11 Mayıs 2024 Cumartesi

Northrop Frye - Eleştirinin Anatomisi

Northrop Frye - Eleştirinin Anatomisi


 

1957 tarihli bu eser arketiplerin, sembolizmin, retoriğin izini sürerek, bir sözel evren tasarımını, bu evrenin işleyiş prensiplerini ve bir anlamda da kiplerin, biçimlerin gramerini ifşa etmeyi amaçladı.

 

Edebiyat eleştirisi, Frye’ın da söylediği gibi, “söze dair” konuşur

Eleştirinin Anatomisi Batı edebiyatım, Batı kültürünü merkeze alan bir kitaptır.

 

Çeviride, anlamı aktarmanın en önemli yöntemlerinden biri de anahtar bir kelimeyi çevrilmemiş bırakmaktır. Bunun amacı okurun orijinal dildeki metnin bağlama dayalı çağrışımlarını kendi başına çekip çıkarmasını sağlamaktır.

 

…edebiyatı öğrenmek diye bir şey yoktur.

 

Frye, talihsiz bir pasajında tüm modem eleştirmenler içinde dehaya sahip tek eleştirmenin kendisi olduğunu söylüyor.

 

Frye, 1940’lar ve 1950’lerde / biçimci eleştiri okullarına başkaldırmakla işe başladı

Tartışmalı Bir Giriş

Belli ideolojilerin güdümündeki eleştiri, edebiyat eleştirisi açısından negatif bir aşama. İdeolojiler eserleri yüceltebilir, aşağılayabilir.

Estetik beğeni, kişisel deneyim ile eleştiri arasında ayrım yapıyor. Kişisel beğeni, iktidar tarafından maniple edilebilir. Bu durum edebiyat eleştirisi açısından negatif bir aşama.

Frye’e göre edebiyat eleştirisi edebiyat eserlerinin sistematik bir incelemesi olmalıdır.

Bu nasıl mümkün olabilir, eleştirinin bir bilim olarak düşünülmeyle…

 

 

Shakespeare ve Keats’in günümüzde sahip olduğu popülerlik her ne ise, eşit olarak, eleştirinin yaptığı tanıtımın bir sonucudur.

 

Eleştiri olmadan yaşamım sürdürmek isteyen ve ne istediğini ya da neyden hoşlandığım bildiğini ileri süren bir toplum, sanatı vahşileştirir ve kendi kültürel hafızasını kaybeder. / s. 30

 

Hakiki bir poetika geliştirebilmenin ilk adımı; anlamsız eleştirinin ne olduğunun faikında olmak ve ondan kurtulmaktır

 

İki tür değer yargısı vardır: Karşılaştırmalı ve pozitif. Karşılaştırmalı bir değer sistemi üzerine kurulu olan eleştiri iki bölüme ayrılır, sanat eseri bu bölümlerden birinde ürün, diğerinde ise mülk olarak değerlendirilir. İlki sanat eserini birincil olarak onu yazan kişiyle ilişkilendiren biyografik eleştiriyi geliştirir. Yönelimli eleştiri [tropical criticism] olarak adlandırabileceğimiz diğeri ise birincil olarak çağdaş okurla ilgilenir. / s. 48

 BİRİNCİ DENEME

Tarihsel Eleştiri: Kipler Teorisi

Edebiyat eleştirisi için gerekli olan sistemin temelinde Aristoteles var. Frye sistemine Poetika ile başlıyor.

Frye trajik, komik ve tematik edebiyat çalışmalarını her biri belirli bir edebi dönemle tanımlanan beş "kip”e ayırır.

Kip: bir edebiyat eserinde karakterlerin sahip olduğu eylem gücünü ifade ediyor.

…kahramanın diğer insanlara ve kahramanın çevresine göre nasıl tasvir edildiği…

Frye, Klasik uygarlıkların tarihsel olarak bu tarzların gelişimi yoluyla ilerlediğini öne sürüyor.

 

Trajedi, kahramanın toplumdan ayrılmasıyla ilgilidir.

Efsanevi trajedi tanrıların ölümüyle ilgilidir.

Romantik trajedi, kahramanların ölümüyle ilgilidir.

Yüksek mimetik trajedi, soylu bir insanın ölümüyle ilgilidir.

Düşük mimetik trajedi, sıradan bir insanın ölümüyle ilgilidir.

İronik mod/biçim zayıf veya acınası bir kahramanın ölümüyle ilgilidir.

 

Komedi toplumun entegrasyonuyla ilgilidir.

Efsanevi komedi tanrılar toplumuna kabul edilmeyle ilgilidir.

Romantik komedi, kahramanın idealleştirilmiş veya basitleştirilmiş bir doğa biçimiyle bütünleşmesini konu edinir.

Yüksek mimetik komedi kaba kuvvetle kendi çevresini inşa eden kahramanı konu edinir.

Düşük mimetik komedi sıradan kahramanın kendini gerçekleştirme sürecini konu edinir.

İronik komedi, toplumu hicveden, kahramanın acı çektiği eserler örnek olabilir bu türe ve ayrıca polisiye kurgular, ironik hiciv örnekleridir.

 

Tematik edebiyatta içerik olay örgüsünden daha önemlidir.

Efsanevi tarzda ilhamın ilahi olduğu düşüncesi hakim.

Romantikte tanrılar gökyüzüne çekilmiştir.

Yüksek mimetik tarzdaki eserler içerisinden ulusal destanlar çıkar.

Düşük mimetikte tematik anlatım bireyciliğe ve romantizme yönelir.

İronik tarzdaki eserler sistem karşıtı, modernite karşıtı tutumlarıyla dikkat çeker.

 

Notlar:

Aristoteles Poetika’nın ikinci bölümünde kurmaca eserlerdeki karakterlerin ahlaki durumunu mevzubahis eder.

Frye kurmacayı kahramanın eylem gücü bakımından kategorize ediyor:

1 - Kahraman diğer insanlardan daha üstünse o bir ilahi varlıktır ve bu da anlatıyı mit yapar.

2 - Eğer diğer insanlar ve çevresine kıyasla, derece bakımından üstünse; kahraman tipik bir romans kahramanıdır. Efsane, masal ve halk anlatıları bu türe örnekler verir.

3 - insanlara kıyasla derece bakımından üstünken kendi doğal çevresine kıyasla herhangi bir üstünlüğü yoksa; kahraman bir liderdir. Bu, çoğunlukla epik ve tragedyanın, üstmimetik kipin kahramanıdır

4 - insanlara ya da çevresine üstün değilse; kahraman bizden biridir. …komedyanın ve gerçekçi kurmacanın karakteridir…

5 - Eğer güç ya da zekâ bakımından bizden daha aşağı seviyedeyse kahraman ironik kipe aittir.

 

Erken Ortaçağ döneminde edebiyat mitlere sıkıca bağlıdır.

 

Romans, iki temel biçime ayrılır: Yiğitlik ve şövalyelikle uğraşan dünyevi biçim ile azizlerin efsanelerine adanmış dini biçim.

Üstmimetik kip, Rönesans’ın prens ve saraylı kültü tarafından önplana geçirilene dek, edebiyata romans kurmacası yön vermiştir.

Son yüzyıl süresince, en ciddi kurmaca, giderek konik kipe doğru meyletmeye başlamıştır.

 

Doğu kurmacası, bildiğim kadarıyla, mitik ve romantik formüllerden çok da öteye gidememiştir.

Trajik Kurmaca Kipleri

Trajik hikâyeler, ilahi varlıkları kullandıklarında, Dionysoscu olarak adlandırılabilirler. Bu hikâyeler, ölen tanrıların, hikâyeleridir,

 

Tragedya / liderin düşüşünü anlatan bir kurmacadır (Lider düşmelidir; çünkü bu onun toplumdan yalıtılmasının tek yoludur)

 

Altmimetik tragedyadaki acıma ve korku, ne arındırılmıştır ne de zevklere yedirilmiştir.

Altmimetik ya da yerli tragedya için en doğru sözcük, muhtemelen, pathostur

pathos’un asıl figürü genellikle ya bir kadın ya da bir çocuktur

Tragedya tüm kahraman kadrosunu katledebilir; ancak pathos genellikle tek bir karaktere odaklanmıştır.

Pathos’un ana fikri, bizimle aynı konumdaki bir bireyin, ait olmaya çalıştığı bir sosyal gruptan dışlanmasıdır.

 

…ironi terimi, insanın olduğundan daha küçük görünmesine dair bir tekniğe işaret eder

İronik kurmaca yazarı, / Sokrates gibi hiçbir şey bilmiyormuş, hatta ironik olduğunu bile bilmiyormuş gibi davranır.

trajik ironinin temel prensibi şudur: Kahramanın başına gelen sıra dışı ne varsa, nedensel olarak onun karakter çizgisinin dışında olmalıdır.

Komik Kurmaca Kipleri

Komedyanın konusu, genellikle toplumun bütünleşmesidir

Tematik Kipler

Aristoteles, şiir sanatının altı boyutunu sıralar: ezgi, söyleyiş ve temsil

Diğer üçüyse mythos ya da hikâye; ethos ve dianoia ya da “düşünce”

Dianoianın en doğru çevirisi belki de "tema” olacaktır

her edebiyat eserinin hem bir kurgusal boyutu, hem de bir tematik boyutu vardır ve hangisinin daha önemli olduğu sorusunun yanıtı sıklıkla bir görüş meselesidir ya da yorumun vurgusuna kalmıştır.

Bir kurmaca eser, tematik olarak yazılmış ya da yorumlanmışsa, bir alegoriye ya da tasvirci bir öykünceye dönüşür.

Aristoteles için, şiir bir techne ya da estetik yapıttır

merkezi kavramı catharsis'tic.

Catharsis izleyicinin kopması demektir

Estetik bir kavrayışın olduğu yerde, duygusal ve entelektüel kopuş vardır.

İKİNCİ DENEME

Etik Eleştiri: Sembol Teorisi

İlk bölümde 3 temel kip açıklandı; trajik, komik ve tematik.

Şimdiki bölümde sembolizmin beş kategorisini/evresini anlatıyor.

 

Sembolik aşamalar:

Değişmez/açıklayıcı (motifler ve işaretler)

Resim (resim / sık tekrarlanan görüntüler…)

Efsanevi (sembolün arketip olarak ele alınması)

Anagojik (sembol burada monad durumundadır)

 

…sembol, metnin dışında, dünyayı tanımlayan bir şeye gönderme yapar. Bir görüntüde sembol dış dünyaya gönderme yapmakla kalmaz, aynı zamanda belirli duyguları da çağrıştırır. Bir arketipte, bir görüntü birden fazla edebiyat eserinde tekrarlanır. Son olarak, bir monadda bir sembol, insan doğası gibi evrensel bir şeye gönderme yapar.

Notlar:

Ne zaman bir şey okusak, ilgimizin aynı anda iki yöne doğru hareket ettiğini görürüz. İlk yön dışa doğrudur

bellek kayıtlarımıza atıfla okumanın dışına çıkmaya çalışırız.

diğer yön ise içe doğrudur

diskörsiv yazın ve didaktik yazın / bu iki veçheye örnek olabilir.

Şaire lisanslı bir yalancı olarak geleneksel ününü kazandıran, gerçekleri göz ardı etmek konusunda sahip olduğu eşsiz ayrıcalıktan ileri gelir ve bu durum, edebi yapıları adlandırmak için kullanılan , “mesel”, “kurmaca”, “mit” vs. gibi isimlerin de, Norveççe’de hem yalancı hem de şair anlamına gelen digter sözcüğü gibi, ikincil anlamının neden “uydurma” olduğunu açıklar. / s. 103

 

“Konu” ya da “hikâye” sözcüğünü, olaylar silsilesi, anlamında kullanabiliriz ve hikâyenin (story) tarihle (history) olan bağlantısı bu sözcüğün etimolojisine kazınmıştır.

Biçimsel Evre: İmge Olarak Sembol

Şiirsel anlatımın temeli, metafordur ve saf alegorinin temeli de karmaşık metafordur.

Mitik Evre: Arketip Olarak Sembol

Biçimsel evrenin temel ilkesi, şiirin doğanın taklidi olduğudur 

(Eliot) iyi bir şair taklit etmektense çalar

Sembolizmin her evresi, anlatıya ve onun anlamına yönelik ayrı bir yaklaşıma sahiptir. Lafzi evrede anlatı, anlamlı seslerin bir akışıdır ve anlam muğlak, karmaşık bir sözel örüntüdür. Betimleyici evrede, anlatı gerçek olayların bir taklididir ve anlam, gerçek nesnelerin ve önermelerin bir taklididir. Biçimsel evrede, şiir, emsal ve öğreti arasında varolur.

The Golden Bough, edebiyat eleştirisinin bakış açısından, saf dramanın törensel içeriğine dair bir denemedir. Bu, şu anlama gelir: Eser, kronolojik olarak değil, mantıksal açıdan dramanın yapısal ve türe dair ilkelerinin türetildiği arketipik bir töreni yeniden kurmaktadır. Böyle bir törenin tarihte gerçekten varolup varolmadığı, edebiyat deştirmeni açısından önemli değildir.

Güzellik arayışı, hakikat ya da iyilik arayışından daha tehlikeli bir lakırtıdır, çünkü egoyu daha güçlü bir şekilde baştan çıkarır.

…her kasıtlı güzelleştirme girişimi, kendi içinde, yaratıcı enerjiyi yalnızca güçsüzleştirir.

Anagojik Evre: Monat Olarak Sembol

İnsanın arzusu sonsuzdur

Mülk sonsuzdur ve insanın kendisi sonsuzdur.

…şiir tüm edebiyatın mikrokozmosu olarak belirir

Anagojik olarak o sembol demek ki monattır, tüm sembollerin dianoia için Logos ve mythos için yaratıcı eylemin tamamına karşılık gelen tek bir sonsuz ve ölümsüz sözlü sembolde birleşmesi

Anagojik eleştiri, genellikle dinle doğrudan ilişki içindedir

…bir metafor kullandığımızda, Anın B olduğunu ileri sürmüyoruz; “aslında” Anın bazı açılarından B ile karşılaştırılabilir olduğunu söylüyoruz; bir şiirin betimsel ya da açıklanmış anlamının özünü bulup çıkardığımızda da durum benzerdir.

Dante’nin Cennetindeki gül ve Yeats’in erken dönem lirik şiirlerindeki gül farklı şeylerle tanımlanırlar ama her ikisi de tüm şiirsel gülleri simgeler,

Bütüncül Söz kavramı, sözcüklerin düzenine benzer bir şeyin olmadığı ve onu inceleyen eleştirinin, onu bütünsel bir anlam kılabileceği varsayımıdır.

ÜÇÜNCÜ DENEME

Arketipik Eleştiri: Mit Teorisi

Bu bölüm sembol gruplarından oluşan mitler hakkındadır.

Sembol kavramı etrafında ilk iki bölümde katedilen mesafe bu bölümde bir varış noktasına ulaşıyor. Bütün çeşitliliği içinde edebiyat esasen ilkel imgelerin, mitosların nihayet arketiplerin yeniden ve yeniden anlatılmasıdır. Değişen döngüleri içerisinde arketiplerin ilerleyiş vizyonunu keşfetmek de edebiyat eleştirisinin amacı oluyor.

Mitler genel olarak iyi ve kötünün çatışmasında temsil edilir. Mitleri gruplamaya çalışırken içerdiklerin imgelere göre tasnif ediyor: Tanrı, insan, hayvan, bitki, maden, su… Görüldüğü gibi bu bir tür varlık zinciri.

Bu kategoriyi yaparken yinelenen görüntülere dört mevsime benzetiyor ve mitleri dört mevsime göre tasnif ediyor: Komedi (ilkbahar), romantizm (yaz), trajedi (sonbahar) ve hiciv (kış). Mevsimlerle temsil edilen bu mitoslar, doğumdan ölüme ve yeniden doğuşa kadar belli bir düzen içinde hareket ederler.

Notlar:

Bu kitapta edebi anlatımın birkaç dilbilgisel ilkesini ve onun tonalite, basit ve bileşik ritim, kanonik taklit ve benzeri müzikal öğelere karşılık gelen öğelerini ana batlarıyla ortaya koymak çabası içindeyiz. / s. 163

Mitik kip -karakterin en büyük eylem gücüne sahip olduğu tanrılarla ilgili hikâyeler- edebi kipler içinde en soyut ve konvansiyonel olanıdır,

…giriş ve sonuç bölümleri arasında simetrik bir ilişki yaratma eğilimi, edebi tasarımın doğal bir parçasıdır (Kehanetle açılan anlatı, kadere karşı kahramanların mücadelesi ve nihayet kaçınılmaz son trajik anlatıda çokça karşımıza çıkar),

Anna Karenina’da kitabın başında yer alan demiryolu işçisinin ölümü, Anna tarafından kendisiyle ilgili bir alamet olarak kabul edilir.

…edebiyatta, mitlerin arketip sembolleri üç biçimde düzenlenir: ilkinde, yerdeğişimine uğratılmamış mit vardır; genellikle tanrılar ve şeytanlarla ilgilidir ve bütünsel bir metaforik özdeşleşmenin biri arzu edilir. Diğeri, arzu edilmez olan; birbirine zıt iki dünyayla şekillenir.

Üçüncüsündeyse, hikâyenin biçiminden ziyade içerik ve temsile vurgu yapan “realizm” eğilimi vardır. îronik edebiyat, realizmle başlar ve mite doğru ilerler,

ARKETİPİK ANLAM TEORİSİ (l): VAHYİ İMGELEM

Büyük Varlık Çemberi’ne göre ilerleyelim

İlahi dünya = tanrılar topluluğu = Tek Tann

Beşeri dünya = insanlar topluluğu = Tek İnsan

Hayvan dünyası = ağıl = Tek Kuzu

Bitki dünyası = bahçe ya da park = Tek Ağaç (Hayat Ağacı)

Maden dünyası = şehir = Tek Bina, Mabet, Taş

“İsa” bir kavram olarak, özdeşlikteki tüm bu kategorileri birleştirmektedir: İsa hem bir Tanrı hem de bir İnsan’dır, Tann’nın Kuzusudur, hayat ağacıdır, dallarını meydana getirdiğimiz filizdir, yapı ustalarının reddettiği taştır ve onun yükselen bedeni yeniden inşa edilmiş mabettir.

…su, geleneksel olarak insan yaşamının temelindeki bir varoluş gerçekliğine, kaos haline ya da olağan ölümü izleyen, çözünmeye ya da inorganik olana indirgenmeye aittir.

ARKETÎPİK ANLAM TEORİSİ (2): ŞEYTANİ İMGELEM

Vahyi sembolizmin tam karşısında, arzunun tamamen reddettiği bir dünyanın temsili vardır: Kâbusun, günah keçisinin, esaretin, acının ve kafa karışıldığının dünyası

…vahyi imgelem, dini cennetle nasıl yakından ilişkiliyse, vahyi imgelemin diyalektik karşıtı da Dante’nin Cehennem'i gibi varoluşsal bir cehennemle ya da son ikisinin isimlerinden de anlaşılacağı üzere 1984, No Exit, Darkness at Noorida olduğu gibi insanın dünya üzerinde yarattığı cehennemle yakından ilgilidir. Dolayısıyla, şeytani imgelemin temel temalarından biri parodidir

ARKETİPİK ANLAM TEORİSİ (3): ANALOJİK İMGELEM

MYTHOS TEORİSİ: GİRİŞ

1. İlahi dünyada, asıl süreç ya da hareket, ölüm ve yeniden doğuştur ya da bir tanrının ortadan kayboluşu ve geri dönüşü ya da enkarne olması ve geri çekilmesidir. Bu ilahi eylem, genellikle doğanın bir ya da daha çok döngüsel süreciyle özdeşleştirilir ya da ilişkilendirilir.

2. Göksel varlıkların ateş-dünyası bize üç önemli döngüsel ritmi sunar. En bariz olanı, güneş-tanrının gökyüzündeki günlük seyahatidir

Bunu karanlık yeraltı dünyasına açılan gizemli bir kapı izler

Güneş yılının gündönümü döngüsü / Bu edebiyatta daha çok karanlık güçlerin tehdidi altındaki yeni doğmuş bir aydınlık temasına vurgu yapılır.

Ay döngüsü -tarih öncesindeki rolü her neyse- tarihin başlangıcından sonraki Batı şiiri için çok daha az önemli olmuştur.

3. Beşeri dünya, tinsel ve hayvani dünya arasındaki bir orta yoldur ve döngüsel ritimlerinde bu ikiliği yansıtır.

İnsan ritmi, güneş ritminin tam tersidir: Devasa bir libido güneş uyurken uyanır ve gün ışığı genellikle arzunun karanlığım taşır.

4. Yaşamda olduğu gibi, edebiyatta da, nihai bir nuncdimittise (azat olmak)  ulaşmak için huzurla tam bir ömür yaşayan evcilleştirilmiş bir hayvan bulmak nadiren mümkündür.

Odysseus’un köpeği gibi istisnalar, nostos temasına ve döngüsel hareketin kusursuz yoldaşı temasına özgüdür.

5. Bitki dünyası / mevsimlerin yıllık döngüsünü sunar.

6. …medeni yaşam genellikle, büyüme, yetişkinlik, çöküş, ölüm ve başka bir birey suretinde yeniden doğuşun organik döngüsüne benzer.

Geçmişin altın çağı ve kahramanlık çağı, gelecekteki binyıl, toplumsal ilişkilerdeki kader çarkı, ubi sunt ağıtı, harabeler üzerine derin düşünme, kayıp pastoral sadeliğin nostaljisi, bir imparatorluğun çöküşünün verdiği esef ya da kıvanç temaları hep buraya aittir.

7. Su-sembolizminin de kendi döngüsü vardır

Bu döngüsel semboller genellikle dört ana evreye ayrılır: Yılın dört mevsiminin model teşkil ettiği gönün dört parçası (sabah, öğle, akşam, gece), su döngüsünün dört yönü (yağmur, pınar, nehir, deniz ya da kar), yaşamın dört dönemi (gençlik, yetişkinlik, yaşlılık ve ölüm) ve benzerleri.

İLKBAHAR MYTHOSU: KOMEDYA

…komedyanın hareketi genellikle belli bir toplumdan başka tülden bir topluma doğru bir harekettir.

Kahramanın arzusunun önüne çıkan engeller, sonrasında komedyanın aksiyonunu ve onların üstesinden gelme, komik çözülümü meydana getirir.

Komedyanın biçimini geliştirmenin iki yolu vardır: Biri asıl dikkati gelişimi engelleyen karakterlerin üzerine çekmektir, diğeriyse keşif ve uzlaşma sahnelerini ötelemektir.

Komedya genellikle mutlu bir sonra doğru hareket eder ve seyircinin mutlu bir sona verdiği normal yanıt “Olması gereken buydu”dur -ki bu ahlaki bir yargı gibi gelir kulağa. Bu nedenle, dar anlamda ahlaki olmasa da toplumsaldır.

Komedyadaki karakterizasyon

alazonlar ya da sahtekârlar, eironlar ya da kendini küçümseyenler ve soytarılar (bomolochoi)

Cimriyi bir dördüncü karakter olarak kabul edebiliriz ve böylece birbirine zıt iki çift elde etmiş oluruz. Eiron ve alazon çekişmesi komik aksiyonun temelini oluştururken, soytarı ve cimri de komik kipi kutuplaştırır.

Komedyanın engeller çıkaran mizahi karakterleri neredeyse her zaman sahtekârdır; özellikleri ikiyüzlü olmaları değil, kendilerini bilmemeleridir.

Komedyanın ilk ve en ironik evresi, doğal olarak, mizahi bir toplumun zafer kazandığı ve alt edilmez olduğu komedyadır.

Komedyanın ikinci evresi, en basit haliyle, kahramanın mizahi bir toplumu dönüştürmediği, ondan sadece uzaklaştığı, kaçtığı, onun yapışım eskiden ne ise o şekilde bıraktığı bir komedyadır.

Komedyanın üçüncü evresi, / başka bir mizahın, genç bir adamın arzularına boyun eğdiği normal evredir.

Komedyanın dördüncü evresiyle tecrübenin dünyasından çıkıp masumiyetin ve romansın ideal dünyasına geçmeye başlıyoruz.

Komedyanın beşinci evresinde, öngördüğümüz temaların bazılarında, her zaman daha romantik, daha az ütopik ve daha fazla pastoral, daha az neşeli ve daha endişeli bir dünyaya gireriz. Bu dünyada komik son, olay örgüsünün ulaştığı bir nokta olmaktan çok, seyircinin bakış açısına göre şekillenir.

Komedyanın bu beş evresi, kurtarılmış bir toplumun yaşam dönemlerinin bir silsilesi olarak görülebilir. Saf ironik komedya bu toplumun çocukluk evresinde sergilenir; değişmesi gereken eski toplum tarafından sıkıca kundağa sarılmış ve boğulmuştur. Hayalperest komedya ise onun ergenlik evresini, kendisini dünyaya kabul ettirmenin yolları konusunda hâlâ çok cahil bir vaziyette sergiler. Üçüncü evrede, olgunluk ve zaferler gelir; dördüncüde zaten yeterince olgunlaşmış ve oturmuştur. Beşincide, başlangıçtan beri orada bulunan kurulu, dindar karakterlere giderek daha çok yer açan ve tüm insani tecrübelerden toptan uzaklaşır gibi görünen bir düzenin bir parçasıdır. / s. 219

YAZ MYTHOSU: ROMANS

Tüm edebi biçimler içinde, doyuma ulaştıran düşe en yakın tür romanstır

Romansta olay örgüsünün temel öğesi maceradır,

…dört ana aşaması vardır: Tehlikeli yolculuk aşaması ve başlangıç mahiyetindeki küçük maceralar; can alıcı öneme sahip bir mücadele, genellikle kahramanın ya da düşmanının ya da her ikisinin de ölmesini gerektiren bir tür savaş ve kahramanın yükselişi. Bu üç aşamayı sırasıyla Yunanca terimleri kullanarak, agon ya da anlaşmazlık, pathos ya da ölüm kalım savaşı ve anagnorisis ya da keşif olarak adlandırabiliriz.

Romansın asıl biçimi diyalektiktir: Her şey kahraman ve düşmanı arasındaki çatışmaya odaklanmıştır

Romansta karakterizasyon romansın kendi genel diyalektik yapısını izler…

Romansta da komedyada olduğu gibi, birbirinden ayrılabilen altı evre vardır

İlk evre, kahramanın doğuşu mitidir,

İkinci evre bizi kahramanın masum gençliğine getirir

Üçüncü evre / serüven

Dördüncü evre, mutlu bir toplumun yalnızca son anda belirmek yerine aksiyon boyunca az ya da çok görünür hale geldiği evreye karşılık gelir.

Beşinci evre, komedyanın beşinci evresine karşılık gelir

Altıncı ve penseroso evre, komedyada olduğu gibi romansın da son evresidir. Komedyada bu evre, komik toplumun küçük birimlere ve bireylere ayrılmasını gösterirken, romansta bir hareketin sonunu, hareket halinde olmaktan çok düşünceye dayanan bir serüveni gösterir.

SONBAHAR MYTHOS’U: TRAGEDYA

Tragedya olmasaydı, tüm edebi kurmacalar / duygusal bağlılıkların ifadeleri olarak açıklanabilirdi

Romansta, karakterler hâlâ hayali karakterlerdir, hicivdeyse karikatür olmaya meylederler, komedyada onların eylemleri mutlu son beklentilerini karşılamak üzere saptırılmıştır. İyi bir tragedyada ana karakterler bir düşten azat edilirler, / s. 241

Trajik kahramanlar, kendi insani tabiatlarındaki en üst noktadırlar

…tragedyanın merkezinde kahramanın yalıtılmışlığı vardır,

Tragedyaya dair çoğu teori, tek bir büyük tragedyayı norm olarak alır: Yani, Aristoteles’in teorisi, büyük ölçüde Kral Oedipus üzerine kuruludur, Hegel’in teorisi de Antigone üzerine.

Âdem düşer düşmez, kendi yarattığı hayatına girer; bu hayat, bildiğimiz gibi aynı zamanda doğanın da düzenidir. Âdem’in tragedyası bu nedenle diğer tüm tragedyalar gibi, doğal hukukun dışavurumunda çözüme kavuşur.

Varolmak kendi başına doğanın dengesini bozmaktır.

Her yeni doğum, intikam alan bir ölümün geri dönüşüne yol açar.

Komedyada kahramanın erotik ve toplumsal yakınlıkları son sahnede bir araya gelir ve birleşir; tragedya genellikle aşkı ve toplumsal yapıyı uzlaştıramaz ve onları çarpışan güçlere dönüştürür

Komedya aileyi bütünleştirmek ve aileyi bir bütün halinde topluma uyumlu bir hale getirmekle daha çok ilgilenir; tragedya daha çok aileyi bölmek ve toplumun geri kalanıyla da zıtlaştırmakla meşguldür.

…komedyanın kadın kahramanı genellikle aksiyonu toparlamaya çakşırken, trajik aksiyonun ana kadın figürü genelde trajik çatışmayı kutuplaştırmama meşguldür.

Tragedyanın evreleri, “kahramansı”dân “ironik”e doğru ilerler, ilk üçü romansın ilk üç evresine, son üç evresiyse ironin son üç evresine karşılık gelir. Tragedyanın ilk evresi, ana karaktere diğer karakterlerin aksine olabilecek en büyük itibarın verildiği evredir,

İtibarın kaynakları cesaret ve masumiyettir

Bu evre, romanstaki, kahramanın doğum mitine karşılık gelir,

…masumiyet tragedyası genellikle genç insanları konu edinir. Yalnızca Iphigenia ya da Jephthah’ın kızının, Romeo ve Juliet’in hikâyeleri gibi

(Üçüncü evre) ikinci evre genellikle olgunlaşma beklentisiyle sona erdiği için, bu son daha önceki trajik ya da kahramansı bir aksiyonun neticesi olarak karşımıza çıkar. / s. 257

Tragedyada ironik perspektife, karakterlere seyircinin sahip olduğundan daha az özgürlük verilmesiyle ulaşılır. 

KIŞ MYTHOS'U: İRONİ VE HİCİV

İroni ve hiciv arasındaki başlıca fark, hicvin kavgacı bir ironi olmasıdır: Onun ahlaki normları görece bellidir, grotesk ve absürdün ölçüldüğü standartlara, karşı standartlar getirir. Düpedüz hakaret ya da isim takma (“dalaşma”), az ironili hicivdir

…iki şey hiciv için olmazsa olmazdır / hazırcevaplılık ve mizah, diğeriyse bir saldın nesnesi

Hicvin içeriğinin büyük bir kısmı ulusal düşmanlıklar, züppelik, önyargı ve çok çabuk sönen kişisel kırgınlıklara dayanır.

Hiciv yazan yaygın olarak yüksek bir ahlaki çizgiyi baz alır.

…hiciv yazarı, toplumun çeşitli amazonlarına engel teşkil etsin diye sade, sağduyulu ve konvansiyonel bir inşam işe katar.

Komedyanın ikinci evresine karşılık gelen en basit biçim, bir kahramanın kendi toplumunu dönüştürmeyip, daha uyumlu bir topluma kaçtığı kaçış komedyasıdır. Bunun hicivdeki karşılığı da pikaresk romandır,

DÖRDÜNCÜ DENEME

Retorik Eleştiri: Tür Teorisi

Frye'a göre dört ana tür var: Dramalar, Epos, Şarkı sözleri, Son olarak kurgular, buna tüm modern romanlar da dahildir.

Bu bölümde Frye şu üç unsuru araştırıyor:

melos - edebiyatın tonal, müzikal yönüyle ilgili unsur

lexis - müzikal ve görsel yönler arasında bir yerde bulunan yazılı kelime. Sözel unsurlar söz konusu ise söylemin biçimi, mesela diksiyondur vurgulanan. Görsel unsurlar söz konusu ise imge/imgelemdir vurgulanan.

opsis - edebiyatın görsel yönleriyle ilgili unsur

Mitos eylemin sözel taklidiyken, dianoia düşüncenin sözlü taklididir (ethos bu ikisinden oluşur),

melos ve opsis (lexis ikisinden oluşur)

Toplumsal eylem ve olay dünyasının... kulakla özellikle güçlü bir ilişkisi var... Bireysel düşünce ve fikir dünyasının da gözle buna uygun olarak yakın bir bağlantısı var…

epos - Yazar doğrudan izleyiciyle konuşur (örn. hikaye anlatımı, resmi konuşma).

kurgu - Yazar ve izleyici birbirinden gizlenir (örneğin çoğu romanda).

drama - Yazar izleyiciden gizlenir; Hedef kitle içeriği doğrudan deneyimler.

şarkı sözü - İzleyici yazardan "gizlenmiştir"; yani konuşmacı dinleyiciler tarafından "kulak misafiri olur".

Notlar:

GİRİŞ

Aristoteles şiirin altı öğesi olduğundan söz eder, bunlardan üçünü -mythos, ethos ve dianoia- değerlendirdik. Diğer üçü, yani melos, lexis ve opsis (gösteri), işte bu şemanın ikinci boyutuyla ilgilidir. Sözel bir yapı olarak değerlendirilen edebiyat, diğer iki öğeyi birleştiren bir lexis sunar: Müziğe benzeyen ya da onunla bağlantılı olduğu söylenebilecek melos ve görsel sanatlarla benzer bir bağlantıya sahip opsis’ten oluşanbir birleşimi. Lexis sözcüğünü, kulağın yakaladığı seslerin anlatı silsilesi olarak düşündüğümüzde “söyleyiş”; zihinsel bir “görme” eylemi sayesinde kavranan anlamın anlık örüntüsünün biçim kazanması olarak düşündüğümüzdeyse “imge” olarak tercüme edebiliriz. / s. 280

Retorik başından beri iki anlama sahip olagelmiştir: Süslü konuşma ve ikna edici konuşma.

ta epe / Yunanca: Konuşulan şeyler / Epik / Epos

YİNELEMENİN RİTMİ: EPOS

Dört vurgulu mısra İngiliz dilinin yapısının ayrılmaz bir parçası gibi görünmektedir. Daha erken dönem şiirinin en geçerli ritmi budur, Orta İngilizce’de çerçevesi aliterasyondan kafiyeye dönüşmüş olsa da; tüm dönemlerin en popüler manzum eserlerinin ortak, çoğu baladın ve ninni kafiyelerinin de ritmidir. Baladda, sekiz-altı-sekiz-altı düzenine sahip kıtalar, dört vurgulu mısralardan oluşurlar ve diğer her mısranın sonunda da bir “es” bulunur.

SÜREKLİLİĞİN RİTMİ: NESİR

Retoriğin iki amacı / Süsleme ve ikna.

YERİNDELİĞÎN (DECORUM) RİTMİ: DRAMA

Üslup kavramı, her yazarın kendi el yazısı ve imgelemi kadar ayırt edici, belli sesli ve sessiz harflerin kullanımından iki arketiple mi, yoksa üç arketiple mi meşgul olduğuna uzanan özgün bir ritme sahip olduğu düşüncesine dayanır.

Üslubun altın çağı / geç Viktorya dönemi

Drama, diyalogun ya da konuşmanın bir mimesis’idir

Dramada: Melos asıl ezgidir, opsis de gözle görülebilir sahneleme ve kostümdür.

ÇAĞRIŞIMIN RİTMİ: LİRİK

Mit ve romans kendini öncelikle epos"ta ifade eder, üstmimetikte yeni bir ulusal bilincin yükselmesi ve dindışı retorikteki artış, yerleşik tiyatronun dramasını öne çıkarır.

Beethoven ona ulaşmak için her türlü melodik silsileyi denemeden önce belli bir kalıpta ritmi yakalamayı arzu eder. Benzer bir evrim çocuklarda da görülebilir; onlar da ritmik abuklamayla başlar, sözcükleri tam söylemeyi zaman içinde başarırlar. Bu süreç dansa yakın bir fiziksel titreşimin ritme karşılık geldiği ninni kafiyelerinde, yüksekokul yeminlerinde, işçi şarkılarında vs. görülebilir ve tüm bunlar çoğunlukla pek de anlamlı değildirler.

Ritmin anlam karşısındaki bu bariz önceliği popüler şiirin sıradan bir özelliğidir… / s. 316

Lirik, tüm çağlarda kulağa hitap ederken; kurmaca ve matbaanın gelişmesiyle, kulağa göz üzerinden hitap etme eğiliminin arttığının elbette ayırdına varıyoruz.

Melos’un kökeni charm’dır [cezb], yani etki altına alınmadır

Charm / şarkı anlamına gelen carmen sözcüğünden geldi…

Bilmece anlam tecrübesinin bir nesnesini kullanarak, onunla ilişkili zihinsel bir etkinliği uyarır.

DRAMANIN ÖZGÜL BİÇİMLERİ

Müzik ve sahneleme önem kazandıkça, ideal komedya gösterişli dramanın sınır

çizgisini geçer ve masque’a dönüşür.

Komedya ironiden ne kadar uzaklaşırsa, mizahın toplumsal gücü de o denli azalır.

Masque’ın ana teması tanrılar, periler ve erdemlerin kişileştirilmelerini içerir.

İdeal masque, seyircisini, onun oyunun asli üyesi olduğuna işaret ederek bireyleştirir

ÖZGÜL TEMATÎK BİÇİMLER (LİRİK VE EPOS)

Drama dışsal

Lirik içsel bir ses ve imgelem mimesis'i…

Trajik ironi / melankoli şiiri

Açık bilinç şiiri / Eliot’ın kuartetleri ve Rilke’nin Duino ağıtlarıdır.

ÖZGÜL SÜREKLİ BİÇİMLER (NESİR KURMACA)

Roman ve romans arasındaki fark, karakterizasyon kavramında yatmaktadır. Romans yazarı genişleyip psikolojik arketiplere dönüşecek stilize figürlerle “gerçek insan” yaratma girişiminde bulunmaz. Jung’un libido, anima ve gölge kavramlarının sırasıyla erkek kahramana, kadın kahramana ve kötü karaktere yansıtılmasıyla romansta karşılaşıyoruz.

Roman dışadönük ve kişisel olmak eğilimindedir, onun ilgi duyduğu başlıca konu insanın kişiliğidir

ÖZGÜL ANSİKLOPEDİK BİÇİMLER

İlyada'yı methetmek için sayabileceğimiz gerekçeleri bir kitapta toplamaya kalksak, ortaya eserin kendisinden daha kaim bir kitap çıkardı ama bizi ilgilendiren asıl gerekçe, temasının menis, yani bir gazap şarkısı olmasıdır.

…düşüş… trajiktir, komik değildir.

EDEBİYAT DIŞI NESRİN RETORİĞİ

…felsefi stilin zorluğunun büyük ölçüde retorikle ilgili sebeplerden, aklı duygudan arındırmanın zorunlu olduğu hissinden kaynaklandığını gözlemleyebiliyoruz.

Edatların çoğu uzamsal metaforlardır,

Din, İncil dışındaki hiçbir şiire teolojik önermelerin otoritesini vermez

Felsefede gerçekliğin başrahibi muhakeme

Sözcüklerden meydana gelen hiçbir şey sözcüklerin doğasının ve ahvalinin ötesine geçemez; diğer yandan ratio’nun doğası ve ahvali de -ratio bir sözcük olduğuna göre- oratio’nun sınırları içinde kalmaktadır.

Ratio: Mantık

Oratio: Söylev

Deneysel Bir Sonuç

Bu kitapta, çoğu çağdaş uzmanlarca halihazırda kullanılmakta olan bir grup eleştirel tekniği ele aldık. Arketipik ya da mitik eleştiri, estetik biçim eleştirisi, tarihsel eleştiri, Ortaçağ’ın dört aşamalı eleştirisi ve İncil eleştirilerinin, eleştirinin kapsamlı bir yaklaşımı içinde tam olarak nerede durduklarını göstermeye çalıştık.

…bir şeyin sanat eseri “olup olmadığı” sorusu,

Bu bir konvansiyondur, toplumsal kabuldür

Anamnesis / ya da / tekerrür

Matematik ve edebiyat

Kavramlar Sözlüğü

Alazon: Kurmacanın başkalarını ya da kendini kandıran karakteri

Altmimetik: Çoğu komedya ve gerçekçi kurmaca eserde olduğu gibi, karakterlerin bizimle aynı seviyede eylem gücü sergilediği edebiyat kipidir.

Epifani Noktası [Point of Epiphany]: Eşzamanlı olarak hem vahyi bir dünyayı hem de doğanın döngüsel düzenini, bazen de yalnızca İkincisini temsil eden arketip. Bunun genel sembolleri merdivenler, dağlar, deniz fenerleri, adalar ve kulelerdir.

İronik [Ironic ]: Karakterlerin okurda ya da izleyicide normal seviyede olduğu varsayılan eylem gücünden daha az seviyedeki bir eylem gücünü sergilediği ya da şairin tavrının nesnel bağımsızlık taşıdığı edebiyat kipidir.

İtiraf [Confession]: Nesir kurmacanın bir biçimi olarak değerlendirilen otobiyografi ya da o kalıba dökülmüş nesir kurmaca.

Lexis: Edebiyat eserinin "Söyleyiş” ve “İmgelem” terimlerinin alışıldık anlamlarım da kapsayan sözel “doku”su ya da retorik boyutu.

Melos: Ritim, hareket ve sözlerin sesi, edebiyatın müzikle benzeşen ve sıklıkla müzikle arasındaki gerçek ilişkiyi gösteren yönü.

Metafor [ Metaphor ]: İki sembol arasındaki ilişki: Semboller yan yana olabilirler (lafzi metafor), benzerlik ya da yakınlığın retorik bir ifadesi olabilirler (betimsel metafor), dört terim arasındaki bir benzeşmenin nispetini gösterebilirler (şekli metafor), bir bireyin ait olduğu sınıfla özdeşleşmesini gösterebilirler (somut evrensel ya da arketipik metafor), varsayımsal bir özdeşliğin ifadesi olabilirler (anagojik metafor).

Monad: Kişinin tüm edebi tecrübesinin merkezi olma yönüyle sembol.

Opsis: Dramanın gösterişli ve gözle görülür boyutu; edebiyatın ideal olarak görünür olan ve görsel boyutu.

Romans [ Romance ]: öncelikle ideal bir dünyayı ele alan edebiyatın mythos’u.

Vahyi [ Apocalyptic ]: Kurmaca edebiyattaki “mit’e karşılık gelen tematik terim

 

Anatomy of Criticism

Four Essays

Türkçeleştiren: Hande Koçak

Ayrıntı Yayınları, 2000

10 Mayıs 2024 Cuma

Russ Kick - Grafik Kanon 1, 2, 3

 

Grafik Kanon - Russ Kick - Grafik Kanon 1

Gılgamış Destanı'ndan Shakespeare ve Tehlikeli İlişkiler'e

 


Gılgamış Destanı

Destanın "standart versiyonu" MÖ 1000 yıllarında, Akad dilinde yazılmış on iki kil tabietten oluşur; bu versiyonu, Babil'de Sin-lekke-Unninni adlı bilginin (aynı zamanda şeytan kovucu ve muhtemelen şair) destanı günümüzdeki haline getirmek için daha önce yazılmış materyalle sözlü versiyonu kendi hayal gücünü de katarak birleştirdiği ve yazdığı bilinmektedir.

 

Tabletler, MÖ yaklaşık 2500 yılında yaşamış Uruk Kralı (bugünkü Irak), kudretli yarı tanrı Gılgamış'ın hikâyesini anlatır. Gılgamış kibirlidir ve halkına zulmetmektedir.

Tanrılar / Enkidu adında vahşi bir adam yaratır. Bir tapınak fahişesi, Yabani Enkidu'yu yedi gün süren bir cinsel eğitimle uysallaştırıp medenileştirir, sonra da onu Uruk'a getirir. Enkidu burada Gılgamış'la kavgaya tutuşur. Daha sonra dost olurlar. Sedir Ormanı'na gidip ormanın canavar korucusu Humbaba'yı öldürürler.

Uruk'a döndüklerinde Tanrıça iştar, Gılgamış'a kur yapar, fakat reddedilince onu tanrı babası Anu'ya şikayet eder. Anu da intikam almak amacıyla Uruk'a Göklerin Bağası'nı gönderir. Gılgamış ve Enkidu vahşi hayvandan kıyma yapar ve Enkidu boğanın parçalarını iştar'ın üstüne fırlatır. Tanrılar ceza olarak Enkidu'yu öldürür.

Artık ölümden korkan Gılgamış, tanrıların asla ölmeyeceğini bildirdiği Utnapiştim'den ölümsüzlüğün sırrını öğrenmek için dağları, ölüm nehrini ve başka tekinsiz yerleri geçeceği destansı bir yolculuğa çıkar.

Utnapiştim ona denizin dibindeki bir bitkiyi yiyerek gençliğini geri kazanabileceğini söyler. Gılgamış bitkiyi bulur ama bir yılan gelip bitkiyi yer.

 

Kır Kurdu İle Çakıltaşları

Kızılderili masalı

gökyüzünün (hilebaz kır kurdunun kibri ve beceriksizliği yüzünden) geceleri neden böyle göründüğünü anlatan masalı

 

Suların içindeki parlak çakıl taşlarını toplayın, sonra dağa çıkın ve taşlarla gökyüzünde ulaşabildiğiniz kadar yükseğe kendi suretinizi çizin.

Orman canlıları söyleneni yaptı; gökyüzüne kendi suretlerini çizdiler, parıldayan yıldızlar oldu bu taşlar ve geceleri gökyüzü böylece aydınlandı.

Kır kurdu duydu bu olanları ve çakıl taşı toplamaya başladı, daha çok ve daha çok taş topladı. Herkesten daha çok taş toplamaya çalıştı ve gökyüzünde kendi suretini çizebileceği bir boşluk aradı. Aradı ve sonunda buldu. Uzanıp yükseklere çizmek istedi ama ayağı boşa bastı ve düştü, o düşünce topladığı taşlar saçıldı etrafa ve diğer orman canlılarının çizim yaptıkları taşlara çarpıp onları da düşürmeye başladılar öyle ki sonunda bütün çizimler, suretler bozuldu. Hikâyeye göre, gökyüzündeki yıldızlar, kır kurdu yüzünden bozulan suretlerden geriye kalan, etrafa saçılan çakıl taşlarıdır. Kurdun ışığa doğru uluması, yüce ruhtan hatasının affını dilemesi ve tekrar orman canlılarına suretlerini çizebilmeleri için izin vermesi içindir.

 

Homeros – İlyada

İlyada, Troya kuşatmasının son yılında yaşanan olayları konu alır.

Savaş, Sparta Kralı Menelaus'un eşi Helen'i kaçıran Troya Prensi Paris yüzünden çıkmıştır.

 

Homeros – Odysseia

Odysseus (ya da Ulysses) İlyada'nın devamında İthaka'daki evine ve aşırı sabırlı eşi Penelope'ye doğru gemiyle yola koyulur.

Benim adım hiç kimse.

 

Sappho – Şiirler

Şiiri gönül meselelerini ifade etmekte kullanan ilk şairlerden biridir,

Sappho'nun şiiri, aradan geçen iki bin beş yüz yıla rağmen aşkın hiç değişmediğini gösterir.

 

Euripides – Medea

Medea ihanete uğrayan ve intikam peşinde koşan kadınların prototipidir.

Kolhis'in (bugünkü Gürcistan) barbar kralının kızı ve güneş tanrısı Helios'un torunu Medea

Altın postun peşindeki Jason’a yardım eder. Jason onunla evlenir, iki çocukları olur.

Korint kralı Kreon, Jason'u kendi kızıyla evlendirmek ister. Jason teklifi kabul eder ve Medea’nın trajedisi başlar.

Nasıl da keder içindeyim burada. Kocamın beni terk ettiği bu yerde…

Jason’un çocukları… İğrenç bir annenin oğulları, babanızla birlikte siz de yok olup gidin…

 Böylece karanlık sanatıma başvurarak öldürücü zehrimle prenseslere layık bir esvap dokudum.

Giysiyi evleneceği kadına hediye olmak üzere Jason’a verdi.

Genç kız elbiseyi giyindi. Giysi sarmaşığın ağaca dolandığı gibi kızın bedenine sımsıkı yapıştı ve onu boğarak öldürdü.

Medea’nın intikamı bitmedi: Cesur ol yüreğim! Silahını kuşan, ne kadar korkunç da olsa yapman gerekeni yap! Hadi benim cüretkâr sefil elim, kılıcını tut. Ağlayın çocuklar...

 

Aristofanes - Lysistrata

Tiyatronun diğer devleri tragedyalar yazmayı tercih ederken, Aristofanes komedinin kralı oldu.

Yunan kent devletlerinden oluşan ittifak yıllardır savaşmaktadır ve Yunan kadınları bundan bıkmış usanmış durumdadır.

Lysistrata bir plan yapar. Plana göre erkekler savaşa son verene kadar kadınlar kocalarıyla sevişmeyeceklerdir.

Oyun müstehcenliği ile nam salmıştır.

 

Tevrat'tan – Ester Kitabı

milattan önce dördüncü yüzyılda yazıldığı tahmin edilen Ester Kitabı'nda, Kitab-ı Mukaddes'in en güçlü kadın karakterlerinden birinin hikayesi anlatılır.

Pers Kralı Ahaşveroş Kraliçe Vaşti'nin (tacı hariç) çıplak bir şekilde konukların huzuruna çıkarılmasını emreder,

Kraliçe bunu reddeder ve tacı başından alınır. Ahaşveroş Ester'i yeni kraliçesi yapar. Kralın Yahudilere karşı olan eylemlerine engel olur. Yahudilerin dini bayramı Purim'de bu kurtuluş kutlanır.

 

Platon – Şölen

bu diyalog, yalnızca erkeklere açık bir davet veren Atinalı şair Agathon'un evinde geçer.

Davetliler Eros'u övecek söylevlerde bulunmayı kabul eder. Böylece aşk, arzu ve seks masaya yatırılır, övülüp tartışılır.

Aristofanes, eğlenceli olduğu kadar, tuhaf bir şekilde kulağa mantıklı da gelen yaratılış mitini anlatır.

 

Lao Tzu - Dao De Jing

2500 yıl önce yazıldığı düşünülmektedir. Gerçekliğin nihai yapısı hakkında seksen bir kısa, şiirsel özlü sözden oluşur.

 

Evren kutsaldır onu değiştirmeye kalkışırsan, bozarsın.

Sahip olmaya kalkışırsan, kaybedersin.

 

Kabın işe yaramasını sağlayan içindeki boşluktur.

 

Aptal insan iyi olmaya uğraşır, olamayışı da bundandır.

 

Vyasa - Mahabharata

en uzun şiirdir

200.000'i aşkın dizeden oluşmuştur.

Mahabharata en temelde, baba tarafından kardeş çocukları olan iki düşman grubun öyküsünü anlatmaktadır

Ölü Kral Pandu'nun beş oğluyla (Beş Pandava)

Kör Kral Dhatarastra'nın yüz oğlu (Yüz Dhartarastra).

Düşman kuzenler, Ganj Nehri üzerinde, karşı karşıya gelirler.

Öyküde Tanrı Vişnu'nun enkarnasyonu olan mavi derili Efendi Krişna da yer alır.

 

Konfüçyus

Batı dünyası için İncil neyse, Konfüçyus'un Beş Klasik'i de Doğu Asya için o

Beş Klasik adıyla bilinen bu eserde halk şarkıları, ilahiler, mitler, saray günceleri, felsefi önermeler, görgü kuralları, yönetime dair ipuçları ve de en ünlüsü, kehanet kitabı I Ching (Değişimler Kitabı) bir araya geliyor.

Konfüçyus kendi memleketinde Kongzi adıyla biliniyor

 

Tevrat'tan – Daniel Kitabı

Kitabın ilk yarısı, Babil Kralı Nebukatnezar'ın topraklarını fethettiği Yehuda Krallığı'ndan kendisine hizmet etsinler diye zorla beraberinde götürdüğü Daniel ve üç asil israilli'nin başından geçenler hakkındadır. Daniel kralın rüyalarını yorumlama yeteneği sayesinde sarayda itibar kazanmıştır. Kitabın ikinci yarısı, Daniel'i Eski Ahit'in müjdecisi yapan dört ilahi kehaneti konu alır.

 

Lucretius - Şeylerin Doğası Üzerine (De rerum natura)

Lucretius 7400 dizelik şiirini fiziksel acıyla duygusal kargaşayı asgariye indirmeyi ve tasasız bir sakinliği azamiye çıkarmayı savunan Epikür felsefesini açıklamak amacıyla yazar.

Epikürcülüğün benimsediği haliyle fizik bilimi ve bu felsefenin evrenin yapısına, dünyaya, insan bedenine ve benzeri şeylere dair açıklamaları üzerinde durur.

 

Vergilius – Aeneis

Roma'nın kuruluşuna dair bir kahramanlık destanıdır.

Şiir on bin dizeydi, Vergilius ölmek üzereyken, metnin yakılmasını istedi.

Aeneis, İlayda’nın hemen ardından başlar.

Troyalı savaşçı Aeneis babası, oğlu ve birkaç kişiyle birlikte alevlerin arasından kaçar. Aeneis'in ilk yarısı İtalya’ya yaptıkları tehlikeli yolculuğu tasvir eder. Yol boyunca hayaletler, tanrıçalar ve kâhinler Aeneis'a kaderinde muazzam bir şehir, yeni bir Troya kurmak yazdığını söylerler.

 

Dövüştüğü Turnus’u öldürürken: “Bu şehri kuruyorum senin kanının üstüne”

 

Yeni Abit'ten – Vahiy Kitabı

Vahiy Kitabı, muhtemelen edebiyat kanonundaki en tuhaf eserdir. Babil Fahişesi, Mahşerin Dört Atlısı, Yaratık, yedi boynuzlu ve yedi gözlü kuzu, insan yüzlü çekirgeler, yedi başlı ejderha, sahte peygamber, iblis, ölüm boruları çalan melekler ve başka tuhaf karakterlerle dolu bu dört görü dizisi, dünyanın o bildiğimiz sert ve kanlı sonu ile İsa’nın yeryüzündeki bin yıllık krallığının kuruluşunu öğrenmek için edebi bir rehber, ruhani gelişim için şifreli bir kılavuz ve sihirli mantarların yol açtığı şiddetli bir halüsinasyon olarak yorumlanmaktadır.

 

Wang Han, Cui Hu, and Li Bai – Üç Tang Şiiri

Tang hanedanı (MS 618-907) dönemi

Çin tarihinin en büyük nazım eseri bu üç yüz yıllık dönemde yazılmıştır

"Hudut Şarkısı"nın yazarı Wang Han hakkında hiçbir şey bilinmemekle birlikte, Cui Hu ile şiiri "Başşehrin Güneyindeki Köy"ün ardında muhtemelen uydurma bir öykü vardır. Cui Hu'nun devlet memurluğu sınavına girmek üzere başşehre giden girişken bir alim olduğu söylenir. Kırlık alanda yürürken, su isternek için bir çiftçinin kapısını çalar. Onu çiftçinin güzeller güzeli kızı karşılar. Ertesi sene yıllık sınava giderken yine o eve uğrar, ancak kimseyi bulamaz. Üzüntüyle şiirini kapıya bırakır. Birkaç gün sonra geri dönerken, üzgün çiftçi kızının şiiri bulunca hastalandığını söyler. Çiftçinin kızı hayallerinin erkeğinin sesini duyunca iyileşir ve evlenirler.

"Ay Altında Bir Başına Alem" şiirinin yazarı Li Bai (namıdiğer Li Po), ülkesinde adeta ilahlaşmıştır.

…benimsediği görevlerin arasında biçarelerin maruz kaldıkları haksızlıkların öcünü almak da bulunan 'gezgin bir şövalye' olarak yaşamış ve bu uğurda kılıcıyla birkaç kişiyi de öldürmüştür. Ayrıca evinin yakınındaki dağlarda birkaç yıl Taocu keşiş olarak inzivaya çekilmiştir.

 

Beowulf

3200 dizeyi bulan şiir eski İngilizceyle yazılmıştır ve milattan sonra beşinci yüzyılda İskandinavya’da geçer. İlk bölümde, şimdiki Danimarka'da yaşayan bir Alman kabilesi olan Danların Kralı bir musibetle başa çıkamamaktadır -Grendel adındaki canavar büyük şölen salonunu işgal edip bütün savaşçılarını katleder. Başka bir Alman kabilesinden, şimdiki İsviçre’de yaşayan Gotlardan gelme Beowulf kraldan, canavarın hakkından gelmek için izin ister ve böylece edebiyat tarihinin en destansı dövüş sahnesi başlar.

İkinci bölümdeyse Beowulf, Grendel'in suyun altında yaşayan öfkeli annesiyle savaşır. Hikâyenin üçüncü ve son bölümü elli yıl sonrasında geçer; artık Gotların Kralı olan Beowulf bir ejderhayla kıran kırana bir mücadeleye girişir ve sonunda ikisi de ölür.

 

Murasaki Shikibu - Genji'nin Hikayesi

Dünyanın ilk romanı kabul edilir

İmparatorun oğlu ve düşük sınıftan bir metresi olan Genji'nin romantik maceralarını temel alan romanda, Genji genellikle aristokrat çevreden sayısız kadın ve kıza kur yapar,

romanda Heian dönemindeki siyaset sahnesine de tanık oluruz. Genji öldüğünde oğlu (öyle olduğu sanılsa da gerçek oğlu değildir) ve torunu, kitabın son bölümünün ana karakterleri olarak, farklı farklı kadınların peşinden koşarlar, bazen de aynı kadın için rekabete girişirler.

 

Abelard ve Heloise'ın Mektupları

yedi mektup

Abelard, Heloise'ın amcasının evinde kalırken genç kızı baştan çıkarmak niyetiyle ona özel ders vermeye gönüllü oldu.

Heloise'ın amcası bu izinsiz derslerden haberdar olunca durumdan hiç hoşnut kalmayıp çifti ayırdı. Heloise, Abelard'a hamile olduğunu yazınca birlikte Abelard'ın kız kardeşinin evine saklandılar.

çift gizlice evlense de genç kadın amcasıyla yaşamaya devam etti.

Amcası Heloise'ı taciz etmeye başlayınca Abelard karısını Paris'in dışında bir rahibe manastırına yerleştirdi. Bu hamle karşısında öfkeden deliye dönen amca bir gece Abelard'ın evini basıp onu hadım etti. Çok geçmeden Abelard da bir manastıra kapandı. Heloise da Abelard da kendi manastırlarının önderleri oldular. Birbirlerini bir daha hiç görmediler.

On beş yıl kadar sonra Abelard bir keşişe uzun, otobiyagrafik bir mektup yazdı ve mektup bir şekilde Heloise'ın eline geçti.

Hemen Abelard'a acı ve aşk dolu bir mektup yazdı

üçü Heloise'dan, dördü Abelard'tan olmak üzere yedi kez yazıştılar.

 

Bingenli Hildegard – O Nobilissima Viriditas

Bingenli Hildegard'ın ismi de ömrü boyunca görüler ve translarla yaşayan mistik rahibeler arasında yer alır.

on ikinci yüzyılda yaşamış

Tarihteki en büyük kadın besteci olarak kabul edilir,

ilahilerinden biri olan "O nobilissima viriditas", Tanrı'dan, Hazreti isa'dan, Hazreti Meryem'den ve başka azizlerden doğrudan söz etmemesiyle dikkat çeker,

 

1001 Gece Masalları

Acem, Hint ve bölgedeki diğer milletlerin hikâyelerini bir araya getiren 1001 Gece Masalları'nın geçmişi karışık olsa da bu derleme bilinen formuna 1300'1erin ilk yarısında bir Kahirelinin çeşitli masalları ve el yazmalarını yöresel tat da ekleyerek birleştirmesi ve derlemesiyle ulaşmıştır.

Batı dünyasında en çok bilinen Ali Baba, Sinbad ve Alaaddin gibi masallar, aslında Ortadoğu hikâyeleri olmasına rağmen Avrupalı tercümanların ilaveleridir.

"Balıkçı ile Cin" çok katmanlı masal biçiminin tipik bir örneğidir. Masalda balıkçı cine bir papağanın masalını anlatır, ama papağanın da anlattığı başka bir hikâye vardır.

 

İki Kukulu Kadın

birçok edebi derlemede olduğu gibi, 1001 Gece Masalları'ndaki öykülerin bir kısmında da kendilerini tatmin edemeyen sersem kocalarına ihanet etmek için yaratıcı yöntemler bulan ihmal edilmiş kurnaz eşlerin öyküleri anlatılmıştır.

masalda, bir devlet memuru onun karısı ve bir seyisin öyküsü anlatılır.

 

Mevlana – Yedi Öğüt

hümanizmi iliklerimize kadar hissettiren Mevlana

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.

Hoşgörülükte deniz gibi ol.

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

 

Dante Alighieri – İlahi Komedya

İlahi Komedya, Dante'nin defalarca Papa'nın isteklerine karşı gelmesi sonucu sürgün edilmesiyle ortaya çıkar.

İlk iki yolculuğunda (Cehennem ve Araf) Dante'ye Romalı şair Vergilius rehberlik eder. Cennet boyunca yaptığı yolculukta ise asla birlikte olmadıkları, hatta tam anlamıyla iletişim kurmadıkları halde yoğun bir aşk beslediği Beatrice eşlik eder.

eser ağırlıklı olarak Katolik teoloji ve ruhsal yolculuk üzerinedir.

 

Cehennem, İlahi Komedya'nın en fazla bilinen ve en etkileyici bölümüdür. Hiç kimse günahkârlar tarafından çekilen cezaların uygunluğuna ve özgünlüğüne karşı koyamaz. İkiyüzlüler dışarıdan bakıldığında gayet güzel ama içleri kurşun gibi ağır cüppeler giyer. Falcıların başları geriye dönüktür. Açgözlüler, leş kokan çamurun içindedir domuzlar misali. Başkalarına karşı şiddet uygulayanlar kan ırmağında kaynar durur. Dalkavuklar ise ahiret hayatlarını bokun içine batmış halde geçirirler.

 

Padmasambhava ve Karma Lingpa - Tibet Ölüler Kitabı - Bordo Thodol

Orijinal belgelerin, dokuzuncu yüzyılda yaşamış ve Tibet'e Budizmi getirmiş Hintli Budist usta Padmasambhava tarafından yazıldığı söylenmektedir. Bordo Thodol'un 1300'1ü yılların ortasında Karma Lingpa tarafından Gampodar Dağı'nın zirvesinde bulunduğu söylenmektedir.

 

François Villon – Son Balad

Villon 1400'lü yılların ortalarında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Üç ay boyunca dibi ışık göremeyecek denli derin, pis bir kuyuya hapsedildikten sonra / 2000 dize uzunluğunda otobiyografik bir şiir olan edebiyat şaheseri Le Grand Testament'u [Büyük Vasiyetname] kaleme almıştır. "Son Balad" eserdeki son şiirin adıdır.

 

Geoffrey Chaucer - Canterbury Masalları

Anlatıcı ile yirmi dokuz yolcu Thomas Becket'in anıtmezarına gitmektedirler ve zaman geçirmek için aralarında bir masal anlatma yarışması düzenlerler. İyi eğitimli ve görmüş geçirmiş Geoffrey Chaucer ortaçağa dair tüm bilgi ve deneyimlerini bu uzun manzumeye aktarmıştır.

Bathlı Hanım şimdiye dek yaratılmış en önemli edebi karakterlerden biri kabul edilir. Dünyevi, şehvetli ve samimidir; dört koca eskitmiştir ve şimdiki kocasını da gömmeyi umduğundan, altıncısını arıyordur.

 

Thomas Malory - Arthur'un Ölümü

Malory önceki iki yüzyıl boyunca su yüzüne çıkan Normandiya masallarını derleyip çevirmiş, biraz Eski İngiliz esintileri, belki biraz da kendi yarattığı hikâyeleri kattıktan sonra bunları tutarlı bir olay örgüsünde düzenlemiştir.

 

İnka Oyunu - Apu Olantay

İnkalardan tek bir oyun bugüne dek gelebildi.

bir aşk hikayesini konu alır. Büyük re is ve savaşçı Apu Ollantay ile imparatorun kızı Cusi Coyllur

Prensesle ancak kraliyet kanı taşıyan biri evlenebilir.

 

Shi Nai'an - Su Hududu Haydutları (Ya Da Bataklık Haydutları)

Çin'in Dört Büyük Klasik Romanı'ndan biridir

Shi Nai'an'ın on dördüncü yüzyılda kaleme aldığı ve Song Hanedanlığı döneminde yaşamış bir grup gerçek eşkıyanın kahramanlıklarının abartılarak anlatılması üzerine kurulu bu muazzam romanda, Lianghan Bataklığı'ndaki 108 anti kahramanın aksiyon dolu maceraları yer alır.

 

Japon Noh oyunu - Hagoromo

1300’lerde aristokratlar için yazılan Japon dramıdır.

Yazarı bilinmeyen Hagoromo, Noh oyunlarının en popülerlerinden ve en kalıcılarından biridir. Bir balıkçı, bir tennin'in, yani melek, havai ruh yahut semavi bir dansçı olarak çevirebileceğimiz bir varlığın kazara düşürdüğü Hagoromo'yu bulur.

 

Popol Vuh

Mayaların yaratılış hikayesini, kahraman ikiz kardeşlerin destansı maceralarını, Kişe Mayaların mitolojik tarihlerini ve hükümdarlarının soyağacını anlatır.

 

Avilalı Azize Teresa'nın Görüleri

 

George Peele - Sıcak Güneş, Serin Ateş

Meşhur şiir The Love of King David and Fair Bethsabe [Kral Davut ile Batşeba'nın Aşkı) adlı oyununun açılışında yer alır.

 

Wu Cheng'en - Batıya Yolculuk

Budist rahip Xuan Zang ülkesindeki mevcut Budist metinlerin kalitesinden hiç memnun olmayan rahip, kutsal yazıtların orijinallerini getirmek üzere tek başına harekete geçerek Hindistan'a gider. Gobi Çölü'nü ve donmuş bir sıradağı geçer, haydutlarla ve düşman muhafızlarla dövüşür, ama akıl almaz bir şekilde yolculuğunu tamamlar ve on yedi yıl sonra elinde 600'den fazla metinle memleketine geri döner. 1500'lü yılların sonlarında yazar, şair ve Rönesans adamı Wu Cheng'en bu hikâyenin kendi versiyonunu kaleme alır ve Batıya Yolculuk Çin'in en büyük dört klasik romanından biri olur.

İlk on üç bölüm, rahibin yolculuğunda daha sonra onun müridi ya da yoldaşı olacak dört karaktere odaklanır. İlk yedi bölüm Budist manastırında çalışarak olağanüstü güçler edinen Maymun'a ayrılmıştır.

 

Edmund Spenser - Kraliçe Peri

Spenser, kitabının yedinci ila on ikinci ciltlerini yazdığı sırada vefat ettiğinden şiir tamamlanamamıştır.

Kitapların her biri Kraliçe Peri'nin göreve yolladığı bir şövalyenin öyküsünü anlatır ve bu altı şövalye Hıristiyanlığın erdemlerinden olan kutsiyeti, ılımlılığı, iffeti, dostluğu, adaleti ve nezaketi simgeler. Üçüncü kitabın şövalyesi Britomart'ın kadın olması ilginçtir.

 

William Shakespeare - Bir Yaz Gecesi Rüyası

(Shakespeare’in) ne doğduğu ne de öldüğü gün bellidir

Bir Yaz Gecesi Rüyası ilk olarak 1595-96 yıllarında sahnelendi.

 

William Shakespeare - Kral Lear

muhtemelen 1605-06 yıllarında yazılmıştır.

 

Miguel Cervantes - Don Quijote

Cervantes, yiğit şövalye masallarının fazla duygusal, zekâ çürüten saçmalıklar olduğunu düşündüğünden, parlak zırhlı şövalyeler ve başı dertte olan genç kızların öykülerini okumaktan zihni bulanmış bir karakter geliştirdi. Don Quijote aile yadigârı eski bir zırh giyen arazi sahibi bir beyefendidir, küheylan sandığı ihtiyar beygirin sırtına atlar ve şövalyelik ruhu hülyalarını yaşamaya başlar.

Ayakları yere basan Sancho Panza ise dostunu beladan uzak tutmaya çalışır, ama sonunda Don Quijote'nin yaptıklarının ceremesini hep o çeker.

 

William Shakespeare – 18. Sone

“Seni bir yaz gününe mi benzetmeli yoksa?"

 

William Shakespeare – 20. Sone

sone bir erkeğe yazılmıştır,

 

John Donne – Pire

"Pire"de, anlatıcı bir kadını kendisiyle sevişmeye ikna etmeye çalışır.

Bir pire, anlatıcının kanını emdikten sonra malum kadının üstüne sıçrar ve onun da kanını emer. Bunu gören anlatıcı, bu pirenin içinde kanlarımız birbirine karıştı, birleştik, der.

 

Andrew Marvell - Nazlı Hanım

Şiirde bir erkek, bir kadını sevişmeye ikna etmeye çalışır. Kadın da ilgilidir, ancak belki naz yapmak, belki de edepsiz bir harekette bulunmamak adına erkeği oyalamaktadır.

 

Aphra Behn - Bağışla Günahlarımızı, Affet Bizi

İngilizce yazan ilk kadın yazarlardan biri olarak kabul edilir.

cinsel temaları ele alıyor olması, onu daha da öncü kılmaktadır.

 

John Milton - Yitik Cennet

insanların Şeytan'ın kışkırtmasıyla doğru yoldan çıkmasının Adem ile Havva üzerinden anlatılışı

Milton Şeytan'ın eylemlerini ve dürtülerini öylesine başarılı anlatır ki eserdeki ana kahraman Tanrı değil, Şeytan'dır.

 

Jonathan Swift - Gulliver'in Gezileri

denize açılan cerrah Lemuel Gulliver'in maceralarını anlattığı romanın en bilinen kısmı, kahramanın bir kaza eseri küçük insanların yaşadığı Lilliput ülkesinin kıyısına çıktığı birinci bölümdür.

 

Voltaire - Candide

Candide romanın başında Pollyanna'yı anımsatan bir iyimserdir, ama diğer karakterlerle birlikte bitmek bilmeyen, saçma denecek ölçüde aşırı talihsizlikler ve felaketler yaşar. Ve Pangloss karakteri (Leibniz'in bir karikatürüdür) daima olumlu bir yorum getirmeyi başarır. Candide sonunda görüşünü değiştirir,

Olayları olduğu gibi kabul eder, ateş hattından uzak durur ve hayatla dinginlik içinde geçinip gider…

 

Jonathan Swift - Mütevazı Bir Öneri

yazar, İrlandalı yoksulların çocuklarının gıda olarak İngiliz zenginlerine satılmasını tavsiye ediyor

Planının maliyete, yemek pişirmeye ve ahlaka yönelik ayrıntılarını tek tek açıklıyordu. O sıralar İrlanda halkı İngiliz hükümetinin acımasız ekonomik yaptırımları ve siyasi baskıları altındaydı.

makale edebiyat fakültelerinde hiciv konusunda temel eser olarak okutuluyor.

 

Benjamin Franklin – Genç Bir Adama Sevgili Seçimi Konusunda Öğütler

Kadınlar güzelliklerini kaybettiklerinde daha iyi olmaya çabalarlar. Erkekler üzerindeki etkilerini sürdürebilmek için güzelliklerindeki düşüşü faydalarını artırarak ikmal ederler. İrili ufaklı bin bir iş öğrenir ve hastalandığınızda tüm dostlarınızın en şefkatlisi, en faydalısı oluverirler. Böylelikle hoşlukları devam eder. Bunun içindir ki iyi olmayan yaşlı kadın pek yoktur.

 

James Boswell – Londra Günlüğü

Samuel Johnson'ın hayatını anlattığı Life of Johnson [Johnson'ın Hayatı] adlı biyografinin de yazarıdır.

Londra Günlüğü yazarın hayatının belki de en önemli olayını, Samuel Johnson ile tanışmasını da içeriyor.

 

Benjamin Franklin - Brüksel Kraliyet Akademisi'ne Mektup

Deneme gayrı resmi kaynaklarda "Gururla Osurun" başlığıyla bilinse de bu sözler metinde geçmez

 

Mary Wollstonecraft – Kadın Hakları İçin Bir Savunma

 

Choderlos de Laclos - Tehlikeli ilişkiler

Tehlikeli ilişkiler akıcı ve lezzetli diliyle, şahsi intikamları uğruna etraflarındaki herkesi acımasızca yönlendiren iki sefih sosyopatın öyküsünü okuduğunuzu unutturur.

 

Türkçeleştiren: Özlem Yüksel, Nurcan Başer, Elif Ersavcı, Bilge Ceren Şekerciler, Gözde Serteser, Serpil lşıldar

Kolektif Kitap Yayını, 2012

 

 

Grafik Kanon - Russ Kick - Grafik Kanon 2

Kubilay Han’dan Bronte Kardeşler ve Dorian Gray’in Portresine

 

Samuel Taylor Coleridge - Kubilay Han

yazılış hikayesi…

"Kubilay Han" zengin ve gizemli imgelerle dolu büyüleyici ve güçlü bir şiir.

 

Samuel Taylor Coleridge - ihtiyar Denizcinin Manzumesi

Şiir yarı deli bir yaşlı denizci tarafından esir alınan bir düğün konuğunun ağzından aktarılır, denizci konuğa boynuna asılı albatros ile "su, su dört bir yan su, ama bir damla bile yok içmeye" dizelerini içeren denizdeki o meşhur ve acayip tecrübelerini anlatır.

 

William Blake - Masumiyet Alametleri

"Masumiyet Alametleri" şiirini muhtemelen 1803 yılında, Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları'ndan çok sonra, bir defterine yazmış ve hiç yayımlamamış. Bu şiir Blake 1827'de öldükten otuz altı yıl sonra gün yüzüne çıkmış.

Görmek dünyayı bir kum tanesinde,

Cenneti bir yaban çiçeğinde...

Almak sonsuzluğu avuçlarının içine,

Ebediyeti ise bir saate.

...

Bir köpek açsa sahibinin kapısında,

haber verir yıkılışını devletin;

yollarda helak edilmiş bir at,

yalvarır tanrıya insanoğlundan intikam için;

her çığlığı avlanan o tavşanın,

aslında düşen gözyaşıdır yiten aklın.

Bir tarla kuşu kanadı kırık,

sessizliğe boğar şarkısını üç başlı meleğin.

İnsanoğlu eğlencesi üzerine dövüşe hazırlanmış bir horoz,

ürkütür yükselen güneşi.

Her bir ağıtı kurdun ve aslanın,

bir insan ruhunun cehennemden yeryüzüne inişi.

Orada ve burada gezişi bir vahşi geyiğin,

tek koruyucusu insan karakterinin.

Halk tarafından hor görülmüş bir kuzunun kanı,

ve her şeye rağmen bağışlayışı celladını…

Haykırışı yarasanın gece çökerkenki,

terk edişi inançsız bir zihniyeti.

Ve yine gece çökerken bir baykuşun gelişi,

inançsızın korkusunun dile gelişi.

Küçük çalıkuşunu inciten adam,

sevilmeyecektir hiçbir zaman başka bir adam tarafından.

Bir öküzü bile hiddete boğabilen adam,

sevilmeyecektir hiçbir zaman başka bir kadın tarafından.

...

Her kim ki alay konusu eder bir bir çocuğun inancını

işte o alay konusu olur yaşamda ve ölümde

her kim ki şüpheyi sokar bir çocuğun aklına,

kurtulamaz çürüyen mezarında

ama her kim ki saygıyla karşılar bir çocuğun inancını

o zaman galip gelir cehenneme ve ölüme.

...

Gelmiş geçmiş en güçlü zehir,

Caesar’ın defne tacının eseri.

ama o bile yenemez,

nasıl tahrip edebilir ki kuşanılmış bir zırhı?

Ancak altın ve mücevherler süslediğinde sabanı,

bütün oklar imrenecek,

barış dolu sanata!

Bir bilmece ya da cırcır böceğinin kanat çırpışı,

uygun bir cevaptan şüphe edebilmek içindir.

Karıncanın adımı ve kartalın yolu

aksakları bile felsefeye karşı gülümsetebilir.

ve gördüğü şeyden şüphe eden,

ne yaparsan yap, inanmayı seçmeyecektir.

...

Bir tutkuya sahip olmak kişiye iyi gelebilir,

fakat tutkuysa kişiye sahip olan bu hiç iyi değildir.

Fahişe ve kumarbazlar, devlet eliyle yetkili,

inşaa ederler, bu devletin kaderini…

 

JaneAusten - Gurur ve Önyargı

Sağlığında kitaplarının çoğu iyi satış rakamlarına ulaşmıştı, ama hepsi de kendi ısrarıyla isimsiz basılmıştı (erken dönem romanları "Bir Hanım" ya da " ... romanının yazarı" imzasıyla piyasaya çıkmıştı). İsmi ancak ölümünden sonra kitaplarının kapaklarında yer almaya başladı.

 

George Gordon, Lord Byron - Yürüyor Güzellikle

 

Percy Bysshe Shelley - Ozymandias

Shelley'nin antolojilerde en çok yer alan şiiri "Ozymandias" da hükümdar ve krallara karşı aynı öfkeli ve umursamaz tutumu sergiler.

 

William Wordsworth - Dolaştım Bulut Misali

Şiir, Wordsworth ve kardeşi Derethy'nin 1802 yılının Nisan ayında, her zamanki gibi yürüyüşe çıkmışken başlarından geçen bir olaya dayanıyor.

 

John Keats - Ey Yalnızlık

 

Mary Shelley - Frankenstein

Lord Byron 1818 yılının Mayıs ayında Cenevre Gölü'nün kenarında yaşıyordu, Percy Bysshe Shelley ile sevgilisi ve müstakbel eşi, on sekiz yaşındaki yazar Mary Godwin Shelley de katıldı.

Bir gece hep birlikte hayalet hikayeleri okuduktan sonra, Byron korku hikayeleri yarışması yapmayı önerdi.

Mary bir konu bulamamıştı, ama çok rahatsız edici bir rüya -bir hayal- görüp uyandı. Rüyasında bir biliminsanı ceset parçalarını birleştiriyor ve elektrikle canlandırıyordu. Yaz boyunca öyküsünü yazdı,

Frankenstein; ya da Modern Prometheus 1818'de basıldı, 1831'de de günümüzdeki versiyonu olan gözden geçirilmiş bir nüshası daha yayımlandı.

…ceset parçalarını birleştirerek yapılan ve yıldırımla şok verilerek canlandırılan yaratık olağanüstü zekidir. Bulduğu klasik eserleri okuyup kendi kendini yetiştirmesi sayesinde konuşmaları etkili ve felsefidir. Bir kır evinde yaşayan aileyi gözetleyerek kendisinde eksik olan ve hiç sahip olamayacağı sevgiyi öğrenir. Duyarlı ve şefkatlidir, yaratıcısı ve karşılaştığı insanlar tarafından dışlanmak onu üzer.

 

Grimm Kardeşler – Masallar

onlar önemli görevler üstlenmiş birer bilimciydi

halk öykülerinin özgün halleri her çeşit şiddetle ve gaddarlıkla, bedenlerin parçalanması gibi korkunç ölümlerle, ahlaksızlıkla, komik ve anlamsız benzetmelerle doluydu.

 

John Keats - La Belle Dame Sans Merci

En iyi şiirlerinin neredeyse tamamını 1819 yılında yazmış

"Ode on a Grecian Urn" [Yunan Küpüne Od] ve "Ode to a Nightingale" [Bülbüle Od] gibi şiirlerden oluşan ölümsüz altı oddan dördünü söz konusu yılın Mayıs ayında, bir diğerini de hemen öncesinde, Nisan'da kaleme almış

son od "To Autumn"u [Güz'e] ise yine aynı yıl tek bir günde, 19 Eylül'de yazmış

 

William Blake - Kudüs: Dev Albion'un Zuhur Edişi

Ya bir düzen kuracağım ya da başka birisinin düzeninin esiri olacağım.

 

Nat Turner ve Thomas R. Gray - Nat Turner’ın İtirafları

Kuzey Amerika’daki köle ayaklanmasının tarihi

Virginia'da kölelerin düzenlediği ve hayata geçirdiği en iyi bilinen isyana Nat Turner öncülük etti. Turner olağanüstü entelektüel ve karizmatik biriydi.

Turner ve çetesi kendilerini olabildiğince beyaz insan katletmekle görevlendirilmiş Tanrı'nın intikam melekleri olarak görüyorlardı. Bazı fakir beyazlara kıyamamakla birlikte, çoğu aileyi baltalar ve kör bıçaklarla kıyımdan geçirip; yaşlı, kadın, çocuk demeden önlerine çıkan tüm beyazları öldürdüler.

 

Mahkemenin görülmesini beklerken, Turner özgürce hatta gururla hikâyesini yerel bir avukat olan Thomas R. Gray'e anlattı.

 

Mary Shelley - Ölümlü Ölümsüz

sonsuz yaşamın olumsuz yanlarını keşfeden bir simyacı çırağını konu alıyor.

 

Sonu gelmeyen zamanın ağrılığı hiç geçmeyen saatlerin sıkıntısı…

 

Hans Christian Andersen – Masallar

Andersen'in 168 çocuk masalının ironi, ince bir mizah duygusu, sosyopolitik çağrışımlar ve zaman zaman ortaya çıkan bir karamsarlıkla bezeli olduğu sonradan anlaşıldı.

Andersen "deliren bir büyükbaba, genç bir kadınken sürekli gayriresmi çocuklar doğurduğu için hapse mahkum edilen bir büyükanne ve görünüşe bakılırsa Kopenhag'da randevuevi işleten bir teyzenin" dahil olduğu renkli bir aileden geliyordu.

 

Leigh Hunt – Rondeau - "Jenny Öptü Beni"

(bir şiir türü olmasına rağmen bu şiir bir rondeau değildir). Kısa ve öz oluşu, neredeyse tamamının tek heceli kelimelerden oluşması şiirin gücüne güç katar.

Şiir, Thomas Cariyle'ın eşi Jane Cariyle için yazılmış.

 

Charles Dickens - Oliver Twist

Şubat 1837'den Nisan 1839'a kadar Bentley's Miscellany [Bentley'nin] dergisinde yayımlandı.

Kraliçe Victoria tahta oturmasının üstünden henüz iki yıl geçmeden günlüğüne Oliver Twist için, "fevkalade ilginç" yazdı, görünen o ki anlatılan sefalet karşısında şaşkına dönmüştü.

Dickens sosyal ve ekonomik reform için propaganda yapmaktan hiç vazgeçmedi.

 

Edward Lear - Jumbliler

Edward Lear saçmalığın mucitlerinden değilse de duayenlerinden sayılır. Hem düzyazıları hem de ritmik şiirleri uyduruk kelimeler, alakasız deyişler, imkânsızlıklar, zıtlıklar ve benzeri şeyler üzerine kuruludur.

 

Heinrich Hoffman – Der Struwwelpeter

Der Struwwelpeter'deki ahlak dersi veren on masalın hepsi de çok abartılı değil, ama çoğu yumurcakların ölümü ya da sakatlanmasıyla son buluyor.

Alman doktor ve psikiyatr Heinrich Hoffmann bu hayali canavarlığı üç yaşındaki öz oğlu için elleriyle yazıp resimlemiş.

 

Edgar Allan Poe

Korku janrının önderlerinden olan Poe aynı zamanda polisiye türünü yarattı ve erken bilimkurgu örneklerini

öksüz kalıp babası tarafından terk edilmesi; depresyon, alkolizm, afyon; yirmi yedi yaşındayken on üç yaşındaki kuzeniyle evlenmesi (karısı yirmi dört yaşında veremden öldü); maddi sıkıntılar, istikrarsız başarılar; bilinmeyen bir nedenden ve sayıklayarak tuhaf şekilde ölmesi…

 

Kuzgun

 

Öyküler ve Şiirler

 

Charlotte Bronte -  Jane Eyre

1847 yılı Charlotte Bronte'nin Jane Eyre, Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler ve Anne Bronte'nin Agnes Grey romanlarının basıldığını gördü. Tarihteki en müthiş yaratıcı başarılardandır bu.

 

Kadın kahramanın tutkulu sesi Victoria dönemi edebiyat dünyasını kasıp kavurdu.

 

Emily Bronte - Uğultulu Tepeler

Bronte Kardeşler, Altı kardeşten biri bile kırkıncı yaşını göremedi. Kötü yazgıları, Anne'in doğumundan iki yıl sonra kanserden vefat eden anneleri Maria'yla başlamıştı. Ailenin ilk iki çocuğu, Maria Jr. ile Elizabeth on ve on bir yaşlarındayken altı hafta arayla veremden öldüler. Hastalığı Bronte kızlarının çoğunun gittikleri korkunç yatılı okulda kapmışlardı. Diğer dört kardeş yetişkinlik yıllarına erişebildiler, ama sekiz ay içinde erkek kardeşleri Branwell ile kız kardeşleri Emily ve Anne'i kaybettiler. En uzun yaşayan Charlotte oldu, ancak otuz dokuz yaşını doldurmasına haftalar kala aynı hastalıktan hayatını kaybetti.

Emily Bronte'nin Heathcliff'i yaratırken ilham aldığı model, Lord Byron'ın, Milton'ın Şeytan'ının özelliklerini benimsediği ve romantik şairin otoportresi olan uzun Manfred şiiridir.

 

Natbaniel Hawthorne – Kızıl Damga

Roman, Bostan'un henüz hala Püriten bir kolon i olduğu zamanlarda, kocası ingiltere'deyken zina suçu işleyen Hester Prynne'ın maruz kaldığı sıkıntıları anlatır. Bu ilişkiden gayrimeşru bir kız çocuğu olur ve Hester hapiste bir süre kaldıktan sonra göğsüne zina suçunu (adultery) simgeleyen kırmızı bir A harfi takmaya mecbur bırakılır. Kocası şehre gelir ancak Hester'ın eşi olduğunu gizli tutar.

 

Herman Melville – Moby Dick

Denizcilik hikayeleri, epik destanlar, Eski Ahit, Shakespeare ve antik Yunan tragedyaları, söylevler, monologlar, balina avcılığı kılavuzları, operalar, paradiler ve daha neler neler ... Roman bunların hepsini ve daha fazlasını içerir, ama bir yandan da bunların hiçbiri değildir.

 

Henry David Thoreau – Walden

Thoreau hayatın başka nasıl yaşanabileceği üstüne bir deney yapmak istedi. İki küsur yıl boyunca Concord, Massachusetts'in iki kilometre kadar dışındaki Walden Gölü'nde kendi elleriyle yaptığı tek odalı kulübede yaşadı.

Bu kitap Thoreau'nun hayatta neyin önemli olduğunu keşfetme çabası aslında.

 

Walt Whitman - Çimen Yaprakları

Bedene ve cinsel boşaltım da dahil bedenin bütün işlevlerine övgüler yağdırılması. Erkek bedenine duyulan özel hayranlık.

Whitman yaşamının belli dönemlerinde öğretmenlik yaptı ve çeşitli New York gazetelerinde aklınıza gelebilecek her konumda -dizgici, editör, köşe yazarı, yayıncı- olarak çalıştı.

 

Fitz Hugh Ludlow - Haşhaş Yiyen

1857'de basıldığında muazzam ilgi gördü.

Haşhaş Yiyen'in yayımlanmasını izleyen yirmi beş yıl içinde ABD'nin çoğu büyük şehrinde özel haşhaş salonları açıldı.

 

Charles Darwin - Türlerin Kökeni

1846'dan başlayarak tam sekiz yıl teknelerin altına yapışan bir tür kabuklu deniz canlısı üzerine araştırmalar yapıp bu konuda çığır açacak dört ciltlik bir kitap yazdı.

 

Frederick Douglass – Misery Dağı’ndan Mesaj Var

kaçıp özgürlüğüne kavuşan bir köleydi.

Şimdilerde unutulmuş olan kölelik karşıtı yasaları övdü.

 

Victor Hugo – Sefiller

Paris'te üç gün içinde bütün kitaplar satıldı.

Papa IX. Pius, Sefiller'i kilisenin yasaklı kitaplar listesine dahil etti ve kitabın kopyaları İspanya'da herkesin gözü önünde yakıldı.

Jean Valjean bir somun ekmek çaldığı için on dokuz yıl hapis yattıktan sonra salıverilmiştir.

Valjean doğru yolu bulur ve başka bir şehirde adını Mösyö Madeleine olarak değiştirerek bir fabrika işletmeye başlar.

Fantine Madeleine'in fabrikasında bir iş bulur

Valjean kadına arka çıkarak onu korumaya çalışır.

Fantine ölür ve Valjean Casetle'in fedakâr koruyucusu haline gelir.

 

Emily Diekinson - Ben Durup Ölümü Bekleyemediğim için

Dickinson'ın en bilindik eserlerinden biri.

“Gerçeği anlat, ama eğip bükerek” sözleri meşhurdur,

O hayattayken yayımlanan şiirleri bir düzine etmiyordu, biri dışında hepsi gazetelerde yayımlanmış ancak hiçbirinin altında şairin adı yazmamıştı.

Ben durup ölümü bekleyemediğim için

O nazikçe durdu benim için…

Ağır ağır gittik acelesi yoktu…

 

Mayasız içki Tattım

 

Gustave Flaubert - George Sand ile yazışmaları

Gustave Flaubert mükemmel üslubuyla tanınır.

Flaubert, Eylül 1866'da Sand'a gönderildiği anlaşılan ilginç bir mektupta hem reenkarnasyona olan inancından söz ediyor, hem de önceki yaşamlarını sayıyor.

 

Lewis Carrol - Alice Harikalar Diyarında

4 Temmuz 1862'de Charles Dodgson (Oxford Üniversitesi'ndeki Christ Kilisesi Koleji'nde matematik öğretmeni olarak görev yapan bir yüksek lisans öğrencisi), Christ Kilisesi'nin başrahibi Henry Liddell'ın üç kızıyla birlikte bir sandal gezisine çıktı. Başrahibin o sırada on yaşında olan ortanca kızı Alice, Thames Nehri'nin üzerinde ilerlerlerken Dodgson'dan kendilerine bir hikâye anlatmasını istedi. Dodgson da, daha önce yaptığı gibi, tavşan deliğine düşüp kendini tuhaf bir yerde bulan Ali ce adlı bir kızın hikâyesini anlatarak onları eğlendirdi.

Alice ondan bu hikayeleri yazmasını rica etti

Dodgson onun bu isteğini yerine getirdi.

Dodgson taslağı yayıncı Macmillan'a göstermeye karar verdi.

Macmillan taslağın epey genişletilmiş bir versiyonunu (orijinal uzunluğunun neredeyse iki katını) Lewis Carroll mahlasıyla yayımladı.

Dodgson altı yıl sonra Alice'in yeni maceralarını konu alan, daha karanlık ve sofistike bir roman olan Aynanın içinden'i yazdı. Tüm edebi kriterler göz önüne alındığında, bu iki roman "çocuk edebiyatı" alanında verilmiş eserler arasında açık arayla en önemli konuma yükseldi.

çocukların tarafını tutan ilk eserler.

 

Kocaboğazdestanı

şiir Beowulf'un çarpıtılmış versiyonu gibi de okunabilir.

absürdün başyapıtıdır.

 

Fyodor Dostoyevski - Suç ve Ceza

Askeri mühendislik eğitimi aldı.

Dostoyevski her zaman halkın yaşadığı zorlukları ve sosyal adaletsizliği dert edindi,

1849 yılında tutuklanarak idam cezasına çarptırıldı

infaz durduruldu.

Sibirya'ya gönderildi / 4 yıl…

Geçmişime bakıyorum da, önemsiz şeyler üzerine ne kadar zaman harcamışım; beyhude işler, yanılgılar, tembellik, yaşama beceriksizliğiyle nasıl da zaman kaybetmişim; zamanın değerini nasıl da bilememişim, kaç kere kalbime ve ruhuma karşı günah işlemişim, sonra da yüreğim kan ağlamış.

 

Leopold von Sacber-Masoch – Kürklü Venüs

bir kadını kendisine cinsel olarak hükmetmeye ve kötü davranmaya adım adım razı eden bir adamın hikayesi anlatılır.

 

Arthur Rimbaud – Sarhoş Gemi

yirmili yaşlarına bile gelmeden yazdığı göz kamaştırıcı dahiyane şiirlerinin dünyada o güne kadar eşi benzeri görülmemişti.

yirmi yaşına geldi ve her şeyi öylece bırakıp gitti. Şiir yazmayı bıraktı, aslına bakılırsa yayımlanmak üzere tek kelime bile yazmadı, onun yerine bütün dünyayı dolaşan sömürgeci bir tüccar, silah kaçakçısı ve asker oldu (ama sonra askerden kaçtı).

on altısındayken, hayranı olduğu ünlü Fransız şair Paul Verlaine'e pek çok şiirinin de yer aldığı bir mektup yazdı.

bu ikisi edebiyat tarihindeki en kötü şöhretli çiftlerden biridir

Rimbaud kaba saba, kibirli, kendini beğenmiş, merhametsiz ve kötüydü.

İkisinin ilişkisi Verlaine'in genç şairi bileğinden vurmasıyla son buldu. Rimbaud polis çağırdı ve Verlaine iki yıl ağır iş cezasına çarptırıldı.

Eve dönen Rimbaud Cehennemde Bir Mevsim adlı dokuz bölümlük nesir-şiirini yazdı

1891 yılında otuz yedi yaşındayken kanserden öldü.

"Sarhoş Gemi"yi on altı yaşındayken kaleme aldı.

 

George Eliot - Middlemarch

Asıl ismi Mary Anne Evans

Eliot bu romanında küçük ve hayali bir İngiliz kasabasının sakinlerinin iç içe geçmiş yaşantılarını büyük bir psikolojik içgörü ve epik bir sürükleyicilikle aktarır.

“zekice yazılmış romanlar vardır, daha zekice olanları vardır, bir de Middlemarch vardır.” (Jack Murnighan)

 

Lewis Carroll - Köban Avı

uzun absürd şiir

Şiir denizde ve Köban olarak bilinen ancak asıl doğası anlatı boyunca tam bir muamma olarak kalan yaratığın yaşadığı karada geçen bir macera hakkında.

 

Lev Tolstoy - Anna Karenina

Kusursuz bir romandır

 

Mark Twain - Huckleberry Finn'in Maceraları

Mark Twain, 1876'da Tom Sawyer'ın Maceraları'nı yazdı. Sekiz yıl sonraysa romanın devamı olarak tamamen başka bir şey yapıp, bize büyük bir Amerikan romanı armağan etti.

ırkçılık, sosyoekonomik sınıflar, vicdan ve ahlak konularını ele alır. Huck ile köle Jim kaçmak için büyük Mississippi Nehri'ne açılırlar - Huck babasından, Jim de kendisini satmak isteyen sahibinden kaçmaktadır.

Huck'ın içinde yaşadığı kültür ona Jim'in insan olmadığını öğretmiştir - o bir maldır ve onun kaçmasına yardım etmek de hırsızlık demektir.

 

Friedrich Nietzsche - Böyle Buyurdu Zerdüşt

1883 Şubat'ında ilk kısmını, kışı geçirmek için gittiği İtalya’nın Rapoila kentinde sadece on gün içinde tamamladı.

kitapta üç temel öğretinin ifade bulduğunu söylemek mümkündür.

Üst insan

Güç istenci

Sonsuz döngü

Vasatı reddeden insan / üst insan

Her varlık edim ve etki alanını genişletmek, kendisini sağlama almak ister.

 

Robert Louis Stevenson - Dr. Jekyıl ve Bay Hyde

bu kısa romanı yalnızca üç günde döktü kağıda.

müsveddeyi yaktı. Bunu izleyen üç günde metni yeniden yazdı.

kişilik bölünmesi konusu ve şeytani delilikierin toplumun en saygın üyelerinde bile yuvalayabileceği fikri

 

Ambrose Bierce – Owl Creek Köprüsü'nde Bir Hadise

Bierce'ın en kalıcı kısa öyküsü:

Alabama'nın kuzeyinde bir adam, bir demiryolu köprüsünün üstünde durmuş, yedi sekiz metre aşağıdaki hızla akan suya bakıyordu. Elleri arkasındaydı, bilekleri bir kordonla bağlanmıştı. Boğazına sıkı bir ilmik geçirilmişti.

 

 

 

Oscar Wilde - Dorian Gray'in Portresi

Oorian Gray gösterişli ve genç bir adamın hikâyesini anlatır; delikanlı fiziksel güzelliğini korurken portresi korkunç bir şekilde yaşlanır.

Oğlancılıkla suçlandı / hapse girdi.

özgürlüğüne kavuştuktan üç yıl sonra, 1900 yılında henüz kırk altı yaşındayken büyük bir yoksulluk içinde öldü.

Türkçeleştiren: Özlem Yüksel, Nurcan Başer, Elif Ersavcı, Bilge Ceren Şekerciler, Selin Siral, Siren İdemen, Sevinç Kayır, Murat Özbank

Kolektif Kitap Yayını, 2013

 

Grafik Kanon - Russ Kick - Grafik Kanon 3

Karanlığın Yüreği’nden Hemingway ve Tükenmeyen Nükte'ye

 

Joseph Conrad - Karanlığın Yüreği

Afrika'daki bir nehirde -muhtemelen Kongo'da­ Belçikalı bir ticaret şirketinin kendisine verdiği bir görevi yerine getirmek üzere ilerleyen Charles Marlow

görevi, genel merkezle iletişimi kopan, şirketin ağır hasta olduğundan şüphelendiği baş fildişi tüccarı ve karizmatik Rönesans adamı Kurtz'u bulmak

Roman vahşetle ilgileniyor, ama onu doğrudan kınamıyor.

eserin temalarından biri sözde medeni insanların içinde yatan karanlık.

 

Kate Chopin – Uyanış

1899'da yayımlanan roman, duygusuz bir kocaya karılık, iki çocuğa annelik yapan ve bu rolleri yüzünden mutsuz ve dertli olan Edna Pontellier'nin hikâyesini anlatıyor.

 

Sigmund Freud - Rüyaların Yorumu

Freud'un 1899 tarihli çalışması rüyaların kabul edilemeyen arzu ve anıları bilincin bekçiliğinden kaçırabilmek için sembolizmlere ve çarpıtmalara başvurduğu iddiası üzerine kurulu.

 

L. Frank Baum - Muhteşem Oz Büyücüsü

Kitap öyküleri bir sürü çocuğa anlatmasıyla ortaya çıktı.

Devam kitabı The Marvelous Land of Oz [Şahane Oz Diyarı] da bir o kadar ilgi çekti

 

H. G. Wells - Yeni Hızlandırıcı

Gelecekte olabilecek şeyleri tahmin etmek ve keşfe çıkmak için bilimkurgudan daha iyi bir yol var mıydı?

 

Saki – Reginald

Dehşetli, yakıcı ve çok komik

üst tabakanın efemine üyelerinden yakışıklı Reginald

 

Maksim Gorki – Ana

Gorki, Çarlık Rusya'sında işçilerin dertlerini, örgütlenmenin ve devrimin gerekliliğini ikna edici ve dokunaklı bir biçimde yazdı.

Bolşevik olan Gorki roman, oyun, şiir ve deneme yazma yeteneğini davasını yürütürken kullandı.

kitabın ana karakteri radikal bir siyasi uyanış geçirerek sömürülen işçi ve anneden bilinçli bir devrimciye dönüşen anne Pelagea Nilovna'dır.

 

Rudyard Kipling - Eğer

Kişi elinden geldiğince çok çaba göstermeli ancak sonuçlara bağlanmamalıdır. Dış koşullardan dolayı ne üzülmeli, ne de sevinmelidir. Önemli olan başınıza ne geldiği değil, çaba göstermeniz ve hayatın kaçınılmazlarını sükûnetle karşılamanızdır.

 

Jack London – John Barleycorn

macera ve alkol düşkünüydü.

 

James Joyce - Araby

Dublinliler'deki on beş öykü deneysel değil, sade ve dolaysız bir üslupla yazılmış kusursuz mücevherler.

 

Franz Kafka – Dönüşüm

modern dünyada yaşamanın tiksintisini ve şaşkınlığını anlatan başlıca kitap

 

Virginia Woolf - Dışa Yolculuk

bir grup ingiliz Güney Afrika'daki bir ingiliz sömürgesine doğru yola çıkar; yolculuk giderek tehditkar bir hal alıp yolcuların yaşamlarında ortaya çıkan ürpertici bilinmezliklere ayna tutar. Roman toplumsal yapılarımızın ölümün ve bilinmeyenin daima pusuda beklediği, kaotik, korkunç bir dünyayı düzene sokmak için verilen beyhude bir çabadan ibaret olduğunu anlatır.

 

T. S. Eliot - J. Alfred Prufrock'un Aşk Şarkısı

düş kırıklığı ve umutsuzluk hakkında,

orta yaşlı Prufrock kendine güvensiz, korkak ve hayattan memnun değildir,

 

D. H. Lawrence - Tırpancılar

 

H. D. - Deniz Zambağı

Hilda Doolittle

Ezra Pound ile iki defa nişanlandı ve Sigmund Freud'un hastası oldu.

 

Ernest Hemingway – Renk Meselesi

Esprili, yaşlı bir antrenörün kariyerinin ilk zamanlarındaki bir olayı bolca argo kullanarak anlattığı, enerjiden adeta cızırdayan 1916 tarihli "Renk Meselesi" diğer öyküden açık ara iyi.

 

Halil Cibran – Deli

 

Sherwood Anderson – Eller - Winesburg, Ohio'dan

Kasabadaki hayat açık açık anlatılmaz, her kahramanın başından geçenler aktarılarak ortaya serilir. Çeşitli olayların anlatıldığı bu ince, büyüleyici kitap modern çağın başlarında, büyük servetlerin kazanılıp yitirildiği, kırsal geçmişimizi geride bırakıp endüstriyel geleceğe doğru yol aldığımız bir çağda Amerika tarihinin kritik bir anını tasvir ediyor.

 

W. B. Yeats - Kemiklerin Hayali

Tek perdelik, arafta kalmış iki aşığın hayaletleri hakkında bir oyun.

Adam on ikinci yüzyılda yaşamış kabile reislerinden Diarmait Mac Murchada, kadınsa Mac Murchada'nın başka bir kabile reisinden kaçırıp evlendiği Derbforgaill.

reis, Mac Murchada'nın birliklerine saldırıp onu alt eder. Hükümdarlığını yeniden ele geçirmek isteyen Mac Murchada ingiltere Kralı ll. Henry ve Galler'deki Normandiyalı savaşçıları yardıma çağırarak, bu kuvvetlerin irlanda adasına girmesine ve bu topraklarda yaşanacak dertleri n başlamasına sebep olur.

Oyunda 750 sene önce tüm bu kargaşaya sebebiyet veren iki aşığın ruhu da böyle bir vaziyet içerisinde bir memleketlilerinin kendilerini affetmesinin ve bu şekilde araftan kurtulmanın peşindeler.

 

Colette - Caniko

hayata düşkünlüğü ve iştahı Tanrılara layık bir pagandı. Colette ise kendisini "erotik bir militan" olarak görüyordu.

 

Edith Wharton – Masumiyet Çağı

Newland Archer, May Welland'la izdivacın eşiğindedir, fakat nişanlısının Avrupa'dan yeni dönmüş, dünyevi zevklere düşkün, aykırı kuzeni Ellen Olenska gözlerini kamaştırır ve kadına kapılır.

 

Wilfred Owen - Dulce et Decorum Est

siperlerde de çarpıştı.

savaş kaynaklı ruhsal tahribatı atlatıp iyileşmeye çalıştığı dönemde, savaşın gerçekleri hakkında sözünü sakınmayan ve savaş romantizmine kapılmayan dizeler yazmaya başladı.

 

W. B. Yeats - İkinci Geliş

Altın Şafak Hermetik Cemiyeti'nin üyesi

İkinci Geliş / içinde bulunduğumuz çağın şiddet ve anarşi içinde sona erişini ve başka bir çağın başlangıcını anlatır.

 

Edna St. Vincent Millay - "Tövbekâr" ve "Ormanın Kıyısında Şarkı Söyleyen Kadın"

 

Franz Kafka - "Topaç" - "Vazgeç!"

tek bir paragraftan oluşan "Topaç"

İki paragraftan oluşan "Vazgeç!"

 

Langston Hughes - Nehirlerden Bahsediyor Zenci

Siyahi Irkın Resmi Şairi

bu yalın dizelerde, siyah halkların tarihiyle bir dizi büyük nehir arasında bağ kurarak çok başarılı bir iş çıkarır.

 

W. Somerset Maugham - Yağmur

Başarılı bir roman, öykü, oyun, senaryo, sanat ve gezi kitabı, röportaj ve deneme yazarı ve antolojist olduğu gibi; doktor, dilbilimci, gizli ajan, savaş propagandacısı, hükümet danışmanı, sanat erbabı…

 

James Joyce – Ulysses

Günlerden 14 Haziran 1904

iki adamın gün boyunca yaptığı ettiği, yediği içtiği ve Dublin'de öylesine dolaştığı sıradan bir gün

Metin parodi, öykünme ve cinas gibi kelime oyunlarıyla bezeli.

ilk üç bölüm Dedalus'a odaklanır ve anlatı daha sonra sabah saat sekize dönerek Leopold'un peşinden gider.

 

Ernest Hemingway - Yılda 1000 Dolara Paris’te Yaşamak

1920'lerde Paris'te bir grup: Gertrude Stein, James Joyce, Ezra Pound, Ford Madox Ford, F. Scott ve Zelda Fitzgerald ile Sylvia Beach

O yıllarda Hemingway yirmili yaşlarının başındaydı,

küçük yaştaki oğlunu besleyecek çok parası yoktu,

 

Wallace Stevens - Dondurma imparatoru

bir sigorta şirketinin idarecisiydi.

şiirlerinin anlaşılması genellikle zor

 

William Faulkner – Tepe

Aslında kısa bir öyküden çok bir eskiz, yer yer de düzyazı biçiminde bir şiir olan bu kısa parçanın düşünceli, deneysel, abartısız, sakin bir çekiciliği var.

 

Hermann Hesse - Siddhartha

Siddhartha 1922 yılında yazarın ülkesi Almanya'da kendi dilinde basıldı, ancak ciddi satış rakamlarına ulaşması 1960'1arın sonunu buldu

 

T. S. Eliot - Çorak Ülke

“Çorak Ülke" Hıristiyanlık, Hinduizm, Balıkçı Kral ve Tarot da dahil kimi açık, kimi kapalı, dini, mitolojik ve ezoterik göndermelerle tıka basa dolu. Aynı zamanda ölüm ve çürümeyle de.

Göndermeler şiiri geçmişe bağlıyor

geçmişi şimdiye getirmeye çalışıyor.

Bütün bunlar geçerliliğini hala koruyor mu? “Anlam"ın bir anlamı olabilir mi bundan böyle?

 

F. Scott Fitzgerald - Muhteşem Gatsby

Long lsland West Egg'deki malikanesinde efsanevi partiler veren varlıklı ve esrarengiz Gatsby,

 

Hermann Hesse - Bozkırkurdu

 

D. H. Lawrence - Lady Chatterley'nin Sevgilisi

Lawrence cinselliği savaşın sonuçlarından ve medeniyetimizin çirkinliklerinden kurtaracak bir çare olarak tavsiye ediyordu.

 

William Faulkner – Ses ve Öfke

Zihinsel engelli birinin bilinç akışı tarzıyla anlatmaya başladığı ve genellikle güvenilmez olan çok sayıda anlatıcının durmadan değişen bir şekilde anlatmaya devam ettiği roman, Güneyli aristokrat Compson ailesinin yükselişini ve düşüşünü konu alır.

 

Rainer Maria Rilke

Genç şair Franz Kappus,

 

Dasbiell Hammett - Malta Şahini

Külyutmaz dedektif kitapları

Hammett'ın yalın, doğrudan mevzuya giren zeki tarzı Hemingway'i hatırlatır

 

Aldous Huxley - Cesur Yeni Dünya

Orwell'ın Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü korku ve zorunlu itaatle temellenir, Cesur Yeni Dünya ise yatıştırarak, beyinleri yumuşatarak, dikkatleri dağıtarak ulaşır hedefine.

 

Zora Neale Hurston – Poker

Hurston'ın yazdığı çoğu oyun mizahi, hatta bazılarındaki mizah gayet keskin. Muhtemelen 1931'de kaleme aldığı kısa Poker! skeci de darağacı mizahının tam anlamıyla ete kemiğe bürünmüş hali.

 

Kara Geyik ve John G. Neihardt - Kara Geyik Anlatıyor

1864'te doğan, Çılgın At'ın ikinci kuzeni ve iyi dostu olan, genç yaşlarda Küçük Büyük Boynuz Muharebesi'ne katılan ve Yaralı Diz Katliamı'ndan kurtulan Kara Geyik tarihin canlı bir tanığıydı. Kendisinin görüleriyle şifacılığına odaklanan ve spiritüel bir klasik olarak kabul edilen 1932 tarihli otobiyografisi, bir Amerikan yerlisine ait en çok satan kitap olmayı sürdürüyor.

 

Lewis Allan – Garip Meyve

Abraham Meeropol, Lewis Allan mahlasıyla tanınır

Bir linç fotoğrafından etkilenerek kaleme aldı

 

Jean-Paul Sartre – Bulantı

 

John Steinbeck - Gazap Üzümleri

 

Jorge Luis Borges

Kısa öyküleri ingilizce de dahil daha fazla dile çevrildikçe, kendi kategorilerinde küçük şaheserler yaratan bir dahi olarak kabul edildi.

Borges'in hikayeleri rüyalar, aynalar, labirentler, var olmayan kitaplar, hayali olaylarda yer alan gerçek insanlar, gerçek olaylarda yer alan hayali insanlarla hıncahınç doludur.

 

Albert Camus - Yabancı

 

George Orwell – Hayvan Çiftliği

 

Flannery O'Connor – Parkın Göbeğinde

lupus teşhisi konunca, sosyal ortamlara ayak uydurmakta güçlük çekti

kümes hayvanları ve egzotik kuş türleri yetiştirdi.

grotesk, hoyrat, gaddar, yaralı, eksantrik, ikiyüzlü ve hayatları mahvolmuş Güneylilerin hikayelerinden oluşan, tamamen kendine özgü, adeta tarifsiz bir karışım

O'Connor Katolikti ve yazdığı şeylerdeki gizli dinamiği sağlayan da bu.

İki başkahraman -park bekçisi Enoch Emery ile park ziyaretçisi Hazel Weaver- birbirini nereden tanıyor? Niçin Hazel, öykünün bir yerinde ikisinin de karşılaştığı evli bir çiftin izini sürmekte o kadar ısrarcı? Enoch'un Hazel'a göstermek için yanıp tutuştuğu, parkın sakil müzesinde sergilenen nesne ne? Ayrıca bu nesneyi Enoch için o kadar önemli kılan şey ne? Öykünün sonunda söz konusu nesnenin ne olduğunu öğreniriz ama diğer sorular cevapsız kalır.

mumyalanmış bir cüce

 

George Orwell – 1984

Winston Smith siyasi düzeni sorgulamaya başlar ve kız arkadaşı Julia'yla birlikte direnişe katılmaya çalışır. Ancak kazanan daima Büyük Birader olur. Daima.

 

Nelson Algren - Altın Kollu Adam

proleter roman türünün son kalemlerinden biriydi.

eser Chicago'da, birbirinden ilginç dolandırıcı ve düzenbazların, safa yatıp insan soyanların, fahişelerin, uyuşturucu müptelalarının, tutunacak dalı olmayan en diptekilerin dünyasında kurulu. Frankie Machine kendine çekidüzen verme çabasında bir morfin bağımlısıdır

Roman ümitsizlik dolu, ancak karakterler farkındalıklarıyla ve dostluğa verdikleri önemle okuyucuyu şaşırtıyor.

 

Thomas Pyncbon - Hamster'ın Sesi

öyküler, oldukça garip bir okulun eski bir mezununun, bir tanıdığına okulda neler olup bittiğini anlattığı dört mektuptan oluşuyor.

 

Samuel Beckett - Godot'yu Beklerken

İki berduş başka bir adamın gelmesini bekliyor. Adam gelmiyor.

 

Gabriela Mistral - Dansçı

Öğretmen, gazeteci, profesör, BM büyükelçisi, feminist, dünyayı gezen bir göçmen, sosyal adaletin yorulmaz savaşçısı

 

William Golding - Sineklerin Tanrısı

Uygarlık, özellikle fiziksel güvenliğin mütemadiyen tehdit altında olduğu zorlu koşullarda çabucak ölen kırılgan bir yalandan ibarettir.

 

Aldous Huxley - Algının Kapıları

 

Vladimir Nabokov - Lolita

Nabokov esasında edebiyat dünyasının en çok kınanan karakterlerinden birini başkahraman ve anlatıcı yaparak böylesine korkunç bir konudan mümkün olan en estetik romanı ortaya koymayı amaçlamıştı.

 

Dört Beatnik

Beat yorgun ya da bitkin değil, daha çok beato demektir, İtalyancada kutsayan, mutlu eden; kutluluk ve salt mutluluk hali anlamına gelir

 

William Burroughs

Diane Di Prima

Jack Kerouac

Allen Ginsberg

 

Jack Kerouac - Yolda

Roman, arkadaşları Alien Ginsberg ile William S. Burroughs'un da katılımıyla Kerouac'ın önderliğinde yeni bir edebiyat akımını, Beat Kuşağı'nı müjdeliyordu.

 

William S. Burroughs - Çıplak Şölen

Büyükbabası modern hesap makinasını icat eden adamdı, bu sayede torun William hatırı sayılır bir vakıf fonundan yararlandı.

Burroughs, Tanca'da bir apartmanda uyuşturucu yüklü kafasından sökün eden tuhaf ve grotesk sahneleri daktilo ediyor ve sayfaları yere atıyordu. Alien Ginsberg fareleri n kemirdiği, yemek lekeleriyle dolu sayfalardan kurtara bildiklerini bir şekilde sıraya diziyordu (Burroughs'a kalsa, Çıplak Şölen'i istediğiniz yerden açıp okuyabilirdiniz, hiçbir şey fark etmezdi).

 

Ken Kesey - Guguk Kuşu

alegorik hikaye, toplumun bireyselliğin, cinselliğin ve yaşama gücünün üzerindeki tahakkümünü ele alır.

 

Sylvia Plath - Sırça Fanus

Öldüğünde akademik ve edebi başarılarla, pek çok intihar girişimiyle, elektroşok terapisiyle ve şair Ted Hudges ile yapılan fırtınalı bir evlilikle geçen çalkantılı bir hayat son buldu.

 

Hubert Selby, Jr. - Brooklyn'e Son Çıkış

1950'li yılların Brooklyn'ini mesken tutan hırsızlar, pezevenkler, fahişeler, sokak serserileri, çeteciler, uyuşturucu satıcıları, keşler, yoksul işçiler, eşcinseller, transvestiler ve diğer toplum sürgünlerinin sokak hayatına sakınmasız ve içinde en ufak bir umut kırıntısı taşımayan bir bakış atar.

 

Anais Nin - Günlükler

erotik edebiyatın öncü kadın yazarı.

 

Mihail Bulgakov - Usta ile Margarita

Bulgakov Sovyetler Birliği'nin en karanlık dönemi olarak adlandırılabilecek bu dönemde, yani 1930'1arda, gizli gizli büyü unsurları taşıyan bir kara komedi olmanın yanı sıra Sovyetler Birliği'nin elit kesimini, özellikle de parti yandaşı yazar ve eleştirmenleri yeren politik bir satir, ateizme yönelik bir karşı saldırı ve incelikli bir aşk hikayesi de olan bu eseri kaleme aldı.

Şeytan, kibar profesör Woland kılığında SSCB'ye bizzat ziyarette bulunur ve beraberinde getirdiği şeytani maiyetiyle birlikte Sovyet edebiyat camiasını alaya almaya ve Moskova'nın altını üstüne getirmeye koyulur. Diğer tarafta yalnızca "Üstat" olarak bilinen ve isa'nın yargılanışını Pontius Pilatus'un perspektifinden anlatan bir roman kaleme almış olan yazar vardır.

 

Gabriel Garcia Marquez - Yüzyıllık Yalnızlık

Buendia ailesinin hikâyesini ve kurup çoğaldıkları hayali kasaba Macondo'yu anlatıyor.

bir karakter gelişimi yok, pek diyalog da geçmiyor. Yalnızca eylem

 

Richard Brautigan - Karpuz Şekerinde

Hikaye, bir tür kıyametten sonra kurulan benÖLÜM (egonun ölümü anlamında) adında ütopik bir hassas ruhlar komünü etrafında odaklanır.

 

Thomas Pynchon - Yerçekiminin Gökkuşağı

yoğun ve kasıtlı bir biçimde karmaşık romanı kılavuz olmadan anlamanın imkanı yok

Almanya'nın V-2 füzesi

Roman adını füzenin fırlatıldığı ve hedef aldığı nokta arasında oluşan [hayali] kavisten alıyor.

 

J. G. Ballard - Çarptşma

Roman, bedenlerimizin teknolojiyle çok gerçekçi ve acılı bir biçimde birbirine bağlandığı araba kazalarının gizli anlamını sorguluyor.

Araba kazalarının erotizmi

 

Donald Barthelme - Küçük Bir Şehir Aldım

Öyküde, anlatıcı Galveston'ı satın alır ve -insanları tedirgin etmemek için yavaş yavaş- değişiklikler yapmaya başlar.

 

Raymond Carver - Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz

Carver'ın en bilinen öykülerinden biri. İki evli çift bir akşamüstü oturma odasında oturmuş, içki içip aşkın doğasından konuşmaktadırlar.

 

Katby Acker - Lisede Kan ve Cesaret

Acker'ın eserleri bir çelişkiler toplamı, algıya karşı bir hakaret ve geleneğe karşı bir çığlıktı.

 

Cormac McCarthy - Kanlı Boylam

başyapıtı olarak kabul ediliyor.

yazılmış en sert ve en çok şiddet içeren kitaplardan biri

Kitap, 1850'li yıllarda Meksika-ABD sınırında para karşılığı Apaçiler'i öldürüp kafa derilerini yüzen Glanton çetesinin de dahil olduğu tarihsel olayları konu alır.

İncelikli manzara tasvirleri ve İncil’e, Yitik Cennet'e, yaşam döngülerine, güneşe ve diğer gök cisimlerine yapılan sayısız gönderme romana mitolojik bir tını verir.

 

Umberto Eco - Foucault Sarkacı

Anthony Burgess, "Kimse bu denli çok şey bil memeli," diye yazar Eco hakkında.

Kitabın üç ana karakteri / bir yayınevinde çalışmaktadır.

Bu üç karakter / bir komplo teorisi kurmaya girişir. Çıkış noktaları Tapınak Şövalyeleri olsa da, geniş bir alana yayılmış çok sayıda komplo teorisini ve ezoterik inanışı da –Kutsal Kase, Kabala, simyacılık, kundalini yoga, illuminati, Haşhaşiler, Naziler, Francis Bacon, organ enerjisi- ürettikleri teoriye dahil ederler. Eco romanda tüm bu konuları en ince detayına kadar açıklar.

 

Barry Gifford - Vahşi Yürek

Sailor'la Lula ve/veya bir dizi acayip karakter arasında geçen diyaloglardan ibaret kısa bölümlerden oluşuyor.

 

Ben Okri – Aç Yol

Aç Yol'da gerçeklik sessizce gelip gider, özellikle de hikayenin bir "hayalet çocuk" olan Azaro tarafından anlatıldığı düşünülürse... Azaro, Nijerya'da doğum sırasında ölümle burun buruna gelen, sonrasında da hayatlarını bir ayakları dünyada, bir ayakları ölümde geçiren ve böylece ölüleri, iblisleri ve diğer ruhları görebilen çocuklara verilen ad.

 

Alan Lightman - Einstein'ın Düşleri

Kitabın özü Einstein'ın gördüğü, zamanın doğasının tamamıyla farklı yollar kullanılarak ifade edildiği şiirsel vinyetler olarak yazılmış otuz düş.

 

Haruki Murakami - Zemberek Kuşu'nun Güncesi

işsiz, hayatta belli bir gayesi olmayan, sümsük bir adamı; önce kayıp kedisini, ardından da ortadan kaybolan karısını ararken yolu bir grup tuhaf karakterle kesişen Toru Okada'yı konu alır.

 

David Foster Wallace - Tükenmeyen Nükte

eserde Amerikan toplumu kendini, keyif almayı ve eğlenmeyi kafaya takmış bir şekilde resmedilmişti.

 

Türkçeleştiren: Özlem Yüksel, Nurcan Başer, Elif Ersavcı, Bilge Ceren Şekerciler, Selin Siral, Serpil lşıldar, Akın Terzi, Sinan Okan, Güçsal Pusar, Murat Özbank, Şahan Nuhoğlu

Kolektif Kitap Yayını, 2013

1 Mayıs 2024 Çarşamba

Katrin Dennerlein - Uzayın Anlatıbilimi - Notlar

Katrin Dennerlein - Uzayın Anlatıbilimi - Notlar

Narratologie des Raumes, De Gruyter, Berlin, 2009

 


Bu çalışma 2008'de TU Darmstadt'ta tez olarak kabul edilmiştir.

Kitap anlatı metinlerinde mekânın nasıl kurgulandığını, temsil edildiğini ve okur tarafından nasıl zihinsel bir modele dönüştürüldüğünü disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alır.

 

Giriş

Anlatı metinlerinde mekân merkezi bir rol oynamasına rağmen, anlatıbilim (narratology) araştırmalarında uzun süre ihmal edildi ve zaman kategorisinin gölgesinde kaldı.

 

Anlatı biliminde mekanın ihmal edilmesi kesinlikle anlatı biliminin başlangıçta tarihin zamansal ve nedensel bir olaylar dizisi olarak tasarlanmasıyla ilgilidir.

Olaylar belirli bir zamanda meydana geldiği gibi aynı zamanda bir yere özgüdür.

 

uzaysal dönüş

Modernizmin zaman, postmodernizmin ise mekan çağıdır.

Mekansal dönüş içinde iki ana paradigma: Temsil biçimlerine odaklanan "topografik dönüş" ve yapısal/fenomenolojik ilişkilere odaklanan topolojik dönüş.

 

Araştırmanın odağı metin yapılarından metin ve okuyucu arasındaki etkileşime kaymaktadır.

 

Araştırma Raporu

Anlatı metinlerindeki mekân üzerine yapılan geçmiş çalışmalar

Erken Anlatı Araştırması: Bu dönemde mekân daha çok "atmosfer" veya "çevre" olarak ele alınmış, sistematik bir yapıdan ziyade sembolik anlamlara odaklanılmıştır.

 

Yapısalcılık: Mekânın sistematik olarak incelenmeye başlandığı dönemdir. Lotman, Hoffmann ve Zoran gibi isimler mekânı ikili karşıtlıklar ve topolojik ilişkiler üzerinden tanımlamışlardır.

 

Tanıtımlar ve Monografiler: Son dönem çalışmalarında mekânın bilişsel anlatıbilimle ilişkisi kurulmaya başlanmıştır.

 

Anlatılan Dünyanın Somut Mekanı

Anlatılan dünyadaki mekân figürlerin içinde bulunabileceği somut çevredir.

 

İnsanın temel mekân algısı, evrimsel olarak hayatta kalma avantajı sağlayan "kap" (container) modeline dayanır.

 

Kurgusal dünyada mekânlar, anlatılan dünyanın kendi kurallarına göre değişebilir.

 

Mekanın Anlatısal Yaratımı

Mekânı belirten adlar, edatlar ve göstergeler…

 

Okur, metinde açıkça belirtilmeyen mekânsal detayları kendi dünya bilgisiyle tamamlar.

 

Odanın Zihinsel Modeli

Okurlar zihinlerinde her zaman kuş bakışı bir harita oluşturmazlar. Mekân daha çok olaylarla ilişkili parçalar halinde saklanır.

 

Sunum Teknikleri

Bağlamsal Çerçeve (Contextual Frame): Bağlamsal çerçeveler, kurmaca dünya içinde 'epizodik' olan olguları taşır. Bu, Bilginin hikaye içindeki belirli bir durumda doğru olabileceği ancak bunun ötesinde konuyla ilgili olmayabileceği anlamına gelir.

 

Mekan, ya olayların gerçekleştiği bir konum (olayla ilgili) ya da düşünce ve yorum modlarında ortaya çıkan durumsal olmayan bir biçimde temsil edilir.

 

Mekan sadece statik bir bölge değil, aynı zamanda hareket yoluyla birbirine bağlanan bir birim olarak da temsil edilir. Özellikle gezi veya yürüyüş anlatılarında farklı istasyonlar bir hareket alanı oluşturur.

 

Bir mekanın "yer" (setting) sayılabilmesi için olayların o anda orada gerçekleşmesi (zamansal), anlatılan dünyanın kurallarına göre "gerçek" olması (modal) gerekir. Bir karakterin sadece hayal ettiği mekanlar, o an için bir "yer" teşkil etmez.

 

Bühler’in dil teorisinden ödünç alınan "Origo" kavramı, anlatıdaki mekânsal, zamansal ve kişisel yönelimin merkezini (ben, burada, şimdi) tanımlar. Sahnenin oluşması için bu merkezin anlatılan dünyaya taşınması gerekir.

Bir olay bölgesi, bir olayın sahnesidir. Origo onun içinde yer aldığında ve anlatılan dünyanın kurallarına göre bir olayın gerçek ortamı haline geldiğinde anlatı düzeyinde sayılır.

 

Betimleme, belirli ve benzersiz bir olaydan bahsetmeden, bir yerin veya nesnenin sabit niteliklerinin iletildiği bir metin türüdür.

 

Mekan temsilinin en yaygın yolu karakterlerin algısıdır.

 

Mekansal detayların hangi sırayla verildiği (doğrusallaştırma), okuyucunun zihinsel modelini belirler.

 

Anlatılan Dünyanın Bir Unsuru Olarak Mekan

 

Antropolojik (evler), kurumsal (okul, hapishane) ve spesifik (ütopya, cennet) mekân modelleri…

 

Edebiyat tarihinin en istikrarlı spesifik mekan modellerinden biri olan Locus Amoenus (Hoş Yer)

Bileşenleri: Bir ağaç (gölge), bir çayır, bir akarsu, kuş sesleri ve çiçekler.

Bu unsurlar, Pleistosen dönemindeki insanın hayatta kalma ihtiyaçlarını (suya yakınlık, yırtıcılardan korunma, verimli toprak) karşıladığı için "güzel" olarak kodlanmıştır.

 

Anlatı dünyasındaki makro yapılar

Yollar (Paths): Karakterlerin hareket güzergahları.

Sınırlar (Edges): Mahalleler veya bölgeler arasındaki bariyerler (nehir, duvar).

Alanlar (Districts): Kendi içinde bütünlüğü olan bölgeler (parklar, çarşılar).

Odak Noktaları (Nodes): Trafik kavşakları, meydanlar gibi yoğunlaşma noktaları.

İşaretçiler (Landmarks): Referans noktası olan belirgin yapılar (Kilise kulesi).

 

Geliştirilen Terminolojiye Genel Bakış ve Sonuç

Mekân, metindeki kelimelerden ziyade, Model Okuyucunun zihniyetinde bir model olarak var olur.

 

Origo: Anlatılan dünyadaki mekânsal merkezin (bakış açısının) konumlandığı yer.