Jean
Rudolf von Salis - Rainer Maria Rilke’nin İsviçre
Yılları - Notlar
Rainer Maria Rilkes Schweizer Jahre, Verlag Huber,
Frauenfeld, 1936
Önsöz
Rilke'nin İsviçre'de geçirdiği yedi buçuk yılın (1919-1926)
şairin "geç ve olgun dönemi"ne karşılık gelir.
Şair bu yıllarda Duino Ağıtları (Duineser Elegien),
Orpheus'a Soneler (Die Sonette an Orpheus) ve Fransızca şiir döngülerini
yaratmıştır.
Çalışma, Lou Andreas-Salomé, Anton ve Katharina Kippenberg,
Prenses Marie von Thurn und Taxis ile Nanny Wunderly-Volkart'a yazılan birincil
mektup arşivlerine ve sözlü tanıklıklara dayanmaktadır.
Rainer Maria Rilke İsviçre'de
Giriş
1914'te I. Dünya Savaşı başladığında Paris'teki dairesinden
ve el yazmalarından uzakta, Almanya'da kalan Rilke, savaş yıllarını hayatında
zihinsel bir kesinti ve "kısır beş yıl" olarak yaşamıştır.
Viyana'daki askeri hizmetini sanatsal varlığına bir müdahale olarak görmüş,
Münih'teki devrimci kargaşadan sonra, insanlardan ve savaştığı coğrafyanın
baskısından uzaklaşmak için Haziran 1919'da İsviçre'ye geçmiştir.
Dıştan
Rilke, İsviçre'ye varışını dışsal bir yer değişikliğinden
ziyade içsel bir sığınak ve özgürlük arayışı olarak değerlendirmiştir.
Tren yolculuğunda tanıştığı bir kadınla Zürih'e geldikten
sonra Nyon, Cenevre ve Bern şehirlerini gezmiştir (Zürih'te bir gösteriye giden
güzel bir genç kadınla, bir kabare şarkıcısıyla, yarım kompartımanını paylaştı.
Sohbet etmeye başladılar ve genç kadının tecrübesi ve pratik sağduyusu, biraz
gergin olan yol arkadaşına gümrük ve sınır formaliteleriyle başa çıkmada
yardımcı oldu.).
Bern'in tarihi mimarisini, Aare nehrini ve katedral terasını
çok sevmiş, doğa ve tarihle samimi bir bağ kurmaya çalışmıştır.
Soglio'daki Kütüphane
1919 yazında Graubünden bölgesindeki dağ köyü Soglio'ya
giden Rilke, Palazzo Salis'in tarihi kütüphanesinde kalarak uzun süre sonra ilk
kez yaratıcı gücünün uyandığını hissetmiştir. Burada "İlk Ses"
(Ur-Geräusch) adlı düzyazısını yazmış, Wilhelm Mühlon'un savaş eleştirisi
kitabını ve Carl Spitteler'in destansı şiirini okumuştur.
Sonbaharda oradan ayrılırken derin bir hüzün duymuştur.
Gezgin Ozan
Rilke, hem mali olanak yaratmak hem de halkla buluşmak
amacıyla Kasım 1919'da Zürih, St. Gallen, Luzern, Basel, Bern ve Winterthur
şehirlerini kapsayan lirik bir okuma turnesi düzenlemiştir. Ancak sabit bir
evinin olmaması onu içsel bir durgunluğa itmiş; kışı geçirdiği Locarno
pansiyonunda yalnızlık ve içsel kilitlenme yaşamıştır.
Venedik - Cenevre - Bern - Paris
1920 yazında Venedik'te Palazzo Valmarana'da Prenses Marie
von Thurn und Taxis'in konuğu olan Rilke, geçmişteki yaşam biçiminin aynen
tekrarlanamayacağını idrak etmiştir.
Cenevre'ye döndükten sonra Hotel des Bergues'te kalmış,
Baladine Klossowska ("Merline") ile tanışmış ve sonbaharda 11
günlüğüne Paris'e giderek eski sokaklarını ve Seine rıhtımlarını yeniden
ziyaret etmiştir.
İyileşme ve Yeni Başlangıç
Irschel Yanı Berg Kalesi
Kasım 1920 ile Mayıs 1921 arasında Richard ve Lily
Ziegler'in davetiyle Berg Kalesi'ne çekilen Rilke, aradığı mutlak yalnızlığı ve
inzivayı bulmuştur. Burada zihninde beliren hayali bir figürün dikte ettirdiği
"Kont C. W.'nin Kalıntıları" şiir döngüsünü kaleme almış ve
Balthus'un kedi çizim kitabı Mitsou için Fransızca bir önsöz yazmıştır.
Manastırdaki Hizmetçi Odası
Mayıs–Temmuz 1921 tarihlerinde Cenevre Gölü yakınındaki
Prieuré d'Etoy manastırında mütevazı bir odada kalan Rilke, kendisini tamamen
okumaya vermiştir. Marcel Proust'un eserlerini ve İsviçreli paralı askerlerin
tarihini incelemiştir. Bu dingin dönemin ardından kalıcı bir çalışma mekânı
bulmak üzere Valais bölgesine geçmiştir.
Muzot Şatosu ve Duino Ağıtları'nın Tamamlanması
Rilke Muzot’da
Temmuz 1921'de Sierre yakınlarındaki 13. yüzyıldan kalma
Muzot Kulesi'ni (Château de Muzot) keşfeden Rilke, aradığı sert ve koruyucu
sığınağı bulmuştur. Duruşu ve cömertliğiyle bilinen hamisi Werner Reinhart
kuleyi satın alıp Rilke'ye tahsis etmiştir.
Rilke su ve elektrik bulunmayan bu kulede ayakta çalışma
masasını kurarak "şövalyevari" inzivasına başlamıştır.
Bir Fırtına
(Şubat 1922 Yaratım Süreci)
Şubat 1922'de Muzot'ta mucizevi bir ilham fırtınası
yaşanmıştır. 1912'de Duino'da başlanıp yarıda kalan Duino Ağıtları
birkaç gün içinde tamamlanmış, aynı zamanda genç yaşta ölen dansçı Wera Ouckama
Knoop'un anısına Orpheus'a Soneler yazılmıştır.
"Soğuk ay ışığında dışarı çıktım ve küçük Muzot'u
sanki büyük bir hayvanmış gibi okşadım - bunu bana bahşeden eski duvarlar. Ve
yıkılmış olan Duino. Ağıtlar hazır."
Yerine Getirme
2-20 Şubat 1922 arasındaki 19 günlük yoğun yaratım süreci
tamamlandığında, Rilke hem en büyük şaheserlerini bitirmiş hem de içsel
kurtuluşuna ulaşmıştır. Şair, varoluşa ve doğaya duyduğu minnettarlıkla çocuksu
bir neşeye ve sükûnete kavuşmuştur.
Büyülü Kule
Ek Saatler
Ağıtların ardından Rilke Muzot'ta dostlarını (Marie von
Thurn und Taxis, Werner Reinhart, Paul Valéry) ağırlamış, Sierre halkı ve
köylülerle mütevazı ilişkiler kurmuştur. Almanya'daki enflasyona ve siyasi
huzursuzluklara rağmen İsviçre'deki bağımsız sığınağını korumuştur.
Paul Valéry ve André Gide
Rilke, Fransız şair Paul Valéry'nin eserleriyle derin bir
zihinsel akrabalık kurmuş, onun Charmes (Tılsımlar) kitabını ve Le Cimetière
marin şiirini Almancaya çevirmiştir. Yıllardır dostu olan André Gide'in Le
Retour de l'Enfant prodigue eserini de Türkçeye/Almancaya kazandıran Rilke,
çeviriyi kendi öznel şiirsel diliyle yeniden üretmiştir.
“Yalnızdım, bekliyordum, tüm çalışmalarım bekliyordu. Bir
gün Valéry'yi okudum; bekleyişimin sona erdiğini anladım.”
İlk Hastalık
1923–1924 yıllarında Rilke'nin sağlığı bozulmaya başlamış;
Montreux yakınlarındaki Valmont Kliniği'nde Dr. Haemmerli-Schindler gözetiminde
tedavi görmüştür. Ekim 1924'te Muzot'un girişindeki asırlık kavak ağacının
kesilmesi, şaire ölümcül bir kayıp hissi yaşatmıştır.
Son Hasat
(Fransızca Şiirler ve "Valais Dörtlükleri")
Rilke yaşamının son yıllarında Fransızca şiirler yazmaya
ağırlık vermiş; Vergers (Meyve Bahçeleri), Quatrains Valaisans (Valais
Dörtlükleri), Les Roses ve Les Fenêtres kitaplarını oluşturmuştur. Alman
kamuoyundan gelen eleştirilere karşı Yeni Zürih Gazetesi yazarı Dr. Eduard
Korrodi'ye mektup yazarak İsviçre doğasına olan şükranını ve iki dilli evrensel
tutumunu savunmuştur.
Rilke
Rilke, döneminin yaygın öz reklamcılığından, edebiyat
kafelerinden ve snob salonlardan özenle kaçınmıştır. Nobel Ödülü veya resmi
törenler gibi onurlandırma çabalarına karşı mesafelidir; amacı sadece eser
üretmek ve yazgısına sadık kalmaktır.
Çevirmenler, edebiyat tarihçileri ve genç hayranları
tarafından kendisine yöneltilen soruları nezaketle yanıtlamış, ancak hiçbir
zaman kendisini tarihsel bir figür veya "yaşlı Goethe" gibi
konumlandırmamıştır.
Askeri okuldaki zorlu yılları, Prag'daki çocukluğu, ailesi
ve gençlik dönemi, Rilke'nin üzerinde derin travmatik izler bırakmıştır.
Gençlik yıllarının belgelerine (örneğin "Genç Rilke" dönemine ait
metinlere) karşı oldukça eleştirel, hatta zaman zaman acımasız yaklaşmıştır.
Yaşlandıkça bu geçmişi bir yük olarak hissetmekle birlikte,
onu dönüştürmeye ve anlamlandırmaya çalışmış; ancak amansız hastalığı bu
otobiyografik ve hatıra temelli çalışmaları tamamlamasına izin vermemiştir.
Rilke'nin insanlarla ilişkisindeki en temel anahtar kelime
"saflık"tır. Sosyal, ulusal veya sınıfsal engelleri dikkate almaz;
bir köylü kızı, bir işçi veya bir prenses onun gözünde eşittir.
Dostoyevski’nin karakterleriyle (özellikle Prens Mişkin ile)
bağdaştırılan bu saf bakış açısı, onun acıyı ve insan kaderini ilahi bir
kabulle karşılamasını sağlamıştır. Assisili Aziz Francis gibi doğayı ve
yaratılmış her şeyi seven, barışçıl ve şefkatli bir ruha sahiptir.
Hafif yapılı, büyük alnı ve etkileyici parıltılı mor-mavi
gözleriyle dikkat çeken Rilke, dışarıdan son derece kibar, mütevazı ve zarif
bir Avusturyalı aristokrat görünümündedir. Ancak yüz hatlarındaki değişkenlik
(bazen derin bir hüzün maskesi veya sönmüş bir bakış) onun içsel fırtınalarını
yansıtır.
Rilke'nin en dikkat çeken fiziksel özelliklerinden biri dar,
kahverengi ve güçlü elleriydi. Bu eller, nesnelerle ve zanaatla kurduğu titiz
ilişkinin adeta birer aracıydı.
Stefan George'un Alman diline kazandırdığı itibara ve Carl
Spitteler'in Prometheus eserindeki mitolojik güce büyük bir hayranlık
duyardı. Spitteler hakkında "Eğer insan doğaya konuşma yeteneğini geri
verseydi, doğa Prometheus gibi konuşurdu" sözleriyle övgüde
bulunmuştur.
Müzik kulağı olmamasına rağmen, dokunma, koku ve görme
duyuları olağanüstü gelişmiştir. Konuşmasındaki akıcılık ve doğrudanlık
karşısındakileri büyülerdi.
Hayatının tek yasası sanata hizmet etmektir. Günlük yaşamını
bile sanatla yükseğe taşıyan, titiz ve disiplinli bir çalışma etiğine sahiptir.
Hayatının son döneminde Paul Valéry’nin şiirlerini Almancaya
çevirmekten büyük bir coşku duymuş; bu çevirileri adeta kendi orijinal eserleri
gibi sahiplenerek titizlikle düzenlemiştir. Valéry ile olan entelektüel teması
ve Muzot'taki sakin çalışma ortamı, onun son yıllarına damga vuran en mutlu
anlardandır.
Anı yazarlarının sıklıkla çizdiği "aşırı duyarlı,
şımarık ve kadınsılaştırılmış Rilke" imgesinin aksine, onda erkekçe bir
sertliğin, sarsılmaz bir disiplinin ve güçlü bir sanatçı iradesi vardır.
Hastalık ve Ölüm
Diğer Paris
Ocak-Ağustos 1925 arasında Rilke, hastalığının getirdiği
yıkımdan kaçmak amacıyla Hotel Foyot'a yerleşerek Paris'e gitmiştir. Fransız
edebiyat dünyasının merkezinde ağırlanmış (Gide, Valéry, Jaloux, Supervielle),
fakat yoğun sosyal tempo bünyesini daha da yıpratınca Eylül 1925'te Muzot'a
dönmüştür.
Muzot olmadan ne yapardım ki?
Çaresizlik
Sonbahar 1925'te Muzot'ta ağız mukoza lezyonları şiddetlenen
Rilke, 27 Ekim 1925 akşamı resmi vasiyetnamesini hazırlamıştır. Vasiyetinde
hiçbir dini aracı istemediğini belirtmiş, Raron Kilisesi'nin yüksek
bahçesindeki mezarlıkta gömülmeyi ve mezar taşına kendi yazdığı mısranın
kazınmasını emretmiştir.
Fiziksel ve Metafiziksel
Rilke acı karşısında büyük bir metanet ve sessizlik
sergilemiştir. "Genç İşçinin Mektubu" metninde olduğu gibi dogmatik
dine karşı yaşamın saf kabulünü savunmuştur. Sonbahar 1926'da Muzot bahçesinde
gül keserken parmağına batan diken enfeksiyona yol açmış, teşhisi konulan akut
lösemiyle birleşerek hastalığı son evresine taşımıştır.
Ara Verme
Valmont’tan ayrıldıktan sonra Rilke, Muzot ile Sierre’deki
Hotel Bellevue arasında mekik dokumuştur. Önceleri sığınağı ve varlığının
merkezi olan Muzot Kulesi, sağlığının bozulmasıyla birlikte onun gözünde güneye
(İtalya, Güney Fransa, Akdeniz) giden yol üzerinde bir "geçiş yeri"
haline gelmiştir.
1926 yazında Fransızca şiir döngüsü Meyve Bahçeleri (Vergers)
yayımlanmış, Rilke Valéry’nin Tılsımlar (Charms) kitabında yer
alan "Narkissos Parçaları"nı (Narcisse) büyük bir zevk ve
tatminle Almancaya çevirmiştir.
Ağustos 1926’da Ragaz ve Maienfeld (Salenegg Kalesi)
ziyareti sırasında, kurumuş gövdesinin içinden uzattığı kökle yeniden yeşeren
tarihi bir söğüt ağacından ilham alarak on iki kıtalık bir şiir kaleme
almıştır. Rilke, kendi soyunun son temsilcisi olarak çürümeden doğan bu yeni
yaşamı, umut ve yaşama isteğinin simgesi olarak görmüştür. Bu şiir, hayattayken
yayımlanan son eserlerinden biridir.
Muzot’taki bahçesinde gül keserken parmağına batan diken
yaraları ilhata dönüşmüş, şiddetli ağrılara yol açmıştır. Bu durum, bünyesinde
ilerleyen akut lösemi (kan kanseri) hastalığının ilk görünür belirtisi
olmuştur.
Kasım 1926’da gürültüden, ağız ve burun mukozasındaki
şişliklerden, öksürük ve mide rahatsızlıklarından mustarip olan Rilke, doktor
ve ilaç tedavisini uzun süre reddetmiştir.
Sierre’deki korkunç ağrılara daha fazla dayanamayarak
sekreteri eşliğinde Val-Mont sur Territet Sanatoryumu’na geri dönmüştür.
Sekreteri Mile Genia Tschernoswitow'un Nanny Wunderly-Volkart'a yazdığı
mektupta aktardığı üzere, şair tarif edilemez fiziksel acılar içinde, kül rengi
bir çehreyle ve olağanüstü bir sabırla son günlerini geçirmektedir.
Ölüm ve Cenaze
Valmont Kliniği'nde geçirdiği şiddetli acıların ardından
Rainer Maria Rilke, 29 Aralık 1926 sabahı akut lösemiden hayatını kaybetmiştir.
2 Ocak 1927'de dostlarının, yazarların ve Valais köylülerinin katılımıyla Raron
Kilisesi bahçesinde toprağa verilmiştir.
"Gül, ah, tam bir çelişki, bunca kapağın altında
kimsenin uykusu olmamaktan zevk almak."
Rose, oh reiner Widerspruch, Lust, niemandes Schlaf zu sein
unter soviel Lidern.
…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder