Rainer
Maria Rilke ve Lou Andreas-Salomé - Yazışmalar - Notlar
Correspondencia Rainer Maria Rilke-Lou Andreas Salomé.
Prólogo De Pierre Klossowski - Postfacio De Miguel Morey, Jose J. De Olañeta, Mallorca,
1980
Tercüme: Jose Maria Fouce
Önsöz: Pierre Klossowski
Sonsöz: Miguel Morey
…
Rilke ile yazışmaları boyunca Lou Andreas-Salome, şairin hem
"şifasının" hem de yaratımının tek kaynağının kişinin karanlık
güçlerini oluşturduğuna ikna olarak şairin ruhunu tedavi etti.
Önsöz
1912–1913 yıllarında Sigmund Freud'un öğrencisi olarak
psikanalizle aktif şekilde ilgilenen Lou, Rilke’yi profesyonel bir psikanalitik
tedaviden (analizden) bilinçli olarak uzak tutmuştur.
Lou’nun Rilke’nin ruhsal krizlerine yaklaşımı, yaratıcılığın
ve şifanın tek kaynağının zihnin derinliklerindeki "karanlık güçler"
olduğu inancına dayanır. Bu sebeple, psikanalitik müdahalenin Rilke’nin içsel
ve sanatsal ritmini bozabileceği endişesiyle, onun yaratıcı krizlerini ve
karanlık taraflarını doğrudan analitik müdahaleden korumayı tercih etmiştir.
Rilke’nin en büyük takıntılarından biri kendi bedenine,
fizyolojik ve somatik tepkilerine karşı duyduğu yabancılaşmadır. Şair, bedenini
zaman zaman kendi duygusal durumlarını taklit eden, kendisinden bağımsız kılık
değiştirmiş bir "Öteki" gibi deneyimlemiştir.
Lou, şairin kısırlık ve depresyon anlarında dile getirdiği
bu varoluşsal kaygılar ile karanlık güçler arasında yatıştırıcı bir arabulucu
rolü üstlenmiştir.
Yazışmalar
17 Haziran 1914
Rilke, Paris’teki uzun, zorlu ve tükeniş döneminin ardından
Lou’ya yazdığı mektupta, hiç kimsenin kendisine yardım edemeyeceği bir noktada
olduğunu kabul eder.
24 Haziran 1914
Lou, Rilke'nin mektubunu okurken ağladığını belirterek
başlar. Rilke'nin yaşadığı krizin, derin ve yoğun bir deneyimden doğan
üretkenlik ile ruhsal ölüm arasındaki ince çizgiden kaynaklandığını analiz
eder.
26 Haziran 1914
Rilke kendini, gündüzleri o kadar çok açılan ki geceleri
kapanamayan ve karanlığı öfkeyle karşılayan küçük bir anemona benzetir.
Dışarıya karşı iflah olmaz bir şekilde açık olduğunu, duyularının izni olmadan
her şeyle ilgilendiğini ve derinlerde sürekli rahatsız edilmek istediğini
itiraf eder.
27 Haziran 1914
Lou, Rilke’nin Narcissus şiirini ve "tarihöncesi
oyuncak bebek" motifini derinlemesine tahlil eder. Narcissus’un kendi
üzerine yönelen aşkının inorganik olana, cansız olana doğru derinleştiğini
belirtir. Bu durum, Rilke’nin kendi bedenine (ayaklarına, ellerine, gözlerine)
yabancılaşması ve onu dışsal bir "Öteki" gibi deneyimlemesiyle
birebir örtüşmektedir.
29 Haziran 1914
Rilke dış dünyaya ve duyusal etkilere karşı korumasız, iflah
olmaz bir şekilde açık durumdadır. Bedeninin artık iletken olmayan taşlaşmış
bir bölgeye ve bir tuzağa dönüştüğünü, en ufak bir entelektüel veya fiziksel
çabanın bile tüm fizyolojisini sarstığını ifade eder. Doktor desteğine ve
özellikle Stauffenberg’e olan ihtiyacını dile getirerek Paris’in ezici
atmosferinden duyduğu bıkkınlığı vurgular.
…
Lou, Rilke’nin yaşadığı bu derin krizin basit bir
engellemeden ibaret olmadığını, şairin içindeki en derin birimlerin
kristalleşme süreci olduğunu belirtir.
…
Miguel Morey’in Sonsözü
Morey, Rilke’nin açık gökyüzü altında yolunu bulan, evsiz
bir akıntıya kapılmış yaralı bir gezgin olduğunu belirtir. İnsanı hayvandan
ayıran en temel özellik, dünyayla kurduğu o gergin mesafe ve kapatılamayan
"açık yara"dır. Rilke, psikanalitik bir tedavinin (Lou’nun da
bilinçli olarak engellediği üzere) yaratıcı karanlık güçleri yok edeceğini
bildiği için bu gemi kazasından kaçmamış, aksine kaderini Avrupa’nın çöküşü ve
kendi şiirsel dönüşümüyle birleştirmiştir. Sonunda korku yerini umulmadık bir
güce bırakmış; Duino Ağıtları
ve Orpheus'a Soneler
porselenden mermere dönüşerek kalıcı müziğini bulmuştur.
…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder