Michael
J. Shapiro - Savaş Suçları -
Notlar
Zulüm ve Adalet
Yasin Emre Kara, Ayrıntı Yayınları, 2019
Önsöz
Savaş suçu, 'varlık ile yokluk, maddi ile akılla idrak
edilebilen şeyler arasındaki her türlü ahenkli ilişkiyi yıkmak suretiyle
temsili harap eden' bir olgudur.
Giriş
Edebiyat doğrulanamaz
Edebiyat kesin hükümler sunmaktan ziyade düşünmeyi teşvik
eden bir bakış açısı sunabilir.
Kurmaca metinler, savaş suçları ve adalet gibi tartışmalı
kavramlar üzerinde kesin hükümlere varmaya çalışmak yerine bu kavramlar
üzerinde düşünmeyi ve çetrefilliğini artırmayı hedefler.
Deneme, doğruluk ve gerçeklik toplumunda gerçekleştirilen
bir deneydir; tanımlar ve işlemlerin hükmettiği bir bilgi paketi değildir.
Deneme, politik bir araç olduğu kadar, yazarı ve okuru geleneksel netlik ve
iletişim standartlarının hakimiyetinden de kurtarır.
1. Küresel Adalet Dispozitifi
Mirkoviç'in, Lahey'deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza
Mahkemesi'nde eski Hırvat komutanı Blaškić'in duruşmasında edindiği izlenimler
Duruşma salonundaki aktörler, tarihçiler, coğrafyacılar ve
siyaset bilimcilerin tamamı Blaškić üzerinden ortak suç örgütünün varlığına
tanıklık eder.
Bu ortam, Michel Foucault'nun tanımladığı
"dispozitif" yani söylemler, kurumlar, yasalar, idari önlemler ve
felsefi önermelerden oluşan büsbütün heterojen bir topluluktur.
Gilles Deleuze'ün yorumuyla dispozitif; bilgi, iktidar ve
öznellik hatlarının tarihsel olaylarla mutasyona uğramasını temsil eder.
Nürnberg Duruşmaları, hukuki söyleme "İnsanlık"
adında yeni bir kolektif özne kazandırmıştır. "İnsanlığa karşı işlenen
suçlar" kavramı ilk kez 1906 yılında E.D. Morel tarafından Belçika Kralı
II. Leopold'un Kongo'daki eylemlerine atıfla "insanlığa karşı büyük bir
suç" şeklinde ortaya atılmıştır.
Foucault için ceza, sadece yasadışılıkları kontrol etmez:
"Ceza... yasadışılıkları ele almak, hoşgörünün sınırlarını belirlemek,
bazılarına serbest saltanat vermek, başkaları üzerinde baskı kurmak...
yasadışılıklara genel bir 'ekonomi' kazandırır."
Foucault, dünyayı bir uyum alanı olarak değil, yorumlayıcı
mücadelelerin suç ortağı olmayan bir kargaşa ontolojisi olarak görür.
Foucault, yargı ve "doğru söyleme rejimleri"
(regimes of veridiction) arasındaki ilişkiye odaklanır.
New York'taki bir mahkemece silah kaçakçılığından mahkum
edilen Viktor Bout, işlerini esasında "hukukun hiç olmadığı" Şarika
gibi bölgelerden yönetmiştir.
Küresel hukuk haritası pek çok gri alan içermektedir.
Dünyadaki Interpol ve DEA gibi polislik teşkilatları
arasında da zayıf bir koordinasyon mevcuttur. DEA, paramiliter bir güce
dönüşerek uyuşturucuyla mücadele adı altında sivilleri katleden komando
operasyonlarına girişmiştir.
Eski Yugoslavya'nın dağılması, uyuşturucu ve silah
suçlarının yanı sıra Pembe Panterler gibi küresel mücevher hırsızlığı
çetelerini doğurmuştur.
Samuels'in dikkat çektiği üzere, Balkanlar'daki yaptırımlar
suç çetelerini güçlendirmiş ve "Miloşeviç esasında devleti tamamen bir suç
örgütüne dönüştürdü" tespitiyle devlet bizzat suç ile teşkil edilmiştir.
Foucault'nun metodolojisine uygun olarak, nelerin suç teşkil
ettiğinin sınırları küresel gölge piyasaların büyümesiyle belirlenir.
Andrew Niccol'ün Savaş Tanrısı (Lord of War) filmindeki Yuri
Orlov karakteri, doğrudan Viktor Bout'nun yaşamına dayanır.
Silah endüstrisi, ulusal güvenliğe sığınarak kendini
denetimden yalıtan paralel bir politik evren, yani bir gölge dünya yaratmıştır.
Moyers'ın belgeselinde anlatılan İran-Kontra skandalı, masum insanların canını
alan bu küresel suç çetesi ağının bir başka somut örneğidir.
2. Zulüm, Güvenlikleştirme ve Müfrit Kaçış Çizgileri
Nip/Tuck dizisinde estetik cerrahlara J.Lo gibi görünmek
istediğini söyleyen ve gerekçe olarak "çünkü bu bedene hapsoldum"
diyen Bayan Naves'in hikayesi, yaşamın politikleşmesine bir örnektir.
Foucault'nun modernitenin iktidarın kendini yaşamın
idaresine adadığı biyopolitik rolü tespiti, günümüzde ticari girişimlerin
alanına kaymıştır.
Philip K. Dick'in Androidler Elektrikli mi Düşler? romanında
ve Bıçak Sırtı filminde de Tyrell Şirketi, ürettiği yapay insanların
(androidlerin/replikaların) ömrünü programlayarak yaşam üzerinde
dinsel-kapitalist bir hakimiyet kurmuştur.
Pierre Bourdieu'nün "toplumsal alanlar" kuramı
çerçevesinde bedensel görünüş bir ekonomik varlığa dönüşmüştür.
Hukuk, kendisini korumak adına adaletsiz-bir yolla
uygulamaya koyduğu kanun hükmüdür.
3. Bir Silah Ne Görür?
Philip K. Dick / Karanlığı Taramak (A Scanner Darkly)
Kahraman, hem uyuşturucu kullanıcısı hem de kendisini
izleyen sivil bir polistir.
Asker, bakışın nesnesi haline geldiğinde eyleyenlik ve
hakimiyet duygusunu kaybeder, travmatik bir endişe alanına sürüklenir.
Bakış ve silah atışı artık aynı aygıtta (örneğin silahlı
İHA'larda) birleşmiştir.
Öldürme kararı yavaş yavaş insan kumandanlardan hedefleme
yazılımlarına kaymaktadır.
Tank / Zırhlı araçların içine kısılıp kalmak, dünyayla ve
insanın kendi bedeniyle olan bağını koparır.
Silahlarla kurulan bağ maço ve erotikleşmiş bir nitelik
kazanır
Savaşa tutkuyla katılan aşırı maço piyadelere "Kaptan
Amerika" gibi lakaplar takılır.
Disney ne yaptı?
Pocahontas / halkımın uğradığı soykırımı, şarkı söyleyen bir
rakun içeren bir aşk hikayesi yaptılar.
…
4. Sınır Adaleti
Alex Rivera'nın bilimkurgu filmi Sleep Dealer (2008),
şirketlerin yönettiği sınır denetim dispozitifi altında Tijuana'daki işçilerin
bedenlerine takılan nodlar aracılığıyla ABD'de sanal işçi (bracero) olarak
çalıştırıldığı bir gelecek tasvir eder.
Fuentes'in İrade ve Kader (Destiny and Desire) romanındaki
proleter Josue ile Errol üzerinden sınıf ayrıcalıkları, suçun devletin yerini
alması ("suçlular tarafından korunan toplum") ve otobanda üniformalı
suçluların/polislerin gerçekleştirdiği darp olayları anlatılır.
…
5. Adalet ve Arşivler
Mathias Enard'ın Mıntıka romanında Mirkoviç'in elindeki
zulüm valizini koltuğuna kelepçeler… / Arşiv böylece kilit altına alınır…
WikiLeaks ve Edward Snowden gibi karşı-arşivler bu tekele
meydan okur.
Arşiv: Bunun gelecekte ne anlam ifade edeceğini bilmek
istiyorsak, ancak ve ancak gelecek zamanlarda bileceğiz…
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder