Ingeborg
Schnack - Rainer Maria Rilke Yaşamının ve
Eserlerinin Kronolojisi, 2. Cilt - Notlar
Rainer Maria Rilke Chronik seines Lebens und seines Werkes,
Band 2, Insel Verlag, 1975
1918, Savaşın Sonu ve Devrim
Wagner Oteli’nde Profesör Max Weber’in konuşmacı olduğu,
devrimci öğrencilerin ve anarşist Mühsam’ın katıldığı büyük halk toplantılarını
takip etti. Kurt Eisner’in Bavyera Cumhuriyeti’ni ilan ettiği günlerin
gerilimini ve halkın coşkulu uyanışını yakından gözlemledi.
Avusturya yönetimi tarafından kendisine verilen Franz Joseph
Nişanı’nın Subay Haçı ödülünü, kişisel dikkat çekmeme ve sanatsal
bağımsızlığını koruma amacıyla resmi olarak iade etti.
1918 sonbaharında, o güne kadar tamamlayabildiği Duino
Ağıtları’nın el yazmalarını ve parçalarını (Insel-Verlag’ın demir dolabında
saklanmak üzere) Katharina Kippenberg’e gönderdi.
Bern’deki İsviçre elçiliğinden seyahat izni çıkmasına ve
Hottingen okuma grubundan konferans davetleri almasına rağmen, Münih’teki yeni
düzeni ve devrim sonrası ortamı terk etmekte tereddüt ederek İsviçre seyahatini
erteledi.
Kasım ayında Münih’e gelen yazar Claire Studer (Ivan Goll’un
müstakbel eşi) ile yakın bir dostluk kurarak kendisine şiirler ve mektuplar
yazdı.
Münih'te Geçirdiği Son Birkaç Ay
Yeni yıl arifesinde Oswald Spengler’in Batı’nın Çöküşü
(Der Untergang des Abendlandes) adlı eserini okudu.
Ocak ayı ortalarında Mihail Lermontov’un “Yalnız başıma
yola adım atıyorum, boşluğa...” adlı şiirini Almancaya çevirdi.
Münih’te Bavyera Serbest Devleti’nin solcu sosyalist
Başbakanı Kurt Eisner’in bir suikast sonucu öldürülmesi, şehirdeki siyasi
kargaşayı doruğa çıkardı ve yaklaşan Bavyera Sovyet Cumhuriyeti sürecinin
zeminini hazırladı.
Lou Andreas-Salomé’yi Münih’e, "Gartenheim"
konukevine davet eden Rilke, şehirdeki silahlı çatışmalar ve parlamento
sürecinden ötürü seyahat zamanlaması konusunda endişelerini paylaştı.
1917’de İstanbul’da vefat eden Richard von Kühlmann’ın
anısına özel olarak basılan Marguerite von Kühlmann. Arkadaşından Anı
Sayfaları için çalıştı ve 1902-1917 yılları arasındaki şiirlerini kapsayan
82 şiirlik özel bir el yazması derlemesi hazırladı.
Bavyera Sovyet Cumhuriyeti’nin kanlı bir şekilde
bastırılması ve "Beyaz Terör"ün başlamasıyla birlikte şehirde büyük
bir huzursuzluk hâkim oldu. Bolşevik olduğundan şüphelenilen kişilere yönelik
saldırılar ve ev aramaları Rilke’yi de hedef aldı; şairin dairesi polis
tarafından iki kez arandı.
Yaşanan siyasi çalkantılar ve polis baskıları Rilke’yi
şehirden tamamen soğuttu; daha sonra bu dönemi anarken Münih’te hiçbir zaman
kendini gerçekten evinde hissetmediğini ifade etti.
Mayıs 1919’un ortalarında Duino Ağıtları üzerinde
çalışarak tamamlanan bölümleri Lou Andreas-Salomé’yle paylaştı.
Yürüyüş yaparken bile cebinde taşıdığı İtalyan sonelerini
yeniden işleyen Rilke; Paul Valéry, Charles Vildrac ve Stéphane Mallarmé’nin
şiirlerinin çevirileri üzerine yoğunlaştı.
Münih’ten ayrılmadan önce tüm yazışmalarını deri bir sandığa
yerleştirdi; günlük not defterlerini ve el yazması taslaklarını içeren sekreter
masasının anahtarını Elya Nevar’a teslim etti.
11 Haziran 1919’da Münih’ten kalıcı olarak ayrılan Rilke, İsviçre’ye
doğru hareket etti.
İsviçre'deki Başlangıçlar
Rilke, Zürih’te Hottingen Okuma Çevresi üyeleri tarafından
karşılandı ve Eden au Lac Oteli’ne yerleşti.
Cenevre’de ressam Baladine (Mouky) Klossowska ile ilk kez
tanıştı ve bu tanışıklık hayatının son yıllarındaki en önemli
mektuplaşmalarından birinin başlangıcı oldu.
Bern’deki tarihi mimariden, çeşmelerden ve müzedeki duvar
halılarından derinden etkilenen şair, Gümlingen Kalesi’ni ziyaret etti; Yvonne
de Wattenwyl ve Elisabeth von Gonzenbach ile dostluklar kurdu.
Temmuz ayı sonunda Inga Junghanns ve eşiyle birlikte
Engadine bölgesine geçerek Nietzsche’nin anıt taşının bulunduğu Chastè
yarımadasında ve Fex Vadisi’nde doğa yürüyüşleri yaptı.
Çocukluk yıllarındaki ilk fonograf (gramofon) deneyiminden
ve insan kafatasının dikiş çizgilerinden esinlenerek kaleme aldığı ünlü estetik
kuram metni İlkel Ses’i tamamlayarak Insel-Verlag’a gönderdi.
Weimar’daki genç bir kadın olan Lisa Heise ile yazışmaya
başladı (bu mektuplar daha sonra Genç Bir Kadına Mektuplar adıyla
yayımlandı).
Bern’de tanıştığı Wilhelm Muehlon’un Avrupa’nın Yıkımı
(1908) adlı eserini okuyan Rilke, yazarın savaşın başındaki uyarılarının ve
öngörülerinin ne kadar haklı olduğunu vurgulayarak kendisine takdir mektubu
gönderdi.
Avusturya’nın St. Germain Antlaşması ile resmen dağılmasıyla
birlikte Rilke devletsiz kaldı.
İsviçre'de konferans turu
Tonhalle’nin küçük konser salonunda kendi eserleri üzerine
verdiği ilk büyük konferans büyük bir ilgi gördü.
İkinci okuma akşamında sadece şiirlerini ve çevirilerini
değil, aynı zamanda insan kafatasının dikişlerinden esinlenerek yazdığı ünlü
estetik denemesi İlkel Ses’i de okuyarak büyük övgü topladı.
Zürih Gölü kıyısındaki Meilen’den Nanny Wunderly-Volkart ile
tanışarak İsviçre yıllarındaki en sadık ve yakın dostluklarından birinin
temelini attı; kendisine Portekizce Soneler’i ithaf etti.
Bern Büyük Konsey Salonu’ndaki okumasının ardından
Winterthur’da Cézanne ve Rodin hakkında konuşmalar yaparak konferans turunu
sürdürdü.
Katharina Kippenberg’e konferans turunun genel başarısını
rapor etti; toplamda yedi akşam süren okumaların İsviçre seyircisi üzerinde
bıraktığı etkiyi paylaştı.
Aralık ayı başında Locarno’nun yukarısındaki Castello San
Materno’ya (Elvire Bachrach’ın mülküne) yerleşmek üzere Zürih’ten ayrıldı.
Locarno'da Kış 1919-1920
Bachrach ailesinin Castello San Materno’daki odalarını
inceleyen Rilke; soğuk zemin, demir soba ve tavuk kümesinden ötürü buradaki
daireden vazgeçerek Grand Hotel’in arkasındaki daha konforlu Villa Muralto
pansiyonuna yerleşti.
Zürih Gölü kıyısındaki Meilen’den Nanny Wunderly-Volkart ile
İsviçre yıllarının en sadık dostluğunu kurarak kendisine "Nike"
(Zafer Tanrıçası) adını yakıştırdı.
Noël vesilesiyle Nanny Wunderly-Volkart’a Duino Ağıtları’nın
ilk üç bölümünün temiz kopyalarını hediye etti; ayrıca Yvonne de Wattenwyl için
de özel şiir kopyaları hazırladı.
Paul Sabatier’in Assisili Francis kitabını, Koelsch’in Das
Erleben eserini ve Claudel’in yazılarını inceledi; homoerotizm, çocukluk
anıları ve sanatın doğası üzerine derinlemesine düşünceler kaleme aldı.
27 Şubat’ta Locarno’dan ayrılarak Basel yakınlarındaki bir
kır malikânesinde tamamen yalnız yaşayacağı yeni bir döneme doğru yola çıktı.
Basel Yakınlarındaki Schönenberg'de, 1920
Basel yakınlarında, Pratteln’deki Schönenberg malikânesine
(Burckhardt-Schazmann / von der Mühll ailesinin mülküne) yerleşti.
Bavyera hükümetinin kararıyla 1914’ten sonra Münih’e taşınan
yabancıların şehir dışı edileceğini öğrendi. Ainmillerstrasse’deki stüdyo
dairesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun dağılmasıyla
devletsiz kalan Rilke, Avusturya pasaportunun süresi dolunca Prag yönetimi
nezdinde girişimlerde bulunarak 12 Mayıs 1920'de resmi olarak Çekoslovakya
pasaportu aldı.
Michelangelo’nun şiir külliyatını inceleyerek "Geceye"
hitaben yazılmış iki ünlü sonenin Almanca çevirisini tamamladı ("Ey
Gece, kara olsa da, yine de nazik zaman...").
Hofmannsthal, eşi ve kızıyla birlikte Basel’e gelerek
Schönenberg’de Rilke’nin konuğu oldu; ikili edebiyat ve estetik yargılar
üzerine sohbet etti.
Yeniden Bağlantı Kurma Girişimleri: Venedik ve Paris
İtalyan vizesini aldıktan sonra doğrudan Venedik’e giden
Rilke, Prenses von Thurn und Taxis tarafından karşılandı. Önce Hotel Europe’da,
ardından San Vio’daki Palazzo Valmarana’da (asma katta) konakladı.
Schönenberg malikânesine (von der Mühll ailesinin yanına)
dönen Rilke, burada Dostoyevski’nin kızı tarafından yazılan biyografiyi ve
Spitteler’in Prometheus ve Epimetheus eserini büyük bir hayranlıkla
okudu. Temmuz sonunda Schönenberg’de çıkan büyük bir ahır yangınından rüzgârın
yön değiştirmesi sayesinde son anda kurtuldu.
22 Ekim 1920’de Basel’den hareket ederek Paris’e ulaştı.
Foyot Oteli’nde konaklayan şair; André Gide, Wanda Landowska
ve Düşes de Clermont-Tonnerre ile görüşmeler yaptı. Paris sokaklarında
yürüyerek eski dostlukları ve zihinsel sürekliliği yeniden kurmaya çalıştı.
Ekim sonuna doğru Cenevre’ye ve ardından Zürih’e dönen Rilke,
kış aylarını geçirmek üzere Zürih Kantonu’ndaki Irchel’de bulunan tarihi Berg
Kalesi’ne yerleşme hazırlıklarına başladı.
Berg am Trebel Kalesi 1920-1921
Nanny Wunderly-Volkart’ın yardımıyla Zürih Kantonu’ndaki
Irchel bölgesinde yer alan tarihi Schloss Berg am Irchel şatosuna yerleşti. Bu
mekân, Rilke’ye uzun süredir aradığı Duino benzeri sığınağı ve huzuru sundu.
On bir yaşındaki Balthus’ün (Baltusz Klossowski) kedisi
üzerine çizdiği resimli öykü kitabı için doğrudan Fransızca olarak kaleme
aldığı ünlü önsözü tek solukta yazdı.
Cenevre’de ağır bir hastalık geçiren Baladine Klossowska
(Merline) ile sık sık mektuplaştı; Ocak ayı başında Cenevre’ye giderek onunla
ilgilendi.
Hausenstein’ın Paul Klee hakkındaki eserini inceleyen şair,
Klee’nin çizgi ve müzik arasındaki sentezi ile Cézanne’ın sanat anlayışı
üzerine derinlemesine değerlendirmeler yaptı.
Mart sonuna doğru, hayali figür Kont C. W. kurgusu
etrafında şekillenen on bir şiirlik ikinci seriyi ayrı sayfalara özenle
kaydetti.
Merline’in Berg’i ziyaretleri sırasında Rilke ona Valéry’nin
şiirlerini okudu; Merline de şairin portrelerini çizdi.
Merline’in Baudelaire’in meşhur şiirini (L’Invitation au
voyage) çevirme isteğini, bu eserin Almancaya aktarılamayacak kadar benzersiz
olduğunu belirterek nezaketle reddetti ve Stefan George’un çevirilerine atıfta
bulundu.
Hayali Kont C. W. kurgusu etrafındaki şiir serisini
genişleterek bir kopyasını Prenses Marie von Thurn und Taxis’e gönderdi.
Nisan ayında Berg Kalesi parkının tam karşısına kurulan
elektrikli kereste fabrikasının gürültüsü, Rilke’nin çok değer verdiği mutlak
sessizlik ortamını zedeledi.
914 felaketinden Munich ve Berg yıllarına kadarki içsel
krizlerini, hatalarını ve itiraflarını konu alan 66 sayfalık özel düzyazı metni
Testament’ı kaleme aldı. Bu belgeyi saklanmak üzere Nanny
Wunderly-Volkart’a emanet etti.
Malikânenin kiralanması nedeniyle Berg’den ayrılmak zorunda
kalan Rilke, Nanny Wunderly-Volkart ve oğlu Charles Wunderly’nin aracıyla
Cenevre Gölü kıyısındaki Le Prieuré d’Etoy’a taşınarak yeni bir sığınak aramayı
sürdürdü.
"Ağıtların Mekanı" Arayışında
Etoy yakınlarındaki eski bir Ağustosinus manastırı olan Le
Prieuré’de kısa aralıklarla kalmaya başlayan Rilke, burada André Gide ve Paul
Valéry’nin eserleri üzerine yoğunlaşarak edebiyat ve dil üzerine derinlemesine
mektuplaşmalar gerçekleştirdi (Mayıs 1921).
Rolle’de torunlarını ziyaret eden Prenses von Thurn und
Taxis ile bir araya gelen Rilke, kendisine henüz yayımlanmamış Üçüncü ve
Dördüncü Ağıtlar’ı okudu.
Bir kuaför-bazarın penceresinde gördüğü kiralık ilan
vesilesiyle, Sierre yakınlarındaki medfun, elektrik ve suyu olmayan ilkel ama
büyüleyici Château de Muzot kulesini keşfettiler.
Dostu Werner Reinhart’ın maddi desteği ve emlakçı M. de
Rham’ın çabaları sayesinde Muzot Şatosu altı aylığına kiralandı.
Muzot'taki Başlangıç
Baladine Klossowska (Merline) ile birlikte mumlar, gaz
lambaları ve eski mobilyalarla kuleyi yaşanılır hale getiren Rilke, Temmuz
sonuna doğru bu tarihi yapılarda "kahramanca yaza" adım atarak uzun
süredir aradığı sığınağa kavuştu.
Muzot kulesinde onarımlar yapılarak duvarlar badanalandı,
fare yuvaları kapatıldı; Baladine Klossowska (Merline) kuleyi yaşanılır hale
getirmek için büyük çaba harcadı.
Kızı Ruth’un, avukat asistanı Carl Sieber ile nişanlandığı
resmi olarak duyuruldu
Valéry’nin Le Cimetière marin şiirine hayranlığını
dile getiren ve eserlerini çeviren Rilke, yıl sonunda Paul Valéry’den gelen
sıcak ve cesaret verici mektuplarla büyük bir mutluluk yaşadı.
Gide, Rilke’den kendi eseri Toprak Nimetleri’ni
tercüme etmesini rica etti.
Dr. W. Morgenthaler’in akıl hastası bir sanatçının
üretkenliğini inceleyen Ein Geisteskranker as Künstler (Akıl Hastası Bir
Sanatçı Olarak Adolf Wölfli) adlı kitabını büyük bir ilgiyle inceleyerek Lou
Andreas-Salomé ve Freud’e tavsiye etti.
Kasım ayında Baladine Klossowska’nın Berlin’e dönmesiyle
birlikte Muzot’ta tamamen yalnız kalan şair, kış soğuklarına karşı güvenli hale
getirilen kulesinde günlük işlerine, okumalarına ve uzun mektup listelerini
tamamlama çabalarına odaklandı.
Muzot Şatosu’nda kış soğukları ve kar yağışı altında tam bir
yalnızlığa çekilen Rilke, dış dünya ile iletişimini sınırlandırarak
"mektup orucuna" başladı ve içsel konsantrasyonunu yeniden sağlamaya
çalıştı.
1 Ocak 1922’de, genç yaşta yitirdiği Wera Ouckama Knoop’un
hastalığı ve ölümüne dair annesinden gelen notları teslim aldı. Bu sarsıcı
metinler ve Herrengasse'deki Ev başlıklı defter, şairin zihninde derin
izler bıraktı.
Mont Ventoux’ya tırmanışı anlatan Petrarca metinleri ve Paul
Valéry’nin eserleri üzerine çalışarak dil ve çeviri sınırlarını zorladı.
F. A. Hünich tarafından hazırlanan ve ergenlik dönemi
yazılarını içeren Rainer Maria Rilke’nin İlk Günlerinden (1894–1899)
adlı derlemenin yayımlanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Bu tür
erken dönem metinlerinin biyografik birer veri olarak yorumlanmasına karşı
çıktı.
Geçmişteki Floransa hatıralarını ve Stefan George’un
kendisine yönelttiği "çok erken yayımladığı" yönündeki eleştirinin
haklılığını yeniden hatırladı.
“Duino Ağıtları” ve “Orpheus'a Soneler”
1-5 Şubat tarihleri arasında bir içsel coşkuyla 25 sonelik
ilk halkayı tamamladı. Wera Ouckama Knoop’un imgesi etrafında şekillenen bu
seri, Orpheus’a Soneler (Die Sonette an Orpheus) birinci bölümün
temelini oluşturdu.
Şair bu beklenmedik lütfu ilk olarak Wera’nın annesi Gertrud
Ouckama Knoop’a, dostu Nanny Wunderly-Volkart’a ve Jean Strohl’e yazarak
duyurdu.
7 Şubat’ta Yedinci ve Sekizinci Ağıtlar kaleme alındı. 9
Şubat’ta Dokuzuncu Ağıt’ın eksik parçaları tamamlandı.
11 Şubat akşamı saat 18:00’de Onuncu Ağıt’ın son dizeleri
tamamlandı. 1912’de Duino Şatosu’nda başlayan, araya giren savaş ve kriz
yıllatıyla On yıl boyunca ertelenen büyük yapı nihayet tamamlandı.
Rilke, sevinçle Muzot’nun eski duvarlarını bir hayvanı okşar
gibi okşadı ve yayıncısı Anton Kippenberg’e, Prenses Marie von Thurn und
Taxis’e ve Lou Andreas-Salomé’ye haber gönderdi.
Picasso’nun Saltimbanques (Cambazlar) tablosundan
esinlenen yeni Beşinci Ağıt tek bir günde doğdu ve yapıtın nihai düzenine
eklendi (14-15 Şubat 1922).
Ağıtların tamamlanmasının hemen ardından gelen artçı
sarsıntılarla birlikte Rilke, Orpheus’a Soneler’in ikinci bölümünü
yazmaya devam etti. Toplamda 55 sone ve döngüye dahil edilmeyen birçok yan şiir
doğdu.
Bu yoğun günlerde dahi okumalarını sürdüren Rilke, Kurt
Wolff’un gönderdiği Franz Kafka’nın Bir Köy Doktoru kitabını okudu.
Rilke, kendisini yıllardır ezen "hayat ile sanat
arasındaki çatışmayı" ve yarım kalmışlık hissini aşarak özgürleşti. On
yıldır beklediği lütfa kavuşmanın verdiği derin şükranla Muzot’ta baharı
karşılamaya hazırlandı.
Şubat ayı sonunda tamamlanan Orpheus'a Soneler (Die
Sonette an Orpheus) iki bölüm halinde (toplam 55 sone) son halini aldı.
Rilke, Klasik sone biçimini sarsmadan yükseltip dönüştürmeyi "kendisine
verilmiş en özgür sınav" olarak nitelendirdi.
Leipzig’deki Insel Verlag ve Katharina Kippenberg ile
yazışarak Ağıtlar ile Sonelerin basım detaylarını netleştirdi. Duino
Ağıtları’nı bütünüyle Prenses Marie von Thurn und Taxis’e ithaf ederken;
sekizinci ağıtı Rudolf Kassner’e adadı.
Mart ayında Muzot Şatosu’nun bahçesindeki meyve çalıları
kenara taşınarak yerlerine Nanny Wunderly-Volkart ve Werner Reinhart’ın temin
ettiği elliyi aşkın gül fidesi dikildi. Şair bu durumu büyük bir coşkuyla
"gül mucizesi" (Rosenwunder) olarak tanımladı.
Paul Valéry’nin Le Serpent (Yılanın Taslağı)
adlı uzun şiirini derin bir estetik tutkuyla Almancaya çevirdi.
Bir müzik senfoni konserine katılmak üzere Zürih’e (Hotel
Baur au Lac) gitti; Nanny Wunderly ve Jean Strohl ile görüşmeler yaptı.
Muzot'ta Yaz / 1922
Werner Reinhart, Rilke’nin yaşamını ve çalışmalarını güvence
altına almak amacıyla Château de Muzot’yu resmen satın aldı; böylece şairin
Sierre’deki bu kuledeki kalıcılığı tescillenmiş oldu.
Sierre’deki Bellevue Oteli’nde konaklayan Prenses von Thurn
und Taxis, Muzot’u ziyaret etti (Haziran 1922). Rilke, Prenses’e Duino
Ağıtları’nın tamamını ilk kez bir solukta ve arkasından Orpheus’a Soneler’i
okudu. Prenses, bu yapıtlardan ve sesli okuma deneyiminden derin bir sarsıntı
ve hayranlık duydu.
Marcel Proust’un Sodom ve Gomorra yapıtını ve Hans
Carossa’nın Bir Çocukluk (Eine Kindheit) kitabını ilgiyle okudu.
Fizik profesörü Strasser’in ziyaretleri vesilesiyle Albert
Einstein’ın görelilik teorilerine ve Almanya’dan seyahat eden ilk bilim insanı
olarak sergilediği nesnelliğe duyduğu hayranlığı dile getirdi.
24 Haziran 1922’de Almanya Dışişleri Bakanı Walther
Rathenau’nun Berlin’de aşırı milliyetçiler tarafından suikastla öldürülmesi
Rilke’yi derinden sarstı. Şair, Rathenau’nun kız kardeşine ve çevresine yazdığı
mektuplarda bu cinayeti "Almanya’nın aklı başında olan son sesinin
susturulması" olarak nitelendirerek büyük bir dehşet ve öfke ifade etti.
Paul Morisse aracılığıyla Valéry’nin yirmi beşten fazla
yayımlanmamış şiiri içeren yeni koleksiyonu Charms Muzot’ya ulaştı.
Rilke, bu şiirleri büyük bir hayranlıkla inceledi.
Anton ve Katharina Kippenberg, Sierre ve Muzot’u ziyaret
etti. Pazar günü Rilke onlara Duino Ağıtları’nı, ertesi gün ise
Katharina Kippenberg’e Orpheus’a Soneler’i sesli olarak okudu.
Baladine ve Balthus ile birlikte Bern ve Beatenberg’e kısa
bir seyahat gerçekleştiren Rilke, huzurlu bir dinlenme dönemi geçirdi.
Edebiyat dünyasını sarsan Marcel Proust’un vefatı üzerine
André Gide ile yazışan Rilke, Proust’un insan duygularının geleneksel algısını
kökten değiştiren eserine duyduğu derin saygıyı dile getirdi.
Muzot’ta Bir Kış Çalışması: Paul Valéry: Şiirler
Kış soğuklarının bastırdığı Muzot’ta yalnızlığına çekilen
Rilke, Paul Valéry’nin Charmes cildinden şiirleri tutkuyla Almancaya
aktardı.
Aralık 1922 Noel’inde, Valéry’nin Fransızca orijinalleri ile
kendi Almanca çevirilerini karşılıklı el yazısıyla kaydettiği özel defteri
Baladine Klossowska’ya (Merline) hediye etti.
Insel Verlag yöneticisi Anton Kippenberg’in önerisiyle,
erken dönem ham metinleri dışarıda tutacak 6 ciltlik Gesammelte Werke
baskısının hazırlıklarına başladı. Altıncı cildi tamamen Fransızca, İtalyanca
ve İskandinav dillerinden (Jacobsen) yaptığı çevirilere ayırmayı kararlaştırdı.
Sempatik sinir sistemindeki patolojik hassasiyet ve sindirim
rahatsızlıkları nedeniyle sık sık sıkıntı yaşadı
Katharina Kippenberg’in tavsiyesiyle D. H. Lawrence’ın Gökkuşağı
(The Rainbow) romanını okudu ve İngiliz edebiyatına dair bu sarsıcı
keşiften derin bir etkilenme duydu.
Para transferlerindeki zorluklar ve artan maliyetler
nedeniyle Château de Muzot’nun dış duvarları arasında adeta bir
"mahkûm" gibi yaşayan Rilke, tüm dikkatini Paul Valéry’nin eserlerine
verdi.
Prag’da vefat eden kuzeni Paula von Rilke’nin ardındandan
kalan aile arşivleri, minyatürler ve fotoğraflarla ilgili Prag’daki Dr. Stark
ile yazıştı; bu art arda gelen aile kayıplarının kendisinde yarattığı üzüntüyü
dile getirdi.
Konukların Zamanı / 1923
Wera Ouckama Knoop’un anısına adanan Orpheus’a Soneler
(Die Sonette an Orpheus), Leipzig’de Insel Verlag tarafından yayımlandı.
Rilke, ilk nüshaları Gertrud Knoop’a, Prenses Taxis’e ve Nölke’ye büyük bir
duyguyla gönderdi.
Carl J. Burckhardt Muzot’yu ziyaret ederek Rilke ile keyifli
günler geçirdi.
Yazar Regina Ullmann, Muzot’u ziyaret ederek şairle buluştu
ve buradaki dinginliği deneyimledi.
Paskalya döneminde Werner Reinhart ile birlikte Muzot’yu
ziyaret eden ünlü kemancı Alma Moodie, Bach eserlerini seslendirerek Muzot’ya
büyük bir "müzikal vaftiz" yaşattı. Rilke, Moodie’nin keman sesinin Orpheus’a
Soneler ile mükemmel bir uyum içinde yankılandığını belirtti.
Prenses Marie von Thurn und Taxis, torunuyla birlikte
Muzot’yu sekiz gün boyunca ziyaret etti. Rilke, yeni çevirilerini ve Eupalinos
diyalogunu ona okudu (16-23 Mayıs 1923).
1923'te İsviçre'ye Kısa Geziler
Uzun süren diş tedavileri ve sağlık kontrolleri nedeniyle
Zürih ve Meilen çevresinde bulunan Rilke, Werner Reinhart’ın Greifensee Gölü
kıyısındaki Maur’da bulunan "Fluh" adlı kır malikanesinde bir
süre dinlendi. Bu seyahatler sırasında Valais hattındaki "Yolcu"
şiirini kaleme aldı.
On yıllık emeğin ürünü olan Duino Ağıtları (Duineser
Elegien), Leipzig’de Insel Verlag tarafından lüks ve standart baskılar
halinde yayımlandı. Rilke, kitabın biçimsel ve ciltleme mükemmelliğinden
duyduğu büyük memnuniyeti Kippenberg’e bildirdi.
Maurice Betz’in çevirdiği Malte parçaları (Les
Cahiers de Malte Laurids Brigge) Paris’te yayımlandı. Rilke, bu çevirinin
metni kendi "doğal ortamına" geri kavuşturduğunu belirterek Betz’in
çalışmalarına tam desteğini sundu ve onu Muzot’ya davet etti.
Filozof ve yazar Rudolf Kassner, Muzot’da Rilke’nin misafiri
oldu. Rilke, Kassner’in varlığından ve entelektüel onayından büyük bir güç
alarak, bu buluşmayı hayatının en değerli anlarından biri olarak kaydetti.
Baladine Klossowska (Merline) uzun süreli bir ziyaret için
Muzot’ya geldi; Valais manzarasında resim çalışmaları yaparak yaz dönemini
şairle birlikte geçirdi.
Yaz sonuna doğru artan fiziksel yorgunluk ve mide/karın
kaslarındaki rahatsızlıklar nedeniyle bir sanatoryumda (Schöneck / Beatenberg)
tedavi görme planları yapmaya başlayan Rilke, Thun ve Beatenberg üzerinden kısa
geziler gerçekleştirerek kuledeki huzurunu korumaya çalıştı.
Schöneck ve Val-Mont'taki Hasta / 1923-1924
Uzun süren bağırsak rahatsızlıkları, spazmlar ve kilo kaybı
(49 kilo) nedeniyle Luzern Gölü kıyısındaki Schöneck Sanatoryumu'na yatan
Rilke, burada bir ay boyunca masaj, banyo ve elektrik tedavileri dahil olmak
üzere yoğun bir iyileşme süreci geçirdi (Ağustos - Eylül 1923).
Sanatoryumdaki tecrit ve tedavi sürecinde, içsel bir
dürtüyle Fransızca şiirler kaleme aldı.
Kızı Ruth Sieber-Rilke’nin evliliğinden doğan ilk torunu Christiane
Sieber-Rilke, Alt-Jocketa’da dünyaya geldi. Rilke, Kasım başında
"dede" olmanın duygu dolu sevincini dostlarıyla paylaştı (2 Kasım
1923).
Meilen ve Bern seyahatlerinin ardından Ekim sonunda Muzot’ya
dönen Rilke, Frida Baumgartner’ın da hizmetçi olarak geri dönmesiyle kuledeki
üçüncü kış inzivasına başladı.
Aralık ayının son günlerinde Paula Becker’in mektuplarını ve
günlüklerini derin bir ilgiyle okuyan şair, bu metinlerdeki saf kader ve kabul
anlayışından sarsıcı bir ilham aldı.
Muzot’ta artan şiddetli bağırsak spazmları ve sinirsel
yorgunluk nedeniyle Schöneck’tekine benzer bir kriz yaşayan Rilke, Cenevre Gölü
kıyısındaki Val-Mont Sanatoryumu’na yatırıldı (28 Aralık 1923).
Val-Mont’taki tedavisinin ardından 20 Ocak 1924’te Muzot’ya
geri dönen Rilke, doktoru Dr. Haemmerli’nin tavsiyesi doğrultusunda tamamen
yalnız geçen bu yaşam tarzını değiştirme, gelecekte Paris’e veya Akdeniz’in
güneyine gitme olasılıklarını tartmaya başladı.
Geç Dönem Şiirleri ve Fransızca Şiirleri
Muzot’ya döndükten sonra Fransızca şiirler kaleme almaya
başladı. "Ce soir mon coeur fait chanter...", "Lampe
du soir" ve daha sonra Vergers (Meyve Bahçeleri) cildine
girecek olan ilk metinler bu dönemde şekillendi.
Hugo von Hofmannsthal’ın 50. doğum günü vesilesiyle
Fransızca ve Almanca olarak kaleme aldığı "Bereket Boynuzu"
şiirini Hofmannsthal’ın kendi Duino Ağıtları kopyasına ve mektubuna ek
olarak takdim etti.
Rilke, önceki kış ve bahar aylarında büyük bir titizlikle
hazırladığı Paul Valéry’nin Charmes çevirilerinin deri ciltli büyük el
yazması kopyasını, özenli bir ithaf mektubuyla birlikte şaire gönderdi.
Valéry, Vence’den gönderdiği mektupla Rilke’ye
teşekkürlerini iletti; aralarındaki edebi bağ bu jestle en üst düzey akademik
ve insani olgunluğa ulaştı.
Fransız şair Paul Valéry, Cenevre’deki bir konferansın
ardından Sierre’ye gelerek Muzot’yu ziyaret etti. Rilke ile Valéry ilk kez bu
kadar yakın ve şenlikli bir atmosferde baş başa uzun bir gün geçirdiler (6
Nisan 1924).
Valéry’nin bu unutulmaz ziyaretinin anısına Rilke, 8
Nisan’da Muzot bahçesine genç bir söğüt ağacı dikti. Şair, bu ziyareti
hayatının en değerli edebi hatıralarından biri olarak kaydetti.
Proust’un Kayıp Zamanın Peşinde serisinin La
Prisonnière (Tutsak Kız) cildini büyük bir hayranlıkla inceleyen
Rilke, özellikle "Bergotte’un Ölümü" bölümünü dünya edebiyatında
eşsiz bir zirve olarak nitelendirdi.
Fransızca kaleme aldığı şiir döngülerini (Vergers)
zenginleştirmeye devam etti.
Paskalya döneminde Werner Reinhart ile birlikte Muzot’yu
ziyaret eden ünlü kemancı Alma Moodie ve besteci Ernst Krenek (Gustav Mahler’in
damadı), şaire Bach, Couperin ve Mozart sonatlarıyla unutulmaz bir müzik
ziyafeti çektiler.
Insel Verlag yöneticileri Anton ve Katharina Kippenberg
çifti Sierre ve Muzot’yu ziyaret ederek Rilke ile bir araya geldiler. Katharina
Kippenberg, Yedinci Ağıt’ı dinlerken yaşadığı derin manevi huzuru dile getirdi;
bu buluşma Rilke'nin yayıncı dostlarıyla gerçekleştirdiği son yüz yüze görüşme
oldu (25-28 Nisan 1924).
Geçici Dönem / 1924
1918’den beri görüşmeyen Rilke ve Clara Rilke (Westhoff),
Mayıs ayı sonlarında Muzot ve Sierre’deki Bellevue Oteli’nde bir araya
geldiler. Rilke, kızı ve torunu Christine hakkında haberler alırken, "dede
olmanın sanatı" üzerine neşeli sohbetler gerçekleştirdi.
Clara Rilke ve kardeşi Helmuth'un ayrılışının ardından
Rilke, Nanny Wunderly-Volkart ile birlikte Bex, Lozan, La Sarraz ve Neuchâtel
üzerinden Bern ve Ragaz’a uzanan keyifli bir İsviçre araba turu yaptı.
Bad Ragaz’daki eski ve köklü "Hof Ragaz"
kaplıcasına yerleşen Rilke, burada Prens ve Prenses Taxis ile yeniden bir araya
geldi. Radyoaktif ve şifalı sularda yaptığı banyolar, yorgun düşen bedenine
büyük bir dinlenme sağladı.
Genç Avusturyalı şair Erika Mitterer’in şiirlerinin Muzot’ya
ulaşmasının ardından Rilke, ona derin bir ilhamla peş peşe şiir-mektuplar
yazmaya başladı. Bu yazışmalar, şairin son dönem üretimlerinde önemli bir lirik
akım oluşturdu.
Valais Dörtlükleri
Ağustos başından Eylül başına kadar Muzot’da, Valais
bölgesinin doğasına, bağlarına ve yaşamına adanan 56 dörtlükten oluşan ünlü Les
Quatrains Valaisans döngüsü kaleme alındı. Rilke, bu Fransızca şiirlerin
gelecekteki İsviçre vatandaşlığı talebine güçlü bir dayanak olacağını esprili
bir dille dile getirdi.
Eylül ortasında Richard Weininger’in misafiri olarak
Ouchy-Lausanne’da (Savoy-Hôtel) kaldığı sırada, ölümünden sonra yayımlanacak
olan zarif Les Roses şiir döngüsünü yazdı.
Besteci Ernst Krenek, Sierre ve Muzot’da Rilke’yi sık sık
ziyaret etti. Rilke ona şarap mahzeninde Valais Dörtlükleri’ni okurken,
geçmişteki Prag anılarını ve Viyana günlerini coşkuyla anlattı.
Meilen ve Lausanne seyahatlerinin ardından yeniden kulesine
kapanan Rilke, bir yandan Hermann Burte’nin şiirlerini Insel Verlag’a
önerirken, diğer yandan Paris’e gitme planlarını ve gelecekteki edebi
hamlelerini tartmaya devam etti.
Paris'e Hareket Etmeden Önce: Muzot/Bern/Val-Mont
Ekim ortasında, Muzot kulesinin önündeki simgesel ve
görkemli yaşlı kavak ağacının sahipleri tarafından kesilmesi Rilke’yi derinden
sarstı; şair bu kaybı, Valéry’nin ziyaretinden sonra dikilen söğüt ağacının
kasvetli bir karşılığı olarak kayda geçirdi.
Paris’e gitmek üzere defalarca hazırlık yapan Rilke,
kronikleşen bağırsak ve sinir sistemine bağlı rahatsızlıkları ile artan
yorgunluğu nedeniyle bu seyahati gerçekleştiremedi. Montreux ve Bern’deki kısa
duraklamaların ardından Kasım ayı sonlarında Val-Mont Sanatoryumu’na (Territet)
geçerek Dr. Haemmerli’nin gözetiminde tedavi altına girdi.
Paris’te Paul Valéry, Léon-Paul Fargue ve Valéry Larbaud
tarafından çıkarılan üç aylık prestijli edebiyat dergisi Commerce’in kış
sayısında, Rilke’nin Fransızca kaleme aldığı üç şiir ("L’Endormeuse",
"Akan, koşan su" ve "Merhaba! kaderine doğru uçan
tahıl kanadı...") yer aldı. Bunlar, şairin hayattayken Fransızca
yayımladığı ilk şiirler olarak edebiyat tarihine geçti.
Witold Hulewicz’in Varşova’da yayımlanan röportajında
Rilke’nin Alman kültürüyle mesafesini, Avusturya-Bohemya kökenlerini ve
Rusya’ya duyduğu derin manevi bağı dile getirmesi, Prag basını ve Alman edebi
çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.
Son Bir Kez Daha: Paris / 1923
Val-Mont Sanatoryumu’ndan ayrılarak Paris’e gelen Rilke,
Lüksemburg Bahçeleri’ne yakın Hotel Foyot’ya yerleşti (Ocak 1925).
Oteldeki odasında yıllar öncesine ait eski evraklarını ve
mektuplarını açarak inceleyen şair, Paris’in o eski, tanıdık atmosferini
yeniden solumaya başladı.
André Gide’in tavsiye mektubuyla tanıştığı eleştirmen
Charles Du Bos ile kurduğu dostluk, Rilke’nin Paris’teki en besleyici edebi
ilişkilerinden biri haline geldi. Du Bos, Rilke’nin Fransız diline olan
hâkimiyetine ve ruhsal saflığına hayran kaldığını günlüğüne kaydetti.
Paul Valéry ile salonlarda, öğle yemeklerinde ve özel
davetlerde sık sık bir araya gelen Rilke; Prenses Bassiano’nun Versailles’daki
konutunda verilen akşam yemeklerinde Hugo von Hofmannsthal, Valéry ve Paul
Claudel gibi yazarlarla buluştu.
Paris’in salon yaşamının, avizelerin parıltısının ve
kalabalık buluşmalarının yarattığı gürültülü ve huzursuz atmosfer karşısında
tükenen Rilke, günün bin kere kendisine "Paris’imi kaybetmek için
elimden gelen her şeyi yapıyor muyum?" diye sordu ve kulesi Muzot’nun
derin sükûnetini özlemle anmaya başladı.
Nisan ayı ortalarında yakalandığı ağır grip-bronşit krizi
nedeniyle sekiz gün boyunca yataktan çıkamadı; yüksek ateş ve öksürük şairi
Mayıs ortasına kadar süren ağır bir halsizlik ve yorgunluk içinde bıraktı.
Yalnız geçen otel günlerinde Paul Valéry şairi sık sık
ziyaret ederek sağlık durumunu ve edebi tasarılarını yakından takip etti.
Apandisit ameliyatı geçiren André Gide’i hastanede ziyaret
eden Rilke, şairin yardımıyla sandıklarında kalan eski yazışmalarına ve kayıp
belgelerine yeniden kavuştu.
Richard Weininger’in sağladığı cömert maddi destek sayesinde
Pierre ve Balthus (Baltusz) Klossowski’nin Paris’teki eğitim ve sanat yaşamları
güvence altına alındı. Pierre Sosyal Bilimler Okulu’ndaki sınavlarına başladı,
Balthus ise resim çalışmalarını geliştirdi.
Alman ve Avusturya basınında (özellikle Der Türmer
dergisinde) Rilke’nin Paris’te Fransızca şiirler yayımlaması ve "Ben
Alman değilim" dediğine dair çıkan haberler sert eleştirilere yol
açtı.
Walter Mehring aracılığıyla Berlin’deki Das Tagebuch
dergisinde bir açıklama yayımlayan Rilke; Almancanın kendisinin en temel ifade
aracı ve varlık alanı olduğunu, Fransızca yazmasının ise yalnızca estetik bir
deneme niteliği taşıdığını vurguladı. Ayrıca Prag ve Münih yıllarına dair
basında çıkan spekülasyonları net bir dille düzeltti.
18 Ağustos 1925’te Rilke, Baladine Klossowska ile birlikte
Paris’i terk etti. Şair bir daha Paris’e geri dönmedi.
1925'te İsviçre'ye Geri Döndü
Baladine Klossowska (Merline) 11 Eylül’de Paris’e döndü.
Birbirlerine yazdıkları mektuplardaki derin hüzne rağmen, ikili bu ayrılıktan
sonra bir daha hiç yüz yüze görüşmedi. Rilke, 1925 yılını "çocukluğundan
bu yana yaşadığı en kötü ve sarsıcı yıl" olarak tanımladı.
Üç aylık bir gecikmeyle Bad Ragaz’daki Hof Ragaz’a gelen
Rilke, sezon sonunun getirdiği ıssız kaplıca atmosferinde dinlenmeye çalıştı.
Bern’de Hans von Salis ile buluşan Rilke, dostunda derin bir
yalnızlık, yorgunluk ve ıstırap izlenimi bıraktı. Salis, şairi bu buluşmadan
sonra son kez görmüş oldu.
Bad Ragaz kürü sırasında dudağında oluşan yumru ve
tekrarlayan konuşma/yutkunma bozuklukları Rilke’de kanser olduğu yönünde
şiddetli bir endişe (fobi) yarattı.
Meilen ve Zürih’te iki ayrı doktora danışarak muayene olan
ve kanser şüphesinin yersiz olduğu yönünde telkinler alan Rilke, kısa bir
doktor muayenesinin ardından 14 Ekim 1925’te kulesi Muzot’ya geri döndü ve son
hizmetçisi Ida Walthert ile birlikte kış tecridine başladı.
Muzot: Ellinci Doğum Günü
27 Ekim 1925 / Ellinci doğum günü yaklaşırken ve
zihinsel/fiziksel sağlığına dair derin endişeler taşırken vasiyetini yazan
Rilke, vefat etmesi durumunda Sierre yerine Rarogne’daki eski kilisenin
yanındaki yüksek mezarlığa defnedilmeyi vasiyet etti. Mezar taşı için şu ünlü
mısrayı seçti: "Gül, ey saf çelişki, zevk / Bu kadar çok göz kapağının
altında kimsenin uykusu olmamak."
Aylardır mektuplaştığı genç Avusturyalı şair Erika Mitterer,
Muzot’yu ziyaret ederek Rilke ile şahsen bir araya geldi. Şair, bu ziyaret
sırasında ona yazdığı son şiir-mektupları bizzat teslim etti (Kasım 1925).
Dudak içindeki yumru ve tekrarlayan konuşma zorlukları
nedeniyle kanser fobisi ve ağır bir psikolojik çöküş yaşayan Rilke, Lou
Andreas-Salomé ve Bayan Wunderly’ye yazdığı mektuplarda bu "Breughelvari
cehennem çemberinden" duyduğu ıstırabı dile getirdi.
Hulewicz’e Ağıtlar Mektubu (15 Kasım 1925)
Witold Hulewicz’in sorularına yanıt olarak kaleme aldığı ve Duino
Ağıtları ile Orpheus’a Soneler’in özünü, "Melek" figürünün
İslam ve dönüşüm tasavvurlarıyla olan ilişkisini açıkladığı mektup, Rilke’nin
eserlerine dair bıraktığı en önemli estetik ve felsefî miraslardan biri oldu.
Paul Valéry’nin Fransız Akademisi’ne seçilmesiyle birlikte
Rilke’nin yaptığı çeviriler de Fransa’da ve Alman edebi çevrelerinde olağanüstü
bir ilgiyle karşılandı. Rilke, Baladine Klossowska’ya özel bir ithaf yazısıyla
Valéry çevirilerinin 18 numaralı nüshasını gönderdi.
Sierre’deki Muzot’ya yakın konumda bulunan tarihi St. Anna
Şapeli’nin (Chapelle Im-Winkel) restorasyonu için 1000 franklık bir bağışta
bulundu ve çevresine bir Çin ağacı (Gingko Biloba) dikilmesini sağladı.
Lou Andreas-Salomé’ye yazdığı mektuplarda bedeninin ve
ruhunun yaşadığı derin çöküşü açıkça dile getirdi.
1925-1926 Yıllarında Val-Mont'ta
Aralık ortasında Val-Mont Sanatoryumu’na (47 numaralı ev)
yerleşen Rilke, Dr. Haemmerli’nin doğrudan ve yoğun gözetimi altında bir tedavi
sürecine girdi.
Ağzında ve boğazında hissedilen ağrılı şişlikler ve fobi
derecesindeki endişeler devam etse de doktorlar durumun kanser olmadığını teyit
ederek şairi rahatlatmaya çalıştılar. Ocak başındaki küçük bir oda kazasında
hafif morluklar atlatan Rilke, fiziksel olarak yorgun düşse de kilo alarak 55
kg’a ulaştı.
Mart 1926 başında tedavisine kısa bir ara vererek Fransızca
şiir kitabı Vergers’in provalarını inceleyen Rilke, Baladine
Klossowska’nın yaptığı düzenlemelerden ve kitabın son halinden duyduğu büyük
memnuniyeti dile getirdi.
Richard Weininger’in maddi katkısı ve Rilke’nin
yönlendirmesiyle Paris’te eğitim gören Pierre ve Balthus (Baltusz)
Klossowski’nin akademik ve sanatsal başarıları (Pierre’in sınavları, Balthus’un
resim çalışmaları) Rilke için büyük bir teselli ve gurur kaynağı oldu.
Rilke, 1 Haziran 1926’da Val-Mont Sanatoryumu’ndan resmen
ayrıldı. Kısa bir süre Glion’daki Hotel Victoria’da konaklayan şair, fiziksel
olarak kısmen dinlenmiş olsa da kronik rahatsızlıklarının ve ağrılarının
getirdiği yorgunluğu taşımaya devam etti.
Moskova’dan Boris Pasternak’ın gönderdiği derin ve coşkulu
mektup Rilke’yi son derece mutlu etti. Şair, Pasternak’ın ricası üzerine Duino
Ağıtları ve Orpheus’a Soneler’in nüshalarını Paris’te yaşayan Rus
şair Marina Tsvetaeva-Efron’a gönderdi.
Pasternak ve Tsvetaeva’nın eserlerine ve ruhsal dünyalarına
duyduğu hayranlık, Rilke’nin son döneminde diller ötesi edebi akrabalık kurduğu
en önemli dostluk halkasını oluşturdu.
"Yavaş Çekimde Hayat" 1926
Rilke, bir süre Hotel Bellevue’de kalarak günlerini Muzot
kulesindeki çalışma odasını yeniden düzenlemekle geçirdi.
Paul Valéry’nin Charmes adlı eserinin yeni baskısında
yer alan Narcisse (Narkissos) fragmanlarını büyük bir coşkuyla
dilimize/Fransızcaya/Almancaya (özellikle Fransız modernist çizgide) aktaran
Rilke, bu çalışmayı tamamlamaktan duyduğu derin mutluluğu dostlarıyla paylaştı.
Valéry, Rilke’ye gönderdiği mektupta şairin Fransızca şiir
yazmasındaki benzersiz ve soyut Verlaine tarzı inceliğe duyduğu hayranlığı dile
getirdi.
Zürih’te Werner Reinhart ve Nanny Wunderly ile
gerçekleştirdiği buluşmaların ardından Bad Ragaz’a geçen Rilke, buradaki Hof
Ragaz’da Prenses Marie von Thurn und Taxis’in çevresiyle bir araya geldi.
Viyana’ya hareket eden Prenses Marie von Thurn und Taxis’i
otel lobisinde erken saatlerde ziyaret ederek uğurlayan Rilke, onunla bir daha
yüz yüze görüşemedi (bu karşılaşma ikilinin son vedası oldu).
Ragaz’da Kontes Lanckoronski’nin kendisine verdiği el
yazmasından esinlenerek kaleme aldığı "Ne ruhtan ne de
coşkudan..." dizeleri, Rilke’nin Almanca olarak tamamladığı son büyük
şiiri oldu.
Lozan/Ouchy’deki Savoy Oteli’nde Weininger ailesinin konuğu
olarak kalırken, Cenevre Gölü’nün karşı kıyısındaki Thonon yakınlarında (Anthy)
Julien Monod’un misafiri olan Paul Valéry’yi ziyaret etti. İkili büyük ağaçlar
altında uzun uzun sohbet etti; bu buluşma iki büyük şairin son yüz yüze gelmesi
oldu (13 Eylül 1926).
Bougy-Villars’daki Riencourt kulesinde Carl J. Burckhardt’a
konuk olan Rilke, buradaki dinleyicilere ilk dört Duino Ağıdı’nı okudu.
Riencourt’ta kendisini takip eden farklı göz renklerine
sahip bir kediyi gören köylü bir kadının "Farklı gözlü kedi ölümün
habercisidir" sözü, zaten bedensel ve ruhsal olarak yıpranmış olan
şairi derinden üzdü ve geçici olarak sarstı.
Genia Tchernosvitow ile birlikte Sierre’ye gelen ve oradan
Muzot kulesine yürüyen Rilke, son kışını geçireceği yuvasına geri döndü (20
Eylül 1926).
Muzot: Valery'nin Son Yayınları
Eylül 1926’da genç sekreteri Genia Tchernosvitow ile
birlikte Muzot’da çalışmaya başlayan Rilke, Paul Valéry’nin büyük mimari ve
felsefi diyalogları olan Eupalinos ou l’Architecte ve L’Âme et la
Danse (Ruh ve Dans) metinlerinin Almanca çevirilerini büyük bir titizlikle
tamamladı.
Ekim ortasında Genia ile birlikte Lozan’a giden şair;
Jacques Copeau’nun tiyatro oyununu izledi, François Mauriac’ın bir konferansına
katıldı ve otel odalarında Valéry çevirilerini dikte etmeye devam etti.
Inselschiff dergisinde yayımlanan Paul Valéry
çevirisi "Narcissus Üzerine Bir Parça", Rilke hayattayken
yayımlanan son eseri oldu.
Gül dikenine batması sonucu ellerinde oluşan iltihaplı
yaralar, bağırsak gribi ve boğazındaki şiddetli, zonklayan karsinom benzeri
ağrılar şairin yaşamını tamamen felç etti.
Dayanılmaz ağrılar ve fiziksel çöküş karşısında Muzot’da
daha fazla kalamayan Rilke, 27 Kasım 1926’da tedavisini ve son günlerini
geçirmek üzere bir kez daha Val-Mont Sanatoryumu’na doğru yola çıktı (27 Kasım
1926).
Son
Genia Tchernosvitow’un eşliğinde Val-Mont Sanatoryumu’na
yatırılan Rilke, fiziksel olarak tükenmiş bir halde "beyaz odaya"
yerleştirildi.
Yapılan kan tahlilleri sonucunda, Dr. Theodore Haemmerli ve
konsültasyona gelen uzmanlar (Prof. Dr. Nägeli ve Prof. Dr. R. Pfeifer)
tarafından şaire, kandaki beyaz kan hücrelerinin nadir ve en akut formu olan miyeloblast
lösemi teşhisi konuldu. Hastalık özellikle bağırsaklarında ve mukoza zarlarında
dayanılmaz acılara ve püstüllere yol açtı.
Yatmakta olduğu hastane odasında, günlerini insan dışı
acılar ve "cehennem" olarak nitelendirdiği ıstıraplar içinde geçiren
Rilke, Nanny Wunderly-Volkart’ın bastırdığı özel "ağır hasta"
kartlarıyla dostlarına haber gönderdi.
Lou Andreas-Salomé, Rudolf Kassner, Jules Supervielle ve
Stols gibi yakın dostlarına kurşun kalemle son satırlarını dikte etti veya
yazdı. Baladine Klossowska’ya yazdığı son mektupta, yaşadığı acının kaynağının
uzun süredir (üç yıldır) bedeninde gelişen kan hücresi hastalığı olduğunu
belirtti.
Vefatından önceki son günlerde hemşirelerden ve Nanny
Wunderly’den kendisine Fransızca dergiler ve Proust metinleri okumasını istedi.
28 Aralık’ta bilincini büyük ölçüde kaybeden Rilke, 29
Aralık 1926 sabahı saat 03:30’da başını hafifçe kaldırıp gözlerini sonuna kadar
açtıktan sonra Nanny Wunderly-Volkart ve hemşirenin kollarında hayata gözlerini
yumdu.
Sierre’de toplanan dostlarının (Nanny Wunderly, Werner
Reinhart, Anton ve Katharina Kippenberg, Regina Ullmann vb.) katılımıyla,
dondurucu bir soğuk altında Raron’daki eski kilisenin yanındaki dağ mezarlığına
defnedildi. Mezar taşında, yıllar önce bizzat vasiyet ettiği şu ünlü mısra yer
aldı:
"Gül, ey saf çelişki, zevk / Bu kadar çok göz
kapağının altında kimsenin uykusu olmamak."
…
Katharina Kippenberg ve yakın çevresi, Muzot’daki el
yazmalarını ve not defterlerini derleyerek Rilke Arşivi’nin çekirdeğini
oluşturdu.
Marbach’taki Alman Edebiyat Arşivi (Schiller-Nationalmuseum
/ Deutsches Literaturarchiv) ve Bern’deki İsviçre Ulusal Kütüphanesi’ndeki
Rilke Arşivi, şairin hayatını ve özellikle İsviçre yıllarını aydınlatan paha
biçilmez belgeler, yayımlanmamış mektuplar ve Muzot’tan gelen kütüphane
materyalleriyle bu çalışmanın temelini oluşturmuştur.
…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder