28 Ağustos 2015 Cuma

Adam Kuper - İlkel Toplumun İcadı

Adam Kuper - İlkel Toplumun İcadı
Bir İllüzyonun Dönüşümleri


Kitapta işaret edilen illüzyon “ilkel toplum” düşüncesidir.
Yani bu kitap temel olarak antropoloji adlı bilimsel disiplinin başlığı altında okuduğumuz metinlerin büyük bölümünün (1980’lere değin yazılan hemen bütün antropoloji metinlerinin) akla hakaret, vakit kaybı, ömür israfı olduğunu söylemeye çalışıyor.
Antropologlar neden böyle bir saçmalığa mesai ayırdılar; çünkü batı uygarlığı için “üstün insanın uygarlığı” uygarlığın ulaştığı en mükemmel ve en üstün seviye demeye çalışıyorlardı. Zira bu düşünce işlenirse, batılının sömürge faaliyetlerini gizleyebileceklerdi; öyle ya, ilkel ve geri olana medeniyet götürüyorlardı…


Notlar
Darwin Türlerin Kökeni’ni 1859’da yayımladı. Bunu takip eden yirmi yıl içerisinde ilkel toplumu konu edinen bir sosyoloji monografi dizisi sahneye çıktı.

Darwin’in başarısı Darwinci olmayan antropolojiyi besledi (Antropoloji daha en başında Lamarckçı bir çizgide gelişmiştir).

Darwin’in teorisindeki temel problem (…) evrimin bir yöne ya da ilerlemeye sahip olmaması, bir plan dahilinde seyretmemesiydi.

Onlar daha çok Spencer’in insanlık tarihinin bir ilerleme tarihi olduğu ve bütün toplumların tek bir evrim cetvelinde dizilebileceği yönündeki düşüncelerini paylaşıyorlardı. (s. 11)

Marx, Weber, Durkheim, Tönnies… Her biri yeni dünyayı geleneksel toplumun karşıtı olarak anlıyorlar ve bu geleneksel toplumun arkasında ilkel ya da iptidai toplumu görüyorlardı.

Ataerkil otorite güç kaybına uğradı. Yerel gruplaşmaların önemi hayli arttı. Sonuçta akrabalık üzerine kurulan toplum yerini devlet temelli topluma devretti. Kandan toprağa, verili statüden sözleşmeye yapılan geçiş insanlık tarihinde görülen en büyük devrimdi.

Antropolojinin ilk yıllarında kabul ettiği geleneksel önermeler:
1-    En ilkel toplumlar akrabalık ilişkileri üzerine kuruludur.
2-    Akrabalık organizasyonu soy temeline dayanır.
3-    Soy grupları dış evlilik yapıyor.
4-    İlkel kurumlar bu topluluklarda korunuyordu.
5-    Özel mülkiyetin gelişmesiyle birlikte soy oluşumları yok oldu.

H. Maine ve çağdaşları ilkel toplumu sosyal antropolojinin alanına yerleştirdiler.

İlkel toplum düşüncesi birkaç neslin siyasi ve tarihi bilincine işlemiştir. Antropolojiden habersiz kimseler için bile artık bu düşünce tarihine gömülmelidir.

…ilkel toplumun (temel) birimi aileydi, modern toplumunkiyse birey.

Statü / aileden kaynaklanan, verilmiş hak ve yükümlüler için (…) statü / sözleşmenin karşıtıydı. Statü ilişkileri ilk toplumları, sözleşme ilişkileri ise modern toplumları tanımlıyordu.

Lewis Henry Morgan
1818’de New York Aurora’da on üç çocuğun dokuzuncusu olarak dünyaya geldi.
1844’de hukuk diplomasını aldı.

Morgan zenginleştikçe politikaya atıldı.
Hint meseleleri komisyonunun başkanı oldu.

Filologlara göre Avrupa dillerinin çoğu Sanskritçeyle uzaktan ilişkiliydi.
Sami dilleri de benzer şekilde birbiriyle ilişkiliydi ve bunlar da Asya kökenliydi.

Max Müller Turanca dediği üçüncü bir dil soyunun daha olduğunu açıkladı.
Bu, Avrupa’nın kuzey kısmı ve güney-dönencesel kısmı olmak üzere iki kolu oldu. Bu dönencesel dil ailesi dünyadaki hepsi değilse bile çoğu dilleri kapsıyordu ve Sanskritçeyle ilişkisi olmayan asıl Hint dili Tamil ve Amerikan Hintlilerinin dilleri ve bunlar arasındaydı. (s. 62)

Yeni Dünya’nın kâşifleri Hind’e ulaştıkları izlenimiyle yerlilere Hintli adını vermişlerdi.
Bu hatalı bir tanımlamaydı ancak tarih/bilim çalışmaları bu hatayı haklı çıkardı.

Mülkiyet ilişkileri / bugünkü anlamında uygarlığın çekirdeğidir.

Evrimsel tekâmül Tanrı’nın düşüncelerini sergiler…

İlk antropolojik çalışmalar… ana teması siyasi kurumların gelişimiydi.
Gitgide yerini inanç rasyonellik sorunlarına bırakıyordu.

E. B. Tylor, Quaker mezhebine mensup bir ailedendi.

Tylor’ın 1860’lardaki ana temalarından biri teknolojik gelişmeler olmuştur.

Tylor özellikle dilin evrimsel gelişimiyle ilgileniyordu.

Dil / din/ evrim / tekâmül

Totemizmde kişi kendisini ve klan arkadaşlarını totemiyle özdeşleştirir.

Malinowski / başlangıçta doğa bilimcisiydi,
Freud’un başlangıç noktası Darwin’di.

Etnoloji meselesi / Durkheim (s. 130)

Ağ toplumu / organik dayanışma (s. 132)

Durkheim’ın ahlaktan kastettiği bireysel heveslerin grubun menfaatlerine baş eğmesiydi.

Franz Boas, 1858’de Minden’de, Westphalia’da doğdu.
Orta sınıf bir Alman Yahudisiydi.
İlk araştırması ışık hızı ölçümü üzerineydi.
Baffin Adasında bir yıl alan araştırması yaptı.

Malinowski’ye göre aile bağları fert menfaatleriyle ilişkiliydi. Klan bağlarıysa bireyin taşımak zorunda olduğu kamusal ve siyasal bir yüktü.

Levi-Staruss / ittifak teorisi (s. 231)

Levi-Staruss:
1908’da Brüksel’de doğdu.
Fransa’da okudu.
Sorbonne’da felsefe öğretmeni yetkisi aldı.
1935-39 yılları arasında Sao Paulo’da alan çalışması/araştırması yaptı.
Savaşta ABD’ye kaçtı.

Mübadele ve mukabele kaideleri insanın şuuraltına kazınır.

Rivers, Avustralya sosyal yapısının geleneksel özelliklerini benimsiyordu ancak Melanezya’nın çok farklı olduğu iddiasındaydı. Avustralya, sınıflar arası grup evliliğine dayanırken Melanezya’da evlilikler soya göre izlenen özel akrabalıklarla özellikle çapraz kuzenlerle yapılıyordu. (s. 255)

Levi-Staruss, farklı çapraz kuzen evliliği tiplerinin farklı sosyal yapı tiplerini ürettiği inancındaydı.

İlkel toplum fikri reddedilseydi sosyal antropoloji de onunla beraber sona erecek miydi?
Kültürel ve sosyal antropoloji bugün ilkel toplumdan vazgeçti.
Bunun yerine kültür antropolojisi geleneğini kucaklıyor…

Amacım, özel bir geleneği ifşa ederek onun bizi nasıl pençelediğini göstermek, bizi tarihimizin bir kısmından kurtarmaktı. Biz kendimizi kurtarırsak belki diğerlerini de kurtarabiliriz. (s. 267)
---

The invention of primitive society
Transformations of on illusion
Türkçeleştiren: İsmail Türkmen
İnsan Yayınları

Aralık 1995

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder