17 Mayıs 2025 Cumartesi

Jeff Malpas - Mekânı Yerine Koymak: Felsefi Topografya ve İlişkisel Coğrafya

Jeff Malpas - Putting Space in Place Philosophical Topography and Relational Geography - Makale - Özet / Notlar

Mekânı Yerine Koymak: Felsefi Topografya ve İlişkisel Coğrafya

 

Coğrafi düşüncede son dönemde yaşanan "sosyal ve politik süreçlere odaklanma" eğilimi, mekânın kendi özgün yapısının anlaşılmasını engellemiştir.

Foucault ve Lefebvre gibi isimler odağın bu biçimde kaymasına yardımcı oldu.

Çağdaş teoride baskın olan "ilişkisel mekân" anlayışı kavramı daha da belirsizleştirdi.

 

Doreen Massey, mekânın sosyal ilişkilerin bir ürünü olduğunu savunur.

Ash Amin'in çalışmalarında mekân artık yerel değil, küresel ağların "geçici yerleşimleri" veya "akışı toplayan düğümler" olarak görüldü.

 

İlişkisel görüşler sınırları "gerici" bularak reddeder.  Dolayısıyla ontolojik (varlıksal) bir temelden yoksundurlar.

 

Mekânın anlamını sormak, onun "yer" gibi diğer terimlerle nasıl bir "kavramsal takımyıldızı" oluşturduğunu incelemeyi gerektirir.

 

Mekânın iki yönü: Birincisi içindeki nesneleri tutan bir "kap" (topos) olarak mekân, ikincisi ise nesnelerin yayıldığı bir "uzantı/genişleme" (chora) olarak mekân.

 

İngilizcedeki "space" teriminin kökenleri stadyum (stadium) ve yarış pisti (spadion) gibi ölçülebilir alanlara dayanır. Antik Yunan'da mekân; bir kap olarak topos, bir matris olarak chora ve boşluk olarak kenon kavramlarıyla tartışılmıştır. Modern anlayış, mekânı sınırsız bir "uzantı" (extensionality) olarak görmeye başlamıştır.

Mekânı "saf uzamsallık" olarak gören modern düşünce sınır fikrine karşı çıkar. Bu durum, yer ve mekân arasındaki ayrımın ortadan kalkmasına yol açar.

Mekân sadece bir açıklık değil, aynı zamanda bir şeylerin "belirmesine" izin veren bir rahimdir (chora).

 

Mekânın temeli "açıklık" zamanın temeli de bu "ortaya çıkış" (varoluşa giriş hareketi)

Sınır olmadan bir açıklık, açıklık olmadan bir şeyin ortaya çıkabileceği bir "yer" mümkün değildir. Modern düşünce, sınırlılığı basit bir "bölünme" olarak görerek bu bütünlüğü bozmuştur. / Sınırlılık, Açıklık, Ortaya Çıkış

 

Görünüm, her zaman bir arka plana (görünmezliğe) karşı gerçekleşir. Bir nesne belirginleşirken (salience), onu çevreleyen yer geri çekilir (withdrawal).

Sınır olmadan ilişkisellik kurulamaz; çünkü ilişki, hem ayıran hem de bağlayan bir "sınır" fonksiyonudur.

Modern coğrafyadaki ilişkisellik Leibniz'in "monad" anlayışından farklıdır. Modern yaklaşım, unsurları sadece "ilişkilerin noktaları" (momentler) olarak görerek nesnelerin kendi özgünlüğünü yok eder.

Sınırların ortadan kaldırılması, saf bir ilişkisellik alanının kurulması değil, bizzat ilişkiselliğin ortadan kaldırılmasıdır.

"Akışkan, sınırsız ve ilişkisel mekân" dili, aslında küresel sermayenin dilidir.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder