26 Nisan 2019 Cuma

Süleyman Kazmaz’ın Halk Kültürüne Yönelik Çalışmalarının Derlenmesi Ve Halk Bilimsel Açısından İncelenmesi

Süleyman Kazmaz'ın Biyografisi


Süleyman Kazmaz Tez - Nilüfer Kutanoğlu
Süleyman Kazmaz’ın Halk Kültürüne Yönelik Çalışmalarının Derlenmesi Ve Halk Bilimsel Açısından İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018

Önsöz
Süleyman Kazmaz’ın makalelerinde yer alan konular Atatürk ve milli kültür etrafında şekillenmiştir. Onun inandığı; Atatürk’ün hayalden hakikate dönen Türkiye’si ancak onun açtığı yolda ilerleyebilirdi. Bu noktada yapılması gereken tek şey milli kültürün gücüne inanmak, geleceğin Türk medeniyetini geçmişten alınan kuvvetle meydana çıkarmaktır.

Süleyman Kazmaz Hayatı: 1915-2013
Süleyman Kazmaz’ın ilk folklor derleme çalışmalarına başladığı yıllarda, halkbilimi ülkemizde genel kabul gören bir disiplin değildi. Folklor çalışmaları bilindiği gibi ülkemizde 19. Yüzyılın sonu ve 20. Yüzyılın başlarında aydın insanların öncülüğünde Türk milli kimliğini ayakta tutmak amacıyla Türkçülük fikriyle bağlantılı olarak ortaya çıkmıştır (s. 20).

Kazmaz, milliyetçilik fikrinin sonucu olarak folklor çalışmalarına başlamış, milli bütünlük düşüncesini ve folkloru birbirinden güç alarak beslediği fikirlerle halk biliminde önemli çalışmalara imza atmıştır (s. 21).

Kazmaz, Türk Folklor derleme çalışmalarında ağırlıklı olarak şiir, türkü, destan, hikâye bunun yanı sıra mesleki folklor, yemek kültürü, inanç ve pratikler vb. ürünleri kayıt altına almıştır.

Cumhuriyetin yetiştirdiği ilk dönem genç aydınlardan Süleyman Kazmaz’ın folklor çalışmaların(ın) Gayesi folklor çalışmalarından yola çıkarak ilmi sonuçlar ile Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine ışık tutmaktır (s. 21).


Süleyman Kazmaz, resmi kayıtlara göre 2 Mart 1915 tarihinde Rize’nin küçük bir ilçesi olan eski adıyla “Mapavri” bugünkü ismiyle Çayeli’nde beş çocuklu bir ailenin dördüncü evladı olarak dünyaya gelmiştir (s. 21).

Süleyman Kazmaz’ın doğumu, ülkenin sosyo ekonomik ve siyasi açıdan perişan olduğu bir dönemine denk gelmiştir. Çocukluk çağları bu sebeple yokluk ve sıkıntılar içinde geçmiştir.
Kazmaz’ın babası, Hacı Hafız Osman Kazmaz Annesi, Hüsniye Kazmazdır. Hacı Hafız Osman Kazmaz ve Hüsniye Kazmaz’ın aileleri, dönemin Rize eşrafının köklü ve hatırı sayılır ailelerindendir.
…ailenin bilinen en eski kuşak atasının adı Ahmet’tir. Rivayetlere göre Ahmet, sınır boylarında bekçi ve din görevlisi olarak çalışmıştır.

Süleyman Kazmaz’ın naklettiği başka bir rivayete göre ise; babasının soyu, Bağdat’tan veya Buhara’dan gelip Rize’ye yerleştiğidir (Kazmaz, 2004: 58-59; Kara, 2013: 245). / s. 22

Annesi Hüsniye Kazmaz (…) dönemin zengin ve aydın ailelerinden biridir (Kara, 2013: 246; Kazmaz, 2004: 324).

Hacı Hafız Osman Kazmaz (…) Edirne Medresesinden müderrislik payesi alır. Medine ve Şam vilayetlerinde kısa süren bir memuriyettin ardından (…) İttihat ve Terakki Fırkasına katılır.
Mihalgazi ve Bozüyük’teki kadılık görevi…
Cihan Harbi’nden sonra memleketi olan Rize’ye döner. Hemşin ve Çayeli’nde kadılık, naiplik görevlerinin yanı sıra ticaretle de uğraşır.
Çayeli’nde ilk Kuvayı Milliye Beyannamesini Hacı Hafız Osman, imamlık yaptığı camide, bütün cemaatin önünde okumuştur. Hacı Hafız Osman, milli mücadelenin ardında Çayeli’nde görevine devam etmiş, bir süreliğine Oltu’da kadılık yaptıysa da Çayeli’ne geri dönmüş, bir daha da ayrılmamıştır. Mezarı Çayeli’ndedir (Kazmaz, 2004: 188-189; Kara, 2013: 246). / s. 23

Süleyman Kazmaz ilk eğitimine, Rize’nin Kale Camii medresesinde başlar. Ardından Çayeli/Mapavri İlçesi’nde bulunan ilkokula kayıt olur.
1 Kasım 1928’deki Harf İnkılâbına kadar, Arap harfleri ile öğrenim görmesi neticesinde bu alfabeyle yazma ve okumayı iyi derecede öğrenir (s. 24).
İlkokulu bitirdikten sonra (…) maddi imkânsızlıklar ve ulaşımdaki güçlüklerden dolayı bir yıl eğitimine ara vermek zorunda kalır (Kazmaz, 1989: 8; Sofu, 2012: 8).

1930 yılının Eylül ayında Rize Ortaokuluna kayıt yaptırır. 1933 yılında buradan mezun olur.
Türkçe öğretmenleri olan Sıtkı Can ve Okul Müdürü yapan İsmail Uguz, Kazmaz ile yakından ilgilenir, yazma konusunda onu teşvik ederler.

Kazmaz, ortaokuldan mezun olduğu sene, Trabzon Lisesine kayıt yaptırır.
1933 yılında devletin açtığı Öğretmen Okulları sınavına girer ve Trabzon Erkek Öğretmen Okulunu kazanarak kayıt yaptırır. Bir yıl burada eğitim görür, okulun kapatılması üzerine eğitimine İstanbul’da devam etmek durumunda kalır (Kazmaz, 1989: 8; Kara, 2013: 246).
1934’te İstanbul Erkek Öğretmen Okuluna nakil olur.
…kaldığı okulun, yaşam şartlarını (…) dönemin gazetelerine şikâyet eder (…) Okul müdürünün olaya verdiği tepkisi ağır olur. Öğrencileri okuldan atma kararı alır.
…neticesinde Kazmaz’ın da içinde bulunduğu öğrenci gurubu Nisan 1936 yılında Edirne Erkek Öğretmen Okuluna nakledilir (Sofu, 2012: 9; Kara, 2013: 246).
1936 da Edirne Erkek Öğretmen Okulundan mezun olur.
1937 yılında vatani görevini tamamlayarak eğitim hayatına kaldığı yerden devam eder. Aynı yıl Yüksek Öğrenim sınavına girer. Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü kazanır. İki yıl eğitim gördüğü Türkçe Bölümü’nden 1939 yılında mezun olur. …Ahmet Kutsi Tecer öğretmenidir (s. 26).

…hocası Tecer’in de yardımlarıyla, Ankara’da öğretmenliğe başlar.
1940 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Şubesine girer. Aynı zamanda Ankara Bölge Sanat Okulu Türkçe Öğretmenliği görevine atanır (Kazmaz, 1989: 8; Kara, 2013: 247).
…ikinci kez, ihtiyati olarak askere çağrılır, bu sebeple felsefe bölümünü iki yıl gecikmeli olarak 1946 yılında bitirir (s. 27).

1946 yılında felsefe bölümünden mezun olduğu yıl Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girer. 1950 yılında Hukuk Fakültesinden mezun olur (Sofu, 2012: 9; Toygar, 2009: 5).
Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra tamamıyla kendisini, iş ve edebiyat çalışmalarına verir.
Süleyman Kazmaz öğrenim hayatına devam ettiği dönmelerde üç kez askeri vazifesinde bulunur.
1936-1937’de İstanbul’da bulunan Halıcıoğlu Yedek Subay Okulunda subaylık eğitimi alır. Nisan 1937’de askerlik vazifesi için Asteğmen olarak Trabzon’a gönderilir (s. 28).
Eylül 1940 yılında, Kazmaz, ihtiyati olarak, on dört ay Sarıkamış’ta askerlik yapar. Görevi bittikten kısa bir süre sonra üçüncü ve son kez askere çağrılan Kazmaz, 45 günlük askeri eğitimin ardından terhis olur.

İlkokul bitirdikten sonra bir yıl eğitimine ara verdiği dönemde Süleyman Kazmaz, belediye kâtibi olan Bayraktar Hafız İsmail Efendi yanında, belediyenin yazı işlerinde çalışmaya başlar.
Düşüncelerinde çok yönlü fikir yapısının ilk adımlarının bu süreçte kazandığını dile getirmiştir.
1931 yılında Çayeli Mahkemesi İcra Dairesi’nde icra memurunun yanında yarı zamanlı olarak çalışmıştır (Sofu, 2012: 9). / s. 29

Edirne Öğretmen Okuldan 1937’de mezun olunca Çayeli’nin Çukurluhoca Köyü’nde bulunan ilkokula tayin edilir. Buradaki okulun, ulaşım olanaklarının yetersizliği ve yüksek öğrenim imtihanını kazanması ile ilk öğretmenlik görevini,
Kazmaz başlamadan bırakır (Kara, 2013: 246).
1939’da Ankara Birinci Erkek Sanat Okulu’nda Türkçe Öğretmenliği görevine atanır. (Aynı yıl) Erkek Meslek Öğretmen Okulu’nun Türkçe öğretmenliği görevini de üstlenir. Bu görevlerde 11 yıl hizmet verir.
Ardından Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’na Türkçe öğretmeni olarak atanır, 1960 yılına kadar bu görevde kalır. Aynı yıl Ankara Ticaret Yüksek Öğretmen Okulu Türkçe ve Hukuk Başlangıcı Öğretmenliği görevine getirilir (Kazmaz, 1989: 8; Sofu, 2013: 9). /s. 30

1950 yılında Hukuk Fakültesinden mezun olur. İki yıl içerisinde avukatlık stajını tamamlayarak 1952 yılında Ankara Avukatlık Barosu’nda, serbest avukatlığa başlar.

1964’te kendi isteğiyle öğretmenlikten emekliye ayrılsa da 1966-1970 yılları arasında Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü’nde Türkçe, Ankara Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu’nda hukuk başlangıcı ve icra, iflas hukuku derslerine girer.
Öğretmenliği 1970’te tamamen bırakır. Bu tarihten itibaren kendini avukatlık mesleğine ve yazı çalışmalarına veren Süleyman Kazmaz 2007 yılında avukatlık mesleğini de bırakır.

Bilgi ve tecrübesi sayesinde özel ve resmi kurumlarında çeşitli görevlerde bulunmuş, 1980 yılında Ticaret Bakanlığı Başmüşavirliği yapmış (s. 31),

3. Milli Eğitim Şuarası 2-12 Aralık 1946 tarihleri arasında Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin başkanlığında toplanmıştır. Bu toplantıya Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu’nu temsilen Süleyman Kazmaz katılmıştır (Dinç, 1999: 167).

1951-1960 yılları arasında Ankara Radyosu’nda görev alır. İlk olarak 1951 yılında haftada bir yayımlanan “Köyün Saati’nde”, adlı programı 1957 yılına kadar hazırlar ve sunar. 1957-1960 arası yapılan 15 günde bir yayımlanan “Eğitim Saati” adlı programda da eğitim konuşmaları yapar (Toygar, 2009: 6; Sofu, 2012: 10).

Kazmaz için Türk halkının ilerlemesine ve halk kültür çalışmalarının gelişmesine katkıda bulunacak her türlü çalışma önemlidir. Kendisi de bu çalışmaların içerisinde bulunmaya gayret etmiş, halk kültürünün kurumsal bir şekilde gelişip ilerlemesine önemli katkılar sağlamıştır. Bu kurumlarda başkan ve üye olarak aktif görevlerde bulunmuş, maddi ve manevi yönden destek vermiştir (s. 32-33).

15 Mart 1955 yılında Prof. Dr. Fuat Köprülü tarafından kurulan Türk Kültürünü Araştırma Kurulu, Süleyman Kazmaz, kuruluşunun ilk yıllarından itibaren çalışmalarıyla kurula katkı sağlamıştır. Ayrıca kurulun, 11 Nisan 1978, 26 Nisan 1980 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanlığına üstlenmiştir (Kara, 2013: 245). / s. 33

Süleyman Kazmaz, halk kültür çalışmalarının gelişimine destek olmak için (çalışma arkadaşlarıyla) Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı’nı kurar. Vakıf 2013 yılına kadar aktif olarak hizmette bulunmuştur. Vâkıf, bu süre içerisinde kırktan fazla kitabın yayımlanmasını sağlamıştır.
Vakıf, 2013’te Süleyman Kazmaz’ın ölünün ardından kapatılmıştır (dergipark.gov.tr/download/issue-file/4026 / Erişim Tarihi: 12 Şubat 2018). S. 33-34

Süleyman Kazmaz 22 Şubat 2013’te yaşlılıktan kaynaklanan hastalıklar nedeniyle Ankara’daki evinde vefat etmiştir.

Süleyman Kazmaz 27 Haziran.1960 yılında Muazzez Kazmaz ile hayatını birleştirir. Bu evlilikten tek çocukları olan Cem Kazmaz 1963’te dünyaya gelir (s. 34).

O, Türk insanının aklına, cesaretine, insani özelliklerine güvenerek, ülkenin çağdaş medeniyetler seviyesine çıkacağına dair ümitlerini her daim taze tutmuştur.

Atatürk’ün gösterdiği yol; Avrupa değil Batı medeniyetinin seviyesinin üstüne çıkarmaktır, der ve bu görüşü asla tartışmaz. Hiçbir konuda karamsarlığa düşmez. Bu millet, büyük gülcükler ve yokluklarla bağımsızlık savaşı vermiş ve bu günlere gelmiştir ifadesini her zaman dile getirir, ümitsizlik ifade eden kelimeleri asla kullanmazdı (Toygar, 2009: 150). / s. 39

Şiirleri
Rize Vilayeti Gazetesi’nin yazı işleri sorumlusu da olan Türkçe öğretmeni Sıtkı Can’ın teşvik ve yardımıyla Kazmaz’ın, ilk şiiri “ Yeşil Rize” 6.8.1931 tarihinde vilayet gazetesinde yayımlanır (Kazmaz, 1989: 8; Toygar, 2009: 9). / s. 41


Aynı gazetede Kazmaz’ın, ikinci şiiri 21.1.1932 tarihinde “Vatandaş” ismiyle yayımlanır.
“İnan” ve “Ülkü” dergilerinde de şiirleri yayınlanmıştır.

…yazı hayatının son anına kadar şiir yazmaya devam eder (s. 42).

Öyküleri
(1938-1939) yıllarda Ankara Halkevi, genç yazarlar arasında (…) yarışma açar. Kazmaz, “Soğuksu” öyküsüyle ile yarışmaya katılır ve yarışmada dereceye girerek 100 lira para ödül kazanır.

Ortaokul yıllarında şiirin yanı sıra öykü de kaleme alır. 1932 yılında Rize Gazetesinde “Bir Mektup” adlı ilk öyküsü yayımlanır (Kazmaz, 1989: 8; Toygar, 2009: 11). / s. 43

Romanları
İlk romanı “Seninle” 1944 yılında yayımlanmıştır (s. 44).
Romanlarında milli kültür değerlerini öne çıkarmak suretiyle Türk toplumunu muasır medeniyet seviyesine ulaşmasını sağlamak eserlerindeki temalardan birdir (s. 46).

Eğitim İle İlgili Çalışmaları
Ülkedeki kalkınma hamlesinin ancak eğitimle olacağını düşünen Kazmaz, Erkek Teknik Öğretmen Yüksek Okulu’nda görev yaptığı sıralarda müfredat programına alınan okul kitabını kaleme almıştır.
Okuma ve Yurt Bilgisi adlı kitap bu alandaki ilk yayınıdır. Erkek Teknik Öğretim Okulları, Akşam Erkek Sanat Okulları Birinci Sınıflar için Maarif Vekâlet tarafından bastırılmıştır. 1. Baskı, Ankara 1944.
Türkçe Ders Kitabı; Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Öğretim, Mektupla Öğretim Merkezi. Milli Eğitim Bakanlığı teksir yöntemiyle yayımlanmıştır (1.Basım, Ankara 1963). / s. 50

Halk Bilimi İle İlgili Kitapları
Kazmaz 1937 yılında yüksek öğrenim gördüğü dönemde hocası Tecer ile tanışır.

…halkevlerinin açtığı öykü yarışmasından sonra Kazmaz, Tecer’in dikkatini çeker.
Bu tarihten itibaren Tecer, Kazmaz’ı kendi asistanıymış gibi yanından ayırmaz, halk kültürü çalışmalarında kendisine yardımcı olmasını ister. Bu sayede Kazmaz, halk kültürü derleme ve araştırma çalışmalarına başlar. Bu çalışmaların ilki, Tecer’in isteği üzerine Sarıkamış’ta yedek subay olduğu dönemde, erler arasında derlediği köy temsilleridir (Kazmaz, 1967: 3; Toygar, 2009: 5). / s. 51

Köylü ile Baş Başa
Süleyman Kazmaz’ın 1951-1957 yılları arasında TRT Ankara Radyosu’nda sunuculuğunu yaptığı “Köylü ile Baş Başa” adlı radyo programda “Maarif Vekâleti” adına yaptığı konuşmaların bir kısmını içeren çalışmadır. Eserde Kazmaz’ın on konuşma metini yer alır. Bu metinler karşılıklı konuşma şeklinde olup Atatürk İlke ve İnkılâplarının halk arsında yayılması, benimsenmesi ve kökleşmesi amacına yöneliktir. Süleyman Kazmaz. Köylü ile Baş Başa. 1. Basım. İstanbul: Maarif Vekâleti köy yayını, 1955, s.59.

İlk makalesi Fransızcadan yaptığı çeviri eserdir. Makale 1932 yılında Rize Vilayet Gazetesi’nde yayımlanır.

1942-2009 yılları arasında eğitim, tarih, hukuk, iktisat, edebiyat ve halkbilimi üzerine 137 makale ve araştırma yazısı (kaleme almıştır). / s. 71

Ülkü dergisinde düzenli olarak yazıları yayımlanmıştır (s. 71).

1943’te arkadaşları Cevdet Ekemen ve Adli Kısagün’le birlikte Ankara’da “Kök Dergi”sini çıkarır (s. 73).

Süleyman Kazmaz’ın Halk Bilimi Düşüncesi
Kazmaz’ın halkbilimi alanında yazdığı eserlerde önemle üstünde durduğu fikir; Türk milletinin çağdaş bir toplum olma yolunda siyasi, iktisadi, eğitim konularında gereken hamleleri yapmasıdır (s. 74).

…Atatürk ilke ve inkılâplarına sıkı sıkıya bağlılık duymuş bunu Atatürk sevgisiyle bütünleştirmiştir.
Kazmaz göre, Atatürk sevmek, Atatürk’ün açtığı yolda ilerlemek modern, çağdaş ve uygar bir Türkiye demektir (s. 76).

Halkevleri, Atatürk İlke ve İnkılaplarının halka benimsetilmesinde ve halkın milli birlik ve beraberlik içinde bir bütün olarak yaşamasında, toplum olabilme bilincini oluşturmuş, Anadolu insanını; sosyal yaşantı, ekonomik faaliyetler, uygar toplum olma konusunda bilgilendirmiştir. Ayrıca halkevleri dil, tarih ve folklor araştırmaları yapmış, halkı kendi kültür değerlerine sahip çıkma konusunda bilinçlendirmişlerdir. (Özdemir, & Ataş, 2011: 235-240). / s. 77



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder