tahliyesine başladılar.

İstanbul’da 23 Eylül itibariyle halen işgal kuvveti olarak 3 Tabur İngiliz, 2 Tabur Fransız ve 1 Tabur İtalyan askeri bulunuyordu.
Eylül ayının son haftasına girildiğinde İşgal Kuvvetleri Kumandanlarının Türk makamlarına veda ziyaretleri başlamıştı. 24 Eylül 1923’de Fransız Generallerinden Charpy ve Perriot ile İtalyan Kont Caprini, Halife hazretlerini ziyaret ederek vedalaşmışlardı.

İstanbul Kumandanı Selâhattin Âdil Paşa, 29 Eylül 1923’te Hariciye Murahhaslığı’na gönderdiği bir yazıda, tahliyeden sonra geçici olarak boğazlarda bulunacak İtilâf Devletleri donanması hakkında bilgi veriyordu. Bu savaş gemileri, İngilizlerin 1 hafif kruvazör, 2 torpido muhrib ve 1 gemi; Fransızların 1 kruvazör ile 2 küçük gemi ve İtalyanların 1 kruvazör ile 2 torpido muhrib şeklindeydi ve tahliye beyannamesi mucibince en geç 31 Aralık 1923’e kadar boğazlarda kalabileceklerdi.

30 Eylül’den itibaren büyük askerî kışlaların Türk heyetlerine teslimine başlandı. İngilizler, Maçka kışlasını teslim ederken, geri alınan malzemeler arasında depolardaki 2.000 mitralyöz ve 150.000 tüfek de bulunuyordu.

2 Ekim’de İşgal Kuvvetleri Karargâhı olarak kullanılan Mekteb-i Harbiye’nin tesliminde saat 09.45’te sancak merasimi yapılacaktı ve saat 10.00’da İtalyan işgali altındaki binalar ve Fransız işgalinde bulunan Sevkiyat Dairesi de merasimle teslim edilecekti. Böylece, 2 Ekim 1923 Salı günü saat 10.00 itibariyle yabancı işgalinde bulunan bir tek bina kalmamış olacaktı.

İşgal kuvvetlerinin gitmesinden sonra sıra Türk ordusunun İstanbul’a kavuşmasına gelmişti. İstanbul’a en yakın noktada Gebze’de konuşlanmış olan I. Tümen ki Demir Tümen diye biliniyordu ve Komutanı da H. Hüsnü Paşa’ydı.
5 Ekim gecesini Haydarpaşa’da İngilizlerden kalan barakalarda geçiren Demir Tümen, 6 Ekim sabahı Araba vapuruyla Üsküdar’dan İstanbul tarafına nakledildi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder