Carlo
Diano - Biçim ve Olay -
Notlar
Yunan Dünyasını Yorumlamaya Yönelik İlkeler
Forma ed evento, Principi per una interpretazione del mondo
greco, Neri Pozza, Officina Tipografica Vicentina, Vicenza,1967
Aristotelesçi Kıyas
Aristoteles’in kıyas sisteminde temel odak biçimdir (eidos).
"Corisco insandır, insan ölümlüdür, o halde Corisco ölecektir"
örneğinde zorunluluk biçimden kaynaklanır. Ancak Aristoteles, Corisco'nun ne
zaman ve nasıl öleceğini bilemez. Çünkü tikel/bireysel olayların ilkesi
maddededir ve bunlar zorunluluktan kaçar. Aristoteles için gelecekteki tikel
bir olayın zorunluluğu yalnızca varsayımsaldır.
Stoacı Mantık
Stoacılar Aristotelesçi "biçim" ve kavram
reelliğini reddederek tam bir nominalizm benimserler. Onlara göre yalnızca
bedenler ve bu bedenlerin eylemleri/durumları (olaylar gerçektir. Stoacılara
göre yargıların yüklemi bir isim değil, her zaman bir fiildir (Sokrates
erdemlidir = Sokrates erdemli davranır).
Epikuros atomların sapması (clinamen) ile tesadüfe yer
açarken, Stoacılar nedensizlik fikrini tamamen reddeder. Her şey kopmaz bir
nedenler zinciriyle (eirmos) bağlıdır. Tanrı, Aristoteles’teki gibi evrenden
ayrı, hareketsiz bir "biçim" değil; maddeden ayrılmayan, ateş
niteliğinde, eyleyen (to poioun) bir Logos ve Olaydır. Dünya, evrensel yangın
(ekpyrosis) ve ebedi dönüş döngüsü içinde hareket eder.
Stoacı varsayımsal mantığın kökleri Doğu Akdeniz/Mezopotamya
kehanet geleneğine dayanır. Zeno'nun Fenikeli, Chrysippus'un Kilikyalı olması
tesadüf değildir. Babil kehanet tabletlerindeki "Şumma (Eğer)...
gerçekleşirse..." kalıbı, Stoacıların varsayımsal tasım formülasyonunun
tarihsel arka planını oluşturur. Babil'deki "Men" (kader/isim koyma)
anlayışı, Stoacıların "olay olarak gerçeklik" duygusuyla örtüşür.
Tyche (Şans/Kader/Olay) Kavramının Evrimi
Anaksagoras ve Euripides’ten sonra Tyche (olay/tesadüf) ilk
kez tanrılardan ayrıştırılır; tesadüf kavramı doğar (To Automaton).
Halk, nedeni bilinmeyen bu olayı tanrılaştırarak Tyche
(Fortune - Şans Tanrıçası) yapar.
Helenistik Dönem: Tyche üç farklı aşamadan geçer:
Olay (Tikel/Olumsal olgu)
Tanrıça (Popüler kişiselleştirme / Agathe Tyche)
Moira / Kader (Stoacı evrensel nedensellik yasasıyla
birleşme)
Yunan şehir devletlerinin (polis) çöküşü ve
Makedonya/Hellenistik imparatorluklar dönemiyle birlikte birey, kabile/şehir
korumasından çıkarak "olayın" şiddetiyle baş başa kalmıştır. Bu durum
astrolojiye, büyüye, Doğu tanrılarına (Sarapis, Isis) ve gizem dinlerine
yönelimi doğurmuştur. Apuleius’un Metamorfoz eseri, "Tyche'nin (Kaderin)
kölesi" olan insanın Isis Gizemleri sayesinde "biçimsel/ruhani
özgürlüğe" kavuşmasının alegorisidir.
Bireyi/Ego'yu ortaya çıkaran şey olaydır (event). Helenistik
çağ, bireyselliğin çağdır; ancak bu bireyselleşme Olay'ın yorumlanışına göre
biçim değiştirir.
İskender: Zeus'un oğlu, fethedilmemiş irade, seçilmiş kişi.
Diogenes (Kinik): Köpek ismiyle övünen, inkar eden mutlak
olumsuzlama iradesi. Kinikler biçimleri ve tanrısal güçleri reddederler. Kinik'in
erdemi ve özgürlüğü boştur; insanı medeniyetten koparıp "orman"a
döndürür.
Kinik'in aksine Stoacı'nın özgürlüğü dolu ve anlamlıdır.
Olaylar yalıtılmış değildir; akıl ve takdir (pronoia) ile bağlıdır.
Stoacı için erdem, Olay'ın özünde kayıtsız (adiaphora)
olduğunu bilmek, aklın emrettiğini yapmak ve evrensel bütünle (Kozmopolis)
özdeşleşmektir.
Biçimlerin olaya indirgendiği yerde ırk ve vatan ayrımı
biter. Kinik anarşistse, Stoacı Kozmopolis'in (dünya şehrinin) yurttaşıdır.
Stoacılık Roma'ya ulaştığında imparatorluğa içerik
kazandırmıştır. Virgil (Aeneid), Homeros'un tanrılarını Stoacı "Olay"
dünyasına uyarlamaya çalışırken uyumsuzluklar yaşamış; Lucan ise Olay'ın
şiirselliğini doğrudan yakalamıştır.
Stoacılığın anlık ve sürekli zaman anlayışı (döngüsel
zaman), Roma mimarisindeki tonoz ve kemerlerde somutlaşır.
Epikuros
Oyunu reddeder. Formların sadece anlık olmadığını, duran bir
şeylerin (atomlar ve türlerin istikrarı) olması gerektiğini savunur.
Epikuros'un tanrıları intermundiada (dünyalar arasındaki
boşlukta) yaşar; hiçbir şey yapmaz, eylemde bulunmaz, Olay'ın dışındadırlar.
Birey, siyasetin kargaşasından uzak durarak, anı yakalayarak
(carpe diem) ve dostlukla Olay'ın etki alanını asgariye indirir.
Platon ve Aristoteles
Platon: Formu (Eidos) dünyadan tamamen koparır, gökyüzünün
dışına (hyperouranos) yerleştirir. Platon'da biçim aniden (exaiphnes) bir
lütufla görülür.
Aristoteles: Formu dünyanın içine yerleştirmeye çalışır.
Zeka (Nous), ruhun gözüdür ve evrensel biçimi görür.
Aristoteles form ile şekli ayırır; ancak sonunda formları
türlere (species) indirger ve birey olumsal (tarihsel) kalır.
Aristoteles'in Tanrısı (İlk Hareketsiz Hareket Ettirici)
tıpkı Epikuros'un tanrıları gibi edilgendir; eylemsizdir, sadece kendini
düşünür.
Antik Heykelde (Münih Attika Kouros'u, Olympia Apollon'u)
biçim, heykelin merkezinden dışarı doğru yayılan ışıklı bir "hale"
gibidir.
Dionysos
Dionysos (Olay tanrısı), şehirlerin merkezine girerek dinsel
devrimi başlatır.
Trajedi: Kralların maskelerini çıkarıp insanın
çıplaklığını/hiçliğini gösterir (Zalimler çağının devrimi).
Komedi: Phallos ve göbek temsilcisi olarak
insanı coşku ve kahkahayla özgürleştirir (Halk çağının devrimi).
Akhilleus olaya ve zamana karşı kayıtsızdır; eylemi
hesaplama veya düşünmeden değil, kendinde bir sonu olan bilinçli güçten (kratos)
ve tutkulu öfkeden doğar. Gücü kaba kuvvet değil, biçimin gücüdür. Değişmez,
bükülmez ve kılık değiştirmez; bu yüzden olayla çatıştığında kırılır ve genç
yaşta ölür. Ölümü görerek ve özgürce seçer. Akhilleus heykelsidir;
Polykleitos'un Kanon'u gibi önden ve "kare" görünür.
Odysseus hesaplayan, pratik ve dolayımı kullanan akıldır.
Zamanın ve olayın içindedir; renkten renge girer (poikilometis), her
yola başvurur (polymechanos). Ağlar, katlanır, kılık değiştirir ve tuzak
kurar. Akhilleus gibi kılıç/mızrakla değil, olay kadar görünmez ve hızlı vuran
"yay" ile savaşır. Odysseus resimseldir; Minos sürahisindeki ahtapot
gibi sarmal ve çok boyutludur.
Dionysosçu Katarsis (Trajik): İnsana biçimlerin
anlamsızlığını ve olayın aşılmazlığını gösterir. Bireyi çokluğun
çelişkilerinden Bir'in farklılaşmamış dinginliğine döndürür (Örn: Euripides'in
Bakkhalar'ı).
Apolloncu Katarsis (Epik): Biçimleri sonsuzluğun anlık
hassasiyetine yükselterek zamandan soyutlar ve olayın geçersizliğini ilan eder
(Örn: İlyada'daki cenaze oyunları ve biçimsel zaferler).
Kratos (güç) ve Bia (şiddet) ile hükmeder. Onunki bir gücün
değil, görünür biçimin hakimiyetidir. Ancak Metis'i (kurnazlığı/olayı) yutsa
bile hiçbir zaman polymetis (çoklu kurnazlık) değildir. Bu yüzden zaman zaman
kaderin (Moira) ve zekanın tuzaklarına düşer.
Prometheus: Zamanın dışındaki ve ebedi şeyleri bilir
(aphthita medea eidos); ancak olay alanına ait zekası zayıftır ve Zeus'un kaba
gücüne (kratos) boyun eğer (Aeschylus'un Prometheus tragedyası).
Hermes & Hephaestus: Teknik mükemmellik, dolandırıcılık,
kurnazlık ve araçsal aklın temsilcileridir.
Sokrates, Odysseus'un
zekası (metis) ile Akhilleus'un biçimsel gücünü (kratos)
bünyesinde birleştirir.
Ancak ölüm anı geldiğinde Akhilleus gibi davranır: Biçimini
(yasalara - nomoi - olan bağlılığını) kaybetmemek için ölümü bilerek ve
gözünün içine bakarak kabul eder. Sokrates için biçim, kavramların arkasındaki
etten ve ışıklaşmış tözsel gerçekliktir.
Bir (To Hen): Şeklin ötesinde, anlatılamaz, Varlık ile
Hiçliğin kesişimi.
Akıl (Nous): Formların aydınlık, şeffaf ve hareketsiz
dünyası.
Ruh (Psyche): Olayların, değişimin, zamanın ve karanlığın
dünyası.
Ek
Pietro de Francisci'ye mektup
Bu metin, İtalyan klasik filolog ve filozof Carlo Diano’nun
(Temmuz 1952 tarihli), hukuk tarihçisi Pietro de Francisci’ye hitaben yazdığı
ve iki temel kavram olan "Form" (Biçim) ile "Etkinlik /
Olay" (Evento) ilişkisini incelediği ünlü mektubudur.
Yağmurun yağması doğada gerçekleşen bir olgudur; ancak insan
bunu kendi varlığıyla ilişkilendirmediği ve hissetmediği sürece bir
"olay" (evento) sayılmaz.
Bir olayın olması için bu olayı benim için bir olay olarak
hissetmem gerekir.
Olay, daima somut bir zamana ve mekâna çakılıdır. Ancak
buradaki zaman ve mekân, soyut matematiksel ölçüler değil; olayın bizzat
bilince vurmasıyla kesintiye uğrayan ve "anlam kazanan" yaşantısal
kesitlerdir.
Olay, çevresindeki kuşatan sonsuzluğu (periechon)
açar. İnsan bu dehşet karşısında kendisini korumak için kutsal mekanlar,
isimler, mitler ve ritüellerle zamana ve mekana yapılar kazandırır
("kapatma biçimleri").
Form; isim koyma (indigitatio), tabu, ayin ve mitler
aracılığıyla olayı bir kalıba sokma eylemidir.
İsim, olayın sınırsız gücünü sınırlayarak insana hareket
alanı açar.
Mit ve ritüel, olaya tarihsel/simgesel bir arkotip
kazandırarak onu düzenli olarak tekrar edilebilir kılar.
İnsan deneyimi, her an kendisini özsel bir forma kapatmaya
çalışan varoluş ile bu formu sürekli parçalayan olay akışı arasındaki dinamik
gerilimde (dramatik alanda) gerçekleşir.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder