3. Kitap: Risaletun Fi Suali İsmail B. Sevdekin
İsmail B. Sevdeki’nin Sorusu İle İlgili Risale
İnsanlığın ulaşabileceği en yüksek ilahi mertebe nedir?
Mümkün varlıklar alemindeki her şey, bizzat
Vacibü'l-Vücut'tan (Zorunlu Varlık) sadır olmuştur. Akılcılar buna Akl-ı Evvel
(İlk Akıl) derler.
Muhakkik arifler, sebeplere takılmadan her mahlukta doğrudan
Hakk'ın vechini (yüzünü) müşahede ederler. Filozofların aksine, sebeplerin
varlık üzerinde hakiki bir illiyet (illet-malul) veya fâillik etkisi yoktur.
Sebepler, sadece ariflerle avam ayırt edilsin, arifler arasında derece farkı
doğsun diye birer imtihan aracı olarak halk edilmiştir.
Arif, eşyanın hakikatini Hakk'ın veçhi olarak görür.
Hak; hem Evvel hem Ahir, hem Zahir hem Batındır. Zatında ve
Tekliğinde (Ehadiyet) çokluk barındırmaz. Alimlerin ilminin vardığı son nokta,
Yaratıcının bilmemeyi barındırmayan ilmine karşı, kulun "bilme
barındırmayan bir bilmeme (hayret)" makamına ermesidir.
Her şeyin biri dünyaya, diğeri gayba bakan iki huzuru (yüzü)
vardır.
İnsan hangi halde olursa olsun, mutlaka ilahi isimlerden
birinin hükmü ve egemenliği altındadır. İnsan üzerinde tasarruf eden, onu
hareket ettiren veya durduran her isim kula batınen "Ben senin
ilahınım" der. Kulun buna karşılık "Allahu Ekber" (Allah en
büyüktür) demesi gerekir; çünkü o isim sadece bir sebepken, asıl ilahlık
yüksekliği Allah'a aittir.
Tecelli daima bir sıfat veya isim perdesi (gerekçesi)
arkasından vaki olur.
Kul, "Allah" isminin ve Zat'ın hakikatinin
boyutlarını hiçbir zaman tam olarak kuşatamaz ve orada sükunete eremez.
Eğer bu ayırım olmasaydı, o zaman helak olan helak edene
katılırdı.
…tükenmekte olan ömre üzülüyorum
Bir araya gelmek hususunda bir
nasibimiz yok çünkü.
...
İbn Arabi - Risaleleri 2 - Notlar
Vahdettin İnce, Kitsan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder