9 Aralık 2022 Cuma

Carlo Diano - Biçim ve Olay - Notlar

Carlo Diano - Biçim ve Olay - Notlar

Yunan Dünyasını Yorumlamaya Yönelik İlkeler

Forma ed evento, Principi per una interpretazione del mondo greco, Neri Pozza, Officina Tipografica Vicentina, Vicenza,1967

 


Aristotelesçi Kıyas

Aristoteles’in kıyas sisteminde temel odak biçimdir (eidos). "Corisco insandır, insan ölümlüdür, o halde Corisco ölecektir" örneğinde zorunluluk biçimden kaynaklanır. Ancak Aristoteles, Corisco'nun ne zaman ve nasıl öleceğini bilemez. Çünkü tikel/bireysel olayların ilkesi maddededir ve bunlar zorunluluktan kaçar. Aristoteles için gelecekteki tikel bir olayın zorunluluğu yalnızca varsayımsaldır.

 

Stoacı Mantık

Stoacılar Aristotelesçi "biçim" ve kavram reelliğini reddederek tam bir nominalizm benimserler. Onlara göre yalnızca bedenler ve bu bedenlerin eylemleri/durumları (olaylar gerçektir. Stoacılara göre yargıların yüklemi bir isim değil, her zaman bir fiildir (Sokrates erdemlidir = Sokrates erdemli davranır).

 

Epikuros atomların sapması (clinamen) ile tesadüfe yer açarken, Stoacılar nedensizlik fikrini tamamen reddeder. Her şey kopmaz bir nedenler zinciriyle (eirmos) bağlıdır. Tanrı, Aristoteles’teki gibi evrenden ayrı, hareketsiz bir "biçim" değil; maddeden ayrılmayan, ateş niteliğinde, eyleyen (to poioun) bir Logos ve Olaydır. Dünya, evrensel yangın (ekpyrosis) ve ebedi dönüş döngüsü içinde hareket eder.

 

Stoacı varsayımsal mantığın kökleri Doğu Akdeniz/Mezopotamya kehanet geleneğine dayanır. Zeno'nun Fenikeli, Chrysippus'un Kilikyalı olması tesadüf değildir. Babil kehanet tabletlerindeki "Şumma (Eğer)... gerçekleşirse..." kalıbı, Stoacıların varsayımsal tasım formülasyonunun tarihsel arka planını oluşturur. Babil'deki "Men" (kader/isim koyma) anlayışı, Stoacıların "olay olarak gerçeklik" duygusuyla örtüşür.

 

Tyche (Şans/Kader/Olay) Kavramının Evrimi

Anaksagoras ve Euripides’ten sonra Tyche (olay/tesadüf) ilk kez tanrılardan ayrıştırılır; tesadüf kavramı doğar (To Automaton).

 

Halk, nedeni bilinmeyen bu olayı tanrılaştırarak Tyche (Fortune - Şans Tanrıçası) yapar.

 

Helenistik Dönem: Tyche üç farklı aşamadan geçer:

Olay (Tikel/Olumsal olgu)

Tanrıça (Popüler kişiselleştirme / Agathe Tyche)

Moira / Kader (Stoacı evrensel nedensellik yasasıyla birleşme)

 

Yunan şehir devletlerinin (polis) çöküşü ve Makedonya/Hellenistik imparatorluklar dönemiyle birlikte birey, kabile/şehir korumasından çıkarak "olayın" şiddetiyle baş başa kalmıştır. Bu durum astrolojiye, büyüye, Doğu tanrılarına (Sarapis, Isis) ve gizem dinlerine yönelimi doğurmuştur. Apuleius’un Metamorfoz eseri, "Tyche'nin (Kaderin) kölesi" olan insanın Isis Gizemleri sayesinde "biçimsel/ruhani özgürlüğe" kavuşmasının alegorisidir.

 

Bireyi/Ego'yu ortaya çıkaran şey olaydır (event). Helenistik çağ, bireyselliğin çağdır; ancak bu bireyselleşme Olay'ın yorumlanışına göre biçim değiştirir.

 

İskender: Zeus'un oğlu, fethedilmemiş irade, seçilmiş kişi.

Diogenes (Kinik): Köpek ismiyle övünen, inkar eden mutlak olumsuzlama iradesi. Kinikler biçimleri ve tanrısal güçleri reddederler. Kinik'in erdemi ve özgürlüğü boştur; insanı medeniyetten koparıp "orman"a döndürür.

 

Kinik'in aksine Stoacı'nın özgürlüğü dolu ve anlamlıdır. Olaylar yalıtılmış değildir; akıl ve takdir (pronoia) ile bağlıdır.

 

Stoacı için erdem, Olay'ın özünde kayıtsız (adiaphora) olduğunu bilmek, aklın emrettiğini yapmak ve evrensel bütünle (Kozmopolis) özdeşleşmektir.

 

Biçimlerin olaya indirgendiği yerde ırk ve vatan ayrımı biter. Kinik anarşistse, Stoacı Kozmopolis'in (dünya şehrinin) yurttaşıdır.

 

Stoacılık Roma'ya ulaştığında imparatorluğa içerik kazandırmıştır. Virgil (Aeneid), Homeros'un tanrılarını Stoacı "Olay" dünyasına uyarlamaya çalışırken uyumsuzluklar yaşamış; Lucan ise Olay'ın şiirselliğini doğrudan yakalamıştır.

 

Stoacılığın anlık ve sürekli zaman anlayışı (döngüsel zaman), Roma mimarisindeki tonoz ve kemerlerde somutlaşır.

 

Epikuros

Oyunu reddeder. Formların sadece anlık olmadığını, duran bir şeylerin (atomlar ve türlerin istikrarı) olması gerektiğini savunur.

Epikuros'un tanrıları intermundiada (dünyalar arasındaki boşlukta) yaşar; hiçbir şey yapmaz, eylemde bulunmaz, Olay'ın dışındadırlar.

Birey, siyasetin kargaşasından uzak durarak, anı yakalayarak (carpe diem) ve dostlukla Olay'ın etki alanını asgariye indirir.

 

Platon ve Aristoteles

Platon: Formu (Eidos) dünyadan tamamen koparır, gökyüzünün dışına (hyperouranos) yerleştirir. Platon'da biçim aniden (exaiphnes) bir lütufla görülür.

 

Aristoteles: Formu dünyanın içine yerleştirmeye çalışır. Zeka (Nous), ruhun gözüdür ve evrensel biçimi görür.

 

Aristoteles form ile şekli ayırır; ancak sonunda formları türlere (species) indirger ve birey olumsal (tarihsel) kalır.

 

Aristoteles'in Tanrısı (İlk Hareketsiz Hareket Ettirici) tıpkı Epikuros'un tanrıları gibi edilgendir; eylemsizdir, sadece kendini düşünür.

 

Antik Heykelde (Münih Attika Kouros'u, Olympia Apollon'u) biçim, heykelin merkezinden dışarı doğru yayılan ışıklı bir "hale" gibidir.

 

Dionysos

Dionysos (Olay tanrısı), şehirlerin merkezine girerek dinsel devrimi başlatır.

Trajedi: Kralların maskelerini çıkarıp insanın çıplaklığını/hiçliğini gösterir (Zalimler çağının devrimi).

Komedi: Phallos ve göbek temsilcisi olarak insanı coşku ve kahkahayla özgürleştirir (Halk çağının devrimi).

 

Akhilleus olaya ve zamana karşı kayıtsızdır; eylemi hesaplama veya düşünmeden değil, kendinde bir sonu olan bilinçli güçten (kratos) ve tutkulu öfkeden doğar. Gücü kaba kuvvet değil, biçimin gücüdür. Değişmez, bükülmez ve kılık değiştirmez; bu yüzden olayla çatıştığında kırılır ve genç yaşta ölür. Ölümü görerek ve özgürce seçer. Akhilleus heykelsidir; Polykleitos'un Kanon'u gibi önden ve "kare" görünür.

 

Odysseus hesaplayan, pratik ve dolayımı kullanan akıldır. Zamanın ve olayın içindedir; renkten renge girer (poikilometis), her yola başvurur (polymechanos). Ağlar, katlanır, kılık değiştirir ve tuzak kurar. Akhilleus gibi kılıç/mızrakla değil, olay kadar görünmez ve hızlı vuran "yay" ile savaşır. Odysseus resimseldir; Minos sürahisindeki ahtapot gibi sarmal ve çok boyutludur.

 

Dionysosçu Katarsis (Trajik): İnsana biçimlerin anlamsızlığını ve olayın aşılmazlığını gösterir. Bireyi çokluğun çelişkilerinden Bir'in farklılaşmamış dinginliğine döndürür (Örn: Euripides'in Bakkhalar'ı).

 

Apolloncu Katarsis (Epik): Biçimleri sonsuzluğun anlık hassasiyetine yükselterek zamandan soyutlar ve olayın geçersizliğini ilan eder (Örn: İlyada'daki cenaze oyunları ve biçimsel zaferler).

 

Kratos (güç) ve Bia (şiddet) ile hükmeder. Onunki bir gücün değil, görünür biçimin hakimiyetidir. Ancak Metis'i (kurnazlığı/olayı) yutsa bile hiçbir zaman polymetis (çoklu kurnazlık) değildir. Bu yüzden zaman zaman kaderin (Moira) ve zekanın tuzaklarına düşer.

 

Prometheus: Zamanın dışındaki ve ebedi şeyleri bilir (aphthita medea eidos); ancak olay alanına ait zekası zayıftır ve Zeus'un kaba gücüne (kratos) boyun eğer (Aeschylus'un Prometheus tragedyası).

 

Hermes & Hephaestus: Teknik mükemmellik, dolandırıcılık, kurnazlık ve araçsal aklın temsilcileridir.

 

 Sokrates, Odysseus'un zekası (metis) ile Akhilleus'un biçimsel gücünü (kratos) bünyesinde birleştirir.

Ancak ölüm anı geldiğinde Akhilleus gibi davranır: Biçimini (yasalara - nomoi - olan bağlılığını) kaybetmemek için ölümü bilerek ve gözünün içine bakarak kabul eder. Sokrates için biçim, kavramların arkasındaki etten ve ışıklaşmış tözsel gerçekliktir.

 

Bir (To Hen): Şeklin ötesinde, anlatılamaz, Varlık ile Hiçliğin kesişimi.

 

Akıl (Nous): Formların aydınlık, şeffaf ve hareketsiz dünyası.

 

Ruh (Psyche): Olayların, değişimin, zamanın ve karanlığın dünyası.

 

Ek

Pietro de Francisci'ye mektup

Bu metin, İtalyan klasik filolog ve filozof Carlo Diano’nun (Temmuz 1952 tarihli), hukuk tarihçisi Pietro de Francisci’ye hitaben yazdığı ve iki temel kavram olan "Form" (Biçim) ile "Etkinlik / Olay" (Evento) ilişkisini incelediği ünlü mektubudur.

 

Yağmurun yağması doğada gerçekleşen bir olgudur; ancak insan bunu kendi varlığıyla ilişkilendirmediği ve hissetmediği sürece bir "olay" (evento) sayılmaz.

Bir olayın olması için bu olayı benim için bir olay olarak hissetmem gerekir.

Olay, daima somut bir zamana ve mekâna çakılıdır. Ancak buradaki zaman ve mekân, soyut matematiksel ölçüler değil; olayın bizzat bilince vurmasıyla kesintiye uğrayan ve "anlam kazanan" yaşantısal kesitlerdir.

 

Olay, çevresindeki kuşatan sonsuzluğu (periechon) açar. İnsan bu dehşet karşısında kendisini korumak için kutsal mekanlar, isimler, mitler ve ritüellerle zamana ve mekana yapılar kazandırır ("kapatma biçimleri").

Form; isim koyma (indigitatio), tabu, ayin ve mitler aracılığıyla olayı bir kalıba sokma eylemidir.

 

İsim, olayın sınırsız gücünü sınırlayarak insana hareket alanı açar.

Mit ve ritüel, olaya tarihsel/simgesel bir arkotip kazandırarak onu düzenli olarak tekrar edilebilir kılar.

 

İnsan deneyimi, her an kendisini özsel bir forma kapatmaya çalışan varoluş ile bu formu sürekli parçalayan olay akışı arasındaki dinamik gerilimde (dramatik alanda) gerçekleşir.

…



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder