Carlo
Diano - Alkestis’e Giriş -
Notlar
Carlo Diano, Opere, Giunti Editore S.p.A. Bompiani, Floransa,
2022
Giriş/Önsöz
Diano, Alkestis metni üzerine onlarca yıl (ölümüne kadar)
çalışmış; sürekli yeni taslaklar yazmış ancak eseri zihnindeki metafizik
derinlikte bitirememiştir. Metin, ölümünden sonra 1975'te yayımlanmıştır.
Alkestis Problemi
Euripides'in oyunundaki temel çelişki şudur: Kader
Tanrıçaları (Moirai), yerine bir başkası ölmeyi kabul ederse Kral Admetos'un yaşayabileceğini
söyler.
Yunanca philia,
günümüzdeki öznel romantik duygudan farklı olarak nesnel bir akrabalık ve
sadakat yükümlülüğüdür.
En güçlü philia kan bağı olan anne-babadır; eş ise kan bağı
olmadığı için "yabancı"dır (xenos).
Admetos’un yaşlı anne ve babası oğulları için ölmeyi
reddederken, "yabancı" olan karısı Alkestis bunu kabul eder.
Admetos, düşmanlarının kendisini "karısının arkasına
saklanan bir korkak" olarak adlandırmasından korkar.
Fakat, Tanrılar ve kahramanlar Admetos'u suçlamaz.
Apollon, Admetos’u son derece dürüst, dindar ve kutsal
yasalara uygun (hosios) bulduğu için ona yardım eder.
Herakles, Alkestis'i Hades'ten (ölümden) geri getirmek için
Thanatos ile savaşmaya giderken bunu Alkestis için değil; Admetos'un asil,
cömert ve erdemli (gennaios) duruşuna karşılık olarak yapar.
Modern eleştirmenler Admetos’u "bencil, korkak bir
karaktersiz" olarak yaftalayıp kestirip atmışlardır. Fakat Diano’ya göre,
trajedide Apollon onu dürüst/kutsal (hosios), Herakles ise asil (gennaios)
bulur; hizmetkarları ve Koro bile Admetos'a acır.
Masallarda, efsanelerde fedakârlık kararı düğün günü verilir
ve hemen gerçekleşir. Zaman boyutu yoktur.
Euripides mitle yetinmeyip araya aylar/yıllar sokmuştur.
Alkestis, kararı verdikten uzun süre sonra, çocuk sahibi bir anne olarak ölür.
Euripides olayı zamansız/sembolik bir boyuttan çıkarıp tarihsel, somut
gerçeklik alanına çekmiştir. Bu da çelişkiyi ve insani trajediyi daha yakıcı
hale getirmiştir.
Diano araştırmalarında Anaxagoras’ın "Görünen
şeylerden görünmeyenleri görürüz" ilkesini temel alır. Hakikate
ulaşmak için soyut spekülasyonlara değil, görünene (metnin kendisine, filolojik
kesinliğe) bakılmalıdır.
Philia (Dostluk/Akrabalık)
/ nesnel bir bağlılık ve sadakat taahhüdüdür; gerektiğinde kendini feda etmeyi
gerektirir.
Karşılıklılık ilkesi gereği bir "dost" (philos),
diğerinden kendisi için canını feda etmesini isteyemez.
Bir dost diğerinin kendi yerine ölmesini kabul edemez.
Bir insan aynı anda fedakarlığı hem kabul edip hem
reddedemez; aynı anda hem isteyip hem istemeyebilir.
Admetos, Alkestis’in kendisi yerine ölmesini kabullenmiştir
(philia / dostluk yasasının ihlali). Ancak bu durum sadece insani bir bencil
psikolojiyle açıklanamaz.
Euripides gibi zamanının en büyük mantıkçısı, antiloji
ustası ve Sokrates’in yakın dostu bir şairin bu çelişkiyi gözden kaçırmış
olması imkansızdır.
Euripides Alkestis’i aristokratik ve kahramanca bir düzleme
yerleştirir:
Alkestis, o zamana kadar sadece erkeklerin (agathoi /
gennaioi) sergileyebileceği bir kahramanlığı ve ruh gücünü (andreia / tolma)
göstererek kadınların hayatını şan ve şöhretle (kleos) taçlandırmıştır.
Alkestis’in ölümü Hades’in bir zaferi değil, kaderi aşan bir
zaferdir. Bu yüzden ölümünün ardından yas ilahileri değil, Sparta ve Atina’da
Müzler/Musalar tarafından söylenecek, şairlerin şarkılarına konu olacak ölümsüz
bir kahramanlık şiiri (kleos) kalmıştır.
Antik Yunan’da erdem (arete) ve değerler öznel (Hristiyan
mütevazılığı gibi) değil, nesneldir. Tıpkı Hektor, Sophokles’in Oedipus’u veya
Euripides’in Macaria/Polyxena’sı gibi, asil soydan gelen (gennaia) biri neyi
başardığını açıkça dile getirmekle yükümlüdür. Yapılan güzel işlerin gölgede
kalmaması Yunan varlık (Aletheia) anlayışının gereğidir.
Platon / Phaedrus, Eros’un insana çirkinlikten utanma ve
soyluluk arzusunu verdiğini söyler. Sadece sevenler başkası için ölmeyi göze
alır.
Tanrılar, Orpheus gibi Hades’e canlı inmeye çalışan pısırık
bir müzisyeni cezalandırırken; Alkestis’in eylemine duydukları büyük hayranlık
nedeniyle onun ruhunu Hades’ten geri göndermişlerdir. Platon’a göre tanrılar
katında Eros ve kendini adamak en üstün erdemdir.
Normalde aristokratik Yunan geleneneğinde (eros paidikos)
erkek aşıktır (erastes). Alkestis trajedisinde rol tersine döner: Kadın
(Alkestis) aşık olup canını verir; erkek (Admetos) ise edilgen sevgili
(eromenos) konumuna düşer.
Pheres'in oğluna yönelttiği "yakışıklı genç adamın
sevgilisi/korkak" suçlaması, Atinalı seyirciler için son derece teknik ve
aşağılayıcı bir ima taşır. Bir erkeğin erdem (arete) kazanmak yerine bir
kadının sevgilisi durumuna düşmesi antik etikte bir çelişkidir.
Alkestis’in eylemi sıradan bir duygu değil, evlilik ve
philia bağına dayalı mutlak bir sadakattir (pistis). Anne ve babası Admetos’a
"ihanet etmiş" (proudosan) iken, Alkestis sadakatiyle onları adeta
yabancılaştırmıştır.
Oyunun son sahnelerindeki Admetos-Herakles gerilimi
Asil bir ev sahibi (gennaios) ve misafirperverlik tanrısı
Zeus’un (Zeus Xenios / Philios) kurallarına bağlı biri olarak Admetos, kederini
gizlemek ve misafirini (Herakles) ağırlamak zorundadır.
Hakiki bir dost (philos) ve kahraman (gennaios)
olarak Herakles, dostunun acısını bilme, paylaşma ve sınanma hakkına sahiptir.
Herakles, Admetos’un kendisinden ölümü saklamasını önce
sitemle karşılar; ancak bu davranışın arkasındaki üstün "ruh
asaletini" (gennaiotes) ve konukseverliği gördüğünde, Hades'e inip
Alkestis’i Thanatos'tan söküp alarak karşılık verir.
Pheres
Admetus’un babası Pheres, toplumsal ve genetik açıdan soylu
(eugenès) bir ruhtan ve ocaktan (eugeneia) gelmesine rağmen; davranışları, ruhu
ve eylemleri bakımından bunun tam tersidir (disgenès / kakos). Doğuştan gelen
eugeneia'nın gerektirdiği erdemlerden yoksun, aşağılık bir karakter sergiler.
Pheres'in en belirgin özelliği aşırı hayat sevgisidir.
Yaşlanmış ve hayattan payını fazlasıyla almış olmasına rağmen, sırf yaşama
tutunmak uğruna tek oğlu Admetus ve soyunun devamını gözden çıkarmaktan
çekinmez.
Euripides, Pheres'i trajik bir kahramandan ziyade
grotesk/komik sınırda gezinen bir karakter olarak çizer. Pheres, toplumun ve
oğlunun suçlamaları karşısında suçluluk hissetmek yerine, anaideia (utanmazlık)
ile eylemini savunur. Öldükten sonra arkasından kötü konuşulmasını
umursamadığını açıkça ilan eder.
Alkestis ve Pheres oyundaki iki uç ve birbirine zıt karakterdir.
Toplumsal/bireysel çıkarcılık gözüyle bakıldığında, bir
insanın değerleri, dostları veya soyu uğruna kendini feda etmesi bir delilik
(afrosyne, moria) veya safça bir aptallık (euetheia) olarak görülür.
5. yüzyılın sonlarında Yunan dünyasındaki ahlaki çöküşle
birlikte euetheia (saf iyilik/dürüstlük) kavramı "aptallık" anlamında
alay konusu oldu.
Pheres, "Babaların çocukları için ölmesi gerektiğine
dair ne bir atasözü/yasa (nomos) vardır ne de bu bir Yunan kanunudur"
diyerek durumunu savunur. Ona göre doğa (physis) herkese tek bir hayat
vermiştir ve ölümden sonra şan-şöhretin bir anlamı yoktur.
Eski Yunan ve aristokratik gelenekte (özellikle
savaşçı/siyasi hetaeria gruplarında), kişiyi kurtarmak veya onun uğruna ölmek
kan bağından (syggeneia) ziyade, seçilmiş olan dostluk/yoldaşlık (hetairia)
bağına dayanır.
Euripides’in Orestes ve Alkestis oyunlarında altı çizildiği
üzere; kriz anlarında öz akrabalar (Pheres gibi) hainlik edebilirken, dışarıdan
katılan bir yoldaş/dost (Alcestis veya Pylades) öz akrabalardan bin kat daha
sadık çıkmaktadır.
Isokrates’in Demonikos’a Öğütler metninde de belirtildiği
gibi: "Mizaç ve seçimle kurulan hetaeria bağı (tropoi), doğumdan ve
zorunlu kan bağından (physis/nomos) daha üstündür."
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder