1 Aralık 2025 Pazartesi

Patricia Pollock Brodsky - Rainer Maria Rilke - Notlar

Patricia Pollock Brodsky - Rainer Maria Rilke - Notlar

Twayne Publishers Inc., Massachusetts, 1988

 


Önsöz

Prag doğumlu, Slav kültürünün ortasında Almanca konuşan bir azınlık üyesi olarak büyümüş; tüm hayatı boyunca "manevi bir vatan" aramış ama yetişkinliğini ülke ülke gezerek, başkalarının konaklarında ve şatolarında (Duino, Muzot vb.) misafir olarak geçirmiştir.

 

Kadın ruhunu son derece derin bir empatiyle anlayan, mektuplarında eşsiz bir mahremiyet kuran şair; iş kendi eşi (Clara) ve kızıyla bir düzen kurmaya ya da kalıcı bir ilişki taahhüdüne geldiğinde kaçmayı seçmiştir.

 

Aziz Francis ruhuyla yoksulluğun ve sadeliğin erdemlerini öven eserler vermiş (Saat Kitabı, Malte Laurids Brigge'nin Notları); fakat pratikte zengin koruyucuların (Thurn und Taxis Prensesi Marie gibi) aristokratik salonlarında yaşamayı tercih etmiş ve kendi soyunun asil atalara dayandığı fikrine tutunmuştur.

 

Yalnızca Almanca değil; Fransızca ve Rusça şiirler yazacak, İtalyanca, İngilizce, Danca ve Çekçe metinleri çevirebilecek kadar geniş bir dilsel yelpazeye sahiptir. Paris'ten Moskova'ya, Mısır'dan Ronda'ya uzanan seyahatleri onun şiirsel coğrafyasını beslemiştir.

 

Kronoloji

1899–1900 (Rusya Gezileri & Lou Andreas-Salomé): Tolstoy ile tanışması, Rus kırsalının maneviyatı ve Lou ile olan derin bağı, Rilke'nin erken dönem mistisizmini (Saat Kitabı) şekillendirir.

1902–1906 (Paris & Rodin Evresi): Paris’in büyük kent sefaleti ve Rodin’in heykel zanaatındaki disiplini, şaire yeni bir biçim ve nesnelleşme bilinci kazandırır (Yeni Şiirler ve Malte Laurids Brigge).

1912–1922 (Duino Fırtınası ve Ağır Yıllar): Duino Şatosu'nda başlayan Ağıtlar, Birinci Dünya Savaşı'nın getirdiği ruhsal yıkım ve Münih yılları nedeniyle kesintiye uğrar.

Şubat 1922 (Muzot Mucizesi): İsviçre’deki Muzot Şatosu'nda tek bir yaratım patlamasıyla Duino Ağıtları tamamlanır ve Orpheus'a Soneler yazılır.

1923–1926 (Geç Dönem & Fransızca Şiirler): Valais iklimi, Paul Valéry ile dostluğu, Fransızca dörtlükleri (Les Quatrains Valaisans, Vergers) ve 29 Aralık 1926'da lösemiden ölümüyle tamamlanan "şifalı bütünlük" (Heilsein) evresi.

 

Birinci Bölüm: Rilke: Zor Bir Hayat

Rilke, 4 Aralık 1875'te Prag'da doğdu. Babası Josef Rilke emekli bir demiryolu memuru, annesi Sophia (Phia) Entz ise daha yüksek sosyal sınıftan gelen, gösteriş meraklısı bir kadındı. Annesinin kız çocuk beklentisi nedeniyle ilk beş yılında Rilke'ye dantelli elbiseler giydirilmiş ve oyuncak bebeklerle oynatılmıştır. 1886'da gönderildiği St. Pölten askeri okulunda geçirdiği beş yıl, hassas şair ruhunda derin yaralar açmıştır.

 

1895'te Prag'da üniversiteye giren Rilke, genç yaşta edebiyat çevrelerine girdi. İlk şiir derlemeleri (Larenopfer, Traumgekrönt) bu dönemde basıldı. 1896'da Münih'e taşındı. Burada kendisinden 14 yaş büyük olan, dönemin en entelektüel kadınlarından Lou Andreas-Salomé ile tanıştı. Lou, Rilke'nin adını "René"den "Rainer"a değiştirmesini sağlamış, el yazısını düzeltmiş ve ona Rusça öğreterek üslubunu olgunlaştırmıştır. Birlikte 1899 ve 1900 yıllarında Rusya'ya yaptıkları seyahatler (Tolstoy ziyareti dahil) Rilke'nin manevi dünyasında belirleyici olmuştur.

 

1900'de Worpswede sanatçılar kolonisine katılan Rilke, ressam Paula Becker ve heykeltıraş Clara Westhoff ile yakın dostluk kurdu. Nisan 1901'de Clara Westhoff ile evlendi ve Westerwede'ye yerleştiler; kızları Ruth doğdu. Ancak her ikisi de sanatçı olan çift, maddi imkansızlıklar ve bireysel yalnızlık ihtiyacı nedeniyle geçimlerini sürdüremedi.

 

1902'de Auguste Rodin hakkında bir monografi yazmak üzere Paris'e gitti. Rodin'in "sürekli çalışma" (toujours travailler) disiplini Rilke'nin zanaat anlayışını kökten değiştirdi. Paris'in acımasız ve kişisellikten uzak büyükşehir atmosferi, onun Malte Laurids Brigge'nin Notları romanına ilham verdi. Bu yıllarda Prenses Marie von Thurn und Taxis ile tanışarak Duino Şatosu'nda konaklamaya başladı.

 

1914'te savaşın patlak vermesiyle Paris'teki eşyalarını ve dairesini kaybetti, Viyana'da kısa süreli isteksiz bir askerlik yaptı. 1919'da İsviçre'ye geçti. 1921'de Sierre yakınlarındaki Muzot Kalesi'ne yerleşti. Şubat 1922'de, 21 gün süren bir "ruh kasırgası" içinde başyapıtları olan Duino Ağıtları ve Orpheus'a Soneleri tamamladı. Son yıllarında Fransızca şiirler yazdı ve Paul Valéry ile mektuplaştı. 29 Aralık 1926'da nadir görülen bir lösemi türünden Valmont kliniğinde vefat etti ve Raron kilisesinin bahçesine gömüldü.

 

İkinci Bölüm: Başlıca Motifler ve İlk Çalışmalar

Tanrısallık ve Melekler: Hristiyanlığın kurumsal yapısına karşı antipati duyan Rilke, Tanrı'yı insanlaşmış bir figürden sanatçının yaratım sürecine ve nihayet insanüstü, uzak Melek kavramına dönüştürmüştür.

 

Kişisel Ölüm (Der eigene Tod): Jens Peter Jacobsen'in etkisiyle geliştirdiği düşünceye göre her insanın hayatı gibi kendisine özgü "büyük bir ölümü" vardır.

 

Görme Eylemi (Schauen / Sehen): Dünyadaki nesnelere aktif ve derinlemesine bakma, şairliğin temeli olarak felsefi bir boyuta taşınır.

 

Cansız Nesneler (Dinge) ve Doğa: Binalar, heykeller, kaplar, çiçekler (özellikle güller) ve hayvanlar (köpekler, panter) insan bilincinin ve geçmişin taşıyıcılarıdır.

 

Mülksüz Aşk (Besitzlose Liebe): Karşılıksız veya nesnesiz aşk; aşığın sevgisini bir kişiye bağlamadan saf enerji olarak dışa yöneltmesi idealidir.

 

Hayat ve Şarkılar (1894), Larenopfer (1895), Rüya Taçlandı (1896) ve Dir zur Feier (1899) gibi ilk kitaplarında Rilke, Jugendstil (Art Nouveau) akımının kıvrımlı, dekoratif ve aşırı duygusal dilini kullandı. Zamanla neolojizmlerden ve süslü sözdiziminden uzaklaşarak sadeleşti.

 

1895-1901 arasında natüralizm ve sembolizm etkisinde Frühfrost, Das tägliche Leben gibi oyunlar yazdı; Çehov'un Martı oyununu Almancaya çevirdi. Thomas Mann'ın Buddenbrooklarını ilk fark eden eleştirmenlerden oldu. Rusça, Fransızca, İtalyanca ve Danca dillerinden (İgor Destanı, Michelangelo, Valéry, Louise Labé) yaptığı yetkin çevirilerle kozmopolit bir Avrupalı kimliği kazandı.

 

Üçüncü Bölüm: Kısa Düzyazı Kurgu, 1893-1922

İki Prag Hikayesi ve Sonuncular gibi derlemelerde burjuva yaşamına eleştiri, hastalık ve çocukluk temaları işlenir. Askeri okul anıları "Die Turnstunde" hikayesinde trajik bir dille aktarılırken, 1899'da yazılan Kornet Christoph Rilke'nin Aşk Şarkısı ve Ölümü adlı ritmik düzyazı eser gençlik, savaş ve aşkın şiirsel bir sentezi olarak ona geniş bir ün kazandırmıştır.

 

Tanrı'dan Hikayeler (Geschichten vom lieben Gott, 1900/1904)

Topal Ewald adlı bir dinleyiciye ve çocuklara iletilmek üzere anlatılan 13 masaldan oluşur. Rusya gezisinin izlerini taşıyan öykülerde Tanrı, insanı yaratırken elinden düşüren acemi bir zanaatkardan, Rus köylülerinin içindeki gizli güce, bir yüksük nesnesine ve nihayet gelecekte gerçekleşecek bir vaat fikrine dönüşür.

 

Dördüncü Bölüm: Saatlerin Kitabı ve Resimlerin Kitabı

Saatlerin Kitabı (Das Stunden-Buch, 1899–1903)

Üç ana bölümden oluşan eser, bir ikon ressamı keşişin ağzından dualar ve meditasyonlar şeklinde kaleme alınmıştır.

Manastır Hayatı Kitabı (Das Buch vom mönchischen Leben): Keşiş, Tanrı'yı bitmemiş, karanlık ve oluş sürecindeki bir sanat eseri olarak kurgular.

Hac Kitabı (Das Buch von der Pilgerschaft): Yalnızlaşan keşiş, Tanrı'yı bir "baba" değil, insanın yaratıp miras bıraktığı bir "oğul" olarak görür.

Yoksulluk ve Ölüm Kitabı (Das Buch von der Armut und vom Tode): Paris'in yıkıcı metropol hayatı karşısında "küçük/rastgele ölüm" ile insanın içindeki olgun meyve olan "büyük/kişisel ölüm" karşılaştırılır. Assisili Aziz Francis yoksulluğun simgesi olarak övülür.

 

Resimlerin Kitabı (Das Buch der Bilder, 1902/1906)

Dünyaya bakma ve algılama edimini merkeze alan şiirlerden oluşur. "Eingang", "Fortschritt", "Vorgefühl" ve Mazeppa efsanesini işleyen "Sturm" şiirlerinde şair, dış dünyayı gözlemleyen bir özneden doğanın nesnesine dönüşür. "Die Blinde" ve "Pont du Carrousel" şiirlerinde körlük, dış dünyanın yüzeyselliğinden sıyrılıp içsel derinliğe ve sarsılmaz bir kararlılığa ulaşmanın pozitif simgesi olarak ele alınır.

 

Beşinci Bölüm: Yeni Şiirler ve 1908'in Ağıtları

Yeni Şiirler (Neue Gedichte, 1907 & 1908)

Rodin ve Cézanne'ın görsel disiplininden etkilenen Rilke, öznel duygusallığı bırakıp nesnelerin özüne nüfuz eden, heykelsi ve zanaatkarca şiirler üretti.

"Der Panther" (Panter): Paris hayvanat bahçesindeki bir panterin demir parmaklıklar arkasındaki hapsedilmişliği üzerinden iradenin felce uğramasını ve yalnızlığı anlatır.

"Archaischer Torso Apollos" (Apollon'un Arkaik Gövdesi): Başsız bir heykel gövdesinden saçılan yoğun ışık ve sanatsal bakış, okuyucuya varoluşsal bir ültimatom verir.

 

"Römische Fontâne", "Blaue Hortensie", "Pietà", "Der Ölbaumgarten" ve mitolojik "Orpheus. Eurydike. Hermes" şiirlerinde Eurydike, ölüme hamile ve Orpheus'un dünyevi aşkından tamamen özgürleşmiş bir figür olarak resmedilir.

 

1908 Ağıtları (Requiem)

"Requiem für eine Freundin": Genç yaşta doğum sonrası ölen ressam Paula Modersohn-Becker için yazılmıştır. Sanat ile annelik/biyolojik rol arasındaki çatışmayı ve erkeğin bencil sahiplenici sevgisini sorgular.

"Requiem für Wolf Graf von Kalckreuth": İntihar eden genç bir şaire adanmıştır. Sanatçının sabırsızlığını eleştirir ve direnmenin önemini vurgular.

 

Altıncı Bölüm: Malte Laurids Brigge'nin Notları (1910)

28 yaşındaki Danimarkalı yoksul şair Malte Laurids Brigge'nin Paris'teki varoluşsal krizini aktarır. Malte, babasının rasyonel soyu (Brigge) ile annesinin mistik, hayaletlerle yaşayan soyu (Brahe) arasında sıkışmıştır.

 

Romanın Temel İzlekleri

Görmeyi Öğrenmek: Malte, yüzeysel kurgular yapmayı bırakıp şehirdeki sefalete, hastalığa ve çürümeye doğrudan bakmayı öğrenir.

Ölüm Türleri: Şehir hastanelerindeki fabrika usulü anonim ölümler ile dedesi Chamberlain Christoph Detlev Brigge'nin haftalarca süren heybetli ve "kendi ölümü" karşılaştırılır.

Sanat ve Kan: Şiirlerin sadece duygulardan değil, içselleştirilip "kan haline gelen deneyimlerden" doğduğu ifade edilir.

Savurgan Evlat (Der verlorene Sohn): Romanın sonunda İncil'deki hikaye yeniden yorumlanır; Müsrif Oğul, ailesinin kendisini tanımlayan ve hapseden sevgisinden kaçan, "sevilmek istemeyen adam" (der nicht geliebt werden wollte) olarak sunulur.

 

Yedinci Bölüm: Şiirler, 1912-26

1914 tarihli "Wendung" (Dönüm Noktası) şiirinde Rilke, salt gözlemci "görme işini" tamamladığını ve artık "kalp işine" (Herz-Werk) geçmesi gerektiğini ilan eder.

"Görme işi bitti, şimdi kalp işini uygulayın."

 

Duino Ağıtları (Duineser Elegien, 1912–1922)

On uzun şiirden oluşan döngü, insanın evrendeki yabancılaşmasını ve varoluşsal görevini sorgular.

Melek (Der Engel): Hristiyanlık dışı, korkunç, görünür dünyayı görünmeze dönüştürmüş eksiksiz bilincin simgesidir.

Önemli Ağıtlar: 5. Ağıt Picasso'nun Saltimbanques tablosundan esinlenen akrobatları işler; 7. ve 9. Ağıtlar insanın dünyadaki kutlu görevini ilan eder: "Burada olmak muhteşemdir" (Hiersein ist herrlich); görünen dünyayı içselleştirip dille "görünmez" kılmak insanın asıl övgü görevidir. 10. Ağıt ise ölülerin Ağıtlar Ülkesi'ndeki (Leid-Land) yolculuğunu anlatır.

 

Orpheus'a Soneler (Sonette an Orpheus, Şubat 1922)

Wera Knoop'un anısına ve şairlerin piri Orpheus'a adanan 55 soneden oluşur. Şarkı söylemek arzulamak değil, var olmaktır (Gesang ist Dasein). Dönüşüm arzusu (Wolle die Wandlung) ve ölüme rağmen dünyayı övme (Rühmen) neşesi hakimdir.

 

Son Şiirler ve Ölüm

Muzot'ta yazdığı Fransızca dörtlükler (Vergers, Les Roses) ve ölmeden iki hafta önce günlüğüne yazdığı son Almanca şiirinde, löseminin getirdiği bedensel acıyı kabul ederek bilincini son ana kadar koruma kararlılığını gösterir.

 

Sekizinci Bölüm: Sonuç

Rilke; Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun geleneklerine bağlı, soylu ve aristokratik kültürün hüküm sürdüğü, "hareketlilik ve zarafetle dolu" 19. yüzyıl sonu Avrupa'sında doğdu.

Öldüğünde (1926) geride I. Dünya Savaşı'nın yıkımı, devrimler, kıtlıklar, haritalarda çizilen yeni sınırlar ve yükselen modern teknolojiyle sarsılmış tamamen farklı bir dünya bıraktı.

 

Rilke, çelişkileri ve insani zaafları olan "mutsuz bir adam" olabilir; ancak aynı zamanda dilsel sınırları aşan, kozmopolit doğasıyla zor bir dünyada insanoğlunun ortak kaderi üzerine derinlemesine kafa yormuş evrensel bir modern klasiktir.

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder