2. Kitap: Kitabu'l İsra İla Makami'l Esra
En Gizli Makama Gece Yolculuğu Kitabı
Kulunu bir gece vakti Mescid-i haram'dan Mescid-i aksâ'ya,
en kadim mekâna götüren Allah'a hamdolsun.
Bu kitapta, akli miraç, ruhani makamlar, ilahi sırlar,
kutsal illî mertebelerin ehli sufiler topluluğunu ele almayı amaçladım.
Ruhların miracından söz ediyorum, şekillerin değil, sırların
gece yürüyüşü (isra), cennetleri veya ayanları görme surları değil. Zevk ve
tahkik marifetinin süluku, mesafe ve yol süluku değil.
Kalbin Yolculuğu
Salik (manevi yolcu), Endülüs'ten yola çıkarak
Beytü'l-Makdis'e (Kutsal Huzur) doğru yürüdüğünü, İslam'ı at, mücadeleyi döşek
ve tevekkülü azık edindiğini anlatır. Yolda coşkun bir pınarın başında, zatı
ruhani sıfatları rabbani gizemli bir gençle (Küllî Ruh/İlk Akıl) karşılaşır.
Zatı ruhanî, sıfatları rabbani bir gençle karşılaştım...
Dedi ki: Sen, kendi güneşinin yüzünü kapatmış bir bulutsun. Kendi hakikatini
tanı.
Kur'an benim, benim tekrarlanan yedi (seb'ul-mesani) Ben
rahmetin ruhuyum, zamanla mukayyet eşyanın ruhu değil... Ey sır peşinde olan!
Sır senin içindedir, geriye dön.
Ayne'l Yakîn
Karşılaştığı "Ayn" (Göz/Pınar/Hakikat çeşmesi)
salike seslenerek, asıl maksadı olan "Emir"e (Zat-ı İlahi)
ulaşabilmesi için önce onun Kâtib'inin ve Vezir'inin (Küllî Ruh ve İlk Akıl
mertebelerinin) huzuruna çıkması gerektiğini söyler. Bu makam, kulun tüm
'neredelik' (eyniyet), nedensellik (illiyet) ve güven giysilerinden soyunarak
balçıklığa (aslına) döndüğü yerdir.
Küllî Ruhun Sıfatı
Onun niteliklerini bana anlat, ki gördüğümde Onu tanıyayım.
Dedi ki: ne yalındır, ne de mürekkep. Orta yolu izlemediği
gibi sapmaz da. Yer kaplamaktan ve bölünmekten münezzehtir...
Aydınlatılmış bir aynadır O. Kendi hakikatini Onda tasvir
edilmiş olarak görürsün.
Hakikat
Bana gel, Halife benim, ey arayış içindeki kişi! Vezir ve
katip benim. Sıfatlar kürsüsünde fiilleri idare eden zatın halifesiyim ben.
Bir Kâtip ki, akıl kağıtlarının sayfasına yazarım, bütün
nakli ve akli bilgileri.
Salik der ki: Şiirini tamamlayınca, dalları köklerine
döndürünce, derhal önünde secdeye kapandım.
Akıl ve İsrâ'ya Hazırlık
Salikin manevi yükselişe hazırlanması için "sekine
bıçağı" ile göğsü yarılır, kalbi çıkarılarak "rıza leğenine"
konur. Şeytanın payı olan beşeri kirler dışarı atılır, kalp ihlas suyuyla
yıkanıp tevhit ve imanla doldurulur. Göğsü "ünsiyet iğnesiyle"
dikilen salik, "yakınlık burak'ına" binerek kevnler (varlıklar)
hareminden cennetler kutsiyetine taşınır. Burada kendisine şarap ve süt sunulur.
Mukaddes vadide tıpkı Hz. Musa gibi nalınlarını
(dünyevi/beşeri bağlarını) çıkararak yürür ve ilahi hitabı dinler. Benliği un
ufak olur; ayrılık hali, ikilikten kurtulup teklik vadisinde birleşmeye
dönüşür.
Mutmain Nefis / Coşkun Bir Deniz
Salik, rehberiyle birlikte en açık yola yükselerek coşkun
dalgalarla dolu bir denizi müşahede eder. Bu deniz fikirler, rüzgârı zikirler,
dalgaları ise manevi hâllerdir. Denizin üzerinde ariflerin ve varislerin
yükseliş merdivenlerini barındıran "yalın âlemin gemisini" görür. Bu
geminin başkanı ve önderi Akıl'dır; yelkeni şeriat, ipleri sebepler, limanı ve
demir atma yeri ise yakindir (kesin inanç). Gemi, mücahede denizinde
"Rabbinin adıyla oku" ayetinin nihayetine, yani müşahede sahiline
doğru yol alır.
Vezirlik Seması / İlk Sema (Adem)
Salik için cisimler seması açılır ve orada Hz. Adem'in
ruhaniyetinin sırrını müşahede eder. Künyesi Ebu’l Beşer (İnsanlığın Babası)
olan bu parlak yüzlü ihtiyar, Ay mescidinde ders vermekte
Salik ona iki denizin birleştiği yerden geldiğini söyler ve
marifet talep eder.
Hz. Adem, salike yaratılışın, ilk bölünmenin
(bireyselleşmenin) ve ruh-beden ilişkisinin sırlarını açar. Kalemle öncesizlik
levhine yazılan yazıların, Nuh'un nurundan feyz alan hakikatlerin sırrı ve
varlığın gölge niteliği bu katta belirginleşir.
Yazı Seması / İkinci Sema (İsa)
Ruhlar seması açıldığında salik, Mesih (Hz. İsa) ile
karşılaşır. Hz. İsa ona cömertlik hazinelerinin bekçisi ve ilk mevcuda
bahşedilen olduğunu söyler.
Kâtip ise Muhammedi dönemin, adaletin ve ilahi emanetin
sürekliliğini ilan eden celalli bir ferman yazar. Bu fermanda reayayı (halkı)
adaletle yöneten yöneticilerin destekleneceği, muhalefet edenlerin ve sınırı
aşanların ise geçmiş kavimler (Tubba ve İrem) gibi helak edileceği sert bir
dille ihtar edilir.
Şehadet Seması / Üçüncü Sema (Yusuf)
Cemal seması ve celâl madeni olan bu katta Hz. Yusuf'un
ruhaniyetine hoş kokulu övgüler sunar.
Kapıdaki hizmetçi dedi ki: Bu eminler eminidir, binanın
taşıyıcısı, Zehra'nın kocasıdır. Lahutlar ona gösterildi, nasutlar onun için
yakıldı... Ama o yüzünü çevirdi, sırtını döndü.
Emirlik Seması / Dördüncü Sema (İdris)
Yüceliş seması açıldığında salike "Merhaba ey velîlerin
efendisi!" diye hitap edilir. Karşısındaki zat, güneşin, kuşluk vaktinin
ve yüceliklerin babası olan Hz. İdris'tir.
Hz. İdris salike nurların nasıl söndüğünü, fikirlerin nasıl
doğduğunu ve hakikatin nasıl ortaya çıktığını gösterir.
Muhafız Seması / Beşinci Sema (Harun)
Kızıl muhafızın arkadaşı" olan ulu halife saliki
gülümseyerek karşılar ve vezirine, salikle doğruluk diliyle konuşmasını
emreder. Güçlü vezir, Hz. Harun'un makamını, basiret gözünün eşyanın yokluğunu
müşahede edişini anlatan sarsıcı bir şiir okur. Bu makamda rahmet ve celal
nurları eşitlenmiştir
Kadılar Seması / Altıncı Sema (Musa)
Kelam seması açıldığında salik, Hz. Musa'nın ruhaniyetiyle
karşılaşır. Burada "kadılar kadısı ve valiler valisi" olan bilge bir
şeyh, Hz. Musa'ya şekil dururken ismin fani olup olamayacağını sorar. Hz. Musa,
sınırlı varlıkların hakikati ihata edemeyeceğini, hakiki Muhammedi varisin
nefsinden ve beşeri hislerinden silinerek (fena bularak) ilahi tecellilere
gömüleceğini, bu makamda farz ve sünneti ikame etmenin zorunlu olduğunu
anlatır.
Gaye Seması / Yedinci Sema (İbrahim)
Hz. İbrahim, varlığın ve sırların ortaya çıkış sebebinin
cömertlik, kerem ve başkasını kendine tercih etme (îsâr) hakikati olduğunu
söyler.
Salik, Hz. İbrahim'e şevk, vecd ve ciğerini eriten ilahi aşk
üzerine kurulu coşkulu bir nazım okur. Hz. İbrahim, kul ile Hak arasındaki
makam farklarını (Hz. İbrahim'in "hatalarımı bağışla" duasına
karşılık Hz. Muhammed'e "senin geçmiş ve gelecek günahların
bağışlandı" denmesi gibi) ayetlerle mukayese ederek açıklar.
Sidretül Münteha
Yedi gök tabakasının bittiği, mahlukatın ilminin ve
işaretlerin son bulduğu nurani sınır olan Sidretü'l-Müntehâ'ya varılır.
Rehber elçi bu noktada durur ve öteye adım atamaz. Burası
sözün, fesahetin ve hikmetin bittiği; idrakin acziyet içinde sükut ettiği
makamdır. Kulun yeşil yastıklara yaslanarak en şerefli topluluğa dikey
yükselişi seyretmesi ve kürsü huzurundaki edeb vasiyetine sarılması emredilir.
Kürsü Huzuru
Orada "şeriatın kutbu" olan iri ve kuvvetli bir
şeyhle (Hz. Ali'nin ruhaniyetiyle) karşılaşır. Şeyh, kendisinin ilim şehrinin
kapısı ve bekçisi olduğunu ilan eder; salike bu kapının anahtarını, Rahman'ın
sağlamlaştırdığı "dört diş" ve "dört hareket" sırrıyla
açıklar. Ardından salike münacat adabını öğretir; beden perdesinden silinip
kalbiyle Hakka yönelmesini vasiyet eder.
Yücelerde Atlas Perdeler
Salik, irfan semasında kanatlanarak atlas perdeleri dürer ve
karşısında dalgalanan bin adet nurani bayrak görür. Bu makam, tasavvufi
hayretin, vecdin, ikizler ve Süha yıldızı gibi en yüce manevi mertebelerin
müşahede edildiği yerdir.
Salik, bu atlas perdeleri tek tek yırtarak her bir zahir
tecellinin altındaki batıni hakikati kavrar ve yönünü doğrudan Kâbe Kavseyn'e
(en yakınlık makamına) çevirir.
Kâbe Kavseyn Münacatı
Salik burada kendinden, mekansızlıktan yükselen ilahi bir
ses duyar. Bu kutlu münacat seslenişinde, ruhların ne şekilde Rahman'ın
huzurunda fena bulduğu, Kur'an ve Hz. Peygamber’in mirasına nasıl varis
olunduğu epik bir dille özetlenir. Gökyüzünün yirmi sekiz menzili, yedi
halifenin feleklerdeki dönüşü, Hz. Adem'in celal ve cemal arasındaki hali, Hz.
İsa'nın nefes üfürmesi, Hz. Yusuf'un cemali, Hz. İdris'in yüceliği, Hz.
Harun'un ihsanı, Hz. Musa'nın kelam semasındaki şefkati ve Hz. İbrahim'in
Beytü'l-Ma'mur'a dayanan dostluk sırrı tek bir vuslat noktasında birleşir.
Sidre'de salike sunulan zahir iki nehir (Kitap ve Sünnet) ile batın iki nehir
(Tevhit ve Minnet) birleşerek sülûkun özünü oluşturur. Nihayetinde salik,
kulluk elbisesi içinde Hakta mahvolur; Hak ona hitap ederek konuşanın da
konuşulanın da, sözün de bizzat Kendisi olduğunu ilan eder.
Ev Ednâ (Veya Daha Yakın) Münacatı
Hak, saliki bu makama has kılmak istediğini beyan eder
Zamandan ve beşeri kayıtlardan sıyrılmayı emreden Hak;
Furkan’ın cevherlerini, meliklerin sülûkunu ve gaybın gizli sedeflerini
tercüman diliyle salike aktarır.
İmam Ebu Hamid'in Münacatının Ayetleri
Fatihatu'l-Kitap (Fatiha suresi) hakkında ne düşünüyorsun?
Dedim ki: Yüce yaratıcı onu iki kısma ayırmış, ki varlıkta iki ilâh olmasın.
En Yüce Levhin Münacatı
Merhamet ve neşe ehlinin makamlarının yazılı olduğu bu en
yüce katmanda salik, perdeleri tek tek kaldırdıkça tevhidin çok katmanlı
boyutlarına vasıl olur: Nimet perdesi kalkınca Rahmet tevhidi, ebedilikte
Kayyumluk tevhidi, nurlarda İzhar tevhidi, nispette Yürüyüş tevhidi, ifadede
Şehadet tevhidi, ikilikte Cem tevhidi, halkta Hakk tevhidi, emirde Sır tevhidi,
terkte Mülk tevhidi, sahiplikte Kulluk tevhidi, dostlukta Tecelli tevhidi,
verasette İhtiyarsızlık tevhidi, İslam'da Alametler tevhidi, kapının fer'inde
Sebepler tevhidi, amellerde İnzal tevhidi, müsemmada İsimler tevhidi, denemede
İhtiyar tevhidi, haberdar olmada Genişlik tevhidi, tabi olmada Dinleme tevhidi,
şüphede Gayb tevhidi, öncesizlikte Kerem tevhidi, teslimiyette Tazim tevhidi,
na'leynde İki kevn tevhidi, senada Yokluk tevhidi, minnette Güç tevhidi, arz
etmede Huzur tevhidi, "affet" perdesinde Sarf tevhidi, divanda Son
varılacak yer tevhidi, mülkte İfk tevhidi, kurtuluşta İhlas tevhidi, ibadette
Sahiplik tevhidi, ateşte İstiğfar tevhidi, muttali olmada Vasıflar tevhidi,
şirkte Mülk tevhidi, ihsanda İman tevhidi ve kefalette Vekalet tevhidi
görünüverir.
Rüzgarların Münacatı, Çan Çıngırtısı ve Kanat Tüyü
Salik, hür soylu bir ata binerek sırlar, marifetler ve
"dost" nidası eşliğinde çan huzuruna varır. İmtihan çıngırtısını
duyunca her şey yok olur; Ad kavmine gönderilen kasıp kavuran Gayret rüzgârı
şiddetle eser. Bu rüzgâr Hak ile beraber başka hiçbir şeyin kalmasına izin
vermez.
İlahi inayet, bu makamın sahipleri için rüzgarlardan
koruyucu bir "kanat" ve sığınak yaratmıştır. Vecd ve aşk okları bu
kanadın tüylerine takılarak selamete erer.
Rüzgarlar dinince kalplere sekinet, lütuf ve huzur meltemi
içirilir ve hakikat ehli buna "nefesler sahibi" der. Kul ile Hak
arasındaki bu konuşmada kevnin her cüzünün bir perde, sıfatların ise sebep
olduğu ikrar edilir. Hak, saliki hiçbir gözün görmediği, kimsenin ayak
basmadığı mutlak gayb ufkuna taşır; ona "Kalem" ve "Nun"
sırrını vererek tasarruf yetkisini vaat eder.
"Evhâ" (Vahyetti) Huzuru
Kendimden kapıp götürüldüm, kendimden yok edildim.
Makam ve hal yok oldu. Misal de zıt da kalmadı...
Soru ve cevap birleşti.
Salik, gaiblerin de ötesinde "sırların sırrının ruh
özünü" idrak eder. Başına yücelik tacı takılır, hırka giydirilir ve
rüzgarlar huzurundaki mutlak ahde bağlı olarak "aynı şekilde
duyurması" için izin ve tasarruf bahşedilir. Kul artık mutlak bir aynadır.
Perdeleyenin Benim İçin Koyduğu Bazı Sınırları Haber Verme Babı
Benim için konulan sınır, 'evha' (vahyetti) huzurunda elde
ettiğim şeyleri, bana soran iyilere açıklamamdır.
İzin Münacatı
Salike, makam-ı Muhammedî ve nebevi mirasın tebliğ makamı
olan kürsü huzurunu aşmadan, insanlara Hak adına haber veren, emreden ve
yasaklayan bir rehber olma izni verilir.
Gözyaşlarını, uykusuzluğunu ve şaşkınlığını şahit tutarak
Hak'tan sadece "Kendisini dinlemesini" ve yola yeniden başlama izni
vermesini diler.
Ey resul (elçi)! Sana indirileni tebliğ et
Teşrif, Tenzih, Tarif ve Uyarı Münacatı
Salik; Hakk’ın aynası, sıfatlarının tecelligahı, isimlerinin
açıklayıcısı, göklerin yoktan varedicisi, beyaz inci, yeşil zebercet ve tüm
mahlukata gönderilen bir halifedir.
Varlık ve sülûka dair her ne varsa (çan, at, kanat, rüzgar,
miraç, mekan, harf, vahiy) ancak salikin varlığı ile düzen bulmuştur.
Takdis Münacatı
Sen ve ben harf ve mana gibiyiz.
Fert fertle çarpılınca Rab kalır kul yok olur.
Minnet Münacatı
Kulum! Bütün nimetler karşındadır. Tevhidin özü gözlerinin
önündedir.
Talim Münacatı
Hakiki marifete ulaşmak isteyenlerin büyük Kur'an ve
Seb'ul-Mesani (Fatiha) ile ahlaklanması gerektiği talim edilir.
Resule itaat eden Allah'a itaat etmiş olur.
Sure Başları Sırlarının Münacatı
Mukatta harflerinin (sure başlarının) sırları açıklanır. Bu
harflerin geçtiği toplam 24 (metinde 26 olarak zikredilen suret kemali) surenin
ayın menzillerine denk geldiği, harflerin toplam meblağının 78 olduğu ve bu
hakikatlerin ezelî, Muhammedî ve ebedî denizlere (berzaha) işaret ettiği
anlatılır.
Sure başlarındaki elif harfinin zata, geri kalanların ise
sıfatlara teslim edilmesi istenir.
Kelimeleri Cem Edenin Münacatı / Karınca Münacatı
Bir karınca süslendi ve susuz kimse gibi dolandı durdu.
Bildi ve kara sevdaya tutulmuş aşık gibi bir söz söyledi... Ona, bu özellik
sana nereden geldi? diye sorulduğunda, dedi ki: 'O, O'nun sıfatının fiilinin
eserinden sadır olan himmetle ahlaklandı'
Beyaz İnci Münacatı
Kul mutlak bir iflas ve ezelî inayet makamına erişince, Hak
bu eşsiz, zihinlerin ve gözlerin erişemediği, ismi "Bir"in gaybında
olan kutsiyet geliniyle (saf hakikatle) saliki ameli bir mehir veya nebevi bir
ecir istemeksizin nikahlar.
Nur Nefesleri İşaretlerinin Münacatı / Farklı Sırları Ayıklama
"Ben" içinde "ben" hakkında ne diyorsun?
Arzu ve temenni, ümitsizlik ve tutsaklık varlığı.
"O"(Huve) ve "O"(Zalike) hakkında ne
dersin?
İkisi de Malik'in sıfatlarıdır; biri gayb, biri huzur, biri
karanlık, biri nur, biri örtü, biri perdedir.
Berzah hayatı hakkında ne dersin?
İlâhî bir hayattır.
Zürriyetlerin babalarının sırtından çıkarılması zamanını
düşünüp anladın mı? Ona dedim ki: Mehirde bulunan ilk şahit bendim, nasıl
anlamam?
Bundan önce ikinci bir misak bilir misin? Ona dedim ki: İlk
yakın varoluşta gerçekleşti. Dedi ki: İki misak görüyorum. Dedim ki: Bunlardan
başkası olmaz.
Ademî İşaretler
Salik, meleklerin isimleri bilemeyişini daima semada (saf
ruhaniyet boyutunda) olmalarına; İblis’in secde etmeyişini ise Adem’in çamur
boyutunun arkasındaki parlak nuru görememesine bağlar. Adem masum olduğu halde
yasağı çiğnemiştir, çünkü ilahi hikmetin açığa çıkması bunu gerektirmiştir.
Dünyadaki düşmanlık ise insanların muhtaçlığını
gerçekleştirmek ve Hakk’ın Celâl ve Kahhâr sıfatını tekleştirmek içindir.
Adem’in oğullarından (Habil ve Kabil) birinin kurbanının
kabul edilip diğerininkinin edilmemesi, onların iki ayrı ilahi kabzadan (rıza
ve hüsran) var olmalarındandır.
Musevî İşaretler
Musa’nın asasını taşa ve denize vurmasının sırrı, asadaki
ilahi Kayyumluk (egemenlik) sırrıdır. Nalınlarını çıkarması ikiliğin (kesretin)
ortadan kalkmasıdır.
Musa’nın sandığa konup denize atılması nasutiyet (beşeriyet)
ve ilim denizine işarettir. Kardeşi Harun’u istemesi, muhataplarına
merhametindendir; zira aracısız ilahi kelama yoğun perdedeki avam tahammül
edemez.
İsevî İşaretler
Hz. İsa’nın babasız doğması inkarcılara karşı mutlak bir
delildir.
İsa bir kalemle levhe yazılmamış, ana rahmine şehvetsiz ilka
edilmiştir, bu yüzden ruhla desteklenmiştir. Bu ruh, kuddüsün huzurundan sadır
olmuştur.
İbrahimî İşaretler
Yıldız, ay ve güneşin varlığı ruh, akıl ve nefsin itaati
olarak yorumlanır.
"Batanları sevmem" diyerek yüzünü Yaradan’a
çevirmesi bazısının bazısından üstün oluşunu idrak etmesindendir.
Ölülerin diriltilmesini görmek istemesi, yakini bilgi
(ilmelyakin) ile bizzat görmeyi (aynelyakin) birleştirmek içindir.
Gösterilen dört kuş dört unsurdur (ateş, hava, su, toprak).
Oğlunu kurban etmek istemesi, kalbine nazil olan Rabbini (varit olanı)
ağırlamak ve cömertliğini bizzat kanıtlamak içindir. Vahyin uykuda gelmesi,
hissin (duyuların) araya girmemesi içindir.
İbrahim ve İsmail’e beytin temizlenmesinin emredilmesi
Resullerin Efendisi Hz. Muhammed'e (s.a.v.) verilen önemin ifadesidir, nitekim
İshak bu yüzden orada yoktur zira Muhammed (s.a.v.) onun soyundan
gelmeyecektir.
Yusufî işaretler
Yusuf, genel olarak en güzel yaratılışa sahip olma
özelliğiyle belirginleşmişti.
Niçin ucuz bir fiyata satıldı? Dedim ki: İnsanın, insan
olarak eksik bir varlık olduğunu bilmesi için.
Niçin su kabının arkasına saklandı? Dedim ki: Bununla,
sevenlerin kavuşması için kapıyı çalmak istedi.
Muhammedi işaretler
Fatiha’nın kul ile Rab arasında paylaşılması saf kulluktur
Tevhit gerçekleşsin, kimin kul kimin Rab olduğu bilinsin.
Zekeriyya nimet için, Nuh rububiyet için ibadet ederken;
Muhammed (s.a.v.) saf tenzih için ibadet ederdi. Hz. Yahya’nın liderliği zahiri
iken, ibadet edenlerin efendisi Muhammed’in liderliği kitapta gizlenmiş, ancak
iki şahit (genelin seyidi ve törenlerin seyidi) ile açıklanmıştır.
Bu risale Fas şehrinde, 20 Cemâziyelevvel 594 (M. 1198) tarihinde tamamlandı.
İbn Arabi - Risaleleri 2 - Notlar
Vahdettin İnce, Kitsan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder