1 Mayıs 2022 Pazar

Victor Terras - Dostoyevski'yi Okumak - Notlar

Victor Terras - Dostoyevski'yi Okumak - Notlar

Mütercim: Işıl Özbek Arslan, 2. Basım, Kırmızı Kedi Yayınları, 2017

 


Önsöz

Dostoyevski eserleri sadece kurgusal romanlar olmayıp, çok katmanlı anlam boyutlarına (ampirik, psikolojik, sembolik ve metafizik) sahiptir.

 

Dostoyevski, kariyerinin başında İnsancıklar (1846) ve Ezilenler (1861) ile toplumdaki mazlumların, ezilenlerin savunucusu ("duygusal doğalcılık") olarak selamlanmıştır (A. Grigoryev, N. A. Dobrolyubov).

Ancak Yeraltından Notlar (1864) sonrasında eleştirmenler, onda insan ruhunun karanlık taraflarına, aklın hastalıklı hallerine yönelik sapkın bir merak veya sadistçe bir haz ("Zalim Yetenek" - N. K. Mihaylovski) görmeye başlamışlardır (Belinski, Turgenyev).

 

Zaman ve Dönem dergilerini çıkaran Dostoyevski, Slavcı Sağ ile Nihilist Sol arasında tehlikeli bir alanda durmuş; hayatı boyunca ve sonrasında eserlerinin değeri okurların ideolojik duruşlarına göre belirlenmiştir. Daha sonra Bir Yazarın Günlüğü ile muhafazakâr-milliyetçi pochva (toprak) hareketinin sözcüsü olmuştur.

 

Felsefî ve Varoluşçu Okuma: Vladimir Solovyev, V. V. Rozanov ve Lev Şestov; Dostoyevski'yi Kierkegaard ve Nietzsche ile bağdaştırarak varoluşçuluğun öncülerinden biri ve büyük bir düşünür ilan etmişlerdir.

Mitolojik ve Tragedya Modeli: Vyaçeslav İvanov, onun eserlerini "trajik-romanlar" (roman-tragedii) olarak adlandırmış ve arketipleri ortaya çıkarmıştır.

İdeolojik Roman: Boris Engelhardt, roman karakterlerini "fikirlerin can bulmuş halleri" olarak görmüştür.

Metinlerarasılık ve Parodi: Yuri Tinyanov, V. Vinogradov ve V. Komaroviç, Dostoyevski'nin diğer metinlerle girdiği diyalogları ve alıntıları incelemişlerdir.

Çokseslilik (Polifoni) ve Diyalogizm: M. M. Bahtin, Dostoyevski'nin Sanatına Dair Sorunlar eserinde önceki tespitleri sentezleyerek onun romanlarının doğası gereği diyalojik, çoksesli ve "açık biçimli" olduğunu savunmuştur.

Yapısalcı ve Hristiyan Merkezli Okuma: Yuri Lotman ve Peeter Torop, eserlerdeki (örneğin Suç ve Ceza'daki Lazarus vurgusu) tutarlı Hristiyan-merkezli alt metinleri ve kapalı dizgileri ortaya koymuşlardır.

Biyografik ve Psikolojik Okuma: N. N. Strahov, L. Grossman, Joseph Frank vb., yazarın çalkantılı yaşamı ile kurgusal metinleri arasındaki bağları araştırmışlardır.

…

 

Dostoyevski'nin Sanatını Kötüleyenler ve Savunanlar

Dostoyevski yaşarken olumsuz eleştirilerle karşılaşmış, eserlerini aceleyle yazmak zorunda kaldığı mazeretine sığınmış, ancak bu durum eleştirmenlerce sanatının estetik eksikliğine delil sayılmıştır. Dobrolyubov, Bunin, Nabokov, Çehov ve Turgenyev gibi isimler romanların kurgusunu kaotik, psikolojik analizi aşırı, karakterleri ise şematik veya aynı sesle konuşan "kuklalar" olarak nitelendirmiştir. Mihaylovski 1882'de yazara "zalim yetenek" yaftasını yapıştırmış; marazilik, kötümserlik ve samimiyetsiz bir Hristiyanlık suçlamaları yöneltilmiştir.

 

Mikhail Bahtin, Dostoyevski metinlerinin anlatıcının egemenliğindeki tek sesli yapıdan ziyade, her biri kendi özerk sesine sahip karakterlerden oluşan "çoksesli" (polifonik) bir konser olduğunu göstererek bu eleştirileri çürütmüştür. Çizgisel (dizimsel) kurgu bakımından gevşek görünen romanlar; nakaratlar, durumsal uyaklar, simgesel imalar, ikizleşme ve edebi yankılar gibi dizisel araçlarla bilinçaltına hitap eden sıkı bir örgüye sahiptir.

 

Dostoyevski somutluğun peşinde koşmuş (Viktor Şklovski) ve gerçekçi bir ayrıntı ustası olmuştur. "Daha yüksek anlamda gerçekçi" anlayışıyla, sıradan olanı değil istisnai durumları işlemiş; bu istisnaların insanlık durumunu ortalamadan daha iyi açıkladığını savunmuştur. Dini fikirleri ise Tanrı'nın varlığından ziyade Tanrı'yla veya Tanrısız varoluşun modern insan için ne anlama geldiği üzerine odaklanarak onu varoluşçuluğun öncülerinden kılmıştır.

 

Dostoyevski'nin Erken Dönemi

Genç Dostoyevski, Charles Passage'ın deyişiyle bir "uyarlamacı" ve A. L. Bem'in tanımıyla "dahi bir okur" olarak edebiyat sahnesine çıkmıştır. Puşkin, Gogol, E. T. A. Hoffmann, George Sand ve Eugene Sue gibi yazarların temalarını parodi, anıştırma ve diyaloglarla yeniden işlemiştir.

 

İnsancıklar (Bednye lyudi)

Gogol'ün Palto öyküsünün doğrudan bir eleştirisi ve yeniden değerlendirilmesidir. Makar Devuşkin, Akakiy Akakiyeviç Başmaçkin'in dilsiz ve akılsız figürüne karşı bir "psikolojik derinlik" kazandırılarak yazılmıştır. Dostoyevski, Gogol'ün insanı makineye/kuklaya çeviren "metafizik grotesk" dünyasına toplumsal gerçekçi ve psikolojik bir insan hikayesiyle yanıt vermiştir.

 

Öteki (Dvoynik)

Hoffmannvari romantik Doppelgänger (ikiz) temasının ve Gogol'ün Burun öyküsünün bir hicvidir. Golyadkin'in sarsak hareketleri ve sinematik/motor kurgusu varoluşsal hiçliği simgeler.

 

Ev Sahibesi (Khozyayka)

Hoffmann'ın Erscheinungen ve Gogol'ün Korkunç İntikam temalarının başarısız, aşırı romantik bir uyarlamasıdır.

 

Beyaz Geceler (Belye nochi)

Alman romantizminin ruhunu yakalayan; hayalperestin gerçeklik korkusunu incelikli bir ironi ve dokunaklılıkla sunan yapıtıdır.

 

Netoçka Nezvanova

George Sand'in Consuelo ve Sue'nun Mathilde eserlerinden izler taşır. İlk üç bölümde üvey baba kemancı Yefimov üzerinden "tutkusunu gerçekleştirecek kalibrede olmayan bencil sanatçı" psikolojisi, ardından Katya ile Netoçka arasındaki tutkulu çocuksu ilişkiler işlenmiştir. "Dürüst Hırsız" ve "Bir Yufka Yürekli" gibi metinlerde ise Fourier'ci ütopik sosyalizm etkileri görülür.

 

Dostoyevski'nin Sanatında Gerçeklik, Kurgu ve Psikoloji

Ölü Bir Evden Hatıralar

Sibirya sürgünü dönüşü Amcanın Rüyası, Stephançikovo Köyü (Gogol parodisi) ve Ezilmiş ve Aşağılanmışlar (Dickens tarzı) sonrası Dostoyevski, Ölü Bir Evden Hatıralar ile gerçekçi sanatta zirveye ulaşmıştır. Eser, fizyolojik taslak geleneğindedir; Matruşka/Çin kutusu yapısıyla kurgu ile belgesel gerçekliği mükemmel biçimde harmanlar.

 

Tolstoy'un kahramanları geleneksel ilişkiler içinde sıradan insanlar ve merkezcil (centripetal) bir psikolojiye sahipken; Dostoyevski'nin karakterleri sıradan bir dünyada yaşayan istisnai tiplerdir ve merkezkaç (centrifugal) bir öz-bilinçle sürekli sınırları zorlarlar. Tolstoy zamanı kronolojik (kronos), Dostoyevski ise can alıcı anlar (kairos) olarak algılar. Dostoyevski'de Platoncu Eros tutkusu egemendir.

 

Yeraltından Notlar

Yeraltından Notlar nevrotik davranışın soğukkanlı bir psikanalizidir. Anti-kahraman, "iki kere iki dört eder" düzenine ve ahlaki rasyonalizme isyan eder.

 

Valeryan Maykov'un aksine Dostoyevski, insan durumunun nihai olarak psikolojik kavramlarla çözülemeyeceğini savunur. Psikoloji "iki tarafı keskin bir bıçaktır" (Porfiriy Petroviç). Ebedi Koca'da Velçaninov'un analizi kısırdır. Karamazov Kardeşler mahkeme sahnesinde "Son Sürat Psikoloji" mantıksal olarak ikna edici ama tamamen yanlıştır. Psikolojik karmaşa inançsızlık ve zayıflıkla ilişkilendirilir; Keşiş Zosima ve Alyoşa gibi azizlerin "psikolojisi" yoktur çünkü özgür irade ve imana sahiptirler.

 

Suç ve Ceza'nın Sanatı

Eser; dini dram (Raskolnikov-Sonya), doğalcılık (Marmeladov ailesi), Gotik melodram (Svidrigaylov), polisiye (Porfiriy) ve Platoncu diyalogların birleştirildiği bir montaj harikasıdır. Romanın temeli "En büyük gerçeklik nedir?" sorusudur. Sonya'nın koşulsuz Hristiyan imanı; Raskolnikov'un güç teorisi, Svidrigaylov'un ahlakdışılığı, Lujin'in Benthamcı faydacılığı ve Lebezyatnikov'un pozitivizmi ile karşı karşıya getirilir.

 

Roman düellolar, kalabalık skandal sahneleri, rüyalar ve "kardinal buluşmalar" ile örülmüştür. Mekanlar (Raskolnikov'un tabuta benzeyen odası, tavernası) ve zaman (730 adım, saat ayrıntıları) simgeseldir. Karakterlerin çoğu (Marmeladov, Raskolnikov, Lujin, Svidrigaylov) rol keser.

Porfiriy Petroviç: Tipik dedektiflerin aksine, iki uçlu psikolojiyi ve rol yapmayı kurnazca kullanan muğlak bir figürdür.

Marmeladov ve Katerina İvanovna: Sefalet, gurur ve dini duyarlılık arasındaki trajik ve komik çelişkileri taşırlar.

Raskolnikov ve Sonya: Raskolnikov zıtlıklar yumağıdır. Sonya ise Yeni Ahit simgeciliğiyle donatılmış, saf Hristiyan merhametini temsil eden azize bir fahişedir.

 

Anlatıcı, sahneleri titizlikle yöneten her şeyi bilen bir dış ses olmakla birlikte yer yer koro işlevi görür. Sofoklesçi ironi ve parodi öğeleriyle duygusallık yumuşatılır.

 

Budala'daki Anlamlar Hiyerarşisi

Budala romanındaki karmaşık yapı ancak dört farklı epistemolojik düzlem hiyerarşisiyle çözümlenebilir:

  1. Ampirik (Gerçekçi) Düzlem: Kentli Rus kapitalist toplumunun sosyo-psikolojik incelemesi, skandallar ve gazete tartışmaları.
  2. Ahlaki Düzlem: Nastasya'nın doğum günündeki "iğrenç eylem" oyunu üzerinden dünyevi adalet ve iyiliğin metalaşması tartışması (Marie zıtlığı).
  3. Alegorik Düzlem: Prens Mışkin "İsa figürü" ve Don Kişot ikizi; Nastasya Filippovna kurban edilen mutlak güzellik (barashek/anastasis); Rogojin ise fani/Titanik tutkudur. Walter Nigg'in belirteceği gibi: "Der Christ muss scheitern" (Bir Hristiyan başarısızlığa uğramalıdır); Mışkin'in dünyevi başarısızlığı onun trajik doğasının gereğidir. Budala, insanın doğanın ritmine ayak uyduramaması, doğanın zamanı olan kronos'u bir düşman olarak görmesi, aynı zamanda da tasarıları için uygun ve elverişli bir zamanın, yani kairos'un peşinden koşmasına ilişkindir.
  4. Batıni / Mistik Düzlem: Mışkin'in sara nöbetlerindeki kutlu ışık ve Basel pazarında eşek anırmasıyla yabancılaşmayı aşması. Tyutçev'in "düşünen sazlık" temasıyla insanın doğanın zamanı olan kronos ile değil, kutlu an olan kairos ile uyumu yakalamasıdır.

 

Dostoyevski ve Drama Ecinniler

Vyaçeslav İvanov, Dostoyevski romanlarını Antik Yunan tragedyalarına ve Shakespeare'e benzeterek metnin merkezinde trajik çatışma ve Dionysosçu tutkunun yattığını (Es ergo sum) savunur. Bahtin ise yapıtların trajedi değil, karnavalımsı ve çoksesli bir roman türü olduğunu vurgular.

 

Tanrı'ya ve toplumsal düzene isyanın yıkım getireceğini savunan tezli bir romandır. Eser, Luka İncili'ndeki "domuzlar sürüsü" mucizesi (8:32-34) ve Puşkin'in "Şeytanlar" şiiri alegorisi üzerine kuruludur.

Nikolay Stavrogin: Byronvari trajik kahramanın parodisidir; maske yüzlü, iyilik ve kötülüğe kayıtsız "zeki bir yılan"dır. Stavrogin nihilizmi, bütün değerlerin inkarını ve aşırı uçlara taşınmasını simgeler. Baştan beri dehşetengiz bir karakterken, yavaş yavaş vicdanı ve ruhu olmayan, iştah ve dürtüden ibaret, hissiz bir adam olduğu ortaya çıkar.

Piyotr Verhovenski: Kaos yaratan kurnaz bir şeytan/dalaverecidir.

Kirillov: Tanrı'nın yokluğunda insanın tanrılaşması ("İnsan-Tanrı") gerektiğini kanıtlamak için intihar eden trajik ateisttir.

Mariya Timofevna (Topal Deli Kadın): Rusya'nın ruhunu ve toprak anayı simgeler. Karmazinov tiplemesi ise Turgenyev'in acımasız bir karikatürüdür.

 

Vakanüvis (Bay G), hem olayların içinde yer alan hem de onları ironik bir dille yorumlayan Yunan trajedisi korosu işlevindedir.

 

Delikanlı'nın Biçemi Üzerine

Delikanlı (Podroshok), Dostoyevski'nin saf birinci tekil şahıs anlatıyı (Arkadiy Dolgorukiy) kullandığı tek romanıdır. Arkadiy'in toy, amatör dili; argo sözcükler, slovechki (sevimli küçük kelimeler), olumsuzlamalar, paradokslar ve dolaylı anlatımlarla dolu yapıbozumcu bir üslup yaratır.

Arkadiy'in "Rothschild olma fikri" (insanlardan uzaklaşıp güçlenme) ile benliksiz sevgi arayışı çatışır.

Öz babası Versilov, "içindeki öteki" (dvoinik) yüzünden zıt duyguları aynı anda hisseden bölünmüş bir ruhtur.

Yasal babası Makar İvanoviç dindar gezginliği, halk anası Sofya ise saflığı temsil eder.

Roman, Mutlak olan ideal ile somut hayatın banalliği, ahlaki ilkeler ile estetik duygular arasındaki çözümsüz çelişkinin kaotik bir aynasıdır.

 

Karamazov Kardeşler' de Alt metin, Metinlerarasılık ve Muğlaklık

İvan Karamazov masum çocukların acı çekmesi üzerinden Tanrı'nın dünyasını reddeder. Yazdığı "Büyük Engizisyoncu Efsanesi", süperegosunun bir kurgusudur; mucize, gizem ve otorite maskesi altında insanlığa tiranlık ve aldatmaca sunar. Bu efsane, metin içindeki mantıksal falsolar ve sonrasındaki bölümlerle temelden çürütülür.

 

İvan'ın alt benliğini simgeleyen Şeytan kabusunda görünür. Bu Şeytan; kibar, agnostik, hastalık hastası, estetik düşkünü haliyle Dostoyevski'nin hayatı boyunca zihnini meşgul eden İvan Turgenyev'in ("Yeter" öyküsündeki inançsızlığının) birebir bir parodisidir.

Fyodor Pavloviç: Şehvet düşkünü, günahkar ama şair ruhlu ve sezgileri güçlü baba.

İvan: Zihinsel tutkuyu ve yabancılaşmış "yağmacı" tipi simgeler.

Dimitri: Bedensel/estetik tutkudan çekerek arınan "uysal" halk tipine dönüşür.

Alyoşa: Ruhani sevgiyi ve Rusya'nın geleceğini simgeleyen "İsa figürü"dür.

Smerdyakov: Şeytan'ın somutlaşmış halidir.

 

Roman Puşkin (Puşkin Üzerine Konuşma, Cimri Şövalye), Schiller (Neşeye Övgü) ve Goethe (Faust) göndermeleriyle doludur. Puşkin'den yana olmak hayatın ve Rusya'nın yanında olmaktır.

Mahkeme sahnesinde savcı ile savunma avukatının mantıksal psikoloji savaşı masum Dimitri'yi mahkum ettirir. Böylece düz akıl ve psikoloji başarısız olurken; hakikate ancak hayal gücü, empati ve sanatçının sezgisiyle ulaşılabileceği mesajı verilir.

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder