İbn
Arabi - Endülüs Sufileri - Notlar
Mütercim: Refik Algan, Dharma Yayınları, 2002
Giriş
Kitabın tam adı; Rûhu’l-Kuds fî münâsahati’n-nefs (Nefsin
Nasihatleri İçinde Kutsal Ruh)
Arabî bu eserini Tunus'ta yaşayan eski dostu Ebu Muhammed
Abdülaziz bin Ebu Bekr el-Kureşî el-Mehdâvî’ye hitaben mektup formunda
yazmıştır.
el-Durratu’l-fâhire fî zikri men intefa'tu bihî fî
tarîki'l-âhire (Ahiret Yolunda Kendilerinden Yarar Sağladığım Kişilerin Sözleriyle
İlgili Değerli İnci)
Bu kitap, İbnü'l-Arabî’nin Endülüs veya Kuzey Afrika'da
bıraktığı ve bir daha ulaşamadığı çok daha geniş hacimli bir ana eserin kendi
eliyle yaptığı özetidir. Bu özette Rûhu'l-Kuds’te ele alınan 55 sufinin sadece
26’sı yer alır.
İki yapıt birleştirildiğinde, İbnü'l-Arabî’nin hayatına
dokunan 4’ü kadın olmak üzere toplam 71 sufi üstadın portresi ortaya çıkar.
Rûhu’l-Kuds’te Ebu Cafer el-Uryânî olarak geçen
İbnü'l-Arabî'nin ilk Şeyhi, yıllar sonra yazılan Durrah’ta Abdullah el-Uryânî
olarak kaydedilmiştir.
İbn Arabi'nin Yaşamı ve Yapıtı
İbn Arabi'nin künyesi, Muhammed bin Ali bin Muhammed
İbnü'l-Arabî et-Tâî el-Hâtimî’dir.
Hicri Ramazan 560 / Miladi 7 Ağustos 1165'te Endülüs'ün
güneydoğusundaki Mürsiye (Murcia) kentinde doğdu.
Doğduğu dönemde Mürsiye, Almohadlar (Muvahhidler) devletine
direnen Hristiyan asıllı efsanevi komutan Muhammed bin Said bin Merdenîş
tarafından yönetiliyordu.
Mürsiye'nin Muvahhidler tarafından ele geçirilmesinden sonra
aile İşbîliye'ye taşındı. Muvahhid hükümdarı Ebu Yakup Yusuf aileye cömert
davrandı ve babası devlet hizmetine girdi.
İbn Arabi genç yaşta İşbîliye valisinin katibi (sekreteri)
oldu. Dönemin saygın isimlerinden Muhammed bin Abdun'un kızı Meryem ile
evlendi.
Babasının vesilesiyle Kurtuba'da (Cordoba) büyük İslam
filozofu İbn Rüşd ile görüştü.
İbn Rüşd ona: "Gizemci aydınlanmanın ve kutsal
esinlenmenin sonucu olarak hangi çözüme ulaştın? Kurgusal (akli) düşünce ile
ulaşılan çakışıyor mu?" diye sordu.
İbnü'l-Arabî: "Evet ve hayır! 'Evet' ve 'Hayır'ın
arasında ruhlar maddenin ötesine uçuşa geçiveriyorlar" diye yanıtladı. İbn
Rüşd bu felsefe ötesi (keşfî) cevabı duyunca sarsıldı ve rengi sarardı.
İşbîliye'de sülukteyken mezarlıklarda uzun saatler geçirir,
ölülerin ruhlarıyla konuşurdu.
İbnü'l-Arabî'nin üzerinde büyük emeği olan iki kadın veli
öne çıkar:
Marçena (Marchena) zeytinliklerinde yaşayan, "iç
çekenler" zümresinden Güneş (Şems) Ana.
Sevilla'da kendisine birkaç yıl hizmet ettiği, o esnada 95
yaşında olan Kurtubalı Fatma (Fatma bint İbnü'l-Müsenna).
30 yaşındayken Kuzey Afrika'ya geçti. Burada meşhur sufi İbn
Kasî'nin Hal'u'n-Na'leyn (Sandalların Çıkarılması) kitabını inceledi ve şerh
etti. Dostu el-Mehdâvî'yi ve Şeyh el-Kinânî'yi ziyaret etti.
Bir gemide gece yarısı mide ağrısıyla denizi seyrederken,
dolunay ışığında suyun üzerinde yürüyerek gelen Hızır'ı gördü.
1201 / Marakeş'te Allah'ın Arş'ını gördüğü ihtişamlı bir
vizyon yaşadı. Arş'ın altındaki bir kuş (manevi bir elçi) ona Doğu'ya gitmesi
gerektiğini ve yolda kendisine eşlik edecek kişinin Muhammed el-Haşşâr olduğunu
söyledi. Fez'e gidip bu adamı buldu (adam zaten rüyasında bunu görüp onu
beklemekteydi) ve birlikte yola çıktılar.
Tunus'ta ünlü eseri İnşâü'l-Devâir’i yazmaya başladı.
1202 / İskenderiye ve Kahire üzerinden Mekke'ye ulaştı.
Burada İsfahanlı alim Ebu Şücâ Zahir bin Rüstem ve onun
üstün zekası, takvası ve güzelliğiyle bilinen kızı Nizâm (Güneşin Gözü) ile
tanıştı. Nizâm, İbnü'l-Arabî'nin en meşhur ilahi aşk şiirlerinden oluşan
Tercümânü'l-Eşvâk (Arzuların Tercümanı) kitabının ilham kaynağı oldu.
Mekke’de Kâbe’yi rüyasında altın ve gümüş tuğlalardan
örülmüş olarak görür. Ancak Yemen ve Suriye köşeleri arasında iki tuğlanın
(biri altın, biri gümüş) eksik olduğunu ve kendisinin bu boşluğa
yerleştirildiğini fark eder.
İbnü'l-Arabî bu rüyayı, kendisinin velayet hiyerarşisinin
zirvesi olan "Muhammedi Velayetin Mührü" olduğuna dair ilahi bir
müjde olarak yorumlar.
1204 / Musul’da Hızır hırkasını giymiş olan Abdullah bin
Cami ile tanışır ve ondan aynı usulle hırka alır. Namazın batıni manalarını
içeren et-Tenezzülâtü’l-Mevsiliyye’yi yazar.
1206 / Şeyh'in batıni görüşleri Kahire'deki resmi ulema ve
fıkıhçılar tarafından sert tepkiyle karşılanır, hatta idamı istenir. Eyyubi
sultanı el-Melik el-Adil araya girerek onu kurtarır.
Kayseri, Malatya, Sivas, Diyarbakır (Dunayzır), Harran ve Arzan
bölgelerini gezer.
Anadolu Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus ve Konya halkı
onu büyük bir hürmetle karşılar. Sultanın ona hediye ettiği 100.000 dinarlık
evi, kapısından geçen ilk dilenciye bağışlaması onun zühd hayatının en bilinen
örneklerindendir.
İbnü'l-Arabî’nin Konya’daki en büyük mirası, üvey oğlu ve en
yakın talebesi olacak olan Sadreddin Konevî’dir.
İbnü'l-Arabî, dönemin Selçuklu (Keykavus) ve Eyyubi
(el-Melik el-Zahir) hükümdarları üzerinde muazzam bir manevi otoriteye sahipti.
Onları yeri geldiğinde sertçe eleştirirdi.
Halep hükümdarı el-Melik el-Zahir ile konuşurken, saray
ulemasının padişahların keyfine göre fetva verdiğini (Sultanın Ramazan'da oruç
tutmayabileceğine dair uydurma fetva verilmesi gibi) açıkça yüzüne vurur.
Hayatının son döneminde Şam’a yerleşir ve en önemli
başyapıtlarını burada tamamlar.
16 Kasım 1240 (Hicri 28 Rabiülahir 638) yılında 76 yaşında
Şam’da vefat eder.
Sûfi Yolu
R. W. J. Austin
Tasavvuf Kur'an ve Hadis kökenlidir.
Sûfî yaşam tarzının ilk prototipi, Hz. Peygamber’in yanı
başında yaşayan, dünyadan el etek çekmiş, kendilerini Mescid-i Nebevî'de zikir
ve ibadete adamış olan "Suffe Ashabı"dır (Fakirler).
İlk dönemlerde "tasavvuf" adı yoktu sonradan ismi
kuramsallaştı ancak ilk dönemdeki o saf deneyimi kaybetme tehlikesi baş
gösterdi.
Vahdet-i Vücud anlayışına göre, Allah’ın gerçeğinden başka
mutlak bir gerçeklik yoktur. Evrendeki tüm biçimler, O’nun isim ve sıfatlarının
birer tecellisi, yani yansımasıdır.
İnsan, yaratılış hiyerarşisinde merkezsel bir yerdedir. O,
büyük evrenin (Makrokozmos) bir özetidir. Maddi dünya ile mutlak dünya arasında
bir Berzah (köprü) vazifesi görür. Bu yüzden kendini bilen, Rabbini bilir.
Kötülük, müstakil bir varlık değil; Mutlak Gerçeklik'ten
(ışık ve varlıktan) uzak olmanın getirdiği bir yoksunluk/karanlık durumudur.
İnsanın önündeki ilk ve en büyük engel, kötülüğü emreden
nefistir. İnsanı zaman ve uzam illüzyonuna hapseden, anılar ve umutlar (geçmiş
ve gelecek) zinciriyle bağlayan şey bu egodur.
Tasavvufta manevi yolculuk
(Sülûk): Şeriat-Tarikat-Hakikat
Hinduizm'deki
Karma-Bhakti-Jnana
Zikrullah tasavvufun kalbidir.
12. Yüzyıldan itibaren tasavvuf, manevi metodolojilerini
kurumsallaştırarak tarikatlara dönüşmüştür
…
Endülüs Sufileri
Loule'lu Ebu Cafer El-Üryani
Şeyh el-Üryânî, zahiri ilimleri (okuma-yazma, matematik)
bilmeyen bir köylüdür.
"Birlik" (Vahdet) üzerine yaptığı açıklamalar
dönemin en büyük alimlerini bile hayrete düşürecek niteliktedir.
Şeyh, bakır kapaklı ve bakır ayaklı bir testiden su içmeyi
reddeder. Çünkü Arapça bakır (Nuhas) kelimesi, uğursuzluk ve şanssızlık
anlamına gelen Nahis kökündendir. Sûfîler için tesadüf yoktur; duyulan ve
görülen her kelime, evrendeki ilahi bir işaretin (Ayet) dilidir.
Ebu Yakup Yusuf Bin Yahlaf El Kumi
el-Kûmî, Şeyhülakber’in manevi mimarlarındandır.
Melâmet ilkelerine bağlıdır. Hakiki amelini, sadakasını ve
kalbi şefkatini insanlardan gizlemek için dışarıya karşı "kaşlarını
çatmış", sert ve tavizsiz bir çehre bürünmüştür.
Salih El-Adavî Berberî
Sâlih el-Adevî, dünyayı tamamen kalbinden çıkarmış, evi
barkı olmayan, varlığını bütünüyle Kur'an tefekkürüne adamış, adeta zaman ve
mekân boyutunu aşmış müstakil bir ariftir.
Aynı anda hem Sevilla'da olup hem de Hac döneminde Arafat
vakfesinde görülmesi, tasavvufta Tayy-i Mekân (bedenin veya ruhun aynı anda
farklı yerlerde temessül etmesi) olarak adlandırılan bir velayet kerametidir.
Balı tatmışken sirkeyi ağzına koyma!
Alcarefe'li Ebu Abdullah Muhammed El-Şarafi
40 yıl boyunca bir evde ışıksız ve ateşsiz (ısınmadan ve
yapay aydınlatma kullanmadan) yaşaması, nefsin tüm konfor alanlarını yıkma
çabasıdır.
Ebu Yahya El- Sinhaci
Zubaidi Camii'nde hadimlik yapan bu yaşlı ve kör zat, tam
bir halvet ve sükunet ehlidir.
İnsanlardan kaçıp deniz kıyılarında dolaşması, sufilerin
kalabalıkların getirdiği manevi dağınıklıktan (kesretten) kaçıp, Mutlak Birliğe
(vahdete) sığınma ihtiyacıdır.
Şubarbul'lu Ebu El-Haccac Yusuf El-Şubarbuli
Tabiatı, hayvanları ve hatta görünmez varlıkları (cinleri)
dahi kuşatan evrensel bir manevi otoriteye sahiptir.
Ebu Abdullah Muhammed Bin Kasım
Bin Kasım, tasavvuftaki "Murakabe ve Muhasebe"
okulunun (özellikle el-Muhasibi ekolünün) Endülüs'teki en disiplinli
uygulayıcılarından biridir.
Her gün yatsıya kadar yaptıklarını kaydedip yatmadan önce
muhasebe etmesi ilahi teraziye çıkmadan önce tartma hassasiyetidir.
Sufi, sebeplere (makasa) tapmaktan korktuğu an, sebebi
hayatından çıkararak Müsebbib'e (Allah'a) iltica eder.
Kur'an harflerini parmakları ve gözleriyle takip ederek her
gün 5 cüz okuması ve bunu "organların her biri bu okumadan payını alsın
diye" yapması, cismani varlığın nurlandırılmasıdır. Tasavvuf mimarisinde
beden, ruhun ibadet ettiği bir mabettir; dolayısıyla göz de el de o kelama
dokunarak ahirette şahitlik edecektir.
Ebu İmran Musa Bin İmran El-Martuli
…
Terzi Ebu Abdullah Muhammed El-Hayyat
…
Ebu Abdullah Bin Cumhur Muhammed
Sufi için kalbi bulandıracak her fuzuli ses ($mâsivâ$),
ilahi kelamın kalpteki yankısını perdeler.
Sepici Ebu Ali Haşan el-Şakkaz
El-Şakkaz tam bir Melami karakteridir. Toplum içinde en
alt/pis görülen işlerden birini (tabaklık/dericilik) yaparken, iç dünyasında
muazzam bir zarafet taşır.
Şeyhinin evlilik teklifine karşılık "Ben zaten evliyim,
5 gün sonra zifaf evime gireceğim" demesi ve tam 5 gün sonra ölmesi,
Mevlana’nın Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) kavramının Endülüs’teki ikizidir.
Ebu Muhammed Abdullah Bin Muhammed Bin El-Arabi
İbnü'l-Arabî’nin amcasıdır.
Moron'lu El-Mavruri Hoca'nın Oğlu, Ebu Muhammed Abdullah
İbnü'l-Arabî’nin erken dönem eserlerinden
el-Tedbîrâtü'l-İlâhiyye’yi kendisine ithaf ettiği kadar değer verdiği, tasarruf
sahibi büyük bir sufidir.
İbnü'l-Arabî bu keşiften uyanıp içinden şiir yazarken
Mavruri'nin onun zihnini yakalaması ve ona "hızla ağını kullanan bir
avcı" demesi, kalplerin casusu (Câsûsu'l-Kulûb) olma vasfıdır.
Priego'lu Ebu Muhammed Abdullah El-Bagi El-Şakkaz
El-Şakkaz, tasavvuftaki "Vera’" (şüpheli şeylerden
kaçınma) ve "Takva" makamının Endülüs’teki en keskin temsilcilerinden
biridir.
Ebu Muhammed Abdullah El Kattan
Kattan’ın Kordoba’da kitap yazanları "zavallı
aşağılıklar" olarak nitelendirmesi, İslam düşüncesindeki amelsiz ilim ve
zihni gevezelik eleştirisidir. O, dini karmaşıklaştıran, fıkhi tartışmalarla
halkı oyalayan ama adaletsizliğe ses çıkarmayan ulema sınıfına öfkelidir.
Kına Toplayıcısı Abdullah İbn Ca'dun EI-Hinnavi
Şeyh, Allah’tan şöhretini yok etmesini istemiştir. Toplumda
"aptal muamelesi görmek", "hoş geldin denmemek",
"varlığı sıkıcı bulunmak" onun bilerek ve isteyerek inşa ettiği bir
kalkandır.
Ronda'lı Ebu Abdullah Muhammed Bin Eşref El-Rundi
El-Rundi, dağlarda papatya toplayarak geçinen, zengin
geçmişini terk etmiş, Yediler (Ebdâl/Ahyâr) makamından bir cezbe ehlidir.
İbnü'l-Arabî Sevilla’dayken kırlardan gelen bir adamın,
Rundi’den (kilometrelerce uzaktan) selam ve "Tunus'a git" talimatı
getirmesi, sufiler arası telepatik emir-komuta zincirini (manevi hiyerarşiyi)
doğrular.
Musa Ebu İmran El-Sadrani
İbnü’l-Arabî’nin Sevilla’daki evinde akşam namazını kılıp
Bugia’daki Şeyh Ebu Medyen’i düşünmesi ile Ebu İmran’ın bir anda kapıda belirmesi,
mekanın ruhsal boyutta anlamsızlaştığını gösterir. İki uzak şehir arasındaki
mesafenin bir namaz vakti süresinde aşılması, sufinin beden sınırlarından
sıyrılıp "ruh hızıyla" hareket edebilme yeteneğidir.
Ebu Muhammed Makluf El-Kaba'ili
İbnü’l-Arabî’nin rüyasında Hz. Hud başta olmak üzere tüm
peygamberlerin gökten atlarla inip El-Kaba'ili’yi ziyarete geldiğini görmesi ve
uyandığında Şeyh'in o gece hastalandığını öğrenmesi, sufi literatüründeki
"sadık rüya" ve "keşif" kapısının doğrulanmasıdır. Bir
velinin hastalığı, mülk aleminde bir acı gibi görünse de melekût aleminde
peygamberlerin hürmet ettiği kozmik bir olaydır.
Ayakkabı Tamircisi Salih El-Karraz
Yedi yaşından beri ibadet eden bu ayakkabı tamircisi, sadece
yabancılar için çalışarak "halkın övgüsünden ve riyadan" kaçınır.
Abdullah El-Hayyat ya da El-Karrak
…
Ebu El-Abbas Ahmed Bin Hammam
Ne için yaratıldığını bilen kişi kutsanmıştır
Saflı Ebu Ahmed El-Salevi
…
Ebu İshak Bin Ahmed Bin Tarif
…
Malaga'lı Ebu Muhammed Abdullah
Gemi kalafatlayıcı
İnsan onu daima başka birisinin işi ile meşgul görürdü
Abdullah bin Takmist
Sevilla'lıydı ve Yediler/Vekiller'den birisi olduğu
düşünülürdü.
Sakhan Denen Bir Adam
Yediler/Vekiller'den birisi iken makamını yitirmiş bir
kişiydi; bu yüzden de büyük bir üzüntü içindeydi
Ebu Yahya Bin Ebu Bekr El-Sinhaci
Şeyh, arif, gezgin, münzevi, dürüst ve erdemli ve manevi
gizemler hakkında geniş bir bilgi sahibiydi
Ebu El-Abbas Bin Tacah
Şeyh, arif, gezgin, münzevi, dürüst ve erdemli ve manevi
gizemler hakkında geniş bir bilgi sahibiydi
Priego'lu Ebu Abdullah Bin Blstam El-Bagi
Kendisini Kur'an okumaya ve gece tapınımlarına adamış bir
kişiydi.
Yusuf Bin Taizza
Karmona'lıydı. Kendisini Kur'an okumaya öylesine vermişti ki
hiç kimseyle konuşmazdı.
Ebu El-Hasan El-Kanuni
Ronda'dan gelmişti ve Şövalyelik/Fütüvvet yolunun bir
izleyicisiydi. Yedi katlı bilimlerde geniş bilgi sahibiydi.
El Haddad
Sevilla'lıydı. Hiç durmadan Allah'ın Hz. Peygamber'e selam
etmesini zikretmesiyle ünlüydü.
"Ey Allah’ım, Muhammed'e Selam Olsun!"
Kordoba'lı Ebu ishak El-Kurtubi
…
El-Mehdiya'lı Ebu Abdullah El-Mehdevi
Fez'liydi. Altmış yıl kadar bir süre boyunca, ölünceye kadar
sırtını asla kıble'ye karşı dönmemişti.
Ali Bin Musa Bin El-Nakarat
Kur'an ve şiir okumalarıyla çok ünlüydü.
Ebu El-Hüseyin Yahya Bin El-Saig
hem bir Hadis bilgini hem de Sûfi idi.
Beca'lı İbn El-As Ebu Abdullah El-Bacı
Sevilla'da yaşardı; hem bir kadı hem de bir münzeviydi, ki
bu durum da hiç rastlanmadık bir karışımdı.
Evora'lı Ebu Abdullah Bin Zain El-Yabari
Neredeyse hiç kimse onu tanımazdı ve çok az fark edilirdi.
Kendisini el-Gazali'nin1 kitaplarını incelemeye vermişti.
Ebu Abdullah El-Kazzaz
…
Ebu Zekeriye Yahya Bin El-Hasani
…
Zenci Abd El-Selam El-Esved
Bu adam bir
gezgindi.
Asla bir yere
yerleşmezdi. Kendisine bu yerleşik olmayan yaşantının nedenini sorduğumda, bana
böyle geziler yaparak yaşamak yolu ile iyi bir manevi hal bulduğunu anlattı.
Kazalla'lı Ebu Abdullah El-Kastili
…
Ebu El-Abbas Ahmed Bin Mundhir
Maliki okulunun tek temsilcisiydi. Onunla ilgili olarak
aktarılan mucizelerden birisine göre, ne zaman içinden çıkılamaz bir sorun ile
karşı karşıya gelse, Malik'in o sorunu onun yerine çözerken görmesiymiş.
Öğretmen Musa
Granada'nın önde gelen kişilerinden birisiydi.
Ayakkabı Tamircisi Ebu El-Abbas El-Karraz
…
Purçenalı El-Hac Ebu Muhammed Abdullah El-Buryani
Birgün bana, ‘Kendilerine Kitab'ı verdiklerimiz onu hakkıyla
okurlar,' ayeti ile ilgili olarak ‘Niçin onu hakkıyla okurlar?' diye sordu. Ben
de, ‘Ebu Muhammed, sen bana söyle; soruyu sen sordun, yanıtını da sen ver!'
diye yanıtladım. O zaman gülümsedi ve, ‘Çünkü Kitap, zaten Allah'ın lütfu
ulaştığı bir sırada gelmişti; bu yüzden Kitap verildiği zaman onu okumaları
için yardım da gördüler," dedi.
Ebu Abdullah Muhammed El-Nabili
Bir mezarlıkta yaşamaktadır.
Berberi Ebu Abdullah
…
Meymun Bin El-Tunusi Ebu Vekil
Boyacılıkta kırmızı renk elde etmek için kullanılan
böcekleri (Kermes böceği/Koşnil) toplayarak geçimini sağlardı.
Ebu Muhammed Abdullah Bin Kamis El-Kinani
Tunus'ta cerrahlık yapardı.
Yediler
Onlarla Mekke'de karşılaştım ve Allah, tüm Müslümanları
onlardan yararlandırsın dilerim. Hanbalit duvarı ile Zemzem arasındaki bir
yerde onlarla birlikte oturdum.
Ben ve onlar arasında herhangi bir konu hakkında hiçbir
sözcük konuşulmadı; onları, düşünülmesi bile olanaksız derin bir dinginlik
içinde gördüm.
Fakirlerin Anası Şems
Onun manevi halinin temel özellikleri, Allah korkusu ve
Allah'ın ondan hoşnut olmasıydı ki bizim aramızda bu iki özelliğin aynı kişide
aynı anda bir arada bulunmasına pek ender rastlanır.
Nunah Fatima Bint ibn El-Muthanna
Sevilla'da yaşardı. Onunla karşılaştığım zaman doksan
yaşlarındaydı ve sadece insanların kapılarına bıraktıkları yemek artıklarını
yerdi.
Ebu Abdullah Muhammed Bin El-Mücahid
Maliki okulundan bir kadıydı ve el-Mukaibirat Camii'nde ders
verirdi.
Yatsı namazından sonra odasına kapanır, o günkü yaptıklarını
gözden geçirir ve tövbe edilmesi gerekenler için tövbe ederdi. Şükretmesi
gerekenler için de şükrederdi.
Ebu El-Hasan El-Münhanali
…
Cerezli Ahmed El-Şarişi
…
Ebu Abdullah El-Gillizi
…
Abd El-Macid Bin Salmah
…
Kına Toplayıcısı Ebu İshak İbrahim El-Hinnavi
…
El-Aşal El-Kabaili
…
İbn El-Hakim El-Kahhal
Tunus'ta vaizlik yapardı.
Kasım el-Devlah'ın Kölesi Olan Bir Kız
Mekke yakınlarında yaşardı ve orada öldü.
Uzaklara gezintilere çıktığında, dağlar, kayalar ve ağaçlar
ile konuşur ve onlara, "Hoş Geldiniz! Hoş Geldiniz!" derdi.
Zeynep El-Kaliyye
…
Ebu Abdullah El-Tartusi
…
İbn Cafer
…
Umar El-Karkari
Geçimini kendi elleri ile kazanırdı ve kazandığının sadece
yemek için gereksinimi olduğu kadarını alır, geri kalanını İşverenine
bırakırdı; bir sonraki gün için hiçbir şey biriktirmezdi.
Ali İbn Abdullah Bin Cami
…
Abdülhak El-Habdamivi El-Varrak
…
Köle Abdullah Bedr El-Habeşi
Yirmi üç yıllık arkadaşımdı ve ben onunla birlikte
Malatya'dayken öldü.
Diğer Şeyhler
Mekke'de bir gün hepsinin de mucizelerine tanık olduğum
yetmiş iki eren ile karşılaştım.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder