1 Aralık 2025 Pazartesi

Hans Egon Holthusen - Rainer Maria Rilke - Notlar

Hans Egon Holthusen - Rainer Maria Rilke - Notlar

Bowes & Bowes Publishers ltd, 1952

 


Rilke, W. H. Auden’ın ifadesiyle "şeylerin" (die Dinge) kutsadığı ve yalnızlığın koruyucu azizi olan bir figürdür.

 

Parçalanmış ve mekanikleşmiş bir dünyada Rilke, derin ve örtük (ezoterik) dilsel bağlar aracılığıyla insanın özgün varoluşunu yeniden kurabileceğini savunur.

 

Rilke’de imge ile yalın söz arasında bir ayrım yoktur; kelimelerin kendisi tümüyle imgeye dönüşmüştür. Şairin dış dünyaya bakışı antropomorfik (insan-merkezci) değil, kozmomorfiktir (dünyayı içselleştirip hissin nesneyle bütünleştiği bir yaklaşım).

 

Rilke’nin üç farklı dönemi

Erken/Orta Dönem (Sonbahar Günü / Herbsttag): Yalnızlık, evsizlik ve mevsimsel geçişin sade ama derin ritmi.

Orta Dönem (Venicely Geç Sonbahar / Spätherbst in Venedig): Şehrin, sarayların ve deniz askerlerinin dinamik, dramatik ve somut imgelerle tasviri.

Geç Dönem (İsa’nın Cehenneme İnişi / Christi Höllenfahrt & Ağıtlar): Rilke'nin zirve noktası kabul edilen, varoluşun dehşetini ve yüceliğini haykıran, kitle toplumunun yüzeyselliğini ve sahte din anlayışını hicveden kehanet niteliğindeki dili.

 

Rilke de tıpkı T. S. Eliot gibi modern dünyanın "kültürel kısırlığı", "bayağılığı" ve yüzeysel teselli mekanizmalarıyla karşı karşıyadır. Ancak bu eleştiri, salt bir mizah veya gösteriş değil; Hölderlin’in ağıt ritmi ve melankolisinden beslenen, aynı anda hem hiciv hem de dokunaklılık taşıyan kehanetsel bir tondur.

 

Rilke için gerçeklik, hazır bir dinsel veya toplumsal dogma değil; acı manzaralarının, ölülerin, çocukların, aşıkların ve "doğayı takip eden" köpeklerin bulunduğu, sahte eğlencelerin ve "kaderin ucuz kışlık şapkaları"nın ötesindeki o saf hissediş alanıdır.

 

Rilke’de akıl ve zihin, duygunun etrafında kristalleşir. Şair, zihnini ve felsefesini kalbin diyalektiği üzerinden yürütür. Duygu artık anlık bir deneyim değil; soyut, nesnel, evrensel ve sistematik bir bilgi biçimidir (Erkenntnis).

 

Rilke için duygu, zamanı askıya alan ve mekânı yaratan temel unsurdur.

 

Malte Laurids Brigge’nin Notları adlı eserindeki "Savurgan Oğul" efsanesi veya Narcissus figürü üzerinden Rilke, sahip olmaktan ve sevilmekten feragat eden bir aşk diyalektiği kurar. Ne var ki bu diyalektik, karşıtın (ötekinin) yok sayılmasına ve kişisel varlığın askıya alınarak bir tür "narsizm"e dönüşmesine yol açar.

 

Orfeus, şairin tüm mitolojisinin nihai sentezidir; duyan, söyleyen, başkalaştıran ve varlığı övgüyle (Rühmung) kurtaran tanrısal şair simgesidir.

Rilke fiilleri; ortaçlar, mastarlar (Rühmen, Hören, Atmen) ve geçmiş zaman sıfatları aracılığıyla statik isimlere dönüştürür. Amacı, dünyayı durağan, zamansız ve her zaman var olan bir "figür" (Figür) veya embleme dönüştürmektir.

Fiilleri eylemi değil, tamamlanmayı ve durumsal ilişkiselliği (Bezug) ifade etmek için kullanır.

Rilke’nin sözdizimi mantıksal/kronolojik bir akışı değil, uzamsal ve büyüsel bir özdeşleşmeyi hedefler. Cümle yapıları içe doğru gelişir (süsleyici/dekoratif); sıfatlar, ilgi cümlecikleri ve yan yana getirmelerle (asindetik sıralama) adlandırma tekniği oluşturur.

 

Rilke, yitirilen dini inancın yerine "şarkı söyleyen tanrı" Orpheus mitosunu ve sanatçının estetik deneyimini koyar.

 

Duino Ağıtları ve Orpheus'a Soneler tamamlandıktan sonra, büyük kehanet vari coşku yerini küçük, şarkı formundaki dingin şiirlere (Erken Bahar, Eros, Güneşli Yolda) bırakır.

 

Duino Ağıtları’nın Sekizinci Ağıt’ında insan kaderi, dünyaya ve Tanrı’ya sürekli "karşıt/zıt olmak" (Gegensein) olarak tanımlanır.

 

Rilke’nin insan tasviri, Martin Heidegger’in "İnsan Varlığın çobanıdır" mantığıyla kesişir.

 

İnsanın yaşam ve ölüm karşısında diz çökmesi, dünyaya yeni bir boyut/ölçü kazandırır. Dünya, kavramsal kategorilerle değil, bu varoluşsal saygı ve duygu yoğunluğuyla anlam bulur.

 

Gül

Şiirdeki "Lieder" / "Lider" sözcüğü hem şairin kapalı göz kapaklarına (eyelids) hem de geride bıraktığı şarkılarına (songs) işaret eder. Gül, ölmek zorunda olan insanın acı verici sırrı ile sanatın ölümsüz güzelliğini aynı anda taşıyan, uzlaşmış bir "saf çelişki" sembolüdür.

 

…

 

Başlıca Eserler

1905: Saatler Kitabı (Das Stunden-Buch)

1906: Sancaktar Christoph Rilke'nin Aşkı ve Ölümü Üzerine

1907–1908: Yeni Şiirler (Neue Gedichte)

1910: Malte Laurids Brigge'nin Notları

1923: Duino Ağıtları (Duineser Elegien)

1923: Orpheus'a Soneler (Sonette an Orpheus)

1926: Meyve Bahçeleri (Vergers) & Güller (Les Roses)

 

…

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder