Ernst
Zinn - Mektuplar, Rainer Maria Rilke, Marie
von Thurn und Taxis - Notlar
Rainer Maria Rilke, Marie von Thurn und Taxis – Briefwechsel,
Im Niehans & Rokitansky Verlag, Zürich, 1951
Cilt: 1
Önsöz
R.M. Rilke ile Prenses Marie von Thurn ve Taxis-Hohenlohe arasındaki
mektuplaşma üzerine Rudolf Kassner
Kassner Rilke’nin adını ilk kez Viyana’daki Burgtheater’da
bir Ibsen oyunu sırasında duyar.
Arthur Holitscher aracılığıyla Rilke’yle temas kurar. Rilke’ye
Paris’teki Latin Mahallesi’ndeki otelin adresini verir. Bu otel, daha sonra Malte
Laurids Brigge’nin Notları’na da mekân olur.
Kassner Rilke’nin şiirlerini okur, tanınmasına katkıda
bulunur. Prenses Marie von Thurn und Taxis, bu şiir okumaları aracılığıyla
Rilke’yi tanır.
1914 baharında, Duino Şatosu’nda toplanan misafirler:
Lord Kitchener ve Avusturya-Macaristan Veliahtı Arşidük
Franz Ferdinand.
Horatio Brown (Hayatı boyunca annesinin gölgesinde kalmış,
"Ben yaşamadım" diyen İskoçyalı arşivci).
Baron Franchetti (Franchettiler, 18. yüzyıldan itibaren
Akdeniz'in en zengin ailelerinden biri olan İtalyan Yahudi bir aileydi).
Rilke’nin olgunluğu "aşırı olgunluk" (erken
olgunlaşma), ruhu yüceltilmiş bir duyusallık, hayal gücü ise "Narkissos’un
cinsel dürtüsüdür." Kendisi "Ben bir sevgili değilim, belki de annemi
sevmediğim içindir" diyerek psikanalitik bir itirafta bulunmuştur.
Rilke, kelamın/Logos'un (İsa’nın simgelediği Hristiyan
insaniyetinin) ötesine geçmek, şiiri aşarak saf birliğe (Cordoba Camii’ndeki
gibi adsız bir tanrısallığa) ulaşmak ister.
…
Dostluğun İlk Yılları - Aralık 1909'dan Eylül 1911'e
Aralık 1909
Prenses Marie, ortak dostları felsefeci Dr. Rudolf Kassner
aracılığıyla adını duyduğu Rilke'yi Paris'teki Liverpool Oteli'ne davet eder.
Rilke bu daveti büyük bir minnetle kabul eder. 14
Aralık'taki ilk görüşmenin ardından Rilke, yalnızlık dünyasından çıkıp gördüğü
nezaketten ötürü Prenses'e gül göndererek teşekkür eder.
Ocak 1910
Prenses Marie, Viyana'dan yazdığı mektupta Rilke'yi Nisan
ayında Adriyatik kıyısındaki kayalıklar üzerine kurulu Duino Şatosu'na davet
eder
(Nisan) Roma'da bitkin hisseden Rilke, Prenses'in
varlığından güç alacağını söyleyerek Duino'ya geliş tarihini (20 Nisan)
kesinleştirir. Telgraflaşmalar sonucunda Kassner'in de orada olduğu günlerde
buluşurlar.
Duino konaklamasının ardından Venedik'e (Hotel Regina) geçen
Rilke, Duino'da hissettiği derin huzuru ve başlangıçtaki içsel baskıyı nasıl
atlattığını anlatır. Venedik arşivlerinde Carlo Zeno üzerine araştırmalar
yapar, Giardino Eden bahçelerini gezer ve San Marco kütüphanesine gider.
(13 Temmuz - 6 Ağustos): Rilke, Malte tamamlandıktan sonra
büyük bir yaratım krizine ve ruhsal çöküntüye ("tükenmişlik ve bedensel
rahatsızlıklar") girmiştir. Bremen yakınlarındaki Oberneuland'dadır.
Yazamamaktan ve yönsüzlükten şikayet eder. Prenses Marie onu derhal Lautschin
Şatosu'na davet eder.
(11-21 Ağustos): Lautschin'de geçirdiği birkaç gün onun
ruhsal dengesini ve yaşama sevincini yeniden kazandırır. Ziyaret dönüşü
Prag'dan yazdığı son mektupta, kendisini kabuğundan çıkıp ışığa uçan bir
"yeşil yusufçuk larva"sına benzeterek Prenses'e sonsuz şükranlarını
sunar.
Eylül 1910
Rilke, Malte Laurids Brigge’nin Notları kitabını
yazarken "ölümün ve çaresizliğin ötesine" nasıl geçtiğini anlatır. "Sanatın
doğaya ne kadar karşı çıktığını hiç kimsenin bu kadar açık deneyimlediğini
sanmıyorum" diyerek, sanatın ebedi bir "tersyüz oluş"
(katabasis/geri dönüş) olduğunu, şairin dünyayı doğanın akışına karşı durarak
dönüştürdüğünü vurgular. Kierkegaard okumaya başladığını ve ondan derin bir
şekilde etkilendiğini belirtir.
Kasım 1910
Rilke Paris’e (Rue de
Varenne) dönmüştür. Prenses’in Paris üzerinden seyahat etmeyeceğini öğrenince
büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İçindeki krizin büyüdüğünü, korktuğu her şeyin
müzik gibi üzerine çöktüğünü ifade ederek Prenses’in şefkatine ve
koruyuculuğuna sığınır.
Şubat 1911
Rilke, ruhsal ve bedensel çöküşünü atlatmak için Mısır’a gitmiştir. Kahire’de 3 hafta
hastalandıktan sonra Helouan’da (Hotel Al Hayat) konaklar. Mısır seyahatini
hayatında bir "sınır ve dönüm noktası" olarak görür.
Haziran: Rilke’nin Paris’teki dairesinin tavanı çökmek üzere
olduğu için evine ustalar ve harç dolmuştur. Bu kargaşanın içinde Harry Graf
Kessler sayesinde Rus Balesi’ni izlemeye gider. Ünlü dansçı Vaslav Nijinski’nin
Gülün Hayaleti (Le Spectre de la Rose) gösterisindeki hafifliğine, yerçekimini
yok eden süzülüşüne hayran kalır.
Rus dansçı Vaslav Nijinski için bir tiyatro/şiir metni yazma
fikri gündemdedir.
Rilke Prag'a varır ancak şehri son derece "yoğun, bayat
ve sıkıcı" bulur. Kendisini "çalılara çarpan bir roket" gibi
hisseder. Annesiyle kısa bir süre görüşmek zorunda kalan şair, kendisini
Prenses'e faydalı kılmak için "Seraphic Doctor" (Serafik/Meleksoylu
Doktor) imzasını kullanmaya başlar.
Lautschin Şatosu'nda bir çocuğun (Raymond) kızıl hastalığına
yakalanması üzerine karantina ve dezenfeksiyon telaşı başlar.
Prag'ın kasvetinden ve sağlık sorunlarından kaçan Rilke,
dostu Sidonie (Sidie) Nádherný'nin ailesine ait Janowitz Kalesi'ne geçer.
Paul Claudel'in kitaplarını alır, St. Augustine üzerine
çalışır ve Lenau'nun mektuplarını okur.
Ağustos: Louvre Müzesi'nden çalınan Mona Lisa (Monna Lisa)
tablosu üzerine konuşur. Rilke bu olayı basit bir adli vaka olarak değil; sanat
eserinin görünürlüğü, kayboluşu ve "ebedi varlığı" üzerinden mistik
bir çerçevede ele alır.
Weimar'da Goethe Evi'ni ziyaret eder.
Münih'te gördüğü El Greco tablolarından (özellikle Laokoon)
büyülenir.
Paris’e döndüğünde, kaldığı binanın (bugünkü Rodin Müzesi /
Hôtel Biron) boşaltılacağını öğrenir.
Duino - Kış 1911 / 1912
Aralık 1911
Prenses Marie’nin ayrılışından sonra Rilke, Duino Şatosu'nda
tek başına kalır. Yaşamını sadeleştirir; saat 19:00'da "çocukça" bir
akşam yemeği yiyip 21:00'de yatar. Kendisini ve zihnini tamamen dış dünyadan
soyutlar.
Noel gecesini yalnız geçiren Rilke, Berlin'den gelen küçücük
bir çam ağacının tek bir mumla çıtırdamasının odaya nasıl bir "Noel
ruhu" yaydığını anlatır.
30 Aralık tarihli mektupta Rilke, son iki yıldır hiçbir
yaratıcı iş yapamadığını açıkça itiraf eder. Yalnızlığın, içindeki
hastalığı/krizi tamamen yüzeye çıkardığını; yanlış kaynamış bir kemiği yeniden
kırıp doğru anatomiyi beklemek gibi can yakıcı bir süreçten geçtiğini söyler.
"Bütün gün hayatımın çalılıkları arasında sürünerek,
vahşi bir adam gibi çığlık atarak dolaşıyorum."
Ocak 1912
"Deli gibi yazıyorum... Beni kullanan ses benden
daha fazlası. Rüzgarın savurduğu çalılar gibi hışırdıyorum."
Mektupların sonunda bahsi geçen küçük yeşil defter, Duino'da
yazılacak olan büyük şiirlerin (Ağıtların) fiziksel kabıdır. Şair, içsel
dönüşümünün ve yaratımının ilk meyvelerini bu sembolik nesne üzerinden
Prenses'e sunar.
Rilke, kızı Ruth’un eğitimi ve geleceği konusunda derin bir
düşünce içindedir.
Rilke, Duino Şatosu'nun gündelik idari sorunlarıyla da
ilgilenir.
Rilke, Mart ayı ortasında Venedik’e geçer. Lido kıyılarında
gerçekleştirdiği deniz havayı banyoları ve yürüyüşlerin kendisine iyi
geldiğini, sinirlerini yatıştırdığını belirtir. Venedik’te geçirdiği verimli
günlerin ardından Paskalya öncesi Duino’ya geri döner.
Rilke, içsel durgunluk dönemlerini aşmak için kendisini
Venedik tarihine, coğrafyaya ve 14. yüzyıl komutanı Carlo Zeno üzerine
araştırmalara verir.
Paskalya dönemine doğru Duino’ya döndüğünde, doğanın
uyanışını (çiçek açan leylaklar, kelebekler, havanın yumuşaması) gözlemler.
Venedik - Yaz 1912
Mektuplarda Doktor Serafico olarak anılan Rilke'nin İkinci
Ağıt'ı yazma ve dost çevresine (Placci, Erich vb.) okuma süreçleri geçer.
Rilke, ampirik/işlevsel nesneler (gondol, balalayka) ile
büyük sanat eserlerinin "ihtiyaçtan ve anonim bir zorunluluktan"
doğması arasındaki paralelliğe değinir.
Rilke, Poletti'nin sakince çalışabilmesi için Prenses
Marie'den onu geçici olarak Duino Şatosu'nda ağırlamasını rica eder. Ancak
Prenses Marie, ailevi durumlar, diğer akrabaların hassasiyetleri ve şatodaki
pratik imkânsızlıklar nedeniyle bu talebi kibarca reddetmek zorunda kalır.
Rilke, Saksonya'dan aldığı bir mektup üzerinden aile
kökenlerine dair ilginç bir ayrıntıyı Marie ile paylaşır. Rilke ailesinin
Bohemya'ya göçmeden önce Meissen ve Freiberg bölgesinde madencilik yaptığına,
soyun yıkılışıyla birlikte bir atanın yer altına inip madenci olarak yaşamını
sürdürdüğüne dair bir halk anlatısından bahseder. Bu karanlık, köklü ve inatçı
çıkış yolunu kendi sanatsal mizaç ve iç dünyasına çok yakın bulur.
Rilke, Venedik’te (Palazzo Valmarana) bulunduğu sırada derin
bir zihinsel ve ruhsal kriz yaşamakta, kendisini zamanı durmuş bir saate
benzetmektedir.
Mektupların son bölümünde (Ekim 1912) Patlak veren I. Balkan
Savaşı'na, "İstanbul camileri" için duyulan endişeye ve Bavyera
Veliaht Prensesi Rupprecht'in (Bavyera Prensesi Marie Gabrielle) erken ölümüne
dair hüzünlü notlar düşülür.
İspanya - Kış 1912 / 1913
Rilke, İspanya sınırına yakın Bayonne şehrinde, yağmurlu bir
günde dinlenirken şehrin nehirle, katedralle ve müzedeki eserlerle olan
ilişkisini aktarır.
Rilke, Toledo’ya ulaştığında şehrin kendisinde bıraktığı
derin tesiri dile getirir. Kentin kurak ve sert doğasıyla mimarisinin
bütünleşmesini, adeta gökyüzü ile yeryüzünün kesiştiği "meleklerin
şehri" gibi bir atmosfere sahip oluşunu anlatır.
Şehirde El Greco’nun izlerini ve katedralin devasa
Christopher tasvirini hayranlıkla takip eder. Toledo’nun her köşesinde mistik
ve kadim bir varlığın sezildiğini belirtir.
Rilke, Toledo’da okuduğu esoterik düşünür Fabre d’Olivet’in
eserlerinden hareketle kadim gizemler, dilin kökenleri ve müziğin
matematiksel/yasal arka planı üzerine düşüncelerini paylaşır.
Rilke, kendisini yıpratan derin bir moral bozukluğu ve
fiziksel rahatsızlık içinde olduğunu; dünya ve kendisiyle bağ kurmakta
zorlandığını belirtiyor.
Cordoba'daki Cami-Katedral deneyiminden sonra yoğun bir
Hristiyanlık eleştirisine giriyor. Hristiyanlığın Tanrı'yı sürekli parçalara
böldüğünü ("bir pasta gibi kestiğini") düşünürken, Kur'an ve
İslam'daki Monoteizm (Tevhid) vurgusunun ("Allah birdir, Allah
kutsaldır") kendisine çok daha güçlü ve duru geldiğini ifade ediyor.
El Greco'nun San Vicente'deki Yükseliş resminden ve
Toledo'daki eserlerinden övgüyle bahsediyor; bunu "cennetin fiziği"
olarak tanımlıyor.
Prenses Marie, oyuncu Alexander Moissi'nin ağıtları
Viyana'da yüksek sesle okumasını teklif ediyor.
Rilke bu teklifi nazikçe reddediyor. Ağıtların henüz
tamamlanmadığını, şu an için gözlerden uzak tutulması ve yayımlanmasının
ertelenmesi gerektiğini savunuyor. Şiirlerin geniş kitlelere sunulmak yerine,
tıpkı değerli bir tablo gibi sadece doğru insanlara zamanı geldiğinde
gösterilmesi gerektiğine inanıyor.
Rilke'nin İspanya'dan Dönüşü Savaş Başlayana Kadar - 23 Şubat 1913 -
Ağustos 1914
Rilke, Toledo ve Ronda (İspanya) seyahati dönüşünde kalbinde
ve zihninde başlayan yaratıcı hamlenin tıkandığından, yarım kaldığından şikâyet
eder.
Fransız yazar Romain Rolland ve Belçikalı şair Emile
Verhaeren ile buluşur. Rolland'ın insani derinliğinden ve müziğe olan
hakimiyetinden çok etkilenir.
Mayıs / İç huzurunu yeniden yakalamak ve sağlığını
toparlamak amacıyla Kara Orman’daki Bad Rippoldsau’ya giden Rilke, buradaki
kaplıca tedavisinin ve doğanın ilk aşamada beklediği şifayı sunmadığını ifade
eder.
Rilke, genç şair Franz Werfel’in şiirlerinden son derece
etkilendiğini belirtirken, Tolstoy’un yazışmalarını da heyecanla takip ettiğini
paylaşır.
İki dost, Albert von Schrenck-Notzing'in seanslar ve
spiritüalizm hakkındaki tartışmalı kitabını okumuş ve medyumik deneylere karşı
mesafeli ama meraklı bir duruş sergilemiştir.
Marcel Proust'un Swann'ın Tarafı (Du côté de chez Swann)
eserini, Franz Werfel'in şiirlerini ve Heinrich von Kleist'ın metinlerini
detaylıca değerlendirirler.
Venedik ve Duino buluşmalarının ardından Assisi'ye geçen
Rilke, St. Francis'in mirası, modern çağın zenginlik anlayışı ve ruhsal
yoksulluk kavramı üzerine derin sorgulamalara girer:
"Geçmişte, en azından benim imkanlarımla ilgili bir
şey söylemek gerekirse, içimdeki her atom ağır, donuk bir suskunluktan
yapılmıştı - yani dünyada sığınacak hiçbir şey yoktu."
Rilke, Paris'teki kabuğuna çekilme döneminde felsefi ve
zoolojik/psikolojik metinlere yönelir.
Savaşın Başlamasından Rilke Koleksiyonuna - Ağustos 1914 – 1915 Sonu
Rilke, Magda von Hattingberg ("Benvenuta") gibi
insanlara yardım etme isteğinin kendisini daha da büyük bir felakete
sürüklediğini ve başkalarına yararlı olayım derken kendisini tükettiğini ifade
eder.
"Her insan yalnızdır ve öyle kalmalı, buna
katlanmalı... Ve neden kendilerini kurtarması gereken aptal kazları kurtarmaya
çalışmanız gerekiyor - ya da kazları şeytanın almasına izin verin... Şikayet
etmenize gerek yok, şarkı söyleyin - çünkü sen bu yüzden dünyaya gönderildin ve
kesinlikle kazları kurtarmak için değil." (Prenses Marie)
Dönemin getirdiği bunalımlara rağmen mektuplarda felsefe ve
mistisizm geniş yer tutar. Prenses Marie, gökbilimci Aretin ile yaptığı yıldız
sohbetlerinden bahsederken; Rilke, Alfred Schuler’in eski Roma, ölüm ve
mitoloji üzerine verdiği konferanslardan ilham alır.
Mektupların en somut merkezinde, İtalya cephesindeki savaş
hattında (Monfalcone, Sagrado, Sistiana, Duino) kalan Duino Şatosu’nun kaderi
yer alır. Şatoya yönelik bombardıman haberleri, Marie’nin oğulları (özellikle
Pascha) tarafından yönetilen kurtarma çalışmaları ve tarihin/hatıraların
fiziksel olarak yok olma korkusu baskındır.
Nisan 1915
Mistik/Parapsikolojik Arayışlar
Marie'nin Pascha ile yaptığı spritüal/medyumik seanslar
Rilke'ye iletilen mesajda Rilke'nin kaderinin yalnızca
"yazmak" olduğu, "yaşamasının tek nedeninin bu olduğu" ve
bunu unutmaması gerektiği ihtar edilir.
Rilke, savaşın getirdiği yıkımı spektrumun görünmeyen bir
rengine ("ultraviyole" veya "ultra kırmızı") benzetir.
Geçmişteki "masumiyetin" bir daha asla geri gelmeyeceğini, insanların
felaketlerin suç ortağına dönüştüğünü savunur.
Tolstoy ve Cézanne gibi figürlerin bu büyük çöküş öncesinde
uyarıcı peygamberler olarak yaşadıklarını söyler.
Temmuz / Rilke, Duino’nun kurtulmasına sevinse da genel
yıkım karşısındaki karamsarlığını sürdürür. Cenevre’ye gidip Romain Rolland
veya Annette Kolb’un uluslararası barışıl/entelektüel girişimlerine katılmayı
ya da hasta bakıcılığı öğrenmeyi düşünmektedir.
Rilke, Paris’teki dairesinde yer alan 12 yıllık birikiminin,
tüm kişisel eşyalarının, kitaplarının ve yüzlerce mektubunun Nisan 1915’te açık
artırmayla satıldığını öğrenir. Bu kayıp, onun için sadece maddi bir eksilme
değil; geçmişe, belleğe ve varoluşunun somut kanıtlarına vurulmuş ağır bir
darbedir.
Rilke, 4 Ocak’ta (1916) Turnau'daki askeri birliğe katılması
emredilince panik içinde Berlin’e (Hotel Esplanade) gider. Philipp Schey ile
görüşerek orduya katılmaktan muaf tutulmak veya Viyana’daki Savaş Arşivi
(Kriegsarchiv) gibi sivil/bürokratik bir göreve tayin edilmek için üst düzey
yöneticiler (Feldzeugmeister von Schleyer) ve Prens Alexander nezdinde
girişimlerde bulunur.
Rilke, orduya katılmanın kendisi için sadece fiziksel bir
zorluk değil, çocukluğunda Askeri Akademi’de yaşadığı derin psikolojik
travmaların (cehennem/kabus deneyimi) geri gelmesi anlamına geldiğini ifade
eder. Bu durumun, yıllardır inşa ettiği zihinsel ve sanatsal üretimi tamamen
yok edeceğinden korkar.
Marie ve Bartsch, Rilke’nin Almanya’da terhis edilmesinin
zor olduğunu, ancak Viyana’daki Savaş Arşivi’nde görevlendirilirse son derece
rahat edeceğini belirtirler. Rilke bu teklifi memnuniyetle karşılar ve
Viyana'ya gitmeye karar verir.
Rilke'nin Viyana'da Askerlik Hizmeti - 1916 Yılının İlk Yarısı
Savaş Arşivi'ndeki bürokratik rutine girmekten büyük bir
ruhsal çöküntü ve yorgunluk yaşar. Kendisini sanatsal üretiminden uzaklaşmış ve
zihnen tükenmiş hissetmektedir.
Rilke, Viyana'da bulunduğu süre boyunca Oskar Kokoschka,
Karin Michaëlis, Hugo von Hofmannsthal, Arnold Schönberg, Loulou Albert-Lazard
ve Paul Moll gibi önemli sanatçı, yazar ve müzisyenlerle sık sık bir araya
gelir; sergileri, konserleri ve özel toplantıları ziyaret eder.
Viyana'daki yoğun şehir ve görev baskısından kaçmak isteyen
Rilke, Rodaun'da (Hofmannsthal ailesinin yakınında) bir otele yerleşir. Burada
doğayla iç içe olarak ruhsal ve fiziksel yorgunluğunu atmaya çalışır.
Scirocco rüzgarlarının yarattığı ağır havadan ve kronik
yorgunluğundan şikayet etse de, kır havasının kendisine iyi gelmesini umarak
okumalarına (Chateaubriand) devam eder.
…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder