8 Ağustos 2015 Cumartesi

Francisco Suarez

Francisco Suarez (1548-1617)
İspanya’nın Granada şehrinde doğdu. 1564’de Cizvitlere katıldı. İspanya’nın çeşitli şehirlerinde felsefe ve ilahiyat dersleri verdi. Lizbon’da öldü.

FRANCISCO SUAREZ’İN VARLIK ANLAYIŞI
Ortaçağın çok önemli bir kısmında, buna paralel olarak pek çok filozofun üzerinde neredeyse anlaşmış olduğu konu varlığın (ens) tanımlanabilecek bir yapı olmadığıdır.
İbn Sina’nın da etkisiyle, gerçek (aktüel) varlık ile mantıksal varlık arasında da ciddi bir gerilim farkı, bir dinamizm ortaya çıkmıştır. Gelenek içinde kısaca Thomistae (Thomistay okunur) (Thomasçılar) olarak adlandırılan filozoşara göre, sınırlı yani fizik dünyada yer alan varlıkta (ens finitum) varoluş ve öz şeklinde bir açık ayrım bulunmaktadır.
Varlığın ikili ayrımı (duae res) konusuna karşı çıkan anlayış ise, Duns Scotus tarafından geliştirilmiştir. Duns Scotus felsefesini takip edenlerin grubu Thomasçıların üzerinde durduğu ayrımı temel olarak benimsemişlerse de, ayrımdaki öz-varoluş çatışmasını azaltmayı tercih etmişler, sorunu gerçeklikteki bir sorun olmak yerine daha çok biçimsel bir konu olarak görmeyi tercih etmişlerdir. Herhangi bir varolan, kendi özüne ilişkin varoluştan gerçekten ayrı değildir; bu ikisi arasındaki fark bir tarz farkıdır.
Francisco Suarez, ne Thomistae ne de Scotistae’ın yanında olmuştur. O, üçüncü bir yolun, varlığı anlamak ve anlatmak için daha uygun olacağını düşünmekteydi. Francisco Suarez bu sorunu, Disputatae Metaphysicae adlı eserinde ele almaktadır.
Francisco Suarez, metafiziğin kendisine konu edindiği varlığı, bu ister yaratılmış olsun ister yaratılmamış; ister tözsel olsun ister ilineksel, gerçek varlık olarak belirler. Ona göre, metafizik ile uğraşanlar gerçek varlıkla doğrudan bir ilgi içinde bulunurlar.
Francisco Suarez’e göre, eğer metafizikçinin ilgi alanında hem maddi hem de maddi olmayan nesneler söz konusuysa, o takdirde varlığın formel bir kavrayışının bulunması zorunludur.
Francisco Suarez, bu noktada varlık terimini ikiye ayırarak anlamaya çalışır. Ens, bazı durumlarda olmak (sum) fiilinin sıfat hali gibi kullanılır. Bu türden kullanımıyla varlık, varolma eylemini (actus essendi) sergiler. Bu durum aynı zamanda varoluş edimi (existens actu) anlamına da gelmektedir. Başka kelimelerle varlık, gerçekten varolan anlamında düşünülür. Bunun dışında terim, varlığa gelen veya varlığa gelebilecek olan özü işaret eder.
Ona göre, varlık, şu anda gerçeklik alanında yer almayıp bir zaman sonra yer alma potansiyeline sahip olanları da kapsamaktadır. Aktüel varlık, olası varlığın sadece belli bir durumunu ifade etmektedir.
Francisco Suarez içinde Tanrı’nın özü O’nun varolmasıdır.
Dünyadaki bütün yaratılmış varlıkların varolma nedenleri, onları Tanrı’nın yaratmış olmasıdır.
Suarez’e göre öz ve varoluş gerçekten ayrılmış yapılar değildir. Bunların ayrılması, haklarında ayrıymışlar gibi konuşulmasının nedeni akıldadır (in ratio). Başka bir şekilde ifade edilecek olursa, varoluş ve özün ayrılması sadece düşüncede mümkündür.
Francisco Suarez, tıpkı Duns Scotus gibi, etrafımızdaki her şeyin “üretimiş” olduğunu düşünür. Her üretilmiş şey bir başka şey tarafından üretilir.

FRANCISCO SUAREZ’İN DOĞAL YASA ANLAYIŞI
Bütün insani iradeye hâkim olan, onların tümü nü ve evreni idaresi altında tutan da Tanrı’nın iradesidir. Bu irade, aynı zamanda, evrendeki bütün yaratılmış olanların iradelerini belirler; zira Suarez’in anlayışına göre yasa Tanrı’nın iradesinin bir sonucudur.
Yasa bilinmeden, o yasanın sahibi anlaşılamaz ve O’na yönelmek mümkün olamaz. Thomas Aquinas’a göre yasa, insanın eylemlerinin ölçüsü ve kuralıdır. Buna göre insan, bir eylemi gerçekleştirmeye meyleder veya ondan uzaklaşır. Francisco Suarez bu tanımı dar bulur.
Suarez’e göre yasa, adil ve düzgün bir irade eylemidir ve bunun aracılığıyla, insandan daha yüksek bir iradeyi sergileyen Tanrı, daha aşağıdakileri şöyle veya böyle eylemde bulunmaya mecbur kılmaktadır. Yasa, Suarez’e göre iradenin biçimlendirdiği bir durumdur.
Öz ve varoluş arasındaki ayrımı ortaya koyması ve bunun sadece akılda ortaya çıktığını söylemesi, onu elbette tümeller tartışması içinde adcı kanata yaklaştırmaktadır.

---
Ortaçağ Felsefesi
Editör: Prof. Dr. Ayhan Bıçak & Yrd. Doç. Dr. Serdar Uslu
Anadolu Üniversitesi Yayını, Yayın No: 2296
Ağustos 2011


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder