1 Aralık 2025 Pazartesi

Ernst Zinn - Mektuplar, Rainer Maria Rilke, Marie von Thurn und Taxis - Notlar (Sadece 1. cilt)

Ernst Zinn - Mektuplar, Rainer Maria Rilke, Marie von Thurn und Taxis - Notlar

Rainer Maria Rilke, Marie von Thurn und Taxis – Briefwechsel, Im Niehans & Rokitansky Verlag, Zürich, 1951

 


Cilt: 1

Önsöz

R.M. Rilke ile Prenses Marie von Thurn ve Taxis-Hohenlohe arasındaki mektuplaşma üzerine Rudolf Kassner

 

Kassner Rilke’nin adını ilk kez Viyana’daki Burgtheater’da bir Ibsen oyunu sırasında duyar.

Arthur Holitscher aracılığıyla Rilke’yle temas kurar. Rilke’ye Paris’teki Latin Mahallesi’ndeki otelin adresini verir. Bu otel, daha sonra Malte Laurids Brigge’nin Notları’na da mekân olur.

 

Kassner Rilke’nin şiirlerini okur, tanınmasına katkıda bulunur. Prenses Marie von Thurn und Taxis, bu şiir okumaları aracılığıyla Rilke’yi tanır.

 

1914 baharında, Duino Şatosu’nda toplanan misafirler:

Lord Kitchener ve Avusturya-Macaristan Veliahtı Arşidük Franz Ferdinand.

Horatio Brown (Hayatı boyunca annesinin gölgesinde kalmış, "Ben yaşamadım" diyen İskoçyalı arşivci).

Baron Franchetti (Franchettiler, 18. yüzyıldan itibaren Akdeniz'in en zengin ailelerinden biri olan İtalyan Yahudi bir aileydi).

 

Rilke’nin olgunluğu "aşırı olgunluk" (erken olgunlaşma), ruhu yüceltilmiş bir duyusallık, hayal gücü ise "Narkissos’un cinsel dürtüsüdür." Kendisi "Ben bir sevgili değilim, belki de annemi sevmediğim içindir" diyerek psikanalitik bir itirafta bulunmuştur.

 

Rilke, kelamın/Logos'un (İsa’nın simgelediği Hristiyan insaniyetinin) ötesine geçmek, şiiri aşarak saf birliğe (Cordoba Camii’ndeki gibi adsız bir tanrısallığa) ulaşmak ister.

…

 

Dostluğun İlk Yılları - Aralık 1909'dan Eylül 1911'e

Aralık 1909

Prenses Marie, ortak dostları felsefeci Dr. Rudolf Kassner aracılığıyla adını duyduğu Rilke'yi Paris'teki Liverpool Oteli'ne davet eder.

Rilke bu daveti büyük bir minnetle kabul eder. 14 Aralık'taki ilk görüşmenin ardından Rilke, yalnızlık dünyasından çıkıp gördüğü nezaketten ötürü Prenses'e gül göndererek teşekkür eder.

 

Ocak 1910

Prenses Marie, Viyana'dan yazdığı mektupta Rilke'yi Nisan ayında Adriyatik kıyısındaki kayalıklar üzerine kurulu Duino Şatosu'na davet eder

 

(Nisan) Roma'da bitkin hisseden Rilke, Prenses'in varlığından güç alacağını söyleyerek Duino'ya geliş tarihini (20 Nisan) kesinleştirir. Telgraflaşmalar sonucunda Kassner'in de orada olduğu günlerde buluşurlar.

 

Duino konaklamasının ardından Venedik'e (Hotel Regina) geçen Rilke, Duino'da hissettiği derin huzuru ve başlangıçtaki içsel baskıyı nasıl atlattığını anlatır. Venedik arşivlerinde Carlo Zeno üzerine araştırmalar yapar, Giardino Eden bahçelerini gezer ve San Marco kütüphanesine gider.

 

(13 Temmuz - 6 Ağustos): Rilke, Malte tamamlandıktan sonra büyük bir yaratım krizine ve ruhsal çöküntüye ("tükenmişlik ve bedensel rahatsızlıklar") girmiştir. Bremen yakınlarındaki Oberneuland'dadır. Yazamamaktan ve yönsüzlükten şikayet eder. Prenses Marie onu derhal Lautschin Şatosu'na davet eder.

 

(11-21 Ağustos): Lautschin'de geçirdiği birkaç gün onun ruhsal dengesini ve yaşama sevincini yeniden kazandırır. Ziyaret dönüşü Prag'dan yazdığı son mektupta, kendisini kabuğundan çıkıp ışığa uçan bir "yeşil yusufçuk larva"sına benzeterek Prenses'e sonsuz şükranlarını sunar.

 

Eylül 1910

Rilke, Malte Laurids Brigge’nin Notları kitabını yazarken "ölümün ve çaresizliğin ötesine" nasıl geçtiğini anlatır. "Sanatın doğaya ne kadar karşı çıktığını hiç kimsenin bu kadar açık deneyimlediğini sanmıyorum" diyerek, sanatın ebedi bir "tersyüz oluş" (katabasis/geri dönüş) olduğunu, şairin dünyayı doğanın akışına karşı durarak dönüştürdüğünü vurgular. Kierkegaard okumaya başladığını ve ondan derin bir şekilde etkilendiğini belirtir.

 

Kasım 1910

Rilke Paris’e (Rue de Varenne) dönmüştür. Prenses’in Paris üzerinden seyahat etmeyeceğini öğrenince büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İçindeki krizin büyüdüğünü, korktuğu her şeyin müzik gibi üzerine çöktüğünü ifade ederek Prenses’in şefkatine ve koruyuculuğuna sığınır.

 

Şubat 1911

Rilke, ruhsal ve bedensel çöküşünü atlatmak için Mısır’a gitmiştir. Kahire’de 3 hafta hastalandıktan sonra Helouan’da (Hotel Al Hayat) konaklar. Mısır seyahatini hayatında bir "sınır ve dönüm noktası" olarak görür.

 

Haziran: Rilke’nin Paris’teki dairesinin tavanı çökmek üzere olduğu için evine ustalar ve harç dolmuştur. Bu kargaşanın içinde Harry Graf Kessler sayesinde Rus Balesi’ni izlemeye gider. Ünlü dansçı Vaslav Nijinski’nin Gülün Hayaleti (Le Spectre de la Rose) gösterisindeki hafifliğine, yerçekimini yok eden süzülüşüne hayran kalır.

 

Rus dansçı Vaslav Nijinski için bir tiyatro/şiir metni yazma fikri gündemdedir.

 

Rilke Prag'a varır ancak şehri son derece "yoğun, bayat ve sıkıcı" bulur. Kendisini "çalılara çarpan bir roket" gibi hisseder. Annesiyle kısa bir süre görüşmek zorunda kalan şair, kendisini Prenses'e faydalı kılmak için "Seraphic Doctor" (Serafik/Meleksoylu Doktor) imzasını kullanmaya başlar.

 

Lautschin Şatosu'nda bir çocuğun (Raymond) kızıl hastalığına yakalanması üzerine karantina ve dezenfeksiyon telaşı başlar.

 

Prag'ın kasvetinden ve sağlık sorunlarından kaçan Rilke, dostu Sidonie (Sidie) Nádherný'nin ailesine ait Janowitz Kalesi'ne geçer.

Paul Claudel'in kitaplarını alır, St. Augustine üzerine çalışır ve Lenau'nun mektuplarını okur.

 

Ağustos: Louvre Müzesi'nden çalınan Mona Lisa (Monna Lisa) tablosu üzerine konuşur. Rilke bu olayı basit bir adli vaka olarak değil; sanat eserinin görünürlüğü, kayboluşu ve "ebedi varlığı" üzerinden mistik bir çerçevede ele alır.

 

Weimar'da Goethe Evi'ni ziyaret eder.

 

Münih'te gördüğü El Greco tablolarından (özellikle Laokoon) büyülenir.

 

Paris’e döndüğünde, kaldığı binanın (bugünkü Rodin Müzesi / Hôtel Biron) boşaltılacağını öğrenir.

 

Duino - Kış 1911 / 1912

Aralık 1911

Prenses Marie’nin ayrılışından sonra Rilke, Duino Şatosu'nda tek başına kalır. Yaşamını sadeleştirir; saat 19:00'da "çocukça" bir akşam yemeği yiyip 21:00'de yatar. Kendisini ve zihnini tamamen dış dünyadan soyutlar.

 

Noel gecesini yalnız geçiren Rilke, Berlin'den gelen küçücük bir çam ağacının tek bir mumla çıtırdamasının odaya nasıl bir "Noel ruhu" yaydığını anlatır.

 

30 Aralık tarihli mektupta Rilke, son iki yıldır hiçbir yaratıcı iş yapamadığını açıkça itiraf eder. Yalnızlığın, içindeki hastalığı/krizi tamamen yüzeye çıkardığını; yanlış kaynamış bir kemiği yeniden kırıp doğru anatomiyi beklemek gibi can yakıcı bir süreçten geçtiğini söyler.

"Bütün gün hayatımın çalılıkları arasında sürünerek, vahşi bir adam gibi çığlık atarak dolaşıyorum."

 

Ocak 1912

"Deli gibi yazıyorum... Beni kullanan ses benden daha fazlası. Rüzgarın savurduğu çalılar gibi hışırdıyorum."

 

Mektupların sonunda bahsi geçen küçük yeşil defter, Duino'da yazılacak olan büyük şiirlerin (Ağıtların) fiziksel kabıdır. Şair, içsel dönüşümünün ve yaratımının ilk meyvelerini bu sembolik nesne üzerinden Prenses'e sunar.

 

Rilke, kızı Ruth’un eğitimi ve geleceği konusunda derin bir düşünce içindedir.

 

Rilke, Duino Şatosu'nun gündelik idari sorunlarıyla da ilgilenir.

 

Rilke, Mart ayı ortasında Venedik’e geçer. Lido kıyılarında gerçekleştirdiği deniz havayı banyoları ve yürüyüşlerin kendisine iyi geldiğini, sinirlerini yatıştırdığını belirtir. Venedik’te geçirdiği verimli günlerin ardından Paskalya öncesi Duino’ya geri döner.

 

Rilke, içsel durgunluk dönemlerini aşmak için kendisini Venedik tarihine, coğrafyaya ve 14. yüzyıl komutanı Carlo Zeno üzerine araştırmalara verir.

 

Paskalya dönemine doğru Duino’ya döndüğünde, doğanın uyanışını (çiçek açan leylaklar, kelebekler, havanın yumuşaması) gözlemler.

 

Venedik - Yaz 1912

Mektuplarda Doktor Serafico olarak anılan Rilke'nin İkinci Ağıt'ı yazma ve dost çevresine (Placci, Erich vb.) okuma süreçleri geçer.

 

Rilke, ampirik/işlevsel nesneler (gondol, balalayka) ile büyük sanat eserlerinin "ihtiyaçtan ve anonim bir zorunluluktan" doğması arasındaki paralelliğe değinir.

 

Rilke, Poletti'nin sakince çalışabilmesi için Prenses Marie'den onu geçici olarak Duino Şatosu'nda ağırlamasını rica eder. Ancak Prenses Marie, ailevi durumlar, diğer akrabaların hassasiyetleri ve şatodaki pratik imkânsızlıklar nedeniyle bu talebi kibarca reddetmek zorunda kalır.

 

Rilke, Saksonya'dan aldığı bir mektup üzerinden aile kökenlerine dair ilginç bir ayrıntıyı Marie ile paylaşır. Rilke ailesinin Bohemya'ya göçmeden önce Meissen ve Freiberg bölgesinde madencilik yaptığına, soyun yıkılışıyla birlikte bir atanın yer altına inip madenci olarak yaşamını sürdürdüğüne dair bir halk anlatısından bahseder. Bu karanlık, köklü ve inatçı çıkış yolunu kendi sanatsal mizaç ve iç dünyasına çok yakın bulur.

 

Rilke, Venedik’te (Palazzo Valmarana) bulunduğu sırada derin bir zihinsel ve ruhsal kriz yaşamakta, kendisini zamanı durmuş bir saate benzetmektedir.

 

Mektupların son bölümünde (Ekim 1912) Patlak veren I. Balkan Savaşı'na, "İstanbul camileri" için duyulan endişeye ve Bavyera Veliaht Prensesi Rupprecht'in (Bavyera Prensesi Marie Gabrielle) erken ölümüne dair hüzünlü notlar düşülür.

 

İspanya - Kış 1912 / 1913

Rilke, İspanya sınırına yakın Bayonne şehrinde, yağmurlu bir günde dinlenirken şehrin nehirle, katedralle ve müzedeki eserlerle olan ilişkisini aktarır.

 

Rilke, Toledo’ya ulaştığında şehrin kendisinde bıraktığı derin tesiri dile getirir. Kentin kurak ve sert doğasıyla mimarisinin bütünleşmesini, adeta gökyüzü ile yeryüzünün kesiştiği "meleklerin şehri" gibi bir atmosfere sahip oluşunu anlatır.

Şehirde El Greco’nun izlerini ve katedralin devasa Christopher tasvirini hayranlıkla takip eder. Toledo’nun her köşesinde mistik ve kadim bir varlığın sezildiğini belirtir.

 

Rilke, Toledo’da okuduğu esoterik düşünür Fabre d’Olivet’in eserlerinden hareketle kadim gizemler, dilin kökenleri ve müziğin matematiksel/yasal arka planı üzerine düşüncelerini paylaşır.

 

Rilke, kendisini yıpratan derin bir moral bozukluğu ve fiziksel rahatsızlık içinde olduğunu; dünya ve kendisiyle bağ kurmakta zorlandığını belirtiyor.

 

Cordoba'daki Cami-Katedral deneyiminden sonra yoğun bir Hristiyanlık eleştirisine giriyor. Hristiyanlığın Tanrı'yı sürekli parçalara böldüğünü ("bir pasta gibi kestiğini") düşünürken, Kur'an ve İslam'daki Monoteizm (Tevhid) vurgusunun ("Allah birdir, Allah kutsaldır") kendisine çok daha güçlü ve duru geldiğini ifade ediyor.

 

El Greco'nun San Vicente'deki Yükseliş resminden ve Toledo'daki eserlerinden övgüyle bahsediyor; bunu "cennetin fiziği" olarak tanımlıyor.

 

Prenses Marie, oyuncu Alexander Moissi'nin ağıtları Viyana'da yüksek sesle okumasını teklif ediyor.

Rilke bu teklifi nazikçe reddediyor. Ağıtların henüz tamamlanmadığını, şu an için gözlerden uzak tutulması ve yayımlanmasının ertelenmesi gerektiğini savunuyor. Şiirlerin geniş kitlelere sunulmak yerine, tıpkı değerli bir tablo gibi sadece doğru insanlara zamanı geldiğinde gösterilmesi gerektiğine inanıyor.

 

Rilke'nin İspanya'dan Dönüşü Savaş Başlayana Kadar - 23 Şubat 1913 - Ağustos 1914

Rilke, Toledo ve Ronda (İspanya) seyahati dönüşünde kalbinde ve zihninde başlayan yaratıcı hamlenin tıkandığından, yarım kaldığından şikâyet eder.

 

Fransız yazar Romain Rolland ve Belçikalı şair Emile Verhaeren ile buluşur. Rolland'ın insani derinliğinden ve müziğe olan hakimiyetinden çok etkilenir.

 

Mayıs / İç huzurunu yeniden yakalamak ve sağlığını toparlamak amacıyla Kara Orman’daki Bad Rippoldsau’ya giden Rilke, buradaki kaplıca tedavisinin ve doğanın ilk aşamada beklediği şifayı sunmadığını ifade eder.

 

Rilke, genç şair Franz Werfel’in şiirlerinden son derece etkilendiğini belirtirken, Tolstoy’un yazışmalarını da heyecanla takip ettiğini paylaşır.

 

İki dost, Albert von Schrenck-Notzing'in seanslar ve spiritüalizm hakkındaki tartışmalı kitabını okumuş ve medyumik deneylere karşı mesafeli ama meraklı bir duruş sergilemiştir.

 

Marcel Proust'un Swann'ın Tarafı (Du côté de chez Swann) eserini, Franz Werfel'in şiirlerini ve Heinrich von Kleist'ın metinlerini detaylıca değerlendirirler.

 

Venedik ve Duino buluşmalarının ardından Assisi'ye geçen Rilke, St. Francis'in mirası, modern çağın zenginlik anlayışı ve ruhsal yoksulluk kavramı üzerine derin sorgulamalara girer:

"Geçmişte, en azından benim imkanlarımla ilgili bir şey söylemek gerekirse, içimdeki her atom ağır, donuk bir suskunluktan yapılmıştı - yani dünyada sığınacak hiçbir şey yoktu."

 

Rilke, Paris'teki kabuğuna çekilme döneminde felsefi ve zoolojik/psikolojik metinlere yönelir.

 

Savaşın Başlamasından Rilke Koleksiyonuna - Ağustos 1914 – 1915 Sonu

Rilke, Magda von Hattingberg ("Benvenuta") gibi insanlara yardım etme isteğinin kendisini daha da büyük bir felakete sürüklediğini ve başkalarına yararlı olayım derken kendisini tükettiğini ifade eder.

 

"Her insan yalnızdır ve öyle kalmalı, buna katlanmalı... Ve neden kendilerini kurtarması gereken aptal kazları kurtarmaya çalışmanız gerekiyor - ya da kazları şeytanın almasına izin verin... Şikayet etmenize gerek yok, şarkı söyleyin - çünkü sen bu yüzden dünyaya gönderildin ve kesinlikle kazları kurtarmak için değil." (Prenses Marie)

 

Dönemin getirdiği bunalımlara rağmen mektuplarda felsefe ve mistisizm geniş yer tutar. Prenses Marie, gökbilimci Aretin ile yaptığı yıldız sohbetlerinden bahsederken; Rilke, Alfred Schuler’in eski Roma, ölüm ve mitoloji üzerine verdiği konferanslardan ilham alır.

 

Mektupların en somut merkezinde, İtalya cephesindeki savaş hattında (Monfalcone, Sagrado, Sistiana, Duino) kalan Duino Şatosu’nun kaderi yer alır. Şatoya yönelik bombardıman haberleri, Marie’nin oğulları (özellikle Pascha) tarafından yönetilen kurtarma çalışmaları ve tarihin/hatıraların fiziksel olarak yok olma korkusu baskındır.

 

Nisan 1915

Mistik/Parapsikolojik Arayışlar

Marie'nin Pascha ile yaptığı spritüal/medyumik seanslar

Rilke'ye iletilen mesajda Rilke'nin kaderinin yalnızca "yazmak" olduğu, "yaşamasının tek nedeninin bu olduğu" ve bunu unutmaması gerektiği ihtar edilir.

 

Rilke, savaşın getirdiği yıkımı spektrumun görünmeyen bir rengine ("ultraviyole" veya "ultra kırmızı") benzetir. Geçmişteki "masumiyetin" bir daha asla geri gelmeyeceğini, insanların felaketlerin suç ortağına dönüştüğünü savunur.

Tolstoy ve Cézanne gibi figürlerin bu büyük çöküş öncesinde uyarıcı peygamberler olarak yaşadıklarını söyler.

 

Temmuz / Rilke, Duino’nun kurtulmasına sevinse da genel yıkım karşısındaki karamsarlığını sürdürür. Cenevre’ye gidip Romain Rolland veya Annette Kolb’un uluslararası barışıl/entelektüel girişimlerine katılmayı ya da hasta bakıcılığı öğrenmeyi düşünmektedir.

 

Rilke, Paris’teki dairesinde yer alan 12 yıllık birikiminin, tüm kişisel eşyalarının, kitaplarının ve yüzlerce mektubunun Nisan 1915’te açık artırmayla satıldığını öğrenir. Bu kayıp, onun için sadece maddi bir eksilme değil; geçmişe, belleğe ve varoluşunun somut kanıtlarına vurulmuş ağır bir darbedir.

 

Rilke, 4 Ocak’ta (1916) Turnau'daki askeri birliğe katılması emredilince panik içinde Berlin’e (Hotel Esplanade) gider. Philipp Schey ile görüşerek orduya katılmaktan muaf tutulmak veya Viyana’daki Savaş Arşivi (Kriegsarchiv) gibi sivil/bürokratik bir göreve tayin edilmek için üst düzey yöneticiler (Feldzeugmeister von Schleyer) ve Prens Alexander nezdinde girişimlerde bulunur.

 

Rilke, orduya katılmanın kendisi için sadece fiziksel bir zorluk değil, çocukluğunda Askeri Akademi’de yaşadığı derin psikolojik travmaların (cehennem/kabus deneyimi) geri gelmesi anlamına geldiğini ifade eder. Bu durumun, yıllardır inşa ettiği zihinsel ve sanatsal üretimi tamamen yok edeceğinden korkar.

Marie ve Bartsch, Rilke’nin Almanya’da terhis edilmesinin zor olduğunu, ancak Viyana’daki Savaş Arşivi’nde görevlendirilirse son derece rahat edeceğini belirtirler. Rilke bu teklifi memnuniyetle karşılar ve Viyana'ya gitmeye karar verir.

 

Rilke'nin Viyana'da Askerlik Hizmeti - 1916 Yılının İlk Yarısı

Savaş Arşivi'ndeki bürokratik rutine girmekten büyük bir ruhsal çöküntü ve yorgunluk yaşar. Kendisini sanatsal üretiminden uzaklaşmış ve zihnen tükenmiş hissetmektedir.

Rilke, Viyana'da bulunduğu süre boyunca Oskar Kokoschka, Karin Michaëlis, Hugo von Hofmannsthal, Arnold Schönberg, Loulou Albert-Lazard ve Paul Moll gibi önemli sanatçı, yazar ve müzisyenlerle sık sık bir araya gelir; sergileri, konserleri ve özel toplantıları ziyaret eder.

 

Viyana'daki yoğun şehir ve görev baskısından kaçmak isteyen Rilke, Rodaun'da (Hofmannsthal ailesinin yakınında) bir otele yerleşir. Burada doğayla iç içe olarak ruhsal ve fiziksel yorgunluğunu atmaya çalışır.

Scirocco rüzgarlarının yarattığı ağır havadan ve kronik yorgunluğundan şikayet etse de, kır havasının kendisine iyi gelmesini umarak okumalarına (Chateaubriand) devam eder.

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder