1 Aralık 2025 Pazartesi

Heinz Frederick Peters - Rainer Maria Rilke, Maskeler ve İnsan - Notlar

Heinz Frederick Peters - Rainer Maria Rilke, Maskeler ve İnsan - Notlar

Rainer Maria Rilke, masks and the man, Gordian Press New York, 1977

 


Önsöz

20. yüzyılın ilk yarısında şiir dünyasına Rainer Maria Rilke, Paul Valéry ve T. S. Eliot yön vermiştir. Bu üç isim çağlarının insani durumunu biçim ve mitler üzerinden zanaatkârca işleyen "şairlerin şairleri"dir.

 

Kitabın amacı Rilke’nin modern şiir üzerindeki etkisini göstermek ve Rilke şiirini İngilizce konuşan okuyucuya, onu orijinal metinleri okumaya teşvik edecek erişilebilir bir biçimde sunmaktır.

 

Kitapta yalnızca yazarın kendi görüşleri değil; Rilke uzmanlarının, eleştirmenlerin, dostlarının ve şairin kendi değerlendirmeleri bir araya getirilmiş.

Rilke'nin şiiri doğası gereği her teze karşı bir "karşı-tez" doğurur.

 

Çin'de Bir Gece

“Bu gece Çin'de bir tanesini düşünmeme izin verin, / On yıllık sessizlik boyunca çalışıp beklemiş olan, / Muzot'ta tüm güçleri konuşana kadar...”

W. H. Auden, Savaş Zamanında

 

W. H. Auden ve Stephen Spender gibi İngiliz şairler, toplumsal ve siyasi protestolardan insan kalbinin ve varoluşun temel meselelerine dönerken Rilke'yi rehber edinmişlerdir.

 

Rilke, yaşamı boyunca kişisel ilişkilerinden çekilerek kendini tamamen sanatına adamış; bu durum eleştirmenler arasında onun bir "nevrotik" mi yoksa "mucizevi bir adanmış" mı olduğu tartışmasını doğurmuştur.

 

Fransa'da Rilke, mantığın ötesine geçen sezgisel ve büyüleyici dünyasıyla büyük kabul görmüş, Fransızca şiirler yazarak bu kültüre eklemlenmiştir. Eserlerinin derinliği, mantığın ve rasyonel aklın sınırlarını aşan varoluşsal bir kaygı ile övgü arasındaki dengede yatmaktadır.

 

Maskeler ve İnsan

“Her derin ruhun bir maskeye ihtiyacı vardır.”

Friedrich Nietzsche

 

Rilke'nin sanatının özü, içsel çatışmaların ve kimlik bölünmelerinin yüceltilmesidir.

 

Rilke yaşamı boyunca sürekli kılık değiştirmiş, rollere girmiş ve gerçek benliğini korumak için "maskeler" kullanmıştır.

Çocuğun aynada kendini keşfetmesiyle başlayan narsisistik yaralanma, onun tüm insan ilişkilerine ve sahiplenici olmayan aşk anlayışına damgasını vurmuştur.

 

Annesi Phia Rilke'nin yapmacık ve duygusal tavırları Rilke'de ömür boyu sürecek bir dürüstlük ve gerçeklik arayışını kışkırtmıştır. Prag'ın barok ve kasvetli atmosferi, Rilke'ye çocukluktan itibaren izolasyon ve ölüm bilincini aşılamıştır.

 

Şam'a Giden Yol

Rilke'nin gerçek bir şair olarak doğuşu Saatler Kitabı ile gerçekleşir. Rusya'ya Lou Andreas-Salomé ile yaptığı yolculuklar ve Floransa'daki İtalyan Rönesansı incelemeleri, ona sanatın bir dua olduğunu öğretmiştir.

Bu dönemde Tanrı, donmuş bir dogma değil, şairin yaratıcı çabasıyla sürekli inşa edilen ve biçimlenen gelecek bir gerçekliktir.

 

Rilke, panteist ve mistik öğeleri harmanlayarak kaygı ve varoluşsal korkuyu sanatsal bir coşkuya dönüştürmüş; ölümün hayatın dışsal bir düşmanı değil, yaşamın içinde olgunlaşan bir meyve ("kişisel ölüm") olduğunu savunmuştur.

 

Paris'teki Hamlet

Rilke için Paris hem cehennem hem de en büyük disiplin okuludur.

Rodin'in durmaksızın çalışma ilkesini benimseyen şair, ilham beklemek yerine "görmeyi öğrenmeye" odaklanmıştır.

 

Malte Laurids Brigge'nin Notları’nda Paris'in yoksulluğunu, yabancılaşmayı ve ölüm korkusunu işlerken, Baudelaire'den ilhamla sanatsal gözlemin korkunç ve itici olanı dahi kucaklaması gerektiğini savunur.

İncil'deki Savurgan Evlat benzetmesini yeniden yorumlayarak, sevilmenin insanı başkalarının imajına hapsettiğini, gerçek özgürlüğün ve aşkın ancak "sevilme korkusundan kaçarak" nesnesiz ve karşılıksız bir aşka dönüşmekle mümkün olacağını iddia eder.

 

Sihirli Çember

Yeni Şiirler ile Rilke, romantik ve duygusal şiir anlayışını tamamen terk ederek "şeylerin" (Dinge) dünyasına yönelmiştir.

Rodin ve Cézanne'ın izinden giderek kelimelerle heykeller yapmayı hedeflemiş, nesnelere öyle bir yoğunlukla bakmıştır ki okuyucu nesnenin kendi iç merkezine çekilir.

Panter şiirinde kafesteki hayvanın sınırlanmış iradesini ve bakışın kalpte yok oluşunu; Donör şiirinde diz çökme eyleminin doğrudan ilahi lütuf oluşturmasını işler.

 

Panter: “Parmaklıkların yanından geçmekten gözleri o kadar yorulmuştu ki artık hiçbir şeyi tutamaz hale gelmişti. Ona sanki bin tane sopa varmış ve bin tane sopanın arkasında dünya yokmuş gibi geliyor.”

 

Antik Apollon gövdesinden süzülen "Hayatını değiştirmelisin" emri, Rilke'nin nesnel sanat anlayışının ahlaki boyutunu özetler.

 

Bebekler ve Melekler

Duino Ağıtları, Rilke'nin varoluşsal trajedisinin ve insanlığın evrendeki sınırlı konumunun en anıtsal ifadesidir. Ağıtlardaki "Melek", Hıristiyanlığın sevimli elçisi değil; saf varlığı temsil eden, insanı varlığıyla ezip yok edebilecek dehşet verici ve insanüstü bir güçtür. Buna karşılık "Oyuncak Bebek", insanın cansız, boş ve yapay yönünü simgeler.

 

“Ağlasam meleklerin arasında beni kim duyardı? Ve onlardan biri aniden beni onun kalbine bastırırsa, onun daha güçlü varlığının gücüyle solup giderim.”

 

1. Dünya Savaşı şairi derin bir umutsuzluğa sürüklese de 1922'de Muzot'ta bu kriz aşılmış; insanın biricik görevinin geçici ve kırılgan dünyayı kalpte hissederek "görünmezliğe dönüştürmek" (Verwandlung) olduğu ilan edilmiştir.

 

Orpheus

Şubat 1922'de Château de Muzot'ta Rilke, Duino Ağıtlarını tamamlarken aynı anda 55 seneden oluşan Orpheus'a Soneleri yaratmıştır.

Paul Valéry'nin şiirsel disiplini ve genç dansçı Wera'nın zamansız ölümü bu patlamanın katalizörü olmuştur.

Mitik şair-tanrı Orpheus, Rilke'nin aradığı nihai aracı semboldür: O, yaşam ile ölümün ("çifte krallık") kesişiminde durur. Ağıtlardaki trajik ton, Sonelerde yerini varoluşun her halini öven ritmik bir dengeye ve neşeli bir kabule bırakır. Şarkı söylemek artık bir hedefe ulaşma aracı değil, var olmanın kendisidir.

 

Şarkı söylemek varoluştur.

 

Acil olan her şey çoktan bitmiş olacak; çünkü bizi başlatan şey kalıcı olandır.

 

Ey Saf Çelişki

Rilke'nin yaşamı ve sanatı, zıtlıkların tek bir merkezde buluştuğu "saf çelişki" ilkesiyle son bulur.

Şairin mezar taşı için seçtiği gül imgesi, kendi içine kapanmışlığı, sayısız katman altındaki uykuyu ve varlık ile yokluğun dengesini simgeler.

Gül, insan kaderine karışmaksızın sadece kendisi olarak var olur.

 

Rilke, bahçesindeki bir gül dikeni yarasıyla tetiklenen kan kanseri (lösemi) enfeksiyonu sonucu Raron'da ölmüş; ölümüyle dahi aşk, gül ve ölüm arasındaki paradoksal bağı mühürlemiştir.

Şiiri, Doğu'nun dönüşüm ve içe dönük farkındalık anlayışı ile Batı'nın bireysel özgürlük iradesini harmanlayan evrensel bir miras bırakmıştır.

 

Rilke'nin Kronolojisi (1875 - 1926)

4 Aralık 1875: Prag'da doğdu. Babası Josef Rilke demiryolu müfettişi, annesi Phia Entz'dir.

1886–1891: St. Pölten ve Mährisch-Weißkirchen askeri okullarında okudu; bünyesi zayıf olduğu için ayrıldı.

1894–1896: İlk şiir kitabı Hayat ve Şarkılar (Leben und Lieder) yayınlandı. Prag Üniversitesi'nde felsefe ve edebiyat okudu; Lares'e Teklif ve Hayallerle Taçlandırılmış kitaplarını çıkardı.

1897: Münih'te Lou Andreas-Salomé ile tanıştı; aşık olup Berlin'e gitti.

1899–1900: Lou ile iki kez Rusya'ya gitti. Tolstoy, Pasternak ile tanıştı. Cornet Christoph Rilke'nin Aşk ve Ölüm Hikayesi ile Saatler Kitabı'nın ilk bölümünü yazdı.

1901: Heykeltıraş Clara Westhoff ile evlendi. Kızları Ruth doğdu.

1902: Paris'e gitti. Auguste Rodin hakkında monografi hazırladı; Resimler Kitabı yayınlandı.

1903–1904: Viareggio'da Saatler Kitabının 3. bölümünü yazdı. Roma ve İskandinavya (Danimarka/İsveç) gezilerine çıktı; Malte Laurids Brigge'in Defterlerine başladı.

1905–1908: Rodin'in özel sekreteri oldu. Saatler Kitabı (1905), Yeni Şiirler I (1907) ve Yeni Şiirler II (1908) yayınlandı.

1910: Malte Laurids Brigge'in Defterleri yayınlandı. Prenses Marie von Thurn und Taxis ile dostluğu başladı.

1911–1912: Mısır gezisi. Duino Kalesi'nde Duino Ağıtlarına başladı (1. ve 2. Ağıtlar).

1914–1918: 1. Dünya Savaşı dönemi. Magda von Hattingberg (Benvenuta) ile ilişki. Münih'te Dördüncü Ağıtı yazdı (1915). Viyana'da kısa süreli askeri arşiv memurluğu yaptı.

1919–1921: İsviçre'ye taşındı. Konferans turları düzenledi. Werner Reinhart'ın desteğiyle Château de Muzot'ya yerleşti.

Şubat 1922: Muzot'ta Duino Ağıtlarını tamamladı ve 55 soneden oluşan Orpheus'a Soneleri yazdı.

1923–1925: Valmont Sanatoryumu'nda tedavi gördü. Paul Valéry Muzot'yu ziyaret etti (1924). Fransızca şiirleri (Vergers) yayınlandı.

29 Aralık 1926: Valmont'ta lösemiden öldü. 2 Ocak 1927'de Raron mezarlığına gömüldü.

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder