7 Şubat 2026 Cumartesi

İbn Arabi - Risaleleri 2 - 2. Kitap: Kitabu'l İsra İla Makami'l Esra

2. Kitap: Kitabu'l İsra İla Makami'l Esra

En Gizli Makama Gece Yolculuğu Kitabı

Kulunu bir gece vakti Mescid-i haram'dan Mescid-i aksâ'ya, en kadim mekâna götüren Allah'a hamdolsun.

 

Bu kitapta, akli miraç, ruhani makamlar, ilahi sırlar, kutsal illî mertebelerin ehli sufiler topluluğunu ele almayı amaçladım.

Ruhların miracından söz ediyorum, şekillerin değil, sırların gece yürüyüşü (isra), cennetleri veya ayanları görme surları değil. Zevk ve tahkik marifetinin süluku, mesafe ve yol süluku değil.

 

Kalbin Yolculuğu

Salik (manevi yolcu), Endülüs'ten yola çıkarak Beytü'l-Makdis'e (Kutsal Huzur) doğru yürüdüğünü, İslam'ı at, mücadeleyi döşek ve tevekkülü azık edindiğini anlatır. Yolda coşkun bir pınarın başında, zatı ruhani sıfatları rabbani gizemli bir gençle (Küllî Ruh/İlk Akıl) karşılaşır.

 

Zatı ruhanî, sıfatları rabbani bir gençle karşılaştım... Dedi ki: Sen, kendi güneşinin yüzünü kapatmış bir bulutsun. Kendi hakikatini tanı.

Kur'an benim, benim tekrarlanan yedi (seb'ul-mesani) Ben rahmetin ruhuyum, zamanla mukayyet eşyanın ruhu değil... Ey sır peşinde olan! Sır senin içindedir, geriye dön.

 

Ayne'l Yakîn

Karşılaştığı "Ayn" (Göz/Pınar/Hakikat çeşmesi) salike seslenerek, asıl maksadı olan "Emir"e (Zat-ı İlahi) ulaşabilmesi için önce onun Kâtib'inin ve Vezir'inin (Küllî Ruh ve İlk Akıl mertebelerinin) huzuruna çıkması gerektiğini söyler. Bu makam, kulun tüm 'neredelik' (eyniyet), nedensellik (illiyet) ve güven giysilerinden soyunarak balçıklığa (aslına) döndüğü yerdir.

 

Küllî Ruhun Sıfatı

Onun niteliklerini bana anlat, ki gördüğümde Onu tanıyayım.

Dedi ki: ne yalındır, ne de mürekkep. Orta yolu izlemediği gibi sapmaz da. Yer kaplamaktan ve bölünmekten münezzehtir...

Aydınlatılmış bir aynadır O. Kendi hakikatini Onda tasvir edilmiş olarak görürsün.

 

Hakikat

Bana gel, Halife benim, ey arayış içindeki kişi! Vezir ve katip benim. Sıfatlar kürsüsünde fiilleri idare eden zatın halifesiyim ben.

Bir Kâtip ki, akıl kağıtlarının sayfasına yazarım, bütün nakli ve akli bilgileri.

Salik der ki: Şiirini tamamlayınca, dalları köklerine döndürünce, derhal önünde secdeye kapandım.

 

Akıl ve İsrâ'ya Hazırlık

Salikin manevi yükselişe hazırlanması için "sekine bıçağı" ile göğsü yarılır, kalbi çıkarılarak "rıza leğenine" konur. Şeytanın payı olan beşeri kirler dışarı atılır, kalp ihlas suyuyla yıkanıp tevhit ve imanla doldurulur. Göğsü "ünsiyet iğnesiyle" dikilen salik, "yakınlık burak'ına" binerek kevnler (varlıklar) hareminden cennetler kutsiyetine taşınır. Burada kendisine şarap ve süt sunulur.

Mukaddes vadide tıpkı Hz. Musa gibi nalınlarını (dünyevi/beşeri bağlarını) çıkararak yürür ve ilahi hitabı dinler. Benliği un ufak olur; ayrılık hali, ikilikten kurtulup teklik vadisinde birleşmeye dönüşür.

 

Mutmain Nefis / Coşkun Bir Deniz

Salik, rehberiyle birlikte en açık yola yükselerek coşkun dalgalarla dolu bir denizi müşahede eder. Bu deniz fikirler, rüzgârı zikirler, dalgaları ise manevi hâllerdir. Denizin üzerinde ariflerin ve varislerin yükseliş merdivenlerini barındıran "yalın âlemin gemisini" görür. Bu geminin başkanı ve önderi Akıl'dır; yelkeni şeriat, ipleri sebepler, limanı ve demir atma yeri ise yakindir (kesin inanç). Gemi, mücahede denizinde "Rabbinin adıyla oku" ayetinin nihayetine, yani müşahede sahiline doğru yol alır.

 

Vezirlik Seması / İlk Sema (Adem)

Salik için cisimler seması açılır ve orada Hz. Adem'in ruhaniyetinin sırrını müşahede eder. Künyesi Ebu’l Beşer (İnsanlığın Babası) olan bu parlak yüzlü ihtiyar, Ay mescidinde ders vermekte

Salik ona iki denizin birleştiği yerden geldiğini söyler ve marifet talep eder.

Hz. Adem, salike yaratılışın, ilk bölünmenin (bireyselleşmenin) ve ruh-beden ilişkisinin sırlarını açar. Kalemle öncesizlik levhine yazılan yazıların, Nuh'un nurundan feyz alan hakikatlerin sırrı ve varlığın gölge niteliği bu katta belirginleşir.

 

Yazı Seması / İkinci Sema (İsa)

Ruhlar seması açıldığında salik, Mesih (Hz. İsa) ile karşılaşır. Hz. İsa ona cömertlik hazinelerinin bekçisi ve ilk mevcuda bahşedilen olduğunu söyler.

Kâtip ise Muhammedi dönemin, adaletin ve ilahi emanetin sürekliliğini ilan eden celalli bir ferman yazar. Bu fermanda reayayı (halkı) adaletle yöneten yöneticilerin destekleneceği, muhalefet edenlerin ve sınırı aşanların ise geçmiş kavimler (Tubba ve İrem) gibi helak edileceği sert bir dille ihtar edilir.

 

Şehadet Seması / Üçüncü Sema (Yusuf)

Cemal seması ve celâl madeni olan bu katta Hz. Yusuf'un ruhaniyetine hoş kokulu övgüler sunar.

Kapıdaki hizmetçi dedi ki: Bu eminler eminidir, binanın taşıyıcısı, Zehra'nın kocasıdır. Lahutlar ona gösterildi, nasutlar onun için yakıldı... Ama o yüzünü çevirdi, sırtını döndü.

 

Emirlik Seması / Dördüncü Sema (İdris)

Yüceliş seması açıldığında salike "Merhaba ey velîlerin efendisi!" diye hitap edilir. Karşısındaki zat, güneşin, kuşluk vaktinin ve yüceliklerin babası olan Hz. İdris'tir.

Hz. İdris salike nurların nasıl söndüğünü, fikirlerin nasıl doğduğunu ve hakikatin nasıl ortaya çıktığını gösterir.

 

Muhafız Seması / Beşinci Sema (Harun)

Kızıl muhafızın arkadaşı" olan ulu halife saliki gülümseyerek karşılar ve vezirine, salikle doğruluk diliyle konuşmasını emreder. Güçlü vezir, Hz. Harun'un makamını, basiret gözünün eşyanın yokluğunu müşahede edişini anlatan sarsıcı bir şiir okur. Bu makamda rahmet ve celal nurları eşitlenmiştir

 

Kadılar Seması / Altıncı Sema (Musa)

Kelam seması açıldığında salik, Hz. Musa'nın ruhaniyetiyle karşılaşır. Burada "kadılar kadısı ve valiler valisi" olan bilge bir şeyh, Hz. Musa'ya şekil dururken ismin fani olup olamayacağını sorar. Hz. Musa, sınırlı varlıkların hakikati ihata edemeyeceğini, hakiki Muhammedi varisin nefsinden ve beşeri hislerinden silinerek (fena bularak) ilahi tecellilere gömüleceğini, bu makamda farz ve sünneti ikame etmenin zorunlu olduğunu anlatır.

 

Gaye Seması / Yedinci Sema (İbrahim)

Hz. İbrahim, varlığın ve sırların ortaya çıkış sebebinin cömertlik, kerem ve başkasını kendine tercih etme (îsâr) hakikati olduğunu söyler.

 

Salik, Hz. İbrahim'e şevk, vecd ve ciğerini eriten ilahi aşk üzerine kurulu coşkulu bir nazım okur. Hz. İbrahim, kul ile Hak arasındaki makam farklarını (Hz. İbrahim'in "hatalarımı bağışla" duasına karşılık Hz. Muhammed'e "senin geçmiş ve gelecek günahların bağışlandı" denmesi gibi) ayetlerle mukayese ederek açıklar.

 

Sidretül Münteha

Yedi gök tabakasının bittiği, mahlukatın ilminin ve işaretlerin son bulduğu nurani sınır olan Sidretü'l-Müntehâ'ya varılır.

Rehber elçi bu noktada durur ve öteye adım atamaz. Burası sözün, fesahetin ve hikmetin bittiği; idrakin acziyet içinde sükut ettiği makamdır. Kulun yeşil yastıklara yaslanarak en şerefli topluluğa dikey yükselişi seyretmesi ve kürsü huzurundaki edeb vasiyetine sarılması emredilir.

 

Kürsü Huzuru

Orada "şeriatın kutbu" olan iri ve kuvvetli bir şeyhle (Hz. Ali'nin ruhaniyetiyle) karşılaşır. Şeyh, kendisinin ilim şehrinin kapısı ve bekçisi olduğunu ilan eder; salike bu kapının anahtarını, Rahman'ın sağlamlaştırdığı "dört diş" ve "dört hareket" sırrıyla açıklar. Ardından salike münacat adabını öğretir; beden perdesinden silinip kalbiyle Hakka yönelmesini vasiyet eder.

 

Yücelerde Atlas Perdeler

Salik, irfan semasında kanatlanarak atlas perdeleri dürer ve karşısında dalgalanan bin adet nurani bayrak görür. Bu makam, tasavvufi hayretin, vecdin, ikizler ve Süha yıldızı gibi en yüce manevi mertebelerin müşahede edildiği yerdir.

 

Salik, bu atlas perdeleri tek tek yırtarak her bir zahir tecellinin altındaki batıni hakikati kavrar ve yönünü doğrudan Kâbe Kavseyn'e (en yakınlık makamına) çevirir.

 

Kâbe Kavseyn Münacatı

Salik burada kendinden, mekansızlıktan yükselen ilahi bir ses duyar. Bu kutlu münacat seslenişinde, ruhların ne şekilde Rahman'ın huzurunda fena bulduğu, Kur'an ve Hz. Peygamber’in mirasına nasıl varis olunduğu epik bir dille özetlenir. Gökyüzünün yirmi sekiz menzili, yedi halifenin feleklerdeki dönüşü, Hz. Adem'in celal ve cemal arasındaki hali, Hz. İsa'nın nefes üfürmesi, Hz. Yusuf'un cemali, Hz. İdris'in yüceliği, Hz. Harun'un ihsanı, Hz. Musa'nın kelam semasındaki şefkati ve Hz. İbrahim'in Beytü'l-Ma'mur'a dayanan dostluk sırrı tek bir vuslat noktasında birleşir. Sidre'de salike sunulan zahir iki nehir (Kitap ve Sünnet) ile batın iki nehir (Tevhit ve Minnet) birleşerek sülûkun özünü oluşturur. Nihayetinde salik, kulluk elbisesi içinde Hakta mahvolur; Hak ona hitap ederek konuşanın da konuşulanın da, sözün de bizzat Kendisi olduğunu ilan eder.

 

Ev Ednâ (Veya Daha Yakın) Münacatı

Hak, saliki bu makama has kılmak istediğini beyan eder

Zamandan ve beşeri kayıtlardan sıyrılmayı emreden Hak; Furkan’ın cevherlerini, meliklerin sülûkunu ve gaybın gizli sedeflerini tercüman diliyle salike aktarır.

 

İmam Ebu Hamid'in Münacatının Ayetleri

Fatihatu'l-Kitap (Fatiha suresi) hakkında ne düşünüyorsun? Dedim ki: Yüce yaratıcı onu iki kısma ayırmış, ki varlıkta iki ilâh olmasın.

 

En Yüce Levhin Münacatı

Merhamet ve neşe ehlinin makamlarının yazılı olduğu bu en yüce katmanda salik, perdeleri tek tek kaldırdıkça tevhidin çok katmanlı boyutlarına vasıl olur: Nimet perdesi kalkınca Rahmet tevhidi, ebedilikte Kayyumluk tevhidi, nurlarda İzhar tevhidi, nispette Yürüyüş tevhidi, ifadede Şehadet tevhidi, ikilikte Cem tevhidi, halkta Hakk tevhidi, emirde Sır tevhidi, terkte Mülk tevhidi, sahiplikte Kulluk tevhidi, dostlukta Tecelli tevhidi, verasette İhtiyarsızlık tevhidi, İslam'da Alametler tevhidi, kapının fer'inde Sebepler tevhidi, amellerde İnzal tevhidi, müsemmada İsimler tevhidi, denemede İhtiyar tevhidi, haberdar olmada Genişlik tevhidi, tabi olmada Dinleme tevhidi, şüphede Gayb tevhidi, öncesizlikte Kerem tevhidi, teslimiyette Tazim tevhidi, na'leynde İki kevn tevhidi, senada Yokluk tevhidi, minnette Güç tevhidi, arz etmede Huzur tevhidi, "affet" perdesinde Sarf tevhidi, divanda Son varılacak yer tevhidi, mülkte İfk tevhidi, kurtuluşta İhlas tevhidi, ibadette Sahiplik tevhidi, ateşte İstiğfar tevhidi, muttali olmada Vasıflar tevhidi, şirkte Mülk tevhidi, ihsanda İman tevhidi ve kefalette Vekalet tevhidi görünüverir.

 

Rüzgarların Münacatı, Çan Çıngırtısı ve Kanat Tüyü

Salik, hür soylu bir ata binerek sırlar, marifetler ve "dost" nidası eşliğinde çan huzuruna varır. İmtihan çıngırtısını duyunca her şey yok olur; Ad kavmine gönderilen kasıp kavuran Gayret rüzgârı şiddetle eser. Bu rüzgâr Hak ile beraber başka hiçbir şeyin kalmasına izin vermez.

İlahi inayet, bu makamın sahipleri için rüzgarlardan koruyucu bir "kanat" ve sığınak yaratmıştır. Vecd ve aşk okları bu kanadın tüylerine takılarak selamete erer.

Rüzgarlar dinince kalplere sekinet, lütuf ve huzur meltemi içirilir ve hakikat ehli buna "nefesler sahibi" der. Kul ile Hak arasındaki bu konuşmada kevnin her cüzünün bir perde, sıfatların ise sebep olduğu ikrar edilir. Hak, saliki hiçbir gözün görmediği, kimsenin ayak basmadığı mutlak gayb ufkuna taşır; ona "Kalem" ve "Nun" sırrını vererek tasarruf yetkisini vaat eder.

 

"Evhâ" (Vahyetti) Huzuru

Kendimden kapıp götürüldüm, kendimden yok edildim.

Makam ve hal yok oldu. Misal de zıt da kalmadı...

Soru ve cevap birleşti.

 

Salik, gaiblerin de ötesinde "sırların sırrının ruh özünü" idrak eder. Başına yücelik tacı takılır, hırka giydirilir ve rüzgarlar huzurundaki mutlak ahde bağlı olarak "aynı şekilde duyurması" için izin ve tasarruf bahşedilir. Kul artık mutlak bir aynadır.

 

Perdeleyenin Benim İçin Koyduğu Bazı Sınırları Haber Verme Babı

Benim için konulan sınır, 'evha' (vahyetti) huzurunda elde ettiğim şeyleri, bana soran iyilere açıklamamdır.

 

İzin Münacatı

Salike, makam-ı Muhammedî ve nebevi mirasın tebliğ makamı olan kürsü huzurunu aşmadan, insanlara Hak adına haber veren, emreden ve yasaklayan bir rehber olma izni verilir.

 

Gözyaşlarını, uykusuzluğunu ve şaşkınlığını şahit tutarak Hak'tan sadece "Kendisini dinlemesini" ve yola yeniden başlama izni vermesini diler.

Ey resul (elçi)! Sana indirileni tebliğ et

 

Teşrif, Tenzih, Tarif ve Uyarı Münacatı

Salik; Hakk’ın aynası, sıfatlarının tecelligahı, isimlerinin açıklayıcısı, göklerin yoktan varedicisi, beyaz inci, yeşil zebercet ve tüm mahlukata gönderilen bir halifedir.

Varlık ve sülûka dair her ne varsa (çan, at, kanat, rüzgar, miraç, mekan, harf, vahiy) ancak salikin varlığı ile düzen bulmuştur.

 

Takdis Münacatı

Sen ve ben harf ve mana gibiyiz.

Fert fertle çarpılınca Rab kalır kul yok olur.

 

Minnet Münacatı

Kulum! Bütün nimetler karşındadır. Tevhidin özü gözlerinin önündedir.

 

Talim Münacatı

Hakiki marifete ulaşmak isteyenlerin büyük Kur'an ve Seb'ul-Mesani (Fatiha) ile ahlaklanması gerektiği talim edilir.

Resule itaat eden Allah'a itaat etmiş olur.

 

Sure Başları Sırlarının Münacatı

Mukatta harflerinin (sure başlarının) sırları açıklanır. Bu harflerin geçtiği toplam 24 (metinde 26 olarak zikredilen suret kemali) surenin ayın menzillerine denk geldiği, harflerin toplam meblağının 78 olduğu ve bu hakikatlerin ezelî, Muhammedî ve ebedî denizlere (berzaha) işaret ettiği anlatılır.

 

Sure başlarındaki elif harfinin zata, geri kalanların ise sıfatlara teslim edilmesi istenir.

 

Kelimeleri Cem Edenin Münacatı / Karınca Münacatı

Bir karınca süslendi ve susuz kimse gibi dolandı durdu. Bildi ve kara sevdaya tutulmuş aşık gibi bir söz söyledi... Ona, bu özellik sana nereden geldi? diye sorulduğunda, dedi ki: 'O, O'nun sıfatının fiilinin eserinden sadır olan himmetle ahlaklandı'

 

Beyaz İnci Münacatı

Kul mutlak bir iflas ve ezelî inayet makamına erişince, Hak bu eşsiz, zihinlerin ve gözlerin erişemediği, ismi "Bir"in gaybında olan kutsiyet geliniyle (saf hakikatle) saliki ameli bir mehir veya nebevi bir ecir istemeksizin nikahlar.

 

Nur Nefesleri İşaretlerinin Münacatı / Farklı Sırları Ayıklama

"Ben" içinde "ben" hakkında ne diyorsun?

Arzu ve temenni, ümitsizlik ve tutsaklık varlığı.

 

"O"(Huve) ve "O"(Zalike) hakkında ne dersin?

İkisi de Malik'in sıfatlarıdır; biri gayb, biri huzur, biri karanlık, biri nur, biri örtü, biri perdedir.

 

Berzah hayatı hakkında ne dersin?

İlâhî bir hayattır.

 

Zürriyetlerin babalarının sırtından çıkarılması zamanını düşünüp anladın mı? Ona dedim ki: Mehirde bulunan ilk şahit bendim, nasıl anlamam?

 

Bundan önce ikinci bir misak bilir misin? Ona dedim ki: İlk yakın varoluşta gerçekleşti. Dedi ki: İki misak görüyorum. Dedim ki: Bunlardan başkası olmaz.

 

Ademî İşaretler

Salik, meleklerin isimleri bilemeyişini daima semada (saf ruhaniyet boyutunda) olmalarına; İblis’in secde etmeyişini ise Adem’in çamur boyutunun arkasındaki parlak nuru görememesine bağlar. Adem masum olduğu halde yasağı çiğnemiştir, çünkü ilahi hikmetin açığa çıkması bunu gerektirmiştir.

 

Dünyadaki düşmanlık ise insanların muhtaçlığını gerçekleştirmek ve Hakk’ın Celâl ve Kahhâr sıfatını tekleştirmek içindir.

Adem’in oğullarından (Habil ve Kabil) birinin kurbanının kabul edilip diğerininkinin edilmemesi, onların iki ayrı ilahi kabzadan (rıza ve hüsran) var olmalarındandır.

 

Musevî İşaretler

Musa’nın asasını taşa ve denize vurmasının sırrı, asadaki ilahi Kayyumluk (egemenlik) sırrıdır. Nalınlarını çıkarması ikiliğin (kesretin) ortadan kalkmasıdır.

Musa’nın sandığa konup denize atılması nasutiyet (beşeriyet) ve ilim denizine işarettir. Kardeşi Harun’u istemesi, muhataplarına merhametindendir; zira aracısız ilahi kelama yoğun perdedeki avam tahammül edemez.

 

İsevî İşaretler

Hz. İsa’nın babasız doğması inkarcılara karşı mutlak bir delildir.

İsa bir kalemle levhe yazılmamış, ana rahmine şehvetsiz ilka edilmiştir, bu yüzden ruhla desteklenmiştir. Bu ruh, kuddüsün huzurundan sadır olmuştur.

 

İbrahimî İşaretler

Yıldız, ay ve güneşin varlığı ruh, akıl ve nefsin itaati olarak yorumlanır.

"Batanları sevmem" diyerek yüzünü Yaradan’a çevirmesi bazısının bazısından üstün oluşunu idrak etmesindendir.

Ölülerin diriltilmesini görmek istemesi, yakini bilgi (ilmelyakin) ile bizzat görmeyi (aynelyakin) birleştirmek içindir.

 

Gösterilen dört kuş dört unsurdur (ateş, hava, su, toprak). Oğlunu kurban etmek istemesi, kalbine nazil olan Rabbini (varit olanı) ağırlamak ve cömertliğini bizzat kanıtlamak içindir. Vahyin uykuda gelmesi, hissin (duyuların) araya girmemesi içindir.

İbrahim ve İsmail’e beytin temizlenmesinin emredilmesi Resullerin Efendisi Hz. Muhammed'e (s.a.v.) verilen önemin ifadesidir, nitekim İshak bu yüzden orada yoktur zira Muhammed (s.a.v.) onun soyundan gelmeyecektir.

 

Yusufî işaretler

Yusuf, genel olarak en güzel yaratılışa sahip olma özelliğiyle belirginleşmişti.

Niçin ucuz bir fiyata satıldı? Dedim ki: İnsanın, insan olarak eksik bir varlık olduğunu bilmesi için.

Niçin su kabının arkasına saklandı? Dedim ki: Bununla, sevenlerin kavuşması için kapıyı çalmak istedi.

 

Muhammedi işaretler

Fatiha’nın kul ile Rab arasında paylaşılması saf kulluktur

Tevhit gerçekleşsin, kimin kul kimin Rab olduğu bilinsin.

Zekeriyya nimet için, Nuh rububiyet için ibadet ederken; Muhammed (s.a.v.) saf tenzih için ibadet ederdi. Hz. Yahya’nın liderliği zahiri iken, ibadet edenlerin efendisi Muhammed’in liderliği kitapta gizlenmiş, ancak iki şahit (genelin seyidi ve törenlerin seyidi) ile açıklanmıştır.

 

Bu risale Fas şehrinde, 20 Cemâziyelevvel 594 (M. 1198) tarihinde tamamlandı. 


İbn Arabi - Risaleleri 2 - Notlar

Vahdettin İnce, Kitsan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder