8 Ağustos 2015 Cumartesi

Giovanni Bonaventura

Giovanni Bonaventura (1221-1274)
1248 yılında Paris Üniversitesi’nde ders vermeye başladı.
1257 yılında Fransisken tarikatının başına getirildi ve bundan dolayı üniversite hayatı noktalanmış oldu. Başkanlığı döneminde tarikat epeyce gelişti

Bonaventura’nın Yaratılış Anlayışı
Bonaventura, evrenin ezeli-ebediliği düşüncesine karşı çıkmış, her şeyin, bizzat kendi nedeni olarak Tanrı tarafından yaratıldığını ileri sürmüştür.
Bonaventura De Reductione Artium ad Theologiam adlı yapıtında bir ışık teorisi geliştirmiştir. Ona göre ışık dört değişik biçimde anlaşılmalıdır. Birincisi mekanik yetinin ışığı olan “dışsal ışık” sanat ve zanaatları aydınlatır. İkinci türden ışık aşağı ışık türüdür; duyu algısını harekete geçirir ve doğal formlarla ilgilidir. Üçüncü ışık türü ise içsel ışıktır ve zihinsel hakikatleri aydınlatır. Dördüncü ve sonuncu ışık ise daha yüksek ışıktır ve hakikatleri saklama görevi vardır. İnsan aklının, hakikatleri keşfetmek, dolayısıyla zihinsel bilgiyi elde etmek için bu ışığa gereksinimi vardır. Bonaventura’ya göre tüm cisimler temel bir ışık formundan meydana gelmiştir. Cisimleri görünür kılan ışık, cisimlere yaşama gücü veren ışığın basit bir dışavurumudur.

Bonaventura’nın İnsan ve Bilgi Anlayışı
Bonaventura’ya göre madde ile zihinsel formun biraraya gelmesi sonucunda birey ortaya çıkmaktadır. İnsani ruh Tanrı tarafından yoktan varedilmiştir. İnsani ruhun yaşamı Tanrı’nın yaşamından pay almaktadır.
Bonaventura’nın bilgi öğretisi Aristotelesçi ve Augustinusçu unsurları bünyesinde barındırır. Bu ifadeden anlaşılması gereken, ruhun bilgi elde etmek için hem duyuları hem de zihinsel etkinlikleri kullanmasıdır. Tıpkı Aristoteles’te olduğu gibi Bonaventura da insani bilginin başlangıcına duyulamayı koyar.
Duyu algısı, duyu nesnesi tarafından harekete geçirilen ruhun, o nesneye ait yargısıdır. Akıl duyulanabilir olanların anlaşılabilir içeriklerini soyutlayarak bütün tümellikleri içinde ilk ilkelere ulaşır.

Bonaventura’nın Ahlak Anlayışı
Ahlaki yargıların kaynağı pratik akıldır. Basiret, ahlaki yaşantımızın merkezindedir. Dört ana erdem vardır: basiret, adalet, metanet ve itidal. Bu erdemlerin etkin olması için ruhun ilahi erdemler aracılığıyla aydınlanması gerekir.
İrade, ruhun herhangi bir nesneye yönelik istek veya akılsal duygulanımıdır.
---
Ortaçağ Felsefesi
Editör: Prof. Dr. Ayhan Bıçak & Yrd. Doç. Dr. Serdar Uslu
Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın No: 2296

Ağustos 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder