9 Aralık 2022 Cuma

Carlo Diano - Alkestis’e Giriş - Notlar

Carlo Diano - Alkestis’e Giriş - Notlar

Carlo Diano, Opere, Giunti Editore S.p.A. Bompiani, Floransa, 2022

 


Giriş/Önsöz

Diano, Alkestis metni üzerine onlarca yıl (ölümüne kadar) çalışmış; sürekli yeni taslaklar yazmış ancak eseri zihnindeki metafizik derinlikte bitirememiştir. Metin, ölümünden sonra 1975'te yayımlanmıştır.

 

Alkestis Problemi

Euripides'in oyunundaki temel çelişki şudur: Kader Tanrıçaları (Moirai), yerine bir başkası ölmeyi kabul ederse Kral Admetos'un yaşayabileceğini söyler.

 

Yunanca philia, günümüzdeki öznel romantik duygudan farklı olarak nesnel bir akrabalık ve sadakat yükümlülüğüdür.

 

En güçlü philia kan bağı olan anne-babadır; eş ise kan bağı olmadığı için "yabancı"dır (xenos).

 

Admetos’un yaşlı anne ve babası oğulları için ölmeyi reddederken, "yabancı" olan karısı Alkestis bunu kabul eder.

 

Admetos, düşmanlarının kendisini "karısının arkasına saklanan bir korkak" olarak adlandırmasından korkar.

Fakat, Tanrılar ve kahramanlar Admetos'u suçlamaz.

Apollon, Admetos’u son derece dürüst, dindar ve kutsal yasalara uygun (hosios) bulduğu için ona yardım eder.

 

Herakles, Alkestis'i Hades'ten (ölümden) geri getirmek için Thanatos ile savaşmaya giderken bunu Alkestis için değil; Admetos'un asil, cömert ve erdemli (gennaios) duruşuna karşılık olarak yapar.

 

Modern eleştirmenler Admetos’u "bencil, korkak bir karaktersiz" olarak yaftalayıp kestirip atmışlardır. Fakat Diano’ya göre, trajedide Apollon onu dürüst/kutsal (hosios), Herakles ise asil (gennaios) bulur; hizmetkarları ve Koro bile Admetos'a acır.

 

Masallarda, efsanelerde fedakârlık kararı düğün günü verilir ve hemen gerçekleşir. Zaman boyutu yoktur.

Euripides mitle yetinmeyip araya aylar/yıllar sokmuştur. Alkestis, kararı verdikten uzun süre sonra, çocuk sahibi bir anne olarak ölür. Euripides olayı zamansız/sembolik bir boyuttan çıkarıp tarihsel, somut gerçeklik alanına çekmiştir. Bu da çelişkiyi ve insani trajediyi daha yakıcı hale getirmiştir.

 

Diano araştırmalarında Anaxagoras’ın "Görünen şeylerden görünmeyenleri görürüz" ilkesini temel alır. Hakikate ulaşmak için soyut spekülasyonlara değil, görünene (metnin kendisine, filolojik kesinliğe) bakılmalıdır.

 

Philia (Dostluk/Akrabalık) / nesnel bir bağlılık ve sadakat taahhüdüdür; gerektiğinde kendini feda etmeyi gerektirir.

Karşılıklılık ilkesi gereği bir "dost" (philos), diğerinden kendisi için canını feda etmesini isteyemez.

Bir dost diğerinin kendi yerine ölmesini kabul edemez.

Bir insan aynı anda fedakarlığı hem kabul edip hem reddedemez; aynı anda hem isteyip hem istemeyebilir.

 

Admetos, Alkestis’in kendisi yerine ölmesini kabullenmiştir (philia / dostluk yasasının ihlali). Ancak bu durum sadece insani bir bencil psikolojiyle açıklanamaz.

Euripides gibi zamanının en büyük mantıkçısı, antiloji ustası ve Sokrates’in yakın dostu bir şairin bu çelişkiyi gözden kaçırmış olması imkansızdır.

 

Euripides Alkestis’i aristokratik ve kahramanca bir düzleme yerleştirir:

Alkestis, o zamana kadar sadece erkeklerin (agathoi / gennaioi) sergileyebileceği bir kahramanlığı ve ruh gücünü (andreia / tolma) göstererek kadınların hayatını şan ve şöhretle (kleos) taçlandırmıştır.

 

Alkestis’in ölümü Hades’in bir zaferi değil, kaderi aşan bir zaferdir. Bu yüzden ölümünün ardından yas ilahileri değil, Sparta ve Atina’da Müzler/Musalar tarafından söylenecek, şairlerin şarkılarına konu olacak ölümsüz bir kahramanlık şiiri (kleos) kalmıştır.

 

Antik Yunan’da erdem (arete) ve değerler öznel (Hristiyan mütevazılığı gibi) değil, nesneldir. Tıpkı Hektor, Sophokles’in Oedipus’u veya Euripides’in Macaria/Polyxena’sı gibi, asil soydan gelen (gennaia) biri neyi başardığını açıkça dile getirmekle yükümlüdür. Yapılan güzel işlerin gölgede kalmaması Yunan varlık (Aletheia) anlayışının gereğidir.

 

Platon / Phaedrus, Eros’un insana çirkinlikten utanma ve soyluluk arzusunu verdiğini söyler. Sadece sevenler başkası için ölmeyi göze alır.

Tanrılar, Orpheus gibi Hades’e canlı inmeye çalışan pısırık bir müzisyeni cezalandırırken; Alkestis’in eylemine duydukları büyük hayranlık nedeniyle onun ruhunu Hades’ten geri göndermişlerdir. Platon’a göre tanrılar katında Eros ve kendini adamak en üstün erdemdir.

 

Normalde aristokratik Yunan geleneneğinde (eros paidikos) erkek aşıktır (erastes). Alkestis trajedisinde rol tersine döner: Kadın (Alkestis) aşık olup canını verir; erkek (Admetos) ise edilgen sevgili (eromenos) konumuna düşer.

 

Pheres'in oğluna yönelttiği "yakışıklı genç adamın sevgilisi/korkak" suçlaması, Atinalı seyirciler için son derece teknik ve aşağılayıcı bir ima taşır. Bir erkeğin erdem (arete) kazanmak yerine bir kadının sevgilisi durumuna düşmesi antik etikte bir çelişkidir.

Alkestis’in eylemi sıradan bir duygu değil, evlilik ve philia bağına dayalı mutlak bir sadakattir (pistis). Anne ve babası Admetos’a "ihanet etmiş" (proudosan) iken, Alkestis sadakatiyle onları adeta yabancılaştırmıştır.

 

Oyunun son sahnelerindeki Admetos-Herakles gerilimi

Asil bir ev sahibi (gennaios) ve misafirperverlik tanrısı Zeus’un (Zeus Xenios / Philios) kurallarına bağlı biri olarak Admetos, kederini gizlemek ve misafirini (Herakles) ağırlamak zorundadır.

 

Hakiki bir dost (philos) ve kahraman (gennaios) olarak Herakles, dostunun acısını bilme, paylaşma ve sınanma hakkına sahiptir.

 

Herakles, Admetos’un kendisinden ölümü saklamasını önce sitemle karşılar; ancak bu davranışın arkasındaki üstün "ruh asaletini" (gennaiotes) ve konukseverliği gördüğünde, Hades'e inip Alkestis’i Thanatos'tan söküp alarak karşılık verir.

 

Pheres

Admetus’un babası Pheres, toplumsal ve genetik açıdan soylu (eugenès) bir ruhtan ve ocaktan (eugeneia) gelmesine rağmen; davranışları, ruhu ve eylemleri bakımından bunun tam tersidir (disgenès / kakos). Doğuştan gelen eugeneia'nın gerektirdiği erdemlerden yoksun, aşağılık bir karakter sergiler.

 

Pheres'in en belirgin özelliği aşırı hayat sevgisidir. Yaşlanmış ve hayattan payını fazlasıyla almış olmasına rağmen, sırf yaşama tutunmak uğruna tek oğlu Admetus ve soyunun devamını gözden çıkarmaktan çekinmez.

 

Euripides, Pheres'i trajik bir kahramandan ziyade grotesk/komik sınırda gezinen bir karakter olarak çizer. Pheres, toplumun ve oğlunun suçlamaları karşısında suçluluk hissetmek yerine, anaideia (utanmazlık) ile eylemini savunur. Öldükten sonra arkasından kötü konuşulmasını umursamadığını açıkça ilan eder.

 

Alkestis ve Pheres oyundaki iki uç ve birbirine zıt karakterdir.

 

Toplumsal/bireysel çıkarcılık gözüyle bakıldığında, bir insanın değerleri, dostları veya soyu uğruna kendini feda etmesi bir delilik (afrosyne, moria) veya safça bir aptallık (euetheia) olarak görülür.

5. yüzyılın sonlarında Yunan dünyasındaki ahlaki çöküşle birlikte euetheia (saf iyilik/dürüstlük) kavramı "aptallık" anlamında alay konusu oldu.

 

Pheres, "Babaların çocukları için ölmesi gerektiğine dair ne bir atasözü/yasa (nomos) vardır ne de bu bir Yunan kanunudur" diyerek durumunu savunur. Ona göre doğa (physis) herkese tek bir hayat vermiştir ve ölümden sonra şan-şöhretin bir anlamı yoktur.

 

Eski Yunan ve aristokratik gelenekte (özellikle savaşçı/siyasi hetaeria gruplarında), kişiyi kurtarmak veya onun uğruna ölmek kan bağından (syggeneia) ziyade, seçilmiş olan dostluk/yoldaşlık (hetairia) bağına dayanır.

 

Euripides’in Orestes ve Alkestis oyunlarında altı çizildiği üzere; kriz anlarında öz akrabalar (Pheres gibi) hainlik edebilirken, dışarıdan katılan bir yoldaş/dost (Alcestis veya Pylades) öz akrabalardan bin kat daha sadık çıkmaktadır.

 

Isokrates’in Demonikos’a Öğütler metninde de belirtildiği gibi: "Mizaç ve seçimle kurulan hetaeria bağı (tropoi), doğumdan ve zorunlu kan bağından (physis/nomos) daha üstündür."

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder