10 Aralık 2025 Çarşamba

Rainer Maria Rilke ve Lou Andreas-Salomé - Yazışmalar - Notlar

Rainer Maria Rilke ve Lou Andreas-Salomé - Yazışmalar - Notlar

Correspondencia Rainer Maria Rilke-Lou Andreas Salomé. Prólogo De Pierre Klossowski - Postfacio De Miguel Morey, Jose J. De Olañeta, Mallorca, 1980

Tercüme: Jose Maria Fouce

Önsöz: Pierre Klossowski

Sonsöz: Miguel Morey

…

 


Rilke ile yazışmaları boyunca Lou Andreas-Salome, şairin hem "şifasının" hem de yaratımının tek kaynağının kişinin karanlık güçlerini oluşturduğuna ikna olarak şairin ruhunu tedavi etti.

 

Önsöz

1912–1913 yıllarında Sigmund Freud'un öğrencisi olarak psikanalizle aktif şekilde ilgilenen Lou, Rilke’yi profesyonel bir psikanalitik tedaviden (analizden) bilinçli olarak uzak tutmuştur.

Lou’nun Rilke’nin ruhsal krizlerine yaklaşımı, yaratıcılığın ve şifanın tek kaynağının zihnin derinliklerindeki "karanlık güçler" olduğu inancına dayanır. Bu sebeple, psikanalitik müdahalenin Rilke’nin içsel ve sanatsal ritmini bozabileceği endişesiyle, onun yaratıcı krizlerini ve karanlık taraflarını doğrudan analitik müdahaleden korumayı tercih etmiştir.

Rilke’nin en büyük takıntılarından biri kendi bedenine, fizyolojik ve somatik tepkilerine karşı duyduğu yabancılaşmadır. Şair, bedenini zaman zaman kendi duygusal durumlarını taklit eden, kendisinden bağımsız kılık değiştirmiş bir "Öteki" gibi deneyimlemiştir.

Lou, şairin kısırlık ve depresyon anlarında dile getirdiği bu varoluşsal kaygılar ile karanlık güçler arasında yatıştırıcı bir arabulucu rolü üstlenmiştir.

 

Yazışmalar

17 Haziran 1914

Rilke, Paris’teki uzun, zorlu ve tükeniş döneminin ardından Lou’ya yazdığı mektupta, hiç kimsenin kendisine yardım edemeyeceği bir noktada olduğunu kabul eder.

 

24 Haziran 1914

Lou, Rilke'nin mektubunu okurken ağladığını belirterek başlar. Rilke'nin yaşadığı krizin, derin ve yoğun bir deneyimden doğan üretkenlik ile ruhsal ölüm arasındaki ince çizgiden kaynaklandığını analiz eder.

 

26 Haziran 1914

Rilke kendini, gündüzleri o kadar çok açılan ki geceleri kapanamayan ve karanlığı öfkeyle karşılayan küçük bir anemona benzetir. Dışarıya karşı iflah olmaz bir şekilde açık olduğunu, duyularının izni olmadan her şeyle ilgilendiğini ve derinlerde sürekli rahatsız edilmek istediğini itiraf eder.

 

27 Haziran 1914

Lou, Rilke’nin Narcissus şiirini ve "tarihöncesi oyuncak bebek" motifini derinlemesine tahlil eder. Narcissus’un kendi üzerine yönelen aşkının inorganik olana, cansız olana doğru derinleştiğini belirtir. Bu durum, Rilke’nin kendi bedenine (ayaklarına, ellerine, gözlerine) yabancılaşması ve onu dışsal bir "Öteki" gibi deneyimlemesiyle birebir örtüşmektedir.

 

29 Haziran 1914

Rilke dış dünyaya ve duyusal etkilere karşı korumasız, iflah olmaz bir şekilde açık durumdadır. Bedeninin artık iletken olmayan taşlaşmış bir bölgeye ve bir tuzağa dönüştüğünü, en ufak bir entelektüel veya fiziksel çabanın bile tüm fizyolojisini sarstığını ifade eder. Doktor desteğine ve özellikle Stauffenberg’e olan ihtiyacını dile getirerek Paris’in ezici atmosferinden duyduğu bıkkınlığı vurgular.

…

 

Lou, Rilke’nin yaşadığı bu derin krizin basit bir engellemeden ibaret olmadığını, şairin içindeki en derin birimlerin kristalleşme süreci olduğunu belirtir.

…

 

Miguel Morey’in Sonsözü

Morey, Rilke’nin açık gökyüzü altında yolunu bulan, evsiz bir akıntıya kapılmış yaralı bir gezgin olduğunu belirtir. İnsanı hayvandan ayıran en temel özellik, dünyayla kurduğu o gergin mesafe ve kapatılamayan "açık yara"dır. Rilke, psikanalitik bir tedavinin (Lou’nun da bilinçli olarak engellediği üzere) yaratıcı karanlık güçleri yok edeceğini bildiği için bu gemi kazasından kaçmamış, aksine kaderini Avrupa’nın çöküşü ve kendi şiirsel dönüşümüyle birleştirmiştir. Sonunda korku yerini umulmadık bir güce bırakmış; Duino Ağıtları ve Orpheus'a Soneler porselenden mermere dönüşerek kalıcı müziğini bulmuştur.

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder