Victor
Terras - Dostoyevski'yi Okumak -
Notlar
Mütercim: Işıl Özbek Arslan, 2. Basım, Kırmızı Kedi
Yayınları, 2017
Önsöz
Dostoyevski eserleri sadece kurgusal romanlar olmayıp, çok
katmanlı anlam boyutlarına (ampirik, psikolojik, sembolik ve metafizik)
sahiptir.
Dostoyevski, kariyerinin başında İnsancıklar (1846)
ve Ezilenler (1861) ile toplumdaki mazlumların, ezilenlerin savunucusu
("duygusal doğalcılık") olarak selamlanmıştır (A. Grigoryev, N. A.
Dobrolyubov).
Ancak Yeraltından Notlar (1864) sonrasında
eleştirmenler, onda insan ruhunun karanlık taraflarına, aklın hastalıklı
hallerine yönelik sapkın bir merak veya sadistçe bir haz ("Zalim
Yetenek" - N. K. Mihaylovski) görmeye başlamışlardır (Belinski,
Turgenyev).
Zaman ve Dönem dergilerini çıkaran
Dostoyevski, Slavcı Sağ ile Nihilist Sol arasında tehlikeli bir alanda durmuş;
hayatı boyunca ve sonrasında eserlerinin değeri okurların ideolojik duruşlarına
göre belirlenmiştir. Daha sonra Bir Yazarın Günlüğü ile
muhafazakâr-milliyetçi pochva (toprak) hareketinin sözcüsü olmuştur.
Felsefî ve Varoluşçu Okuma: Vladimir Solovyev, V. V.
Rozanov ve Lev Şestov; Dostoyevski'yi Kierkegaard ve Nietzsche ile
bağdaştırarak varoluşçuluğun öncülerinden biri ve büyük bir düşünür ilan
etmişlerdir.
Mitolojik ve Tragedya Modeli: Vyaçeslav İvanov, onun
eserlerini "trajik-romanlar" (roman-tragedii) olarak
adlandırmış ve arketipleri ortaya çıkarmıştır.
İdeolojik Roman: Boris Engelhardt, roman
karakterlerini "fikirlerin can bulmuş halleri" olarak
görmüştür.
Metinlerarasılık ve Parodi: Yuri Tinyanov, V.
Vinogradov ve V. Komaroviç, Dostoyevski'nin diğer metinlerle girdiği
diyalogları ve alıntıları incelemişlerdir.
Çokseslilik (Polifoni) ve Diyalogizm: M. M. Bahtin, Dostoyevski'nin
Sanatına Dair Sorunlar eserinde önceki tespitleri sentezleyerek onun
romanlarının doğası gereği diyalojik, çoksesli ve "açık biçimli"
olduğunu savunmuştur.
Yapısalcı ve Hristiyan Merkezli Okuma: Yuri Lotman ve
Peeter Torop, eserlerdeki (örneğin Suç ve Ceza'daki Lazarus vurgusu)
tutarlı Hristiyan-merkezli alt metinleri ve kapalı dizgileri ortaya
koymuşlardır.
Biyografik ve Psikolojik Okuma: N. N. Strahov, L.
Grossman, Joseph Frank vb., yazarın çalkantılı yaşamı ile kurgusal metinleri
arasındaki bağları araştırmışlardır.
…
Dostoyevski'nin Sanatını Kötüleyenler ve Savunanlar
Dostoyevski yaşarken olumsuz eleştirilerle karşılaşmış,
eserlerini aceleyle yazmak zorunda kaldığı mazeretine sığınmış, ancak bu durum
eleştirmenlerce sanatının estetik eksikliğine delil sayılmıştır. Dobrolyubov,
Bunin, Nabokov, Çehov ve Turgenyev gibi isimler romanların kurgusunu kaotik,
psikolojik analizi aşırı, karakterleri ise şematik veya aynı sesle konuşan
"kuklalar" olarak nitelendirmiştir. Mihaylovski 1882'de yazara "zalim
yetenek" yaftasını yapıştırmış; marazilik, kötümserlik ve samimiyetsiz bir
Hristiyanlık suçlamaları yöneltilmiştir.
Mikhail Bahtin, Dostoyevski metinlerinin anlatıcının
egemenliğindeki tek sesli yapıdan ziyade, her biri kendi özerk sesine sahip
karakterlerden oluşan "çoksesli" (polifonik) bir konser olduğunu
göstererek bu eleştirileri çürütmüştür. Çizgisel (dizimsel) kurgu bakımından
gevşek görünen romanlar; nakaratlar, durumsal uyaklar, simgesel imalar,
ikizleşme ve edebi yankılar gibi dizisel araçlarla bilinçaltına hitap eden sıkı
bir örgüye sahiptir.
Dostoyevski somutluğun peşinde koşmuş (Viktor Şklovski) ve
gerçekçi bir ayrıntı ustası olmuştur. "Daha yüksek anlamda gerçekçi"
anlayışıyla, sıradan olanı değil istisnai durumları işlemiş; bu istisnaların
insanlık durumunu ortalamadan daha iyi açıkladığını savunmuştur. Dini fikirleri
ise Tanrı'nın varlığından ziyade Tanrı'yla veya Tanrısız varoluşun modern insan
için ne anlama geldiği üzerine odaklanarak onu varoluşçuluğun öncülerinden
kılmıştır.
Dostoyevski'nin Erken Dönemi
Genç Dostoyevski, Charles Passage'ın deyişiyle bir
"uyarlamacı" ve A. L. Bem'in tanımıyla "dahi bir okur"
olarak edebiyat sahnesine çıkmıştır. Puşkin, Gogol, E. T. A. Hoffmann, George
Sand ve Eugene Sue gibi yazarların temalarını parodi, anıştırma ve diyaloglarla
yeniden işlemiştir.
İnsancıklar (Bednye lyudi)
Gogol'ün Palto öyküsünün doğrudan bir eleştirisi ve yeniden
değerlendirilmesidir. Makar Devuşkin, Akakiy Akakiyeviç Başmaçkin'in dilsiz ve
akılsız figürüne karşı bir "psikolojik derinlik" kazandırılarak
yazılmıştır. Dostoyevski, Gogol'ün insanı makineye/kuklaya çeviren
"metafizik grotesk" dünyasına toplumsal gerçekçi ve psikolojik bir
insan hikayesiyle yanıt vermiştir.
Öteki (Dvoynik)
Hoffmannvari romantik Doppelgänger (ikiz) temasının ve
Gogol'ün Burun öyküsünün bir hicvidir. Golyadkin'in sarsak hareketleri ve
sinematik/motor kurgusu varoluşsal hiçliği simgeler.
Ev Sahibesi (Khozyayka)
Hoffmann'ın Erscheinungen ve Gogol'ün Korkunç İntikam
temalarının başarısız, aşırı romantik bir uyarlamasıdır.
Beyaz Geceler (Belye nochi)
Alman romantizminin ruhunu yakalayan; hayalperestin
gerçeklik korkusunu incelikli bir ironi ve dokunaklılıkla sunan yapıtıdır.
Netoçka Nezvanova
George Sand'in Consuelo ve Sue'nun Mathilde eserlerinden
izler taşır. İlk üç bölümde üvey baba kemancı Yefimov üzerinden "tutkusunu
gerçekleştirecek kalibrede olmayan bencil sanatçı" psikolojisi, ardından
Katya ile Netoçka arasındaki tutkulu çocuksu ilişkiler işlenmiştir.
"Dürüst Hırsız" ve "Bir Yufka Yürekli" gibi metinlerde ise
Fourier'ci ütopik sosyalizm etkileri görülür.
Dostoyevski'nin Sanatında Gerçeklik, Kurgu ve Psikoloji
Ölü Bir Evden Hatıralar
Sibirya sürgünü dönüşü Amcanın Rüyası, Stephançikovo Köyü
(Gogol parodisi) ve Ezilmiş ve Aşağılanmışlar (Dickens tarzı) sonrası
Dostoyevski, Ölü Bir Evden Hatıralar ile gerçekçi sanatta zirveye ulaşmıştır.
Eser, fizyolojik taslak geleneğindedir; Matruşka/Çin kutusu yapısıyla kurgu ile
belgesel gerçekliği mükemmel biçimde harmanlar.
Tolstoy'un kahramanları geleneksel ilişkiler içinde sıradan
insanlar ve merkezcil (centripetal) bir psikolojiye sahipken; Dostoyevski'nin
karakterleri sıradan bir dünyada yaşayan istisnai tiplerdir ve merkezkaç
(centrifugal) bir öz-bilinçle sürekli sınırları zorlarlar. Tolstoy zamanı
kronolojik (kronos), Dostoyevski ise can alıcı anlar (kairos) olarak algılar.
Dostoyevski'de Platoncu Eros tutkusu egemendir.
Yeraltından Notlar
Yeraltından Notlar nevrotik davranışın soğukkanlı bir
psikanalizidir. Anti-kahraman, "iki kere iki dört eder" düzenine ve
ahlaki rasyonalizme isyan eder.
Valeryan Maykov'un aksine Dostoyevski, insan durumunun nihai
olarak psikolojik kavramlarla çözülemeyeceğini savunur. Psikoloji "iki
tarafı keskin bir bıçaktır" (Porfiriy Petroviç). Ebedi Koca'da
Velçaninov'un analizi kısırdır. Karamazov Kardeşler mahkeme sahnesinde
"Son Sürat Psikoloji" mantıksal olarak ikna edici ama tamamen
yanlıştır. Psikolojik karmaşa inançsızlık ve zayıflıkla ilişkilendirilir; Keşiş
Zosima ve Alyoşa gibi azizlerin "psikolojisi" yoktur çünkü özgür
irade ve imana sahiptirler.
Suç ve Ceza'nın Sanatı
Eser; dini dram (Raskolnikov-Sonya), doğalcılık (Marmeladov
ailesi), Gotik melodram (Svidrigaylov), polisiye (Porfiriy) ve Platoncu
diyalogların birleştirildiği bir montaj harikasıdır. Romanın temeli "En
büyük gerçeklik nedir?" sorusudur. Sonya'nın koşulsuz Hristiyan imanı;
Raskolnikov'un güç teorisi, Svidrigaylov'un ahlakdışılığı, Lujin'in Benthamcı
faydacılığı ve Lebezyatnikov'un pozitivizmi ile karşı karşıya getirilir.
Roman düellolar, kalabalık skandal sahneleri, rüyalar ve
"kardinal buluşmalar" ile örülmüştür. Mekanlar (Raskolnikov'un tabuta
benzeyen odası, tavernası) ve zaman (730 adım, saat ayrıntıları) simgeseldir.
Karakterlerin çoğu (Marmeladov, Raskolnikov, Lujin, Svidrigaylov) rol keser.
Porfiriy Petroviç: Tipik dedektiflerin aksine, iki
uçlu psikolojiyi ve rol yapmayı kurnazca kullanan muğlak bir figürdür.
Marmeladov ve Katerina İvanovna: Sefalet, gurur ve
dini duyarlılık arasındaki trajik ve komik çelişkileri taşırlar.
Raskolnikov ve Sonya: Raskolnikov zıtlıklar
yumağıdır. Sonya ise Yeni Ahit simgeciliğiyle donatılmış, saf Hristiyan
merhametini temsil eden azize bir fahişedir.
Anlatıcı, sahneleri titizlikle yöneten her şeyi bilen bir
dış ses olmakla birlikte yer yer koro işlevi görür. Sofoklesçi ironi ve parodi
öğeleriyle duygusallık yumuşatılır.
Budala'daki Anlamlar Hiyerarşisi
Budala romanındaki karmaşık yapı ancak dört farklı
epistemolojik düzlem hiyerarşisiyle çözümlenebilir:
- Ampirik
(Gerçekçi) Düzlem: Kentli Rus kapitalist toplumunun sosyo-psikolojik
incelemesi, skandallar ve gazete tartışmaları.
- Ahlaki
Düzlem: Nastasya'nın doğum günündeki "iğrenç eylem" oyunu
üzerinden dünyevi adalet ve iyiliğin metalaşması tartışması (Marie
zıtlığı).
- Alegorik
Düzlem: Prens Mışkin "İsa figürü" ve Don Kişot ikizi;
Nastasya Filippovna kurban edilen mutlak güzellik (barashek/anastasis);
Rogojin ise fani/Titanik tutkudur. Walter Nigg'in belirteceği gibi:
"Der Christ muss scheitern" (Bir Hristiyan başarısızlığa
uğramalıdır); Mışkin'in dünyevi başarısızlığı onun trajik doğasının
gereğidir. Budala, insanın doğanın ritmine ayak uyduramaması, doğanın
zamanı olan kronos'u bir düşman olarak görmesi, aynı zamanda da tasarıları
için uygun ve elverişli bir zamanın, yani kairos'un peşinden koşmasına
ilişkindir.
- Batıni
/ Mistik Düzlem: Mışkin'in sara nöbetlerindeki kutlu ışık ve Basel
pazarında eşek anırmasıyla yabancılaşmayı aşması. Tyutçev'in "düşünen
sazlık" temasıyla insanın doğanın zamanı olan kronos ile değil, kutlu
an olan kairos ile uyumu yakalamasıdır.
Dostoyevski ve Drama Ecinniler
Vyaçeslav İvanov, Dostoyevski romanlarını Antik Yunan
tragedyalarına ve Shakespeare'e benzeterek metnin merkezinde trajik çatışma ve
Dionysosçu tutkunun yattığını (Es ergo sum) savunur. Bahtin ise yapıtların
trajedi değil, karnavalımsı ve çoksesli bir roman türü olduğunu vurgular.
Tanrı'ya ve toplumsal düzene isyanın yıkım getireceğini
savunan tezli bir romandır. Eser, Luka İncili'ndeki "domuzlar sürüsü"
mucizesi (8:32-34) ve Puşkin'in "Şeytanlar" şiiri alegorisi üzerine
kuruludur.
Nikolay Stavrogin: Byronvari trajik kahramanın
parodisidir; maske yüzlü, iyilik ve kötülüğe kayıtsız "zeki bir
yılan"dır. Stavrogin nihilizmi, bütün değerlerin inkarını ve aşırı uçlara
taşınmasını simgeler. Baştan beri dehşetengiz bir karakterken, yavaş yavaş
vicdanı ve ruhu olmayan, iştah ve dürtüden ibaret, hissiz bir adam olduğu
ortaya çıkar.
Piyotr Verhovenski: Kaos yaratan kurnaz bir
şeytan/dalaverecidir.
Kirillov: Tanrı'nın yokluğunda insanın tanrılaşması
("İnsan-Tanrı") gerektiğini kanıtlamak için intihar eden trajik
ateisttir.
Mariya Timofevna (Topal Deli Kadın): Rusya'nın ruhunu
ve toprak anayı simgeler. Karmazinov tiplemesi ise Turgenyev'in acımasız bir
karikatürüdür.
Vakanüvis (Bay G), hem olayların içinde yer alan hem de
onları ironik bir dille yorumlayan Yunan trajedisi korosu işlevindedir.
Delikanlı'nın Biçemi Üzerine
Delikanlı (Podroshok), Dostoyevski'nin saf birinci tekil
şahıs anlatıyı (Arkadiy Dolgorukiy) kullandığı tek romanıdır. Arkadiy'in toy,
amatör dili; argo sözcükler, slovechki (sevimli küçük kelimeler),
olumsuzlamalar, paradokslar ve dolaylı anlatımlarla dolu yapıbozumcu bir üslup
yaratır.
Arkadiy'in "Rothschild olma fikri" (insanlardan
uzaklaşıp güçlenme) ile benliksiz sevgi arayışı çatışır.
Öz babası Versilov, "içindeki öteki" (dvoinik)
yüzünden zıt duyguları aynı anda hisseden bölünmüş bir ruhtur.
Yasal babası Makar İvanoviç dindar gezginliği, halk anası
Sofya ise saflığı temsil eder.
Roman, Mutlak olan ideal ile somut hayatın banalliği, ahlaki
ilkeler ile estetik duygular arasındaki çözümsüz çelişkinin kaotik bir
aynasıdır.
Karamazov Kardeşler' de Alt metin, Metinlerarasılık ve Muğlaklık
İvan Karamazov masum çocukların acı çekmesi üzerinden
Tanrı'nın dünyasını reddeder. Yazdığı "Büyük Engizisyoncu Efsanesi",
süperegosunun bir kurgusudur; mucize, gizem ve otorite maskesi altında
insanlığa tiranlık ve aldatmaca sunar. Bu efsane, metin içindeki mantıksal
falsolar ve sonrasındaki bölümlerle temelden çürütülür.
İvan'ın alt benliğini simgeleyen Şeytan kabusunda görünür.
Bu Şeytan; kibar, agnostik, hastalık hastası, estetik düşkünü haliyle
Dostoyevski'nin hayatı boyunca zihnini meşgul eden İvan Turgenyev'in
("Yeter" öyküsündeki inançsızlığının) birebir bir parodisidir.
Fyodor Pavloviç: Şehvet düşkünü, günahkar ama şair
ruhlu ve sezgileri güçlü baba.
İvan: Zihinsel tutkuyu ve yabancılaşmış
"yağmacı" tipi simgeler.
Dimitri: Bedensel/estetik tutkudan çekerek arınan
"uysal" halk tipine dönüşür.
Alyoşa: Ruhani sevgiyi ve Rusya'nın geleceğini
simgeleyen "İsa figürü"dür.
Smerdyakov: Şeytan'ın somutlaşmış halidir.
Roman Puşkin (Puşkin Üzerine Konuşma, Cimri Şövalye),
Schiller (Neşeye Övgü) ve Goethe (Faust) göndermeleriyle doludur. Puşkin'den
yana olmak hayatın ve Rusya'nın yanında olmaktır.
Mahkeme sahnesinde savcı ile savunma avukatının mantıksal
psikoloji savaşı masum Dimitri'yi mahkum ettirir. Böylece düz akıl ve psikoloji
başarısız olurken; hakikate ancak hayal gücü, empati ve sanatçının sezgisiyle
ulaşılabileceği mesajı verilir.
…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder