Judith
Ryan - Rilke, Modernizm ve Şiir Geleneği -
Notlar
Rilke, Modernism and Poetic Tradition, Cambridge University
Press, 1999
Giriş: Rilke'nin yazı masası
Ellen Key: "Rilke'nin şiirleri yazı masası kokuyor."
Rilke, ilhamla yazan münzevi bir deha olmaktan ziyade;
metinleri, görsel ikonografiyi, felsefeyi, modayı ve dönemin sosyo-kültürel
akımlarını kendi estetik imbiğinden geçirip yeniden harmanlayan modernist bir
zanaatkârdır.
Key, Rilke'nin eserlerinin somut insani acılara ve gerçek
yaşama dayanmadığını iddia etmişti.
Rilke kariyerine Alman Romantiklerini ve dönemin estetik
akımlarını taklit ederek başladı. Paris'e taşınması ve çok dilli okumalarıyla
bu etkileşim daha karmaşık ve örtük bir hal aldı.
Çağdaş teoride "etki" kavramının yerini alan metinlerarasılık
(intertextuality); Rilke’nin sadece diğer şairlerden değil, aynı zamanda müze
ziyaretlerinden, mimariden, modadan, psikanalizden ve okült geleneklerden
beslendiğini gösterir.
Kitabın Yapısı
I. Kendini Şekillendirmek: Şairin profesyonel kimlik
arayışı. Romantik parodilerden Ön-Raphaelci estetiğe, İskandinav romanlarına ve
erken modernist psikolojiye geçiş.
II. Sanat ve Zanaat: Özerk sanat nesnesi kavramı ve
eleştirisi. Fransız/Belçika Sembolizmi, Auguste Rodin'in parçalı heykelleri ve
John Ruskin'in sanat eleştirisi.
III. Yazma Sorunları: Şiirsel ve kişisel kriz dönemi.
Delilik, yaratıcılık, cinsel patoloji teorileri ve estetik modalara umutsuzca
geri dönüş (Malte Laurids Brigge ekseni).
IV. Modernizme Dönüş: Deneysel eğilimler, resim-şiir
ilişkisi ve şiirin ölümün ötesinde kalıcı bir anıt (monument) oluşturma çabası
(Duino Ağıtları ve sonrası).
Kendini Biçimlendirmek
Rilke'nin Elbisesi
Rilke'nin ilk şiirleri, şairin kariyerini ve imajını son
derece bilinçli bir biçimde kurguladığını gösterir. Moda dergilerinden Prag
kitapçılarına kadar pazarın taleplerini takip etmiş, yayıncı Island (Insel) ve
hamiler üzerinden profesyonel bir şair kimliği inşa etmiştir. Erken dönem
şiirleri saflık değil, Alman Romantik geleneğinin pençesinden kurtulma
mücadelesidir.
Rilke'nin çocukluğunda annesi tarafından kız gibi
giydirilmesi ve bebeklerle oynaması, onda ileriki yıllarda geliştireceği
"çift cinsiyetli" (androjin) estetiğin temelini atmıştır. Elbise,
dantel, şal ve akıcı kumaşlar, Malte Laurids Brigge'nin Notları
romanından geç dönem şiirlerine kadar kimlik, gizlenme ve maskeleme motifleri
olarak sürekli tekrarlanır.
Rilke, Berlin ve ardından Paris'e taşınarak kültür merkezine
yaklaşmıştır. Auguste Rodin ve Richard Muther ile kurduğu ilişkiler, onun
"tasarımın masumiyeti"nden uzaklaşıp profesyonelleşmesini
sağlamıştır. Stephen Greenblatt'ın "kendini biçimlendirme"
(self-fashioning) kuramına uygun olarak Rilke, dışarıdaki "yabancı"
ve "otorite" ile kurduğu çelişkili ilişki üzerinden kendi marjinal
ama baskın estetik kimliğini kurmuştur.
Eski Prag
Rilke'nin ikinci şiir cildi olan Larenopfer, Münih'e
taşınmadan önce doğduğu kent olan Prag'a ve onun "ev tanrılarına"
sunulmuş sözlü bir veda kartpostalı gibidir. Şiirler Hradčany, Aziz Wenceslas
Şapeli, Barok mimari, tarihi şahsiyetler ile Almanca ve Çekçe kültürünün
karmaşık yapısını sergiler.
Rilke, Joseph von Eichendorff'un "Danzig'de"
şiirini "Küçük Mahallede" başlığıyla yeniden yazar. Ancak
Eichendorff'taki derin, organik anlam dünyasının aksine Rilke'nin Prag'ı
yüzeysel, okunamayan işaretlerle dolu ve izleyicinin sahneye tam giremediği bir
marjinallik krizini yansıtır. Heine'nin Lorelei motifini de Çek halk şarkısı
söyleyen bir tarlakuşuna uyarlar.
Kajetan Tyl, Jaroslav Vrchlický ve Julius Zeyer gibi Çek
şairlerine yazdığı şiirlerde Rilke, Çek vatanseverliğini takdir ederken
kendisinin edebi haz ve estetik denge alanında kaldığını vurgular.
Gençlik Kültü
Berlin'e taşındıktan sonra yazılan bu ciltte Jugendstil (Art
Nouveau) sanatının akıcı çizgileri, arabesk biçimleri ve çiçek dekorasyonları
Rilke'nin dilini şekillendirir.
Fransız Sembolizminden devralınan "iç bahçe"
motifi Rilke'de yeniden işlenir. Stefan George'un Algabal kitabındaki
taşlaşmış, kristalleşmiş ve cansız yeraltı bahçesine karşılık, Rilke'nin
bahçesi rüzgarlarla, esnek sarmaşıklarla ve sürekli bir hareketle doludur.
Rilke, George'un sert ve "erkeksi" estetik
kontrolünün yerine pasif, alıcı, uyuşuk ve "kadınsı" bir estetik
koyar.
Rus Simgeleri
Lou Andreas-Salomé ile yaşadığı ilişki ve 1899–1900 Rusya
gezileri Rilke'nin ruhsal arayışını derinleştirir. Lou'nun teşvikiyle Tanrı
kavramını insan bilincinin ve sanatının bir projeksiyonu olarak görmeye başlar.
Saatler Kitabı (Das Stunden-Buch)
1899–1903 arasında yazılan bu üç ciltlik eserde, Tanrı'yı
yaratan bir keşiş figürü üzerinden sapkın bir "anti-mistisizm"
geliştirilir. Tanrı, yaratıcı güçten ziyade sanat nesnesinin kendisine
dönüştürülür.
Rilke "Sanat Üzerine" makalesinde Tolstoy'un
sanatı toplumsal ahlak ve kitleler için araçsallaştıran görüşüne karşı çıkar.
Sanatın özerkliğini (kendi kendine yeterliliğini) ve sanatçının zamanıyla
uyumsuz trajik yalnızlığını savunur.
1899'da yazılan Aşkın ve Ölümün Yolu, Kornet Christoph
Rilke, 1664'te Avusturya hizmetinde Türklere karşı savaşırken 18 yaşında ölen
genç bir sancaktarın hikayesini anlatır. Insel-Bücherei serisinin ilk kitabı
olarak muazzam bir satış başarısı yakalamıştır.
Şiir, Ön-Raffaelocu (Pre-Raphaelite) resimlerin ortaçağ
atmosferini ve Walter Pater'ın "estetik tarihselcilik" anlayışını
yansıtır. Cinsellik ile savaş/ölüm (geceki aşk ve yanan kale) arasındaki ilişki
Freudcu dürtüleri ve Hofmannsthal'ın şiddet-erotizm kurgularını anıştırır.
Metnin geleneksel sözdizimini parçalaması, eksiltili
anlatımı ve ritmik vuruşları, dönemin eleştirmenlerince Arnold Schönberg ve Max
Reger'in atonal müzik devrimiyle paralel görülmüştür.
İskandinav Çocuklukları
Rilke, Jens Peter Jacobsen (Niels Lyhne), Herman Bang, Ellen
Key (Çocuğun Yüzyılı) ve Franziska Reventlow (Ellen Olestjerne) gibi İskandinav
yazarların eserlerinden çocukluk anılarını ve anlatı tekniklerini "ödünç
almıştır".
Malte romanında Paris'in yoksulluk ve sefaleti ile
kurgusal soylu çocukluk anıları iç içe geçer. Rilke, anıların bilinçaltından su
yüzüne çıkmasını deniz dibinden batıkların çıkmasına benzeterek Freudcu
bastırma (Verdrängung) kuramına paralel bir psikoloji geliştirir.
"Görmeyi öğrenmek", geleneksel estetizmin ötesine
geçerek çirkinliği ve acıyı kabul etme sürecidir. Romanın sonunda İncil'deki
Müsrif Evlat hikayesi "sevilmek istemeyen kişi" olarak radikal
biçimde yeniden yorumlanır.
Sanat ve El Sanatları
1907–1908'de yayımlanan Yeni Şiirler, Auguste
Rodin'in heykellerindeki "canlı yüzeyler" ve Paul Cézanne'ın renk
etkileşimlerinden ilham alan titiz bir zanaatkarlık ürünülüdür. Nesneler
duygusallıktan arındırılarak üç boyutlu mekânsal varlıklar olarak şiire
aktarılır.
Hayali Resimler
Rilke sadece var olan tabloları değil, okuyucunun zihin
gözüne hitap eden "hayali resimler" (imaginary pictures) türünde
şiirler yazar.
İncil'deki anlatı dönüştürülerek genç Davut ile yaşlı Kral
Saul arasındaki gerilim, erotik arzular, yaşlanma ve yaratıcı gücün zorluğu
üzerinden kurgulanır. Bu durum Rilke ile ustası Rodin arasındaki çalkantılı
ilişkiyi de yansıtır.
Sembolist Maviler
Mavi Ortanca (Blaue Hortensie)
Robert de Montesquiou'nun Mavi Ortancalar kitabına ve
1890'ların Paris'indeki mavi takıntısına yanıt niteliğindedir. Solmuş yazı
kağıdı ve çocuk önlüğü gibi benzetmelerle başlayıp son dizede nesnenin
kendisini eriterek sadece soyut mavi ve yeşil renklerin etkileşimine ulaşır.
Belçika'nın Canlanışı
1906 Belçika seyahatinden ilham alan şiir, Georges
Rodenbach'ın Carillonör romanını, Dante Gabriel Rossetti'yi ve ressam Joachim
Patenier'i çağrıştırır. Kule merdivenlerinden tırmanış bir yeraltı nehrinden,
Dedalus'un labirentinden (veya boğa аrеnasındaki tünelden) parlak ışığa ve
özgürlüğe çıkış şeklinde simgelenir.
Anlamlı Parça
Flamingolar (Die Flamingolar): Baudelaire'in Lesbos
şiirindeki Phryne motifine yanıt olan bu sone, hayvanat bahçesindeki
flamingoları ele alır. Aşırı estetik özerkliğin nesneyi gerçeklikten kopararak
"aurasını" kaybettirdiğini ima eder.
Apollon'un Arkaik Gövdesi (Archaischer Torso Apollos):
İkinci cildin açılış sonesidir. Başı ve cinsel organları eksik olan gövde,
parçalanmışlığına rağmen içeriden parıldayan bir ışık yayar. Rilke bu ışıltıyı
sapkın bir biçimde modern bir gaz lambasına benzetir.
Heykel, izleyen öznenin kontrolünü elinden alarak bakışı ona
geri yöneltir.
"Çünkü hiçbir nokta yok / bu seni görmüyor. Hayatını
değiştirmelisin."
Kabuklu Stil
John Ruskin ve "Kabuklu Stil"
John Ruskin'in Venedik'in Taşları kitabındaki "kabuklu
stil" (encrusted style) kavramından yola çıkan Rilke, San Marco
Katedrali'ni başka yerlerden yağmalanmış parçaların (mozaikler, sütunlar, bronz
atlar) bir araya getirildiği mozaik bir yapı olarak tasvir eder.
Şiirdeki Gotik, Romantik ve Klasik unsurların gerilimi,
Rilke'nin Malte romanındaki parçalı ve tutarsız anlatı yapısının mimari bir
modelini sunar.
Yazma Sorunu
Malte romanının tamamlanmasının ardından Rilke derin
bir depresyona girmiş, zanaatkarlık yeteğinin kuruduğunu hissederek ilham
arayışına geçmiştir. Hölderlin, Klopstock ve Goethe gibi Alman edebi kanonuna
sığınmıştır.
Cinsel Patoloji
Judith'in Dönüşü (Judiths Rückkehr) / Nijinsky
1911 tarihli düzyazı şiir, Rus dansçı Nijinsky için
düşünülen bir bale taslağından türemiştir. İncil'deki Judith, Charcot ve
Freud'un histeri teorileri ile Lou Andreas-Salomé'nin Erotizm çalışması
ışığında cinselleştirilmiş ve "histerik" bir kadın olarak yeniden
kurgulanır. Judith'in cinayet sonrası eylemi Rilke'nin "geçişsiz aşk"
(karşılıksız aşkın yaratıcı enerjiye dönüşmesi) teorisine bağlanır.
"Sevilmek yanmaktır. Sevmek tükenmez yağla
parlamaktır... Sevilmek geçici olmaktır, sevmek kalıcıdır."
Zayıf Güç
912 başında Duino Kalesi'ndeki dik kayalıklarda esen
şiddetli rüzgar esnasında doğan Duino Ağıtları, Rilke'nin yaratıcı krizini aşma
çabasıdır. Buradaki Melek, geleneksel veya Hristiyan bir figür değil; soyut,
dehşet verici, insan ölçeğini aşan ve kendini yansıtan bir estetik simgedir.
İnsan varoluşunun uçuculuğu ve eriyip gitmesi karşısında
Attika mezar taşlarındaki narin ve baskısız jestler kalıcılığın ve estetik
dengenin simgesi olarak sunulur.
Ödünç Alınan Sesler
İnciler Yuvarlanıyor (Perlen entrollen) ve Başlangıçtan
Kayıp (Du im Voraus verlorne Geliebte): Bu parçalı şiirlerde Klopstock,
Höltke, Goethe, Hölderlin, Mallarmé ve Keats'in sesleri yankılanır. Orpheus ve
Eurydice miti içselleştirilip tersine çevrilerek şiirsel özgünlük ve gelenek
baskısı sorgulanır.
Savaş ve Yas
Ariel Ruhu (Der Geist Ariel)
Shakespeare'in Fırtına oyununa dayanan bu dramatik monologda
Prospero'nun Ariel'i serbest bırakması ve büyüden vazgeçmesi, Rilke'nin
şair-büyücü (sihirbaz) kavramının sonunu ve kendi zayıf insani gücüyle baş başa
kalışını temsil eder.
Savaş Şiirleri: Beş Kanto ve Uzaydaki Ruh
I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle yazılan Beş Kanto
(Fünf Gesänge) savaşı kutsamaz; aksine felaketi ve acıyı hatırlatır. 1917
tarihli Uzaydaki Ruh (Seele im Raum) ise bedenden henüz ayrılmış bir ruhun yeni
boyuttaki çaresizliğini Hölderlin diliyle dile getirir.
Modernist Dönüş
Wilhelm Worringer (Soyutlama ve Empati), Paul Klee ve
Emerson'ın etkisiyle Rilke, nesnenin ortadan kaybolduğu soyut yapılara yönelir.
Müzik, "heykellerin nefesi", "resimlerin sessizliği" ve
"duyulabilir manzara" olarak adlandırılır.
Müzik: Heykellerin Nefesi.
Orpheus'a Soneler (Sonette an Orpheus - 1922)
Paul Valéry'nin metinlerinden ilhamla Şubat 1922'de bir
mucize gibi doğan 55 sone, sesin mekâna ve tapınağa dönüşmesini, sürekli
değişimi ve dönüşümü (Wandlung) kutlar.
Onuncu ve Beşinci Ağıtlar
Onuncu Ağıt, Mısır gezisi anılarını, ölüler diyarının
hiyeroglif manzarasını ve Mallarmé'ci kitap imgesini içerir. Beşinci Ağıt ise
Picasso'nun Akrobatlar Ailesi tablosundaki durağanlığı zamansal ve dinamik bir
sözel harekete dönüştürür.
Narcissus'un Yükü
Aynalar zamanın ve sanal uzayın aralıkları olarak kavranır
(Narkissos ve Ekho). 1924 tarihli Mozole (Mausoleum) şiiri, Kral Mausolos,
Artemisia ve Şairin kalbi üzerinden hermetik modernizmin ve parçalanmış yapının
zirvesini sunar. Rilke'nin ünlü Mezar Kitabesi (Epitaph) ise bu hermetik ve saf
şiir arayışının son noktasıdır:
"Rose, ah saf çelişki, arzu / Bu kadar şeyin arasında
kimsenin uykusu olmamak / Lider (göz kapakları)."
Sonuç: Onarıcı Modernizm
Rilke'nin modernizmi avangard yıkım değil; geleneksel
unsurları, mitleri ve kayıpları yeni bir katalitik potada birleştiren
"onarıcı ve mersiye niteliğinde" (restorative & elegiac)
benzersiz bir modernizmdir.
…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder