9 Aralık 2022 Cuma

Carlo Diano - Biçim ve Olay ve Sanat Fenomenolojisi Taslakları için Hazırlık Notları - Notlar

Carlo Diano - Biçim ve Olay ve Sanat Fenomenolojisi Taslakları için Hazırlık Notları - Notlar

Carlo Diano, Opere, Giunti Editore S.p.A. Bompiani, Floransa, 2022

 


Giriş/Önsöz

Francesca Diano

 

Parlak siyah kapaklı iki defter (1950-51 ve 1952 eklemeleri), Diano'nun nihai felsefi sistemini inşa ederken başvurduğu metinleri, tuttuğu notları ve anlık sezgilerini belgeleyen bir "zihin röntgeni" niteliğindedir.

 

Diano'nun araştırmaları her zaman somut, tarihsel-filolojik bir problemle (Tyche / şans-kader kavramı üzerine 1940'ta başlattığı çalışmalar gibi) başlar.

 

Diano’nun düşünce dünyası, dönemin önemli bilim insanları, sanatçıları ve filozoflarıyla girdiği kesintisiz diyalogla şekillenmiştir.

 

Padua yıllarındaki en yakın dostu sanat tarihçisi Sergio Bettini ile yürüttüğü "yöntem tartışmaları", Alois Riegl ve Viyana Sanat Tarihi Okulu üzerine okumaları Linee per una fenomenologia dell’arte (Sanat Fenomenolojisi İçin Ana Hatlar) eserinin temelini oluşturmuştur.

 

Şiir yazmanın yanı sıra resim ve heykel yapmıştır.

Beste çalışmaları yürütmüş ve Gianfrancesco Malipiero gibi müzisyenlerle işbirliği yapmıştır.

Modern hatlara sahip mobilyalar tasarlamıştır.

 

DEFTER 1950-51

Biçim (Forma): Statiktir, durağandır, tözseldir (ousia), bölünemez ve mekânsaldır. Bütünlüğü, organikliği ve birliği temsil eder (Parmenides'in varlık anlayışı gibi). Zamanın ve değişimin dışındadır; renksiz veya tekdüze renklidir (Yunan sütun mimarisi ve heykeltıraşlığı gibi).

 

Olay (Evento): Dinamiktir, zamansaldır, süreklilik arz eder ve kaçınılmaz olarak döngüseldir. Değişimi, hareketi, akışı (panta rhei), akışkan olanı (su, deniz tanrıları, Proteus) temsil eder. Şans (tyche), kaza, illüzyonist/gerçekçi portre sanatı ve Akdeniz'in doğup ölen ana tanrıça/oğul kültleri olay kategorisine girer.

 

Din

Biçim Dinleri: Ölüm sorununu merkezine alır.

 

Olay Dinleri: Kader ve zaman döngüsünü merkezine alır (Sümero-Akad ve Akdeniz/Minos gelenekleri). Akdeniz'in sürekli değişen tanrılarını Yunanlar "taşa dönüştürerek" durağan biçimler panteonuna dönüştürmüştür.

 

Tragedya

Aischylos: Biçimler adalet içinde korunur (bir tür uzlaşma dönemi).

 

Sophokles: Adalet yetersiz kalır, biçimlerin değeri çöker; Tanrı artık "Olay"ın kendisidir (tanımlanamaz/kaderi yönlendiren).

 

Euripides: Olay anlamını yitirir. Gerçek olan tek şey, kendi hayatları pahasına kendilerini/etik duruşlarını kurtaran bireysel biçimlerdir (Sokrates örneği/kendi hayatını feda etme motifi).

 

Mimari

Biçim Mimarisi: Yunan kemer kirişi ve sütunu (durağan, geometrik).

 

Olay Mimarisi: Kemer ve tonoz (tarımsal döngünün, Akdenizli akışın ve sürekliliğin mimarisi).

 

Biçim, akıl yürütmeyle (logos) inşa edilemez; o, doğrudan sezginin (nous) ve anlık kavrayışın (exaiphnes) nesnesidir.

 

Tyche / Şans

Tyche, olayın "burada ve şimdi" gerçekleşen, kazaya mutlak değer atfeden yüzüdür.

 

Zaman saf bir sürekliliktir; olay yoksa zaman algısı da yoktur.

 

Bilim

Bilim, varoluşun (varlığın) oluşla karşı karşıya getirildiği an doğar. Bilimin kaynağı soyut geometri değil, öncelikle Biçim'in sezgisel olarak keşfedilmesidir.

 

Sadece Biçimi gören kişi; nesneyi, çokluğu, farkı, uzayı ve oluş içindeki varlığı görür. Biçim, insanı kaostan çıkarır ve "şeytanları kovar".

 

Olaydan yola çıkan kişi ise yalnızca "güçleri" ve akışı görür; burada hiçbir şey sabit kalmaz, insan mucizeler ve irrasyonellik dünyasında kaybolur.

 

Uzay, Aristoteles’in belirttiği gibi "kabın anlık ve hareketsiz sınırı"dır; biçimin dışı boşluk değil, hiçliktir.

 

Biçim, ışığını güneşten almaz; kendi içinden yayar.

 

II. DEFTER

Padua 1950-51

 

Homeros dünyasında rastlantısal/tesadüfi neden (katá symbebekós) ile kasıtlı/düşünsel neden (apó dianoías) arasında net bir ayrım yoktur. Nedeni harekete geçiren şey, doğrudan ilkel zihniyetteki dinamiktir.

 

Euripides, tanrıların bu "keyfi" ve yıkıcı iradelerini (Zeus, Hera ve kentlerin yıkımı) resmederken onları reddeder. Çünkü adalet (Dikē), böyle bir dünyada kaçınılmaz olarak "Olayın mantığı" haline gelir.

 

Sanat

Avrupa-Afrika Kaya Sanatı (Gerçekçilik): Dışsal bir zaman ve mekânda hareket halinde olan, kazalardan kurtulamamış anlatı sanatıdır (düz çizgi / olay).

 

Mezopotamya / Mısır (Sembolizm): Biçim, kazaları emer ancak nesne başka bir anlamın sembolü haline gelir (kavisli çizgi / daire).

 

Yunan Sanatı (Saf Biçim): Yunanlıların keşfettiği "Saf Biçim", insanı büyülü dünyadan ve şeytanlardan kurtaran özgürleşme vizyonudur.

 

Varoluşçuluk

Varoluşçuluk, biçim duygusunu kaybetmiş aşırı kültürlü insanların ilkel olana geri dönüşüdür. Zamanı mekânın önüne koyar ve nesnel biçimi yok sayarak gerçeği saf "Olay"a indirger.

 

Yunanlılar insanı tanrılaştırmadılar ya da tanrılara keyfi olarak insan şekli vermediler. Onlar "Biçim"in (Forma) kendisini keşfettiler.

 

Doğu ve Girit kültürlerinde tanrılar akışkan, şekil değiştiren anlık kaygan "şeytanlar" (şans ve olay tanrıları) idi. Yunan zihni ise ilahi olanı anlık olayın belirsizliğinden kurtarmak için ona zamandan etkilenmeyen, sınırları belirlenmiş en mükemmel yapıyı (insan bedenini) verdi.

 

Fiil her zaman tesadüfi, zaman içinde akan bir olaydır (örneğin "suyun akması"). İsim ise zamandan soyutlanmış, yapısı belirlenmiş biçimdir. Yunan felsefesi ve sanatı, akıp giden fiilleri (olayları) durdurup onları zaman dışı isimlere (biçimlere) dönüştürme mucizesidir.

 

Biçim (Forma) / İsim: Zamandan, tesadüften ve değişikten arındırılmış, kendi içine kapalı, statik, mutlak ve iki boyutlu yüzeye eğilimli yapıdır. Aristoteles'çi ethos ve Parmenides'çi durağan varlıkla örtüşür. İki boyutlu uzayda var olmak ve görülmek aynı şeydir. Biçim zihnindedir, kapalıdır, özgürdür.

 

Olay (Evento) / Fiil: Zamanın, değişimin, açık alanın, hareketin, kairos’un (doğru an/fırsat) ve yıkıcı kaderin (tyche) egemen olduğu alandır. İlkel insan için açık alan bir dehşet kaynağıdır (korku/mana). Olay, akıp giden bir çizgi veya zaman boyunca uzanan kaza/rastlantı dünyasıdır.

 

Biçim (Eidos / Öz): Varoluşu öze dönüştürür. Platon'un "Fikir" (İdea) kavramı ve Aristoteles'in "Öz" kavramı ile ilişkilendirilir. Düşünülebilir, teoriktir ve zihin/ruh tarafından kavranır. Mekân ile doğrudan bağlantılıdır.

 

Olay (Eventum / Varoluş): Özü varoluşa dönüştürür. Heidegger’in Dasein (orada-var-oluş) kavramına karşılık gelir. Yaşanması ve tecrübe edilmesi gerekir; söylem, zaman ve hareket ile ilişkilidir.

 

Mimari ve Heykel

Mısır (Giza / Sfenks Tapınağı): Geometrikleşmiş ve soyuttur. Boşluğun kendisi sütunu tanımlar. Heykel ve mumyalama, insanın görünür biçimden ayrılamayan ölümsüzlük arzusuyla (özün biçimde kalması) ilişkilidir.

 

Yunan Sanatı: Geometrikten organiğe geçişi temsil eder (nicelikten niteliğe sıçrama). Sütun bağımsızdır ve boşluğu sütunun kendisi yaratır.

 

Mekânsal Kapanma: Klasik Yunan heykeli (Diskobolus) kendi içine kapalı bir alana sahipken, geç Klasik/Hellenistik heykel (Apoxyomenos) dışsal mekâna açılarak "olay" alanına ve dramatik çatışmaya dahil olur.

 

Zaman ve An: Zaman; geçmiş, şimdi ve geleceğin Diyalektik hareketidir. Gelecek ve geçmiş birer yokluk (hiçlik) iken, "an" varoluşun bilince ulaştığı noktadır.

 

Komedi: Özü/biçimi hiçliğe indirger. Sembolü yaşamın ve sürekliliğin simgesi olarak fallustur. Kahraman neşeyle topluma katılır.

 

Trajedi: Var olanı (Dasein) yok eder ancak biçimi ortadan kaldıramaz. Trajedi, biçim ile olayın eşit güçler olarak çatışmasından doğar.

 

Şiir, heykelsel isim ile müzikal fiili birleştiren tek sanattır. Tüm sanatların bir özeti niteliğindedir.

Tüm sanat dalları kelimeye yönelir; ama kelime sessizliğe gider.

 

Mit

Mit, bir olayın görselleştirilmesidir; ancak orijinal yaşama gücünü ritüelindeki eylemde bulur. Mit ve ritüel birbirinden ayrılamaz bir "olay" bütünlüğüdür.

 

Mit ritüelden kopup kendi başına ayakta durmaya başladığında deforme olur; ya felsefi bir yorumlama aracına ya teolojik bir sembole ya da sadece şiirsel bir masala/fabla dönüşür.

 

Yunan kültürünün en özgün keşfi, mitin varoluşsal akışına karşı Theoria’yı (seyir, tefekkür, heykelde ifade bulan zamansız durağanlığı) koymasıdır.

 

Komedi

Komedi, biçimi reddeder ve tamamen olayın yanındadır. Biçimi bir "tik", bir saplantı veya tutarsız bir iddia olarak karikatürleştirir. Komedinin simgesi yaşamın sürekliliğini temsil eden fallustur. Olumsuzlaması olmayan kahkahadır; Castigat ridendo mores (ahlakı gülerek düzeltir) ilkesi gereği ahlaki ders verebilir.

 

Trajedi ahlaki ders veremez, çünkü bir sonuca varmaz. Var olanı yok eder ama biçim yok olmaz. Trajedi, olayın biçimi tehdit ettiği ve çözülemeyen şüphenin doğduğu an başlar.

 

Apollon, bireyselleşme ilkesinin tanrılaştırılması, sınır, ölçü ve biçimdir.

Dionysos, sınırı ve medeniyeti yok eden olay, coşku ve doğrudan doğadır.

Biçim ancak görünüş yoluyla özgürleşir; ancak Dionysosçu acı ve olay zemini olmadan Apollon yaşayamaz.

 

Araçsallık Dünyası (Çalışma Günleri): Şeylerin sadece birer araç/nesne olarak kullanıldığı, kaygının ve sıradanlığın egemen olduğu zamandır.

Tefekkür / Kutlama Dünyası (Pazar Günü): İnsanın araçsallık dünyasından çıkıp nesneleri ve kendisini sırf "kendisi için" düşündüğü şenlik anıdır. Bayramda hizmetçi yeniden insan olur.

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder