Carlo
Diano - Hümanizmin Babası Anaksagoras ve melete
thanatou - Notlar
Carlo Diano, Opere, Giunti Editore S.p.A. Bompiani, Floransa,
2022
Carlo Diano’nun 25-27 Ağustos 1972 tarihlerinde Padua
Üniversitesi’nin Bressanone’deki sempozyumunda sunduğu tebliğidir.
…
Hümanizm; Pascal ve Platon’un belirttiği iki sonsuz uçurum
(sonsuzluk ve hiçlik) arasında kalan insanoğlunun "orta yol"
arayışıdır. İnsan tek başına durağan değildir; sürekli iki uçurum arasında
bocalayan bir "olay"dır (synfora / Herodot).
İnsanı bu uçurumlardan (hiçlik ve umutsuzluktan) koruyan şey
Biçim’dir (Forma). Biçimler, Parmenides'in "varlık ve düşüncenin
özdeşliği" ilkesine dayanır. Biçimlerin olmadığı yerde (örneğin radikal
varoluşçulukta) nesnel bir hümanizm inşa edilemez.
Hümanizm, tanrısal tefekkürden ziyade insanın kendi ürettiği
eserlere, eylemlere, erdem ve şana odaklandığı için özü gereği ateist bir
yapıya sahiptir.
Anaksagoras tanrılara ihtiyaç duymayan evrensel ve mekanik
bir sistem kurarak onları doğal olarak sistemin dışına itmiştir. Bunu iki temel
ilkeyle başarmıştır:
Mantıksal İlke (Parmenidesçi Varlık): Hiçten hiçbir
şey çıkmaz (ex nihilo nihil fit). Oluş ve bozuluş; sonsuz bölünebilen ve
niteliksel olarak aynı kalan "tohumların" (homeomeri) birleşmesi ve
ayrılmasından ibarettir.
Metodolojik İlke: "Görünmeyen şeyleri, görünen
şeylerden hareketle kavramak" (opsıs tōn adēlōn ta phainomena). Bu ilke
Hipokrat tıbbının, Thukydides tarihçiliğinin ve Aristoteles biliminin temeli
olmuştur.
Anaksagoras, maddeyi harekete geçiren ilke olarak
şahıslaştırılmış mitolojik güçleri (Empedokles'in Sevgi ve Nefret'i gibi)
reddedip Nous'u (Aklı/Ruhu) koymuştur. Ancak Nous bir tanrı değil, her şeye
karışmayan en ince maddedir.
Nous, insanda deneyim (empeiria), hafıza (mneme), bilgelik
(sophia) ve ellerin kullanımı sayesinde sanatlara/tekniğe (tekhne) dönüşür.
Tanrılar evrenden çıkarılınca, döngüsel zaman doğrusal hale
gelmiş, evren genişlemiştir. İlahi takdirin yerini mekanik zorunluluk ve
insanın nedenini öngöremediği rastlantısallık (Tyche / Şans) almıştır.
Nous ebediyen aynı kalmaz; zamanın belirli bir anında özgür
bir irade hamlesiyle dairesel hareketi (eukyklos) başlatır. Bu durum zamanı
döngüsel olmaktan çıkarıp doğrusal hale getirir.
Anaksagoras öncesi düşüncede evreni tanrısal adalet kapsayıp
yönetirken (periekon), Anaksagoras’ta tanrısallık boş bir isme dönüşür. Nous
merkezde çevrelenen (perichomenos) konumuna çekilir. İnsan tıpkı Pascal'ın
betimlediği gibi yukarısı ile aşağısındaki iki sonsuzluk/hiçlik arasında orta
noktada yer alır.
Gelecek önceden çizilmemiştir (Tyche egemendir). İnsan,
zekâsı, ellerinin kullanımı ve zaman içinde hafızada biriken tecrübesiyle
sanatları (tekhne) ve bilgeligi (sophia) geliştirir.
Sofokles'in Oedipus Rex ve Antigone oyunlarındaki gibi
insan, "Şansın (Tyche) oğlu" olarak zekâsı ve cesaretiyle (tolma)
zayıf durumdan çıkıp doğaya egemen olan "korkunç/şaşırtıcı" (deinos)
bir varlığa dönüşür.
Melete Thanatou (Ölüm Meditasyonu)
Anaksagoras, genç yaşta ölen oğlunun ardından ağlamayarak
ölümlülüğü bilimin sağduyusuyla karşılamıştır. Bu yaklaşım Euripides
aracılığıyla trajedilere ve Cicero'nun bahsettiği "Gelecekteki
kötülüklerin önceden zihinde provası / tasarlanması" (praemeditatio
malorum) ilkesine dönüşmüştür.
Melete Thanatou, tıpkı Platon'un Phaedon'unda Cebes'in
bahsettiği "içimizdeki korkan çocuğu yatıştırma" eylemi gibi ruhu ve
bedeni ecele alıştırma egzersizidir (Antiphon'un acısızlık sanatı techne
alypias fikri de buradan doğar).
Euripides'in Alcestis trajedisinde ölümün dört farklı boyutu
Kahramanlık Etiği: Ölmek bir onur borcudur.
Somut Bireysel Varlık (Bu Oluş): Birey için ölüm kaçınılmaz
tek gerçekliktir, başkası için ölmek deliliktir.
Olimpos Dini: Ölüm kaçınılmaz bir kaderdir,
kabullenilmelidir.
Aşk (Eros): Fedakârlığı üstlenmeye hazırdır ama sevdiğini
yitirmeden bunu başaramaz. Çözüm ancak Şiirin/Mitin kurgulayabileceği bir
"yeniden diriliş" mucizesiyle mümkündür.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder